dönüp bakın, kendimizle barışabilmek için, kendimizle savaşıp duruyoruz. bize en büyük düşman yine biziz. yüreğimiz savaş meydanı. güçlü bir rakip ile karşı karşıyayız. kimse müdahil olamıyor, çünkü kimsenin bilmediği yer ve mekan ile sınırlı bu iç savaş. kazananın kim olacağı meçhul. hisli bir yürek ağır basan tarafımız, kazanmaya meyilli oluşu her halinden belli...

kazanan da kaybeden de biziz bu savaşın içindeki barışta, ne tuhaf!
devamını gör...
otto rank'tı galiba. kişilik üzerine teorisinde normal, topluma uyumlu, ama tam kendisi olamamış insanlardan(pataloji) ve kendini oluşturmaya çalışan insanlardan bahseder. bu ikinci tür insanlar ya bir nevi çıldıracaktır(pataloji) ya da kendi olma sürecini başarıyla tamamlayıp toplum ve kendisi arasındaki dengeyi kurarak sağlıklı bir birey haline gelerek kendi ve toplum için üretken hale gelecektir. benlik savaşı, nefsle mücadele, kendini aşmak v. s ne dersek artık adına. "kendi olmak" konusunda da bazı hazır kalıplar vardır ki kendi olmuş sanılırken kendine yabancılaşmışlık gibi hazin bir son oluşabilir. ama olmak tabiri tam manasıyla insana göre değil gibi. insan bir varolan değil bir varoluş sürecindeki varlıktır. ismet özel deyimiyle henüz tamamlanmamış bir taslak, çünkü ötesi berisi de var. oldum dediğin anda olmamışlığa adım atmışsındır bir nevi. illa özsaygı, özbeğeni ile motivasyon şart, ama olmayan tarafla iştigal ölüme kadar yazgıdır.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar