kendine acımak

diğer bir deyişle selfpity. olur hepimize. böyle sanki ruhumuz yükselir yükselir yükselir yukarıdan bakar kendine. yazık lan der, şu haline bak bu dünya üzerindeki en yazık insan sensin zavallının tekisin.. devamında hiç susmak bilmeyen bir acıma manifestosu. kişi bizzat kendi o iç sesi susturmak zorunda yoksa devamında o iç ses kişiyi ele geçirip söylediği şeylerin gerçek olduğu sanrısına neden olup, selfpity durumunun kronikleşmesine sebep olabilir.
devamını gör...
insanın gerçeklerle yüzleşmesi sonucu gerçekleşen eylem ya da yâdkerd gibi dostunuz olsun kafi yaptığınız tanım numarasıyla size bir fon müziği gönderiyor ki cidden ezan okunmasaydı bir sigara yakardım diyesiniz geliyor.
devamını gör...
hayat karşısındaki en büyük handikaplarımdan biri. bu dünya bana düşlediğimden fazlasını dahi verse ben ertesi gün kendime acıyacak bir neden bulurum. yalnız dipleri arşınlamıyorum elbette, bulutlarla da münasebetim oluyor. ama bana bir çift kanat veren her durum süzülmekle değil çakılmakla son buluyor. kötü bir şey bu. kendine acımakla büyüyen bir şey. neyse gidip biraz üzüleyim.
devamını gör...
yüz kızartıcı bir suç işlediğinde acır insan kendine. ya da çok çıkmaza girilirse elden bir şey gelmiyorsa depresyona falan girmişse, sağlığı bozulmuşsa, kendini çaresiz hissediyorsa bu gibi durumlarda görülen bir histir. psikolojide her şey var ancak normal bir insan kolay kolay kendine yapmaz bunu. sağlıklı bir insan niye acısın ki kendine?
devamını gör...
gerçeklerden kaçmak, bir hayal dünyasında yaşamak yerine hayat düzeninin ne kadar acınası halde olduğunu kabullenmiş bir insan için kendine acımak pekte sıradışı değil. kendine acıyan kişinin, karakterinde, yaşamında beğenmediği unsurlar vardır; değiştiremiyordur, vazgeçemiyordur; duyduğu memmnuyetsizlik ile kendine acır.

peki ya kendine acımak sonunda ışık olmayan tünelde yol almak mı? yoksa o tünelde inzivaya çekilmek mi? kişi eğer acınası halinin vahimlinin üzerine elinden geleni yapıyorsa; tünelin sonunda ışık vardır. eğer ki, acınası halinin içersinde ruhunu, zihnini çaresizliğin, karamsarlığın pençesine bıraktıysa tünel kendisine mezar dahi olabilir.

ama nasıl mevsimler değişiyorsa, çiçekler solup, bahar aylarında yeniden çiçek açıyorlarsa, insanlarda aynı mevsimler gibi, çiçekler gibi değişken dönemlere sahiptir. önemli olan burada insanın kendisine değer vermesi. kendisinin değerli olduğunu unutmaması.
devamını gör...
ilk kez askerliğin ilk gününde hissettim. tanımadığım onca insan, tanımadığım bir ortam ve tamamen çaresiz bir ruh hali. kafada onca soru da cabası; biter mi, bitecek mi, acaba nelerle karşılaşacağım, acaba bizimkiler hâlâ ağlıyor mudur ve daha onca soru.

hayatımda hiç öyle bir hale bürünmemiştim. başıboş dolaşan bir köpek vardı kışlada, ilk defa bir hayvana özendim. keşke dedim şunun yerinde olsaydım. hatta öyle ki, hayatta en nefret ettiğim ama çevremde her zaman gördüğüm insanı o an görsem, boynuna sarılırdım sanırım. şimdi ise askerlik biteli olmuş 6 sene bakıyorum da. vay ki ne vay.
devamını gör...
fark edildiği an utancı da beraberinde getirir... kendine acımak acizlik gibi gelir, sarılacak bir utanmak duygusu kalır bundan kurtulmak için... kendine acımak ve kendinden utanmak... ne acımasız bir kurtulan kurtaran ikiliisi...
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar