kendini kabul etmek

osho'nun aşŸağŸıda söyledikleriyle daha net anlaşŸılacak olandır.
sadece osho mu söylemişŸ oysa? oh nayn!.. her zaman, devirde söylenmişŸ bir içsel sestir.

--- alıntı ---
Kendini kabul ettiğŸin anda açılırsın, incinebilir olursun, alabilir duruma gelirsin. Kendini kabul ettiğŸin anda, geleceğŸe ihtiyacın kalmaz; çünkü herhangi bir şŸeyi gelişŸtirmeye ihtiyaç yoktur. O zaman her şŸey iyidir, her şŸey olduğŸu gibi iyidir. işŸte o deneyimin içinde, hayat yeni bir renk alır; yeni bir müzik yükselir.

EğŸer kendini kabul edersen, bu her şŸeyi kabul etmenin başŸlangıcı olur. Kendini reddedi- yorsan, aslında evreni reddediyorsun demektir; kendini reddediyorsan, varoluşŸu reddedi- yorsun demektir. Kendini kabul ediyorsan, o zaman varoluşŸu da kabul ettin; o zaman tadını çıkarmaktan, kutlamaktan başŸka yapacak bir şŸey yok. şžikâyet yok artık, içerleme yok; şŸükran duyuyorsun. O zaman yaşŸam iyi, ölüm de iyi; neşŸe iyi, keder de iyi; sevgilinle olmak iyi, yalnız olmak da iyi. O zaman ne olursa olsun, iyi, çünkü hepsi bütünün içinden çıkıyor.

Ama yüzyıllardır kendini kabul etmemeye koşŸullandın. Dünyanın bütün kültürleri insan zihnini zehirledi, çünkü hepsi tek bir şŸeye dayanıyordu: Kendini gelişŸtir. Hepsi senin içinde bir endişŸe yaratır; endişŸe, olduğŸun şŸeyle olman gereken şŸey arasındaki gergin durumdur. Hayatta bir gereklilik olduğŸu sürece, insan endişŸeli kalmaya mahkûm. GerçekleşŸtirilmesi gereken bir ideal varsa, nasıl rahat olabilirsin? Nasıl evinde hissedebilirsin kendini? Bir şŸeyi tam olarak yaşŸamak mümkün değŸil; çünkü zihin sürekli geleceğŸin peşŸinde. Ve o gelecek hiç gelmiyor; gelemez. Arzunun doğŸası gereğŸi, bu mümkün değŸil. GeldiğŸi zaman, yeni şŸeyler hayal etmeye başŸlayacaksın, başŸka şŸeyler arzulamaya başŸlayacaksın. Her zaman daha iyi bir durum hayal edebilirsin. Her zaman endişŸeli, gergin kalabilirsin; insanlar yüzyıllardır böyle yaşŸadı.

Sadece çok ender olarak, çok nadiren, bir insan bu tuzaktan kurtulur. O insana bir Buddha, bir isa denir. UyanmışŸ insan, toplumun tuzağŸından kayıp çıkabilmişŸ, bunun bir saçmalık olduğŸunu görebilmişŸ olan insandır. Kendini gelişŸtiremezsin. Ve gelişŸmenin olmadığŸını söylüyor değŸilim, unutma; ama sen kendini gelişŸtiremezsin. Kendini gelişŸtirmeyi bıraktığŸın zaman, hayat seni gelişŸtirir. O rahatlıkta, o kabullenmede, hayat seni okşŸamaya başŸlar, hayat senin içinden akmaya başŸlar. Ve içerlemediğŸin, şŸikâyet etmediğŸin zaman, büyürsün, çiçeklenirsin.

O yüzden, şŸunu söylemek istiyorum: Kendini olduğŸun gibi kabul et. Ve bu dünyadaki en zor şŸeydir, çünkü eğŸitimine, kültürüne ters düşŸüyor. En başŸından beri nasıl olman gerektiğŸi söylendi sana. Kimse sana olduğŸun gibi iyi olduğŸunu söylemedi; hepsi zihnine programlar yerleşŸtirdi. Ailen, din adamları, politikacılar, öğŸretmenler tarafından programlandın; tek şŸey için programlandın: Kendini gelişŸtirmeye devam et. Nerede olursan ol, başŸka bir şŸey için koşŸ. Hiç dinlenme. Ölene kadar çalışŸ.

Benim öğŸrettiğŸim şŸey basit: Hayatı erteleme. Yarını bekleme, asla gelmez. Bugün yaşŸa!
--- alıntı ---

devamını gör...
osho'nun aşağıda söyledikleriyle daha net anlaşılacak olandır.
sadece osho mu söylemiş oysa? oh nayn!.. her zaman, devirde söylenmiş bir içsel sestir.

--- alıntı ---
Kendini kabul ettiğin anda açılırsın, incinebilir olursun, alabilir duruma gelirsin. Kendini kabul ettiğin anda, geleceğe ihtiyacın kalmaz; çünkü herhangi bir şeyi geliştirmeye ihtiyaç yoktur. O zaman her şey iyidir, her şey olduğu gibi iyidir. İşte o deneyimin içinde, hayat yeni bir renk alır; yeni bir müzik yükselir.

Eğer kendini kabul edersen, bu her şeyi kabul etmenin başlangıcı olur. Kendini reddedi- yorsan, aslında evreni reddediyorsun demektir; kendini reddediyorsan, varoluşu reddedi- yorsun demektir. Kendini kabul ediyorsan, o zaman varoluşu da kabul ettin; o zaman tadını çıkarmaktan, kutlamaktan başka yapacak bir şey yok. Şikâyet yok artık, içerleme yok; şükran duyuyorsun. O zaman yaşam iyi, ölüm de iyi; neşe iyi, keder de iyi; sevgilinle olmak iyi, yalnız olmak da iyi. O zaman ne olursa olsun, iyi, çünkü hepsi bütünün içinden çıkıyor.

Ama yüzyıllardır kendini kabul etmemeye koşullandın. Dünyanın bütün kültürleri insan zihnini zehirledi, çünkü hepsi tek bir şeye dayanıyordu: Kendini geliştir. Hepsi senin içinde bir endişe yaratır; endişe, olduğun şeyle olman gereken şey arasındaki gergin durumdur. Hayatta bir gereklilik olduğu sürece, insan endişeli kalmaya mahkûm. Gerçekleştirilmesi gereken bir ideal varsa, nasıl rahat olabilirsin? Nasıl evinde hissedebilirsin kendini? Bir şeyi tam olarak yaşamak mümkün değil; çünkü zihin sürekli geleceğin peşinde. Ve o gelecek hiç gelmiyor; gelemez. Arzunun doğası gereği, bu mümkün değil. Geldiği zaman, yeni şeyler hayal etmeye başlayacaksın, başka şeyler arzulamaya başlayacaksın. Her zaman daha iyi bir durum hayal edebilirsin. Her zaman endişeli, gergin kalabilirsin; insanlar yüzyıllardır böyle yaşadı.

Sadece çok ender olarak, çok nadiren, bir insan bu tuzaktan kurtulur. O insana bir Buddha, bir İsa denir. Uyanmış insan, toplumun tuzağından kayıp çıkabilmiş, bunun bir saçmalık olduğunu görebilmiş olan insandır. Kendini geliştiremezsin. Ve gelişmenin olmadığını söylüyor değilim, unutma; ama sen kendini geliştiremezsin. Kendini geliştirmeyi bıraktığın zaman, hayat seni geliştirir. O rahatlıkta, o kabullenmede, hayat seni okşamaya başlar, hayat senin içinden akmaya başlar. Ve içerlemediğin, şikâyet etmediğin zaman, büyürsün, çiçeklenirsin.

O yüzden, şunu söylemek istiyorum: Kendini olduğun gibi kabul et. Ve bu dünyadaki en zor şeydir, çünkü eğitimine, kültürüne ters düşüyor. En başından beri nasıl olman gerektiği söylendi sana. Kimse sana olduğun gibi iyi olduğunu söylemedi; hepsi zihnine programlar yerleştirdi. Ailen, din adamları, politikacılar, öğretmenler tarafından programlandın; tek şey için programlandın: Kendini geliştirmeye devam et. Nerede olursan ol, başka bir şey için koş. Hiç dinlenme. Ölene kadar çalış.

Benim öğrettiğim şey basit: Hayatı erteleme. Yarını bekleme, asla gelmez. Bugün yaşa!
--- alıntı ---

devamını gör...
ağlaya zırlaya da olsa; kafa göz yararak da olsa hayatın en sonunda öğrettiğidir... sen önceden öğren. içinden ne, ne yapmak, kim olmak geliyor ve geçiyor? sen ne istiyorsun? emince söyle... Allah verir. sadece ondan isteyene. yani sen sadece kendinden isteyeceksin. düşünce eyleyecek, hayal kuracak kendine ait bir dünya oluşturacaksın... bunlar sende var, Allah'tan gelen... hadi yap!.. hemen yap!
devamını gör...
kendini kabul etmek istemediğinde, ve değiştirmek için yapabilecek hiç bir şeyin kalmadığında, çözüm olarak hemen kapıda belirir... ölüm... inanç olmasaydı eğer, bu hayata tutunmak ne zor olurdu. inançsız olup da güle oynaya yaşayabilenlere şaşıyorum. halbuki en kolayı, tüm o çaresizliğin, boşluğun, kederin, üzüntünün, daha kötü bir insan olma korkusunun biteceği tek yer... *
devamını gör...
hayatta bir sıfır öne geçersin. insan neyi yapıp neyi yapamayacağını bilir kabul eder ve ona göre yolunu çizerse her şey onun için daha kolay olur.
devamını gör...
ilginç bir nüansı olan durum. kendini kabul etmekten kastın ne olduğu anlaşılmayınca garip garip durumlar ortaya çıkıyor. şimdi insan hatalarını görüp de "ben hatalarımla varım, kendimi kabul ediyorum" deyip hata yapmaya devam ederse iyi mi yapmış olur? veya hatalarını görüp de kendini öyle kabul etmeyip düzeltmeye çalışması mıdır iyi olan? işin içinden çıkmak zor.
devamını gör...
vicdanından, etrafından gizlemeye çalıştığın gerçek benliğin kim ve ne olduğunu kabul etmektir. kibirden, riyadan sıyrılmaktır bu hal bir nevi.

kendini kabul etmiş bir nefis artık terbiye edilmeye, bilinçlenmeye açıktır ve uygundur. kendindeki gerçeği inkâr eden kişiye kimse laf anlatamaz. evet.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar