kendini sevmek

evet sözlük, garip ve bir o kadar mühim bir mesele kendini sevmek. zira kendini sevmeyen başka birini sevdiğinde kendisini sürekli ama sürekli alçaltır, alçak görür. bunu fark etmese de yapar. hele başkası tarafından sevilmeyi yadırgar. kendi içinden ''ulan ben sevmiyorum kendimi, buna ne oluyor?'' der. yine kendisini sevdiğini iddia edenlerin ekserisi kanaatimce kendilerini bulamamışlardır. kendi olarak gördükleri nefisleridir ve farkında olmadan ona perestiş etmek suretiyle kendilerini sevdikleri zannına kapılırlar. insan önce kendini aramalı, ''aramakla bulunmaz ama bulanlar da arayanlardır''hakikatini es geçmeden. daha sonra kendisini bulmalı, ki burası biraz da nasip. sonra kendisini tanımalı. daha sonra ise sevmeli. yani aşamalar sancılı biraz, öyle ha deyince olmuyor. bu dediklerim size uzak gelebilir lakin şahsi müşahedelerim bu şekilde. katılmamanızı yadırgamam.
devamını gör...
başlığı kesin ben açmışımdır dedim içimden, yanılmadım. o sancılı süreç, son zamanlarda yaşadığım olaylardan dolayı olsa gerek... daha da kötü bir hal aldı. yerini korkunç bir vehme bıraktı. bu vehim de kalbime nefret tohumları serpti. e kalpte de ikisi beraber barınamayacağına göre... velhasıl, çok dua etmek lazım.
devamını gör...
kişisel gelişimci yazar gonca kubatın yazısında değindiği mühim konu...

--- alıntı ---

“mutlu ilişkilerin sırrı” konulu yazımda ilk sır kendini sevmek diye yaptığım
paylaşımdan sonra “kendimi sevmiyorum, kendimi nasıl sevebilirim?” gibi sorular
aldım. bu nedenle kendimizi sevmek üzerine yazmaya karar verdim.

öncelikle kendimizi neden sevemiyoruz, buna bakalım. kendimizi sevmeme
nedenlerine bakmak için taaa anne rahmine düştüğümüz an’a kadar gitmek
gerekiyor.

istenerek mi dünyaya getirildik? istenmeden dünyaya gelen çocukların
büyüdüklerinde intihara daha meyilli oldukları görülüyor. anne zor bir
hamilelik geçirdiyse çocuk bunu rahimdeyken hissedip, kendini bu zorluklardan
sorumlu tutabiliyor. annenin hamileliği boyunca hissettiği duygulara bağlı
olarak salgıladığı hormonlar bebeğe de sirayet eder. ailedeki korkular,
kaygılar, öfke dna yoluyla çocuğa geçmektedir. ebeveynler çocuğuna yeteri
kadar sevgi hissettirmemişse çocuk sevgi açlığı çektiğinden içine kapanık ya
da saldırgan davranışlar sergileyebiliyor.

cinsiyetimizle kabul edildik mi? erkek olması istenirken kız olan çocuklar
hayatı boyunca bu etkileri yaşayabiliyor. ya kadınlığıyla barışık olmuyor, ya
da farklı ilişkilerle kendini tatmin etme yoluna gidebiliyor. tabi tam tersi
de mümkün.

her aile çocuğunu sevdiğini söyler, peki çocuk olarak bunu biz ne kadar
hissedebildik? sürekli eleştirilerek, başkalarıyla kıyaslanan çocukluk
geçirdiğini söyleyenlerin sayısı hiç de azımsanamayacak kadar fazla.
kıyaslamalar, yoğun eleştiriler kişiye yeterince iyi olmadığını düşündürür.
biz ilk sevgiyi ebeveynlerimizden görürüz. en yakınlarımız bizi nasıl severse
o şekilde sevilmeye layık olacağımızı zannederiz. aileler farkında olmadan
mükemmel çocuklar yetiştirmek adına koşullu sevgi algısı oluşturabilmekte.
eğer başarılı olursan, şunları yaparsan seni daha çok severiz düşüncesiyle
yetişen çocuklar büyüdüklerinde sevgi almak için birtakım şeyler yapmaları
gerektiğini düşünürler.

sadece aileler değil içinde bulunulan çevre, okulda öğretmenimizin
davranışları, arkadaşlarımızla olan ilişkilerimiz de bilinçaltında kendimizle
ilgili duygularımızı etkiler.

uğranılan duygusal ve cinsel tacizler, suçluluk, utanç duyguları, korkular,
eleştiri ve kıyaslamalar başkalarını memnun ederek sevileceği inancı kendini
sevme yolunda handikaplardır.

çevremiz bilerek yada bilmeyerek bize sevgiyi hissettirmemişse çaresi ne peki?

bunun için önce geçmişimizle barışmamız gerekiyor. tabi ki, bu bir anda
olamayabiliyor. çocukluğunda çok itilip, kakılmış, kalabalık ailelerde, yokluk
içinde yetişmiş birinin kendini sevmesi bazıları için kolay olurken bazıları bu
travmaların üstesinden tek başına gelemeyebiliyor. en ağır iz bırakan
travmaların şiddet olduğunu görüyorum. küçük yaşlarda aile içinde yada direk
çocuğa uygulanan şiddet derin izler bırakmakta.kendini sevmeye ilk adım yaraları
iyileştirmekle başlıyor. çünkü o yaralar kapanmadıkça, en ufak bir çarpmada
yeniden kanıyor. ailesinden yeteri kadar sevgi alamamış olan çocuklar
büyüdüklerinde ihtiyaç duydukları sevgiyi karşı cinste aramaya başlıyor. ve eğer
orada da bulamadıysa içindeki yara çok derinlerden kanamaya devam ediyor.

o nedenle biz dışarıdan yaramızı saracak birini aramadan önce kendimiz içten
iyileştirmeye başlayalım ki daha fazla acı çekmeyelim.

kendini sevmek için;
önce kendini olduğun gibi kabul et. geçmişte hatalar yapmış, pişmanlıklar
duymuş olabilirsin. hatalar öğrenip, ders alınması içindir, şimdiyi ve
geleceği zehir etmek için değil. bunun için önce kendini affederek içindeki
çocukla barışman önemli.

başkalarının yaptığı onların sorunudur, ne hissettiğin ise senin
sorumluluğundadır. öfke ve kızgınlık duygularının en büyük kendi zararının
kendinize olduğunun farkında olun. kendini seven insan kendine zarar vermez.
başkalarını mutlu edeyim derken kendinizi mutsuz etmeyin. istemediğiniz bir
şey istendiğinde hayır diyemeyenlerden misiniz? başkaları için o kadar
fedakarlık yaptım, üzülen ben oldum demek istemiyorsanız, sınırlarınızın
farkında olun.

her gün kendiniz için ne düşünüyorsunuz? keşkeleriniz, pişmanlıklarınız,
yapamadıklarınızı mı? yada kendinizi motive eden olumlu duygularda mısınız?
bir süre sonra düşündükleriniz hayatınızın gerçekliği haline gelecektir.
aynaya baktığınızda şuram şöyle buram böyle diye kendinizi eleştirip durmaktan
vazgeçin. kusurlarınızla sevin kendinizi. belki manken gibi fiziğiniz
olmayabilir ama sağlıklı olduğunuz, yürüyebildiğiniz, görebildiğiniz için
şanslı hissetmek yerine olmayana odaklanmak nankörlük olmaz mı?
her gün şükredecek bir şeyler bulun. elinizdekilerin ne kadar çok farkında
olursanız o kadar mutlu hissedersiniz.

kendinizi ödüllendirin. bir şeyleri başardığınızda kendiniz için küçük de olsa
bir şeyler yapın. bu bilinçaltınıza başarıların devamını getirmesi için bir
mesaj niteliği taşır.

hareket edin. insanoğlu oturması için dünyaya gelmiş bir canlı değildir.
hareket ettikçe endorfin salgılar, hem fiziksel hem de ruhsal olarak daha iyi
hissedersiniz.
kendinizi keşfedin, tanıyın. hangi konularda başarılısınız? neleri iyi
yapabilirsiniz? o konuları bulun, onlara odaklanın. frekansınızı düşüren
durumlar neler? onlardan kaçının. çünkü hayat boyu birlikte olacağınız kişi
kendinizsiniz. onunla iyi geçinin.

bizler sevdiğimiz şeyler için yatırım yaparız. evimiz, arabamız, çocuklarımız,
sevdiklerimiz…peki, kendimiz için ne kadar yatırım yapıyoruz? bedenimizi
sağlıklı yiyeceklerle besliyor muyuz?, kendimize bakım yapıyor muyuz? zihinsel
olarak gelişme yolunda eğitim ve seminerlere katılıyor muyuz? ruhumuzu
dinlendiren şeyler yapıyor muyuz? kendimiz için ne kadar zaman ve bütçe
ayırıyoruz?

yaşanılan sorunların çoğunun kökeninde sevgisizlik çıkıyor. gerek ilişkilerdeki
sorunlar, gerek hastalıklar, gerek maddi problemler özünde kendini yeterince
sevememiş olmaktan kaynaklanıyor.

terapilerde kişinin hayatını etkileyen duyguları çözümleyip dönüştürürken
çocukluğa kadar giderek, kişinin içindeki çocukla barışmasını ve ona sevgi
vermesini sağlıyorum. geçmişteki duygusal etkiler değiştiğinde geleceğe bakış da
değişiyor.

travmatik etki bırakan olaylar bir kere bilinçli farkındalıkla yeniden
deneyimlendiğinde, o durumda yaşanan duyguları bilinçaltı düzeyde dönüştürmek
kolaylaşır. terapilerde duyguları boşaltmanın temel amacı, aşağı beyin
devrelerinde sıkışan sinir tellerindeki kimyasal ve elektriksel enerjiyi serbest
bırakmaktır. duyguyu bastırmak duyguyu yok etmez, bilinçaltında o duygu büyümeye
devam eder. kendini tanıyan ve seven insan duygularının vermek istediği
mesajların farkında olur ve buna göre duygusal sürecinin farkında olur.

--- alıntı ---
devamını gör...
bu devirde suç olmuş anam devir ağlakların devri.

kendimi seviyorum. güzel de buluyorum. Allah'a bin şükür halime şükrediyorum. ama bunları söyleyince kendimi beğenmiş oluyorum. ben başkalarını alçaltıp kendimi yükseltmiyorum ki hiç kimseden bağımsız kendimi seviyorum.
devamını gör...
dozunda olduğunda guzeldir. ayna karşısındaki konusmalarim elestirilerim kendime odul vermelerim hatta kendimle dalga gecmem bile bununla ilintili.narsistlige kaymadikca sorun yok. her defasında da istisnasiz aklima su gorsel geliyor.

devamını gör...
olması gereken. ölçü önemli tabi ki. insanoğlunun bile kendini hırpalayana vereceği bir değer yokken önemsenmek benimsenmek istiyorsan önce kendini sevip değer vereceksin. tabi ki bu önce ben sadece ben demek değil.
devamını gör...
yapabilemediğim şey... hep sırada benden önce gelenler var, sıranın arkasında benden sonra gelen yok... sesleniyorum: sonunç....
devamını gör...
zayıf ve güçlü yönlerimizi kabullenmeye başladığımız an kendimizi sevmeye başladık demektir.
bir de ruhumuzu karartan insanlardan uzak durduk mu tamamdır. hadi bakalım.
devamını gör...
kolay bir iştir ama kendini seven çok azdır. insanın yapması gereken kendini koşulsuz şartsız sevmesidir. yaptığın hiçbir şey için kendini suçlamazsan sıfır noktasına çıkarsın. istersen en büyük başarıları elde et kendini suçluyorsan sıfırın altındasın. kendini sevmenin bir adımı zayıf yönlerini kabul etmek ve bunları güçlendirmek için çabalamamaktır. çünkü çaba bir dirençtir. kilo vermeye çabalayarak kilo veremezsin. verdin diyelim mutlu ve tatmin hissedemezsin. başka hastalıkların olur. bu yüzden kendini rahat bırak. kendini sev, sen cidden çok değerlisin. olaya böyle başla, sıfır noktasından. kendini sevdiğin küçük bir hayat yaşamak; nefret ettiğin, kendini sevmediğin, stres içinde ama çok para alarak büyük bir hayat yaşamaktan daha iyidir. ki kendini sevdn insan başarılı da olur. ama kendini sevmeye şu an başladıysan yarın başarı bekleme. zamanla gelecektir. yaşadığını derinine hissetmek istiyorsan kendini sevmen ve direnç uygulamaman gerekiyor olabilir.
devamını gör...
insanın kendisine yapabileceği en büyük iyiliktir. ve hatta çevresine de yapabileceği en büyük iyiliktir. insanın kendisiyle ilişkisi aynı zamanda başkalarıyla ilişkisidir. başkalarıyla ilişkisi de kendisiyle ilişkisidir. en önemli ve sağlam saygı çeşidi öz saygıdır. bu sayede kişi çevresine duyacağı bütün duyarlılık, erdemli yahut erdemsiz davranışlara karşı daha doğru bir empati geliştirebilir.

biz toplum olarak kendimizi sevme konusunda sağlıksız bir toplumuz. egoizm, nariszm ve kendini sevme mevzuları tarihsel olarak çok karıştırılan biçimlerdir bizde. mutlaka zaman ayırıp benliğimizde bunların tasnifini oluşturmamız gerekir.
toplumsal dayatmalardan biri de sevginin koşulsuz bir olgu olduğudur. kanaatimce bu da sağlıksız bir sevme çeşididir. hatta sonu histeri krizleri, ankisiyete kişilik bozukluğuna kadar gider. emek temelli olmayan sevgi çeşidi mutlaka yüzeysel, kisvelere dayalı bir sevgidir. hatta sevgiden çok güdü veya dürtü de diyebiliriz. kendimizle kuracağımız sevgi ilişkisi de mutlaka, kendimize, çevremize gösterdiğimiz özen ve emek temelli olmalıdır.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar