kevser suresi

108-el-kevser

kevser, çok nimet demektir; ayrıca cennette bir havuzun da adıdır. ã¢diyã¢t sã»resinden sonra mekke'de inen bu sã»re 3 (üç) ã¢yettir. erkek çocukları yaşŸamadığŸı için peygamberimize müşŸrikler, nesli kesik manasına "ebter" dediler. sã»rede buna cevap verilmişŸtir.

rahmã¢n ve rahã®m (olan) Allah'ın adıyla.

1. (resã»lum!) kuşŸkusuz biz sana kevser'i verdik.

2. şŸimdi sen rabbine kulluk et ve kurban kes.

3. asıl sonu kesik olan, şŸüphesiz sana hınç besleyendir.
devamını gör...
108-el-kevser

kevser, çok nimet demektir; ayrıca cennette bir havuzun da adıdır. âdiyât sã»resinden sonra mekke'de inen bu sã»re 3 (üç) âyettir. erkek çocukları yaşamadığı için peygamberimize müşrikler, nesli kesik manasına "ebter" dediler. sã»rede buna cevap verilmiştir.

rahmân ve rahã®m (olan) Allah'ın adıyla.

1. (resã»lum!) kuşkusuz biz sana kevser'i verdik.

2. şimdi sen rabbine kulluk et ve kurban kes.

3. asıl sonu kesik olan, şüphesiz sana hınç besleyendir.
devamını gör...
ingilizce meali: *
*
this chapter has 3 verses.

ın the name of Allah, most gracious, most merciful.

1. to thee have we granted the (fount of) abundance.

2. therefore to thy lord turn in prayer and sacrifice.

3. for he who hateth thee, he will be cut off (from future hope).
devamını gör...
surenin 3'üncü ayetinin muhatabı, müşrik âs b. vâil'dir.
repliği neydi, bir bakalım.
-bırakın şu soyu kesik adamı. ölünce unutulup gidecek.

bir diğer repliğini de hatırlatalım.
- siz öldükten sonra diriltileceğinizi, cennette altınların, gümüşlerin bulunduğunu iddia
ediyorsunuz ya, işte sana olan borcumu orada ödeyeceğim. çünkü orada bana mal ve evlat verilecek. (sahabeden habbab b. eret'in âs'tan borcunu istemesi üzerine), (bkz. 19/77-8)
devamını gör...
9.
kuran ı kerim in en kısa suresidir.mekkede inmiştir.
efendimiz erkek evlatları vefat ettiği için, soyunun kesileceğini * ima eden müşriklere karşı, kevserle müjdelenmiştir.bereket, hayır, bolluk anlamına gelir.ayrıca cennette bir havuzdur.

bu surede kevser kelimesinden kastın hz fatıma * olduğu da rivayetler arasındadır.
devamını gör...
10.
1. (resûlum!) kuşkusuz biz sana kevser'i verdik.

2. şimdi sen rabbine kulluk et ve kurban kes.

3. asıl sonu kesik olan, şüphesiz sana hınç besleyendir.
devamını gör...
kur'an-ı kerim'in 108. suresi.

kevser suresi mekke'de nazil oldu (indi). 3 ayet-i kerimedir. peygamber efendimize ihsan buyrulan kevser'i bildirdiği için sureye, bu isim verilmiştir. erkek çocukları yaşamadığından peygamber efendimize mekke müşrikleri nesli kesik manasında "ebter" demişler, bunun üzerine, Allahü teala kevser suresiyle onlara cevap vermiştir. (savi, taberi, razi)

Allahü teala kevser suresinde mealen buyuruyor ki: (habibim!) hakikat, biz sana kevser'i verdik. o halde rabbin için namaz kıl ve kurban kes. doğrusu sana buğzeden kimse, zürriyetten (nesilden) ve her hayırdan kesilmiştir. (ayet: 1-3)

kim kevser suresini okursa, cenab-ı hak ona cennet nehirlerinden su içirir. (hadis-i şerif-kadı beydavi tefsiri)

bir kimse yatacağı vakit kevser suresini okursa ve sonra "ya rabbi! beni sabah namazına vaktiyle uyandır" derse, Allahü tealanın izniyle o kimse sabah namazına uyanır. (kutbüddin izniki)

*
devamını gör...
kevser sûresi. (سورة الكوثر)

kur’ân-ı kerîm’in yüz sekizinci sûresi.

mekke döneminde âdiyât sûresinden sonra nâzil olmuştur. medine’de indiğini söyleyenler varsa da sûrenin muhtevası ve üslûbu bu ihtimalin zayıf olduğunu gösterir (m. izzet derveze, ı, 183). adını ilk âyette geçen kevser kelimesinden almıştır. ikinci âyette kurban kesmeden söz edildiği için bazan nahr sûresi adıyla da anılmıştır. üç âyetten ibaret olup kur’an’ın en kısa sûresidir. fâsılası ر harfidir.

tefsirlerde kaydedildiğine göre sûre, âs b. vâil’in mekkeli müşriklere hz. peygamber’den “nesli kesik” (ebter) diye bahsetmesi yahut kureyş müşriklerinin kâ‘b b. eşref’e kendilerinin daha üstün olduğunu söyleyerek resûl-i ekrem’i yine aynı olumsuz sıfatla nitelemeleri veya hz. peygamber’in erkek çocuğunun vefatı üzerine düşmanlarının onun soyunun devam etmeyeceğini belirtmeleri üzerine nâzil olmuştur (taberî, xxx, 212, 213; süyûtî, s. 221). müfessirlerin çoğunluğu tarafından zayıf kabul edilen, 2. âyetinin hudeybiye’de nâzil olduğu yolundaki rivayet dikkate alınmazsa bazı müşriklerin resûl-i ekrem’e soyunun devam etmeyeceği yolunda dil uzattıkları, rivayetlerdeki isim farklılıklarının bundan kaynaklandığı ve hz. peygamber’i teselli etmek üzere bu sûrenin indirildiği söylenebilir.

kevser sûresinin ilk âyeti hz. peygamber’e kevser verildiğini ifade etmektedir. kevser kelimesi sözlükte sıfat olarak “çok, pek çok”, isim olarak da “iyilik ve hayır” anlamına gelir. peygamber’e bahşedildiği belirtilen kevserin ne olduğu konusunda geniş açıklamalar vardır. hadislerde kevser Allah’ın resûl-i ekrem’e vermeyi vaad ettiği cennette bir ırmak olarak anılmış ve onun özellikleri hakkında geniş tasvirlere yer verilmiştir. yine hadis kaynaklarında tasvir edilen cennetteki havzın da kevserin bir uzantısı olup kevser adıyla anıldığı ifade edilmiştir (bkz: havz-ı kevser). diğer taraftan âlimler, kevserin sözlük anlamı yanında ibn abbâs’ın hadislerdeki kevseri Allah’ın peygamberine verdiği hayırlardan sadece biri olarak anmasından hareketle (buhârî, “riķāķ”, 53) onu nübüvvet, kur’ân-ı kerîm, islâm dini, islâm âlimleri, ümmetinin çokluğu, güzel ahlâk, ilim, şefaat hakkı, dualarının makbul olması gibi resûl-i ekrem’in nâil olduğu mânevî lutuflar olarak da yorumlamışlardır (taberî, xxx, 208-209; fahreddin er-râzî, xxxıı, 124-128).

sûrenin 2. âyetinde rab için namaz kılınıp “nahr” yapılması emredilmektedir. müfessirler, buradaki namazın farz namazlar yahut kurban bayramı namazı veya genel anlamda namaz olduğunu, sözlükte “göğüs hizasına getirmek, boğazlamak; göğsün boyun tarafına gelen boğaz çukuru” anlamına gelen nahrın da kurban kesmek yahut daha zayıf bir ihtimalle namazda elleri bağlamak veya namaza başlarken elleri kaldırıp tekbir getirmek olabileceğini belirtmişlerdir. Âyetin bu anlamlara işaret ettiği düşünülebilirse de bağlamı dikkate alındığında burada peygamber’den, kendisine bahşedilen hayırlar karşılığında bütün şükür biçimlerini kapsayan namaz ve kurban ibadetlerini yerine getirmesinin istendiğini söylemek daha uygun görünmektedir (fahreddin er-râzî, xxxıı, 119-128; elmalılı, ıx, 6193-6208).

3. âyet, asıl soyu kesik olanın peygamber’e kin besleyip ona dil uzatan kimse olduğunu belirtir. Allah, hz. muhammed’e erkek çocuklar vermiş, fakat bu çocukların vefat etmesi onun son peygamber olması, hilâfetin de ümmetin tercihine bırakılması gibi birtakım hayırlı sonuçlar doğurmuştur. ayrıca neslinin devam etmeyeceğini söyleyen düşmanları yok olup giderken onun soyu kızı fâtıma ile devam ettiği gibi kendisine inanan ümmeti de büyük sayılara ulaşmıştır.

müfessirler, namazı ciddiye almamanın veya namazda gösteriş yapmanın ve cimriliğin yerildiği mâûn sûresinden sonra mushafta yer alan kevser sûresinin, verdiği nimetler karşılığında yalnız Allah için namaz kılmaya ve kurban kesmeye dikkat çekmesi sebebiyle mâûn sûresinin bir tür mukabili olduğunu söylemişlerdir. şam’da emeviyye camii’nde ikindi namazından sonra kevser sûresinden kur’an’ın sonuna kadar olan sûrelerin okunduğu, daha çok ezberi iyi olmayanlarla çocukların katıldığı kıraat halkasına kevseriyye denirdi (dia, xı, 110).

kevser sûresi hakkında yazılan eserlerden bazıları şunlardır: ömer b. muhammed el-Âmidî, tefsîru sûreti’l-kevŝer (süleymaniye ktp., esad efendi, nr. 3796); yâsîn b. hamza b. ebü’ş-şihâb, tefsîru sûreti’l-kevŝer (süleymaniye ktp., lâleli, nr. 1964); şemseddin muhammed et-tebrîzî, er-risâle fî tefsîri sûreti’l-kevŝer (süleymaniye ktp., şehid ali paşa, nr. 2754); burhâneddin ibn ebû şerîf, tefsîru sûreti’l-kevŝer (dârü’l-kütübi’z-zâhiriyye, nr. 5881); sirâceddin ibn nüceym, el-`iķdü’l-cevher fi’l-kelâm `alâ sûreti’l-kevŝer (köprülü ktp., fâzıl ahmed paşa, nr. 1582/3, vr. 73-94); ibnü’l-bennâ el-merrâküşî, tefsîru sûreti’l-kevŝer; abdülmecîd hâmid subh, min feyżi sûreti’l-kevŝer (mansûre 1984); muhammed fatih kesler, kur’ân-ı kerim’de (mâun ve kevser sûrelerinde) insan tipleri (istanbul 1995).

bibliyografya:

müsned, ıı, 112; buhârî, “riķāķ”, 53; ebû dâvûd, “Śalât”, 123; tirmizî, “Śıfatü’l-cenne”, 10, “tefsîrü’l-Ķurǿân”, 108; taberî, câmi`u’l-beyân (bulak), xxx, 207-213; fahreddin er-râzî, mefâtîĥu’l-gayb, xxxıı, 117-135; süyûtî, esbâbü’n-nüzûl, kahire 1986, s. 221; Âlûsî, rûĥu’l-me`ânî, xxx, 244-249; elmalılı, hak dini, ıx, 6172-6214; m. izzet derveze, et-tefsîrü’l-hadîs: nüzul sırasına göre kur’ân tefsiri (trc. şaban karataş v.dğr.), istanbul 1997, ı, 183-185; j. horovitz - l. gardet, “kawґћwar”, eı² (ing.), ıv, 805-806; ahmet özel, “emeviyye camii”, dia, xı, 110.

ilyas üzüm *
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar