kırtasiye

küçükken, "kırtassiye" diye söylendiğini zannediyordum. hatta doğrusunun kırtasiye olduğunu öğrendiğimde dedim ki,

"eğer ben kırtasiye diyor olsaydım kesin doğrusu kırtassiye olurdu." **
devamını gör...
efsaneye göre köyün birinde kimsesi olmayan asiye isimli bir kız yaşarmış. okumayı ona kimin öğrettiği, o yaşa kadar kimin ona baktığını bilen yokmuş. köylü yazıktır deyip, bir inek almış kıza. asiye de sattığı sütlerin parasını deftere kaleme yatırmış, masallar yazmış çorak köyüne. kimin bir parça kağıda ihtiyacı olsa asiye ye koşarmış.

ve nihayet asiye nin beyaz atlı prensi olan kurt lakaplı genç asiye yi kaçırmış. sonrasında da onu anan, kurtasiye diye anmış. asiyenin geçmişini bilmeyen köylü, geleceğinden de bihaber bırakılmış. lakin alışkanlıklarını bırakmamış, asiye nin evindeki her şeyi kullanmaya devam etmişler. kurtasiye söylene söylene dilimizde kırtasiyeye evrilmiş. *
devamını gör...
beni maaliyet yönünden çökerten. *

gece gece acik kirtasiyeci aramak icin anılarımın olmasını sağlayan.

olan olmayan da olsa bir gün lazım olacak diyerekten depolamak zorunda olduğum.

dolaplarımı ve dahi odamda fazlaca yer kaplayan şeyler.

atsan atılmaz satsan satılmaz, tükendikçe alınan, almazsan hiçbir işe yaramaz acaip şeyler.

kalem serisine bayıldığım.

cetvellerinden hazzetmesem de minilerini hala sevebildiğim. *

kağıt versiyonuna o kadar para vermeye içimin acıdığı kullanıp atmaya kıyamadığım çuval çuval tüketip durduğum.

sorduğum kırtasiye alet edavatından anlamadığı gibi bide o budur diye direten kırtasiyeciyi dövesimin geldiği.

gitmediğimde hayırdır nerelerdesin diyen ve hatta derslerim hakkında yorum yapma cüretkar bir kırtasiyeci ekibine sahip olmamı sağlayan. ve yine aynı ekipce ''yazık be sana da'' gibilerinden acındırılma şeysini duyduğum.

satıldığı mekanlara girince kendimi kaybetme olasılığımın yüksek olduğu ama buna bile vaktimin olmadan çıkmak koşturmak ve bir yerlere yetiştirmem gerekenlerin uğrak yeri olduğu mekanlarda bulunanlardır.

benim için ne de çok şeymiş vay bee!



devamını gör...
kırtasiye manyaklığına sahip kişiler (ayyy, şu kalemlere bak, rengarenk! ne şirinler. gelmişken 0.7 uç, çilek kokulu silgi, 6 ortalı harita metod defteri, bi de tarih atlası felan alayım bari.vb.) ile girilmesi halinde işkencelerin en şiddetlisine ev sahipliği yapacak mekandır. uçurtma, poster,çıkartma, kızkaçıran, havaifişek, maske gibi alternatif ürünler de satabilmektedir. kendine has kokuları olur. genelde emekli öğretmenler ya da bu öğretmenlerin yakınlarınca işletilir.
devamını gör...
ingilizcesi stationery olan* içinde kaleminden, boyasına, tombo ucundan abaküse bin bir şey satılan dükkan. ama konumuz bu mekanın ingilizcesini bana öğretmemiş türk eğitim sistemidir. bugün elin amerikalısına stationery diyemediğimden çocuğu resmen ankara'nın tekinsiz sokaklarına saldım gitti. bi postcard bulamadan başına bin tane iş gelmiş turist haberi görürseniz, bana haber falan vermeyin, daha fazla üzülmeyim.
devamını gör...
garip bir çekiciliği var. sanki yeni bir şey keşfetmişçesine kitap ayraçlarına istanbul yazılı kapakları olan not defterlerine ışıltılı etiketlere janjanlı kurşun kalemlere yönelir eller. illa dokunacak.. sağlam bir irade gerek gerćekten ihtiyacın olanı alıp çıkmaya.
devamını gör...
yazı ve büro malzemelerine verilen ortak ad: [yun. arap. is.]
kâğıt, kalem, cetvel vb.

yazı malzemeleri için ayrılan para.

kâğıtla yapılan işlemler, kâğıt işleri, yazı işleri,büro işleri.

işin çeşitli muamelelerle, havalelerle ve gereksiz yazılarla uzaması, bürokrasi.
*
devamını gör...
kalemlere deli olanlar var.
ama en çok içimde olan şey şu postitlerdir. lise'de param olmazdı alamazdım. genellikle postitler paralı çocuklarda bulunurdu. gülmeyin...gerçekten öyle. benim devrelerim bilir.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar