kitap alıntıları

ellerini uzat ey beyaz bulut.

parmak uçlarıma yükseliyorum. ellerimi tut. çöz saçlarını şelale gibi aksın düşlerime düşlerin. söyleşelim. dost meclisimizde ins ü cin. sen bir meltem kıvamında başla söze. ve sözler ılık bir bahar mevsiminden geçip düşsün akdeniz'e.

dünyanın mavi gözleri akdeniz'e...nil'e,endülüs'e,kudus'e...ayak izleri yeşil redifler çiziyor peygamberlerin. damarlarında davud'un sesini saklayan dağların türkülerini dinleyelim seninle


ahmet mercan
/bir yanımız yanardağ
devamını gör...
faniyim fani olanı istemem
acizim, aciz olanı istemem
ruhumu rahman'a teslim eyledim, gayr istemem
isterim, fakat bir yar'ı baki isterim
hiç ender hiçim, fakat bu mevcudatı birden isterim.
said nursi
devamını gör...
hiçbir şey istemiyorum. hiçbir şey bana cazip görünmüyor. günden güne miskinleştiğimi hissediyorum ve bundan memnunum. belki bir müddet sonra can sıkıntısı bile hissedemeyecek kadar büyük bir gevşekliğe düşeceğim. i̇nsan bir şey yapmalı. düşünüyorum: elimizden ne yapmak gelir? hiç!
sabahattin ali
devamını gör...
ben seni çok benimsemişim. çok katmışım kendime farkında olmadan. benimki hiç biz olmayan bir şeyi sahiplenmekmiş. ben ne yaptığımı bilmeden, çok uçsuz bucaksız sevmişim seni.
ahmet batman - sabah uykum
devamını gör...
bir gün bir şey istersin. ertesi gün onu elde edersin, daha ertesi gün onu istemiş olmanın düşüncesinden bile utanırsın. sonra da istediğin oldu diye hayata lanet edersin. kibrinin, hayatın içine balıklama atlama özgürlüğü inatla istiyorum demenin sonu budur.
goncarov-oblomov
devamını gör...
" gece olur, ay çağırır, mezarlığa giderdim. gölgeler, ağaçlar, mezar taşları ve üzerindeki şahıs adları, "niye geldin abi?" derlerdi.
"ben gelmedim" derdim, "hayat getirdi."
"bizi de" derdi tok bir sesle, bilmem nere eşrafından ve biraz erken gelmiş bir zat.
gülebilirlerdi. alınıp, " aşkolsun " diyebilirdim.
" belli ki olmuş zaten " derdi aynı zat.

...


……adımı sorsan duymaz olurum. kötü olurum, iyi olmam nezahat. ya bu adı değiştir ya da al bu elmayı. bende sevdiklerince terk edilme endişesi kafayı yemeye meyyal haller var. al bu elmayı nezahat. yüzünde göz izi var . "

*
devamını gör...
en yaygın boş inançlardan biri de her insanın kendi özel nitelikleri olduğudur, yani insan iyi, zalim, akıllı, aptal, canlı, tembel falan olur. bir insanın zalim olmaktan çok iyi kalpli olduğunu, arada aptallık etmesine karşın akıllı olduğunu, ya da daha çok canlı bir kişiliği bulunduğunu söyleriz; ya da bunların tam tersini. yalnız bir insanın hem iyi kalpli hem de akıllı, bir başkasının ise hem aptal, hem kötü olduğunu söylemek pek doğru değildir. gene de insanları böyle sınıflandırırız. oysa insanlar ırmaklar gibidir. su hep aynıdır ama ırmak kimi yerde dar, kimi yerde daha geniş olur. bir yerde ağır akar, bir yerde hızlı. suyu bazen durudur, bazen bulanık, bazen soğuk, bazen sıcaktır. işte insanlar da böyledir. her insan kendisinde bütün insancıl niteliklerin ya da kusurların özünü taşır. ne var ki, herhangi bir durumda bunlardan biri ya da öteki kendini gösterir. insan hep aynı kişi olmasına karşın, bazen kendini tanıyamayacak kadar farklı davranışlarda bulunabilir.
(bkz: diriliş)
(bkz: tolstoy)
devamını gör...
"bir evde yangın çıktığı zaman, ilk önce soldaki evin sağ duvarını ve sağdaki evin sol duvarını korumaya bakmalıyız; çünkü, örneğin, soldaki evin sol duvarını korumaya kalkışacak olursak, evin sağ tarafı sol duvarın sağına düşecektir, ve yangın bu duvarın sağında olduğuna göre (çünkü evin yangının solunda bulunduğunu farz etmiştik) , sağdaki duvar yangına soldaki duvardan daha yakın olacaktır ve evin sağ duvarı, evin korunmuş olan sol duvarına sıçramadan önce korunmadığı takdirde alev alabilecektir; dolayısıyla, korunmamış olan bir şey yanabilecektir ve başka bir şeyden, bu şeyin korunmamış bile olsa, daha çabuk yanabilecektir; dolayısıyla, berikini korumaktan vazgeçmeli ve ötekini korumalıyız. bu durumu gözümüzün önünde canlandırmak için, evin yangının sağ tarafında mı, yoksa sol tarafında mı bulunduğuna bakmamız gerekir: eğer ev yangının sağ tarafında bulunuyorsa, sol duvarını, sol tarafında ise sağ duvarını korumamız lazımdır."

hamiş: muhteşem alıntıyı(!), ben general carl von clausewitz'in savaş üzerine kitabından, o da lichtenberg'in 'yangın yönetmeliği'nden almıştır.
devamını gör...
sözlükte paylaşmaktan zevk aldığım alıntılardır. en son okuduğum yerden gelsin o zaman:

iktisat, sosyoloji, psikoloji vs. alanlarda ve mevzuuyla kayıtlı mahalli idrak çerçevesinde çalışan müslümanlar var... ama bildikleri ve bildiklerini sandıkları şeylerle, inandıklarını söyledikleri arasında alâka yok; kendi mevzularındaki meseleler kök olarak nerden geliyor, nereye gidiyor?.. bir ara bölmede sıkışıp kalmış gibi... ve teoriler, teoriler... hiçbiri kendi ruh kökünden gelmiyor!.. eğer bunu anlasalar, söyledikleri birçok şeyi söylemeyecekleri gibi, bunun bizcesinin de getiricisi olurlar. sol'un bizzat kendi düşünce kaynaklarına ters saçmalıklarını yakalayamamak da bundan; alâkayı temin edici araç-gereç durumundaki bilgiden ve meselelerin ne olduğundan habersizlik.
devamını gör...
ismi yok, gözleri renksiz, elleri elsizdi
sesi sessiz ve dudakları izsizdi
çizilmiş bir resimdi hevesin
geçti.

kuş öğüdü kitabından.
devamını gör...
dedi ki:

memleketin içinde bulunduğu durumun ne olduğunu ortaya koymak, sonra ilmî bir şekilde bu durumun nereden geldiğini incelemek ve ondan sonra da kader sorusu olan «ne yapılmalıdır»a esaslı cevaplar vermek gerek...
devamını gör...
akıl olmadan tefekkür, tefekkür olmadan bilgi, bilgi olmadan erdem olmaz ...

ihsan fazlıoğlu

teklîfsiz tenkît, tahrîptir... tahrîbat ile tamîrât yapılmaz...

ihsan fazlıoğlu

mevzusu olanın, mevzisi olur.

ihsan fazlıoğlu.
devamını gör...
"derviş yunus, artık iyice inandım ki bana yan ama tütme dediler. sana yan ve yandır denilmiş."
"bir bir geliyor, bir bir gidiyor, geriye bir kalıyordu."
"pişmanlık kadar insana yakışan bir hal tanımadım ben molla kasım. düşün ki ateşe atılmış yanıyorsun, ama her yanış bir kere daha temizliyor seni."
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar