kitap okuma hevesinin gittikçe azalması

belki kitap beğenmemek(neyi arıyorsak)
belki okuduklarımızı yaşayamayacağımı bilememekten(kitap yüklü merkeplikten çıkamamaktan) mütevellid...
belki de hayatın yorgunluğu;cazibedar şeyler,telefon vs. okumalarımızı bu cihazlardan yapmamız. ama sanki disiplinsiz okumalar.
yoğunluk yoğunluk...ama sığlığı taşıyan bir yoğunluk;herşey ama hiç bir şey;hep ama aynı zamanda hiç...bilgi ama;amelden yoksunluk...
ufff.

kitaplar sizin suçunuz yok;size uzanan ellerimiz kırıldı.
devamını gör...
acilen sosyal medya hesaplarının kapatılmasını gerektiren bir his.

ben sınav haftamdan önce bunu uyguladım. 1 haftada 2 kitap bitirdim.

doğum günüme kadar da bu uygulamayı devam ettirip doğum günümde kendime kitap hediye edicem. hadi bağalım.
devamını gör...
eğer yolculuk pamukkale ekspresi ile gerçekleşiyorsa tadından yenmez lakin eski trenlerimizin mevcut hızında dediğim yıllar 1990-2000 arası istanbul - afyon / denizli 14 saatten aşağı sürmezdi. bu süreçte zaten eğer hava bir de kışsa daha uzayan yolculuklarda bir kitabın altından girip üstünden çıkmak hiçte zor olmazdı. evden alınan çıkınla birlikte çantandan eksik etmediğin kitapların sende bıraktığı izler aslında bu yaşlardaki karakterinin de ana unsurlarıydı. kafan tümseklerde seke seke yaylı oyuncuklar gibi oynarken , gözlerini bozmak için vermiş olduğun uğraşlar bir tünele girdiğinde hafifler artık uyusana evladım sözüyle daha zevkli hale gelen okumalar sana daha fazla haz verirdi.

birde o kitapların yanına koyduğun lemanlar ise pastanın üzerinde ki krem şanti olurdu. herkes uyurken kendi kendine gülümsemelerin yeri geldi mi 3 oktavlık tebessümlerin yan koltukların dikkatini çeker - bazı teyzelerin la havle vela kuvvete leri ise sol kulağında eksik olmayan sesler olarak yolculukta sana eşlik ederdi.

zaman ilerledi metro turizmler büyüdü, kamil koç lar tüm ülkeyi ele geçirdi. prenses markalı otobüslerden o 403 lü yıllara geçildikten sonra daha dar koltuklara terfi edildi. ışıklar bir yandı bir söndü tam konsantre olmuşken " sayın yolcularımız metin dinlenme tesislerine gelmiş bulunmaktayız" sözleri okumaları böldü. artık o tatlar eskiyi aratır oldu, kulağında artık teyzelerin sözleri yerine tatlandırılmış drajeli başka şeyler çalmaya başladı ama hiç bir şey o eski okumaların tadını vermedi.
devamını gör...
akademik okuma dışında en son "ulan söyle keyfe keder güzel bir kitap okuyayım." denilen zamanı bile anımsamıyorum. bölük pörçük makale giriş sonuçları, gazete ana başlıkları, önsöz ve sonsözler...

.evde tozlanmış ağırlıklı dini içerikli eserlerin hemen hepsini yalayıp yutmuş, ağırlığına rağmen cüneyt arkın bakışı atıp seyyid kutup fizilal-il kur'an'ına göz diktigim zamanlardan lanet olsun yine mi kitap denilen zamanlara... kamil koç'a binip kamil koç isminde bilet aldığımda muavinin yüzüme bakıp şaka mısın sen deyişi bile kitap okumaktan daha keyifli geliyor artık.

okumak ve kitap okumak veya insanı hayatı okumak... içlerinde okumayı ve insanı okumayı seviyorum artık sadece. romanlar gençliğe hitap ediyor diyen islam tarihçi hocamı; felsefe hocasının üniversite bitene kadar ne var ne yok okuyun ileride okumak isteseniz hevesiniz olmayacak hevesiniz olduğunda vaktiniz deyişini yeni yeni anlar oldum.

burada kuru kuru hayatı kitap okumak üzere teşekkül eden fanatik kitap tutkunlarını dışarıda bırakıyorum. bana göre onlar kitap okumuyor. onlar işte okumayı seven grup. edebiyatı ve kelimelerin raks edişine hayran kitle. yoksa hayat suç ve cezaya sığmıyor eve sığmadıgi gibi. ne bileyim oldum olası okumayı severim ama bu okuma kitaptan başka alanlara kayıyor. bu hayatın bir cilvesi mi yoksa başka bir şey mi bilemem. heves denilen şey aheste aheste kaybolurken tam aha vaktim var artık şu kitaba başlayacam dersiniz o anda okuduğunuz şey "kalk boş oturacağına ekmek al yanına da tereyağıni unutma" olabilir. tereyağı çok zamlandi işte bu bile kitap okuma iştahını kapatıyor.
devamını gör...
boş vaktinizi doldurmak için kitap okursanız boş vakit bulamadığınız anlar arttıkça kitap okumaya ayırdığınız vakit ile birlikte isteğiniz de azalır. kitap okumak hobidir, hobilerin kendilerine has ayrılan zaman dilimleri vardır.
devamını gör...
edebi roman okumaya başlasam vicdan azabı çekmeye başlıyorum. kendi alanımla ilgili okumak varken neden böyle kitaplar okuyorum diyerek hayıflanıyorum. sonra kendi alanımla ilgili okuma yapayım diyorum. sessiz bir ortam lazım. her zaman okunamıyor. kafa istiyor. bazen sıkıyor. ama önemli işte. okuman lazım. birşeyler öğreneceksin. belki bildiğin şeyi daha iyi ifade edebilmeyi de öğreneceksin. sabretsene sükse nur, hey sana diyorum?!

velhasılı bir tarafta eğlenceli kitaplar ama katkısı düşük olan kitaplar vicdan azabı yaşatırken alanımla ilgili kitaplar bazen sıkıcı olup sessizlik dinginlik istemesi üzerine hevesim azalıyor. kitap okumak yormamalı yahu.
devamını gör...
tekrar bir kitabı eline almakla ortadan kalkabilecek sorun.
kitap okumak da evden çıkmak gibi; üst üste evden çıkmadığınız günler geçtikçe çıkmak daha da zor geliyor, isteğiniz falan köreliyor ama sürekli gezdiğiniz bir dönem içerisindeyseniz bu sefer de evde durduğunuz zamanlar çok sıkıcı geliyor. en azından benim için kitap okumak da bunun aynısı. kitap okumayı ne zaman bıraksam o süre arttıkça artıyor kendimi zorlayıp elime aldıktan sonra da neredeyse tüm gün hiçbir şey yapmadan kitap okuyasım geliyor kendimi zor durduruyorum.
devamını gör...
bir süreç. sürecin sonunda tamamen biter. müge anlı izlerken örgü örmeye kadar gider aman diyeyim. bir yerden yakalayın ipin ucunu. tehlikeli durum. sonra vış aneeey gızı aldatmış bah derken bulursunuz kendinizi.
devamını gör...
bazı koşullardan bir süre kitap okumamaya karar verdim. hatta kararımı desteklemek için bütün romanları ortadan kaldırdım. inşallah etkili olur. çünkü her şeyin fazlası zarar normal insanlar bir saat hadi iki saat uyumadan önce okur ve bırakır. ben bırakamıyorum bir kitaba başladım mı o gün biter muhakkak duramam yoksa sonucu görmeliyim. sağlıksız bir okuma alışkanlığını. vazgeçtim.
devamını gör...
3 sene önce başlığı kim açmış diye baktım kendimi gördüm. şaşırdım mı hayır?
kitapla meşgul olmak kendi başına zaten zor bir eylem. yani kitabı hayatın merkezine koymak ve bunu sistemleştirmek. hevesimiz gittikçe neden azalır. o kadar çok sebebi olabilir ki bunun. mesela ömrü hayatımda geçirmiş olduğum bazı rahatsızlıklar ve sıkıntılar sebebi ile psikoloji türevlerini sevdim ve okudum. okumaya çalıştım. netice ne oluyor peki. kendinizi düzelteme iradesini ortaya koyan siz, değişmeye çalışan siz. bir gün oluyor ve yine rahatsızlanıyorsunuz ve birileri çıkıp... bu en yakınınız mesela; sen diyor bu kitapları okuyarak düzelmedin bu kitapları okumaktan kafan böyle. bu cümleyi beraber yaşadığınız kişi size karşı kurduğunuzda "şarkıların günahı yok acıtan sensin içimi" parçasını alıp "kitapların günahı yok acıtan sensin içimi" diyemiyorsunuz... keşke sadece kitap okuma hevesinizin azalması ile kalsa herşey... kendinize olan hevesiniz gidiyor. kalmıyor.
devamını gör...
sık sık "okumayan bir milletiz " eleştirilerine maruz kalıyoruz ama sanki biraz genlerimizde var bu. doktora öğrencisinin bile doktora tezini parayla başkasına yaptırmasının okuma hevesinden daha başka sebepleri olmalı.

6-7 defa alfabe değiştirmişiz bi defa. yazıya önem vermeyişimizden dilimiz bile maşaallah çeşitler apartmanı gibi. her dilden bir şeyler var. üstüne 600 sene savaşlardan elde edilen ganimetlerle yaşamışız. beleşe yatkın bir ruh halimiz var yani. okumak yerine gezmek belki de sağdan soldan duymak daha kolayımıza geliyor.

lakin tüm bunlara rağmen kitap okuma konusunda yine de avrupa'da gerideyiz ama ortadoğu ve afrika'dan ilerideyiz. pek övünülecek bir şey değil ama yine de umut vaat ediyor.

yoksa biz de isterdik şöyle iskandinav ülkelerindeki adamlar gibi 6 ay gece olsa da kafayı vurup kitaba gömülmeyi.
devamını gör...
kitap okumanın üniversite sınavına hazırlanmak gibi görülmesinden kaynaklı sorun. kitap seçimini popüler reklamcı kültürün dayatmalarına ve mesleğinin zorunluluklarına göre yapan okur elbette zamanla kitaplardan soğur ve kitap okumayı sıkıcı bir eziyet olarak görür. oysa kitap seçimi tamamen ilgiye, hevese, arzuya ve meraka dair olsa okudukça okuyası gelir.
seni heyecanlandırmayan, mutlu etmeyen, sana zevk vermeyen kitabı okumayacaksın bu kadar basit. isterse bütün dünya okumuş olsun, trend olsun, her gün reklamı çıksın vs. kitap sevgili gibidir, kişiye göredir. göreceli güzellikler taşır.
eskiden her türün meraklısı vardı. çizgi roman meraklıları, şiir meraklıları, polisiye meraklıları, tarihi roman meraklıları falan. şimdi herkes önce 100 temel eseri okumak zorunda, sonra dünya klasikleri, sonra en çok satılanlar listesi sonra da ebediyyen okumayı bırakıyorlar haliyle.
başkasının belirlediği 100 temel eser senin 100 temel eserin olabilir mi? bu çok saçma.
kitap ve film konusunda reklam, popüler kültür ve toplum dayatması var. bu dayatmaya direnip özgürce okumak lazım.
devamını gör...
hayatım boyunca okuduğum kitaplarım rahat %80ini otobüsle üniversiteye gidip gelirken okumuşumdur. sonrasında otobüse eskisi kadar binmeyince kitap da okuyamaz oldum. gezer-okurmuşum ben de haberim yokmuş.
devamını gör...
insanın meşguliyeti arttıkça heves de gittikçe azalıyor. ders mi çalışayım kitap mı okuyayım? aman canım o kadar çalıştım biraz gözlerimi dinlendireyim ya da başka sebepler... eski lisede ortaokuldaki gece yarılarına kadar okuduğum halimi özlüyorum.
devamını gör...
çok bilen raznoçinsinin buna da tespiti var tabii çünkü görsel kültür bombardımanı. görsel kültür somut olana indirger her şeyi bunun tüketimi daha hızlıdır ve daha kolaydır. yazılı kültür ise soyutla tanımlanabilir ve bu bombardıman içinde her şey bu kadar hızlı akarken, gündemler, konuşulanlar arasında daha yavaş ve emek isteyen bir çaba ister ah Allahım ne zor.

akademik personaları bile çalışmalarıyla değil sosyal medyadaki hızlı görsel çağ ögeleriyle takip ediyoruz onlar da buna müsaade ediyor adamın bir makalesini bile okumadan 80 karakterli tweetine like at tamam.

tüm bunların yanında insanda heves mi kalır soruyorum. ben gittim biraz kitap okuyum dedim o ara yine eğlenmişsiniz mesela.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar