kızlar okuyun nasihati

prof . aziz sancarın nasihatidir. ‘kızlar okuyun. okumazsanız; kolunuza takılan 3 bilezik, kocanızın ömür boyu ödeyeceği salon takımıyla övünen, çeyizi dünyadaki en değerli eşya sanan bireyler olursunuz. dışarıda nehir gibi akan bir hayat varken siz o nehirdeki sabit kaya gibi sürekli aynı kalırsınız.’ demiştir.
devamını gör...
güzel tavsiye de o kadar ayrıntıya girmeye gerek var mıydı bilemedim. nobel ödülü almış bilim adamısın sen, koltuk takımıydı, çeyizdi, bilezikti dillendirmenin anlamı var mı? kafamdaki imajı sarsıldı şu an... mesajını daha evrensel ögeler kullanarak verse daha şık olurdu bence. hof.
devamını gör...
okumanın özellikle kadınlar için bu kadar anlam ifade etmesi bizim coğrafyaya özgü bir şey. eminim ki, bu cümleleri okuyan türkiyedeki her kız çocuğu en azından durup bir dakika düşünecektir.
devamını gör...
sayın aziz sancar’ın hitap ettiği kesimi iyi gözlemleyip, toplumun sosyolojik bir özetini yaptığı nasihattir. nobel ödüllü kendisi, muhtemelen hiçbirimizin anlayamayacağı bir dille açıklama yapabilecek donanıma sahip. ancak anlaşılmanın önemli bir şartı, karşındakinin ihtiyaç duyduğu şekilde ve miktarda anlatmak neticede. adam bize demiş ki, siz en iyi çeyizden salon takımından anlarsınız ama az okuyun da gözünüz dünyayı görsün, ot gelip ot gitmeyin. var olsun hocamız, haklıdır.
devamını gör...
aziz sancar sözü. "dışarıda nehir gibi akan bir hayat varken siz o nehirdeki sabit kaya gibi sürekli aynı kalırsınız" uyarısı içinse okumaktan fazlası gerekir. mesela şurada 3- 4 yıl daha erken atılsaydım hayata avrupa'da gezilmemiş yer bırakmazdım muhtemelen. ama ben tam dünyaya açılacak refah seviyesine ulaşınca dolar ve euro fırladı, yapacak bir şey yok.
devamını gör...
kızlar "soyunun" diyenlerin edebiyatıdır. bu memlekette, kadınların fıtrata uygun şekilde okumasını isteyene denk gelinmemiştir.
sürekli kadının özgürlüğü siyaset malzemesi yapılmıştır.

kadının tesettür giyerek okuması ya da çalışması , falan adamın rejimine ters, diyenlerin oranı hayli fazladır.
onlara " bu rejim, bu milletin onayından geçmemiştir" dediğimizde hemen önümüze 312. maddeyi koyarlar.
devamını gör...
on senedir verdiğimiz nasihattir. kadın okuyunca öyle ya da böyle çocukları da bilinçli oluyor. ha sadece okumakla kalmasınlar. adaletli ve vicdanlı kimseler de olsunlar. ilk öğretmenliğin yani anneliğin ne kadar önemli olduğunu görebiliyoruz. güzel insan yetiştirsinler kadınlarımız.
devamını gör...
kadınların okuması meselesi ile ilgili olarak en önemli konu, bebeği ve sonrasında çocuğu yetiştiren ana unsurun anne olması. babalar teoride var ama pratikte anneler kadar yoklar. bu bizim ataerkil kültürümüz. bu kültürde kadının görev tanımı ve erkeğin görev tanımı yapılmış. kırsal bölgelerde ataerkil kültür çok yoğun yaşandığı için geleneksel kadın ve erkek rolleri, ana baba rolleri büyük oranda sorgulanmadan geleneğe uygun olarak devam ediyor. büyük kentlerde, çoğunlukla 1-2 kuşak önce kırsaldan kente göçmüş aileler var. bu ailelerin çocukları üniversite eğitimi almış olsa da geleneksel bir ailede büyüdüğü için kentte yaşamaya devam etse de çoğunlukla kırsal bölgedeki ataerkil erkek egemen kültürü devam ettiriyor. bu kültürde babalar çocuklarla duygusal olarak ilgilenmiyor. severse de sevgisini göstermiyor. sadece masraflarını karşılayarak, " neyiniz eksik ettim ki?" formülasyonu ile ifade edebileceğimiz babalık görevini yerine getirdiğine inanıyor. anneler de ev hanımı da olsa çalışan bir kadın da olsa bebeğin ve çocuğun esas sorumluluğunu taşıyor. araya sevgisizlik girince yani anne ile babanın arası açılınca çocuk sevgisiz büyüyor çünkü anne onu doğru yetiştirecek sabrı gösterebilecek kadar mutlu değil. maddi imkanlar yetersiz ise ekonomik imkansızlıklar dövme sövme gibi şiddet durumlarını getirince dayak yiyen kadın ve çocukları şiddet yüzünden anti sosyal kişilik bozukluğundan muzdarip oluyor.

insanlara tecavüz etmek isteyip direndiği için tecavüz edemediğinden önce boğarak öldüren , ellerini bileklerinden keserek tırnak aralarında kalan delilleri yok etmeye çalışan, sonra da cesedi benzin döküp yakarak yok etmeye çalışırken yakalanan baba oğullar var.

annesi de diyor ki benim oğlumu babası döve döve psikopat yaptı. işte mesele bu tip insanların artması. biz 20 yıldır kadını sosyal hayattan silmeye çalışıyoruz. istanbul sözleşmesi gibi kazanımları sırf cemaatlerin oy şantajı yüzünden sonlandırıp şiddet mağduru olan kadın sayısını arttırmak istiyoruz. böylece daha çok anti sosyal kişilik bozukluğu mağduru yetişsin istiyoruz.

ben yaş olarak 42 ye doğru gidiyorum. unumu eledim eleğimi astım derler ya. beni üzen ben değilim. benden sonra gelen kuşak.

bu durumu değiştirmek siyasetle ilgili değil. 20 yaşına gelmiş oy veren bir adama sen kalkıp istanbul sözleşmesini anlatamazsın. annesi anlatmadıysa, anaokulunda günahsız bir melekken arkadaşıyla oynarken ona saygı duymayı onu sevmeyi öğrenmediyse 20 yaşına gelince bunu anlamasını bekleyemezsin.

bu yüzden önce insan sonra kadın sonra anne olarak türk insanını eğitimsel olarak desteklemeliyiz ki onlar da çocukları eğitsin.
devamını gör...
okuyun tabi ki ama okuyunda kocanıza muhtaç olmayın bilmem ne zırvalarına anlam veremiyorum. insan Allahı hariç kimseye " muhtaçlık" hissetmez zaten. diğerleri sosyal ilişkilerin gereği; ailemiz de dahil.
okuyan insanlar sanki psikolojik, fiziki şiddete maruz kalmıyor.

güzel nasihat ama hangi amaçla ve hangi akıllara, hangi akıl ile verildiği önemli.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar