çorum müftülüğü'ne sorulan soruda müftülüğün verdiği yanıttır.
buradan
alternatif

--- alıntı ---

çorum müftülüğü ‘ne “elini kaldırdı, daha vurmadı ama endişe ediyorum” diyen bir kadına ise şu yanıt verildi: “uygun dille sebebini sorun. çok büyük bir sorun değil bu, konuşarak çözebilirsiniz. akşam mesela sevdiği şeyleri yaptınız, çayın yanında sakince konuşun.”

“şiddet gördüğümde ne yapmam gerekir’ diye soran kadına ise “vurursa tepki vermeyin, oradan uzaklaşın. odanıza çekilin. ‘nasıl istiyorsan öyle yapayım’ diye olayı örtmeye çalışın, ama uygun zamanda açın. suçlayıcı dille konuşmayın. ‘nasıl istiyorsun, bilemedim. bilsem öyle yapardım’ gibi konuşun” denildi.

‘peki, polisi aramak gerekir mi?’ diye sorulduğunda ise telefondaki kişi “yok, bu tür şeyleri çözersiniz inşallah. Allah’a emanet olun…” yanıtını verdi.

--- alıntı ---
devamını gör...
konuşarak çözün demiş. adam yemeğini yesin bi sakinleşsin insan gibi sor demiş. yani bunlar evlerimizde yaşadığımız şeyler. gayet realiteye uygun mantıklı bir tavsiye. he psikoloğa gitse nolcak? çocukluğuna mı inecek getirin antidepresan mı yazalım diyecek. bu işler böyledir usta. hatta devam ettireyim çayda size cevap vermeyip sinirleniyorsa bir büyüğüne konuyu açın kulağını çeksin. akşama da hazır olun bir şeyler olabilir....
devamını gör...
gözden kaçan birkaç şey var. birincisi bir kadın neden diyaneti arıyor? annesi, abisi, ablası eniştesi dayısı arkadaşı dostu hayatında dertlerini paylaştığı bir yakını yok mu? bu açıdan kasıtlı aranma ihtimali yüksek. ikincisi kadın konuşmanın dökümünü mü aldı? neden inanayım söylediği şeylere? üçüncüsü cidden bunlar sıradan şeyler. ben de kavga ediyorum bazen yeri geliyor çok ciddi sinirleniyorum. çözüm basit hanım kızarsa ben susarım ben susarsam hanım su getirir.
devamını gör...
çift terapisine katılan, birlikteliğinde sorunlar olan çiftlere dönem dönem bazı ödevler verilir. örneğin; eşinizle başbaşa, birer fincan kahve eşliğinde balkonda oturun ve birbirinize o gün neler yaptığınızdan bahsedin. burada amaç, çiftin tekrar çift rolüne girmesi, ebeveyn önlüğünü çıkarıp eş olduklarını hatırlaması ve daha sağlıklı bir iletişim kurabilmesi, dolayısıyla sorunlarının çözümüne giden yolu açmaktır.

bu fetvadaki tavsiye yanlıştır demek doğru olmaz, ancak zamanlamasının yanlış olduğunu söyleyebiliriz. ilişkide şiddet eylemi var ise -ki sadece fiziksel değil şiddetin her çeşidi, bu başlı başına bir kişilik ve ilişki problemidir. şiddeti herhangi bir iletişim sorunuyla açıklamak ve o şekilde müdahale etmek sorunu çözmek için etkisiz kalacaktır. şiddete maruz kalan kişiye susun, sineye çekin tavsiyesinde bulunmak bu davranışı meşrulaştırmak olarak sonuçlanabilir. bu tavsiyedeki iletişim kurmaya yönelik davranış, şiddet eylemi gerçekleştiğinde işlevsel olmayacaktır; ancak aralarında kopukluk olan, iletişim sorunu yaşayan çift için etkili olabilir. şiddeti normalleştirmenin, kabul edilebilir ve nasılsa her evde olurcu bir bakışla yorumlamanın çözüm olmadığını ne yazık ki her gün görüyor, izliyoruz.
devamını gör...
kocam olacak mikroorganizma böyle bir eylemde bulunduğu an o evden çıkarım. kendisi yemekten sonra çayını demleyip kendi kendine bu kadın neden gitti diye düşünebilir elbet.
devamını gör...
eğer bir ülkede siyasiler dahil herkes şiddet gören kadına "alttan al, kocanın suyuna git, az konuş" gibi telkinlerde bulunuyorsa, vay haline kadınların. şahsen ben böyle bir sistemde, kız kardeşimin kılına zarar verecek dallamanın kolunu bacağını kırmadan soğuyamam. ondan sonra 2 ay mı ceza yer, 20 yıl mı pek de umrumda olmaz. tabii isteyen konuşarak da çözmeye çalışabilir.
devamını gör...
haber, birkaç ay öncesinin haberi ve yayınlandığı dönemde sözcü, yeniçağ, tele1 tarafından yayınlanmış. yayınlanan kaynaklara dikkatinizi çekmek isterim. diyanet buna ilişkin açıklama yapmış daha sonra; diyanet açıklaması

şimdi haberin kaynağına baktığımızda saptırılmış olması muhtemel fakat konu itibariyle; böyle bir durumda ne yapılmalı, nasıl yol izlenmeli kısmı konuşulabilir. şiddet gören ya da bu durumla karşılaşan kadına "sabret" telkini açıkça verildiği zaman bu kadında sabır olgusunun yerleşmesinden ziyade erkekte ve erkeklerde buna eğilim ve cesaret verir. yani bunu duyan bir erkek "tamam bana izin verildi şimdi bu kadının ağzını yüzünü yamultabilirim" cesareti bulur kendinde. dediğim gibi haber şaibeli bir haber ama bu demek değildir ki kadınlar böyle durumda bir köşeye sinip içine atsın. buna kalkışan erkek bunun devamını getirir, emniyet birimlerine ulaşmak en doğru karar. ve diyanetin, din adamlarının yaptığı en büyük hata; islam'ın erkekler pasajına ağırlık vermek. kadınlara ilişkin konular sıklıkla "cevazların cesaret verme korkusu" nedeniyle arka plana itiliyor. peki erkeklerin bu konudaki artan cesaretinin sebebi ne olabilir?
devamını gör...
çorum müftülüğünden açıklama; biz böyle bir konuşma yapmadık. biz dedik ki "yemekten sonra çay demleyin, bir bardak çay doldurun kendinize demlikte kalan kaynar suyu kocanızın kafasından aşağıya boca etmek suretiyle dökün. eğer size neden bunu yaptığını sorarsa polisi arayın"

(bkz: çorum müftülüğünü yedirmeyiz)
devamını gör...
kendinden daha güçsüz birine vurma eylemi gerçekleştiren kişiye karşı görmezden gelme durumunu saçma buluyorum. zaten alt edebileceğini bildiğin birini bununla tehdit etmek, kalkışmak veya uygulamak, acizlik göstergesi değil de nedir? bu bir güç göstergesi, aşağılama yahut eziyet değil midir?

insan olarak, bir hayvani, bir çocuğu, bir kadını, bir erkeği güçsüz gördüğümüzde ona zarar vermekten kendimizi geri tutmanızı sağlayan şey, vicdan, merhamet ve insanlıktır.
aksi bir harekette bulunmak ise, insanlık dışı, saldırganca ve vahsicedir.

bunun eğrisi, doğrusu yok. konu net ve değişmez. konusulabilecek, tartışılabilecek herhangi bir yani olmadığı gibi, normal karşılanması da abestir.

zaten her şeyi normallestirmekten geliyor başımıza ne gelirse.
devamını gör...
eğer vurmamışsa, ama vuracak gibi olduysa bence olması gereken erdemli davranış o kocaya yardım etmektir. insanlar yapmadıkları bir eylemden dolayı suçlanamaz, ama gidişat o yöndeyse acil bir önlem alınmalı. o önlem için ilk adım onunla konuşmak olacaktır. eğer işe yaramıyorsa katı önlemler de alınması gerektiğini düşünüyorum.

ayrıca şiddet sadece fiziksel değildir. bir kadının birkaç sözü bir erkeğin tokatından ağır olabilir. fiziksel acıda da duygusal acıda da beyinde aynı bölgede dalgalanmalar oluyor. yani acı yalnızca tokat yediğinizde değil tokat gibi sözler yediğinizde de hissedilen bir şeydir. bu tokat atan erkeğin kusurunu azaltmaz, sözleriyle veya davranışlarıyla duygusal olarak üzen birinin kusurunu göz önüne çıkarır.

pınar gültekin cinayetinde ortada bir cinayetin olması çok acı. bu acıyı yaşamamız çok doğal ve olması gerekendir. ancak bunu yaparken öldürülen kadını övmek yersiz bence çünkü öldürülen kadın da başka birini öldürüyordu. mesele birinin birini öldürmesi olması gerekiyorken şerefsiz birinin melek gibi birini öldürmesine dönüştü. oysa öldüren adamın karısı da kadın mesela. o da kocasının kendisini aldattığını öğreniyor, belki hayatı başına yıkılıyor ve her gün ölüyor. her gün acı çekiyor. pınar gültekin idam cezası alırken adamın karısı müebbet yiyor. ben bu ikisi arasında pek fark göremiyorum. mazlum kişilere methiyeler dizmeyi çok seven bir toplumuz ancak bazı doğruları arka plana itmemeliyiz diye düşünüyorum. hepsinin konuşulması gerekiyor. duygusal acılar yok sayılmamalı. karılarını her gün sözleriyle döven adamlar var. bunu gayet normal karşılayıp adam kadına tokat attığı zaman ayağa kalkıyorsak yaptığımız iş yeterince doğru değildir bence.
devamını gör...
aynı şeyi kadın yapsa verilmeyecek bir öneri. kadının da çalışıp eve para getirdiği zamanlarda yaşıyoruz, evin maddi sorumluluğunu bile tek başına alamayan erkekler varken, yok sinirliymiş stresliymiş boş laflar. kadınlar da stresli hem çalışıp, hem ev işi yapıp hem çocuk bakıyorlar, gelen misafiri ağırlıyorlar vs. şimdi kocasına bir tokat atmasın mı yani bu kadın canı isteyince? akşam kocası çayı demler beraber sebebini konuşurlar medenice. şiddet gösteren kişi kendi kendini sorgulasın ben nasıl bir malım diye, kadının sormasına gerek kalmadan.
devamını gör...
müftülüğün hattında telefonlara bakan birinin, aile içi ilişkiler hususunda uzman olması beklentisi baştan abestir.
bu kişi olsa olsa kendi görüşünü söyleyecektir ki bir kimsenin şahsi fikrinden dolayı yargılanması, ayıplanması ilkel bir anlayış ürünüdür.

hadi bunu geçtim, kötünün iyisi diye bir kavram vardır. kadın ne yapacak, sen bana el kaldırdın vurmaya yeltendin hadi güle güle diyip dönüp arkasını gidecek mi?
hangi dünyada yaşadığını şaşırıyor insanımız. bu ülkede gelin gittiği evden kefenle çıkma anlayışı hayli taraftar buluyor. çoğu kadının gidecek yeri, cebinde parası yok. ailesi dahi kabul etmiyor.

hadi aile kabul etti, öldürülen kadınların çoğu boşanmaya çalışırken yahut boşandıktan sonra öldürülmüyor mu?

iddia edildiği gibi bir konuşma olsa dahi ne demiş? sakin bir anda bunu konuşun demiş. bunun ne zararı var? en azından denemiş olacak.

istanbulda ankarada plazaların bilmem kaçıncı katında çalışıp, x sitesinin kapalı otoparkına arabasını çekip evine asansörle çıkan, bayramlarda her şey dahil otellerde tatilini dahi izole yapan insanlar ülkenin kalan 70 küsür şehri hakkında yorum yapınca böyle oluyor. ülkenin doğusu batısı içleri kıyıları birbiriden farklı. önce bunu idrak edip bir şeylere buna göre tepki göstermek gerekir.
devamını gör...
nedense kötü niyeti olduğunu düşünmüyorum. ılımlı yaklaşmak istemiş gibi ama zamanı yanlış çok yanlış.
devamını gör...
bu fetva belki doğru belki değil ama hepimizin malumu ki böyle bir zihniyet ülkemizde var. şiddetli tartışmalar yaşayan çiftlere her seferinde telkin edilir ya hani biriniz kızgınken diğeriniz sakın kalsın diye. fiziksel şiddette de bu şekilde sorunların çözüleceğine inanıyorlar. ama öyle olmuyor bir kere fiziksel şiddet dediğimiz şey asla bir kereyle kalmıyor. bir adam bir kadına el kaldırdıysa bunu tekrar tekrar yapacağına emin olabilirsiniz. tıpkı aldatma gibi. bir arkadaşımız yukarıda demiş ki; bazı sözler vardır en az fiziksel şiddet kadar acıtır. kendisine katılıyorum ama şimdi bir karı koca kavgasında, kadın kocaya sen adam mısın dedi. bu söz adamın canını çok yaktı, tamam. başka bir örnekte; adam kadına sen kadın mısın dedi ve bir tane de tokat attı. acı hem fiziksel hem ruhsal olarak ikiye katlandı. üstelik bir kadının kocasından yediği bir tokat herhangi birinden yediği bir tokatla aynı olmaz. eşten gelen çok daha yaralayıcı olur. o yüzden mesela benim eşim bana vurmaya kalkarsa, çayını avukatımın ofisinde içer.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar