korkuyu beklerken

"... eşyayı da sevmiyordum galiba. daha doğrusu, eşyayı insanlarla bir tutuyordum, ikisiyle de aramda, yalnız benim bildiğim ve başkalarına açıklanması güç meseleler vardı. "
devamını gör...
''bir kenara ittiler beni; isimiz acele, seni bekleyemeyiz dediler. (oysa yıllarca beklemislerdi beni; acele ettikleri söylenemezdi.) bu kötü hayatı sanki doğmadan önce de yasamıstım; kendime yakıstırdığım yasantıları doğmadan önce de okumustum. kötülüklerimin bile kendime, öz varlığıma ait olduğuna inanmıyordum. belki yüzyıllardır, yüzbinlerce insan böyle kasvetli bir tabiatın ortasında, gizli mezheplerden tehdit mektupları alıyordu. geçmisimi pek iyi bilemiyordum, bu insanları belli belirsiz hayal edebiliyordum; fakat, bu noktayı çok iyi biliyordum: onlar bu olayı da değerlendirmesini bilmisler, gerçekten korkmus, gerçekten acı çekmişlerdi; gerçekten çaresiz ve yalnız kalmıslardı. ben ucuz bir romandım. hayır, kötü bir edebiyatın bile bir gerçekliği vardı: can sıkıcı taklitçilikleri bile benden gerçekti.''
devamını gör...
camları kırılan bankalar ve malum restoranlar için ağıt yakan devletçi-muhafazakar-güce tapan patolojik tiplerle aynı platformu paylaştığım için kendime kızıyorum:çünkü siz(kendilerini bilirler)eleştiriyi bile haketmeyen birer zavallısınız...asıl terörü yaratanlara ,yani;,çoluk çocuk,hasta,eylemci,olayla alakasız herkese ama herkese saldıranlara buradan methiyeler düzmeye devam edin;camları kırılan bankaların bekası için mevlütler okutun:size de bu yakışır...

sözlükteki son mesajım...üyelik muhabbetiyle kim ilgileniyorsa silsin üyeliğimi:ne haliniz varsa görün...milleti kendinize güldürmeye devam edin...
devamını gör...
evde fazlaca vakit geçirmeyi seviyor oluşumdan tedirgin olmama neden olmuş, "çıkıp bi hava alayım en iyisi" cümlesini sık sık kullanmamı sağlamış, oğuz atay'ın güzel öyküsü.

aynı isimli kitapta bir öykü daha vardır ki gülmekten kırar geçirir oğuz atay bu öyküyle;

(bkz: ne evet ne hayır)
devamını gör...
oğuz atay, zeki ama hayata tutunamamış, topluma yabancı, modernizme mugayir, düzenli bir ev ve aile hayatı olmayan, orta yaş bunalımının içinde, içki müptelası, çoğunlukla bekar ya da evlenmişse bile boşanmış kahramanların trajedisini yaşatıyor. bu kahramanlar bohem bir tarza sahip olmakla birlikte hayatı ironiyle alaşağı eden bir bakışa sahipler. yazar bu kahramanlara kendinden çok şey katmış ama en çok da “babama mektup”ta kendini yazmış. “demiryolu hikayecileri” bir rüya diye nitelenmiş ama yazarlık fenomenini üst bir bakışla sorguluyor. “ben buradayım sevgili okuyucum sen neredesin acaba?” diyerek seslendiği okur, yazarın tek sırdaşı.
devamını gör...
her şeyden önce çok güzel bir kitap ismi. bazıları insanın ağzına pelesenk oluyor ya hani, onlardan işte. mesela, git kendini çok sevdirmeden, çanlar kimin için çalıyor*, çılgın kalabalıktan uzakta*. isminin hakkını verdikten sonra kitaba dönelim. kitap birbirinden bağımsız hikayelerden oluşsa da, bu hikayeler ele aldıkları insani konular bakımından bütünlük arzediyorlar. her birinde yalnız, okumuş, yabancı, tutunamamış bir adam var. kiminde korkuyu beklerken görüyoruz bu adamı, kiminde truva atı'nın şerefi için mücadele ederken, kiminde babasına mektup yazarken. varoluş sıkıntısı çeken bu adam(lar), hikayesi müddetince bizi de sıkıntılarına ortak ediyor(lar). zaten yazar ''ben buradayım sevgili okuyucum, sen neredesin acaba?'' derken, akla ilk geldiği anlamda okumaya değil; okuyucuyu kahramanlarıyla beraber sıkıntı çekmeye çağırıyor. oğuz atay, bu seslenişe ancak içtenlikle ''buradayım'' diye cevap verildikten sonra okuyucusuna kapılarını açan bir yazardır.
devamını gör...
oğuz atay'ın hikayeleri, gündelik hayatı kavrayış derinliği, anlatım zenginliği ve okuru alıp götürmedeki enerjileri bakımından romanlarından geri kalmaz. kitaba adını veren hikayenin korkuyu beklerken kendini evine hapseden kahramanı, atay'ın edebiyat güzergahındaki farklılığının en büyük kanıtlarından. yazarın bu kitaptaki ilk hikayeyle varettiği beyaz mantolu adam da öyle.
(http://kitapzen.com/urun.as...)
devamını gör...
korkuyu beklerken çok korktuğum kitap.
beyaz mantolu adam mı daha önceydi kürk mantolu madonna mı diye çok düşündürttü. oğuz atay ın manik bir halde yazdığı her halinden belli olan, böyle cümlemi olurmuş dedirten üç beş sayfa sonra stili farkedip yazara hayranlık besleten bir kitaptı.büyük üstad büyük kitap.
(bkz: tutunamayanlar)
(bkz: tehlikeli oyunlar)
devamını gör...


--- alıntı ---

" bir keresinde bir kızı sever gibi olmuştum; bu kız bana söylemişti, her şey gibi aşk da soluklaşır demişti. kendi de soluk benizli, zayıf bir şeydi. dediği gibi olmuştu. aşk da soluklaşmıştı. artık ne sevgi kalmıştı, ne ülkü, ne de itici gizli mezhep. hepsi tutuklanmıştı. eve kapanmalıydı insan, daha hiç çıkmamalıydı, gerçekten çıkmamalıydı. çok yoruldum diye söylendim, bir ağacın gölgesine yaslanıp; dolaşacak, evden çıkacak gücüm kalmadı. evlensem iyi olacak."

--- alıntı ---

devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar