korona zamanı akla düşen şiirler

şiir hayattır, hayat da biraz şiirdir. korona zamanlarında dahi kelimeleri kimse karantinaya alamaz. işte böyle zamanlarda evvela Allah'a, sonra kitaplara ve kitaplardaki şiirlere sığınmak, şiirlerle tekrar ayağa kalkmak, dört duvar arasında kısılı kalmış ruhu hayalle gerçeğin buluştuğu pencereden göğe salıvermek için bir parça şiir gerektir. biliyorum, mahalle yanarken saçını tarayan kaygısızlığıyla şiirlere mana verecekler de vardır, yine biliyorum insanlığın ızdırabı için sonya'nın önünde diz çöken raskolnikov suçluluğuyla şiirler karşısında diz çökecek ruhlar da vardır ve yine biliyorum son sözünü hakikatle yunmuş, en duru haliyle söylemek isteyenler bir şiir gibi fısıldayarak ayrılmak isterler yeryüzünden.

nedir ki söz? hakikati anlatmıyorsa!

korona günleri için ismet özel şiirlerinin hayranı olarak sürpriz olmayacak şekilde bu şiir düştü aklıma velhasıl:

"sana yaşamak düşer çarkların gövdesinde
bin demir kapıyla hesaplaşmaktan omzun çürümelidir
bin çeşit güneşle ovulmalıdır gaddar ellerin
yürü yangınların üstüne, kendi alevini de getir
çarpıntısız dakikası olur mu devrimcinin
ki
ölüm
her yerde uyanıktır
alestadır korkunun yardakçıları
tez kızaran güllerden kendini sakın
sevgiler ürkütsün seni, aşk ayrı-
aşktır diye geri geldin o çekiç seslerine
bıraktın vazgeçilmez ırmakları
gönlüne kar yağdırıyorsa çocuk sesleri yetsin
dikkat et hiçbir şey ıslatmasın namluları."

(bkz: mazot)
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar