kul olmak

şu an ikindi ezanı okunuyor. sanki okunan ezan değil de öğle namazını kaçırdığım yüksek sesle hatırlatan bir manifesto gibi. artık son satırlarının okunmasını beklediğim bu ilahi dizeler psikolojimi alt üst ediyor. görevim olan bir şeyi yapmamış olmamın ağırlığı omuzlarımda, sırtımda.

odamın ısısını infrared ısıtıcının verdiği ısı ve açık pencereden dışarı kaçan ısıyı da göz önüne alarak makul bir düzeyde tutmaya çalışıyorum. turuncumsu ışık yayan silindirik resistörler müezzinin acı çığlığına cehennem dekoru oluşturuyor. eğer camı kapatırsam şimdi, hemen, bu dünyada yanacağımı hissediyorum.

devasa cam kupamın dibinde yaklaşık 1.5 santimlik çay kalıntısı normal bir çay bardağının tamamını dolduracak hacimde. bu devasa kupadan içtiğim ağız dolusu çay şu an üzerime çöken ağırlığı taşımam için gerekli gücü vermekten çok uzak. keşke diyorum, eskinin o radyasyonlu çaylarından olmuş olsa. radyasyon uyutmaz insanı.

dağınık masamın üzeri hesap makinesi, cetveller, kitaplar ve not kağıtlarıyla dolu. bir de bana bakan ufak bir gladyatör büstü. hayatta kalmak için savaşmak gerekli mottosu nesneneleşsin diye aldığım bu eşya en itilmiş zamanlarımdan kalan eski bir yadigar aynı zamanda. manasız bir şekilde gerçek anlamıyla boş gözlerle arkamdaki pencereye bakıyor. yüzümü gördüğünden sıkılmış olsa gerek bana doğru dönük değil kafası.

masamın üzerindeki dağınıklığa dekor olan sigara küllerinin kalıntıları. göğsümdeki ağrıyla paralel olarak artan bu küllerin sayısı zaman denilen şeyin soluduğun duman ile orantılı olarak hızlanmadığının en gri nişaneleri.

yine bir ikindi vakti. aylardan sonra yüzünü nihayet gösteren güneş gün içindeki en acı çektiğim zamanın, öldürücü ikindi vaktinin devasa bir askeri gibi gökyüzünde asılı duruyor. penceremden girip tenime değen her bir ışık demeti derimi değil ruhumu yakıyor. bu ikindi vaktini vurmak lazım. bu ikindiler beni boğuyor, hala hayatta olmama katlanamıyor. takıntılı bir düşman gibi her gün aynı saatte hayatımın tam da üzerine çöküyor.

olamadım mı? olmuşum gibi sev. bitsin artık bi ikindi salık ver gökyüzüne. olmazsa beni gönder artık bir ikindinin hiç olmadığı yere.
devamını gör...
ibn arabi'nin sözü olarak okuduğum bu dehşet ifadenin bir benzerini geylânî hazretlerinin de söylemiş olduğunu ekleyerek insana anlık bir şok dalgası yaratmıyor mu?

"bir kimsenin kalbinde, hangi şeyin muhabbet ve saltanatı zahir olmuş ise, o kimse o şeyin kuludur. "
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar