kültürün aslî dokusu

inanç düzenidir. nasıl toplum ile kültür, kesinlikle örtüşürlerse, birbirlerinden asla ayırtolunamazlarsa, inanç da bu iki unsurla aynı durumdadır. kadın ile erkek tohumlarının mezcinden anne rahminde beşer oluşur: doğum. beşerin, rahimden çıkışıysa, dünyaya gelmedir. söz konusu safhadan itibâren biyo-fizik süreçlerin yanında, hattâ zamanla onlara baskın çıkacak şekilde, yeni özgün etkenler, gündeme girecek: inançlar. bunların gündeme girişiyle o safhaya değin sürüp gelmiş yaşamanın —beşerin salt dirimlilik durumu— üstünde yeni bir yapı şekillenir: hayat. bu, yepyeni bir şekildir; benzersiz, tümüyle özgün. hayat, varolabilmekçin yaşamayı şart koşar. başka bir deyişle, hayat, dünyada varoluşca, yaşamaya bağlıdır. bununla birlikte, birinci, ikincinin tabîî, uzvî uzantısı yahut türevi değildir. diğer bir ifâdeyle, hayatı biyo-fizik çözümlemelerle beşere indirgeyip izâh edemeyiz. ş. teoman duralı
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar