kuran yeterciler

ekserisinin hikayesi aynıdır. kahramanımızın bir cemaatte falan tanıdığı varmış. sonra o tanıdığı bizimkine bir kazık atmış hatta ortada kazık bile yok bi alacak verecek davasında bizim aklı evvel kendi kendini haklı görüyor. her neyse bu olay üzerine adamımız tutar ve bütün ehli sünnete cemaatlere tarikatlara cephe alır. nerede cemaatlere düşman varsa onlara dost, nerede cemaatlere dost varsa onlara da düşman olur.

aşağı yukarı hepsinin hikayesi aynı. bir kuyruk acıları var yani. hani haksızlığa uğramışta olabilirsin ama bütün müslümanlara neden kin tutuyorsun? sonuçta böyle yerler kapısı herkese açık yerler istismar eden çok oluyor. hatta bu kuran yetercilerin kimileri de istismar için gitmiş umduğunu alamadığı için düşman olmuşta olabilir. olur yani bunlar hep bilimsel gerçekler. *
devamını gör...
cemaatlerden kazık yiyenlermiş. yani ne mal olduklarını anlayanlar. adamlar görmüş yaşamış ve anlayışını değiştirmiş demek ki. bravo, aptal gibi kazık yemeye devam mı etselerdi ? öyle olan varsa tez elden gelsin kurancı olsun bekliyoruz.

devamını gör...
teknik olarak doğrudurlar.

lakin bu arkadaşlar kuran yeter derken
kuran'ın bir parçası, emri, uygulaması olan
sünneti reddetmektedirler.

bu da kişiyi
kuran'ın bir kısmını kabul edip
bir kısmını reddedenler
sınıfına düşürür!
devamını gör...
yanlış anlaşılan ve bazıları tarafından yanlış lanse edilen bir şey var;

''kuran yeter'' diyenlerden bazıları diyor ki; sünnet demek kuran demek. ''o yürüyen bir kuran'dı.'' o kuran'dan ayrı bir şey yapmamıştır. yani şu sonradan uydurulanları reddediyorlar. ya da arap geleneklerini sünnet diye yutturanları...

off, anlatamadım tam, nezir kardeşimi buraya rica ediyorum...
devamını gör...
Allah'ın sorumlu tuttuğu, peygamberinin uyduğu ve tebliğ ettiği vahye uymaktadırlar/uymaya ve peygamberin ahiretteki şikayetinden uzak kalmaya çalışmaktadırlar.

zuhruf 44: doğrusu o kur'an, senin için de, kavmin için de bir öğüttür ve siz ondan sorguya çekileceksiniz.

mâide 49: sen de aralarında, Allah'ın indirdiği ile hükmet ve onların arzularına uyma! dikkat et de, Allah'ın sana indirdiğinin bir kısmından seni uzaklaştırıp fitneye düşürmesinler...

mâide 67: ey resul! rabbinden sana indirileni tebliğ et. eğer bunu yapmazsan onun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun. Allah seni insanlardan korur. Allah, küfre batmış topluluğa kılavuzluk etmez.


enbiyâ suresi 45: de ki: “ben sizi ancak vahiyle uyarıyorum.” fakat manen sağır olanlar, uyarıldıkları zaman, bu çağrıyı duymazlar.

ahkaf 9: de ki: ben peygamberlerin ilki değilim; kendime de size de ne yapılacağını asla bilmiyorum; ben sadece [vahyi] olduğu gibi beyan eden bir uyarıcıyım.

en'am 50: de ki: “ben size, ‘allah'ın hazineleri benim yanımdadır' demiyorum. ben gaybı da bilmem. size ‘ben bir meleğim' de demiyorum. ben, sadece bana vahyolunana uyarım.” de ki: “kör ile gören hiç bir olur mu? hâlâ düşünmüyor musunuz?”

furkan 30 [o gün]resul de şöyle der: "ey rabbim, benim toplumum, bu kur'an'ı terk edilmiş/dışlanmış halde tuttular."
devamını gör...
bırakın arap safsatasını yada hurafeleri...

arkadaş sen git onları kadıköy'de,şişli' de falan anlat onlar sorar ramazanda sakız orucu bozuyo mu diye bu sözlüktekiler değil...

haaa birde bir kısım ayetleri yazmakla bitmez o iş onun yanında resül'e ki (semadaki yıldızların binlerce katı selat ve selam o'na olsun)nasıl tabiii olmamız gerektiğini açıklayan ayetlerde yazılmalı mesela âli imran 32 den başlayalım...

siz bana abi ya bilmiyosun burda pagan ayini yapanlar var resül'ü ki ( aldığım ve alamayacağım her nefes kadar selat ve selam o'na olsun) Allah yerine koyuyolar dersen amenna ama bana o gerizekalıyıda bi göster burada ki hemen herkes yeryüzüne gelmiş gelecek en mükemmel insan olan fahri kainatın zelle yaptığını bilir yok öyle arap adetine karşıyız gidin o zaman araplara yapın bunu...
devamını gör...
kendi tarihi zaman ve coğrafyalarında o anki bağlamda islamı dert edinmiş kimselerin islamı koruma adına sımsıkı tutundukları bir görüş olabilir. mutlaka haklı çıkış noktaları ve haklı kaldıkları zaman dilimi de olabilir. velhasıl mutezile de tasavvufu tekfir ederken o zamanki şartlarda çok haklı idi ve öyle olması gerekiyordu.

ama bugünkü ahvale baktığımızda bu düşünüş tarzının sonucunun seleficilik, vahabilik ve ışid kafası olduğu aşikardır. şu an için çok tehlikeli olan bu kafa , zamanında gayet normal bir şeydi o yüzden affedilebilir bir tarafı da var .
devamını gör...
bir çoğu kuran dan çoğunlukla kuran mealinden anladığını tartışmasız ilahi kelam olarak kabul eden ve bunun dışındakileri kibarca uydurulmuş din mensubu yani kafir olarak niteleyen kesim.

her tekfirci akım gibi bunların da gücü ele geçirdiklerinde insanlara inançları yüzünden baskı uygulayacağı aşikar. Allah korusun bunlar otorite olursa dini budaya budaya hristiyanlığa çevirecekler.

hristiyanlara inanç bakımından değil inancı yaşayış olarak benzeyecekler. ibadet olayı bu allame zatlara göre zaten gereksiz çoğu uydurulmuş şeyler. bunlar zaten peygamberden bile iyi biliyor ibadete ihtiyaçları mı var.

abartmıyorum bunların içinde namaz diye bir şeyin olmadığını iddia edenler var. kuranda böyle bir şey yok diyor. kimi çıkıyor domuzun eti yenmez ama yağı yenir diyor. hatta abdulaziz bayındır çıkıp domuzun derisini seccade yapıp namaz kılabilirsin, kılından diş fırçası yapıp kullanabilirsin diyor. bunlara Allah fırsat vermesin.
devamını gör...
dikkatle araştırın. bu fikri ortaya atıp saklananlara, açıktan söylemeye cesaret edemeyecek kadar korkak olup alttan altta bu fikrin propagandasını yapan alçaklara dikkat edin. aynı yüzler, aynı argümanlar hatta aynı cümleler.

bu mealci kafanın özü şiaya dayanıyor. bugün bunu çok net görebiliyoruz. savunucularına baktığımızda barım barım bağrıyorlar ancak namertliklerinden ortaya çıkamıyorlar. bugün ehl-i sünneti tekfir eden, ashaba hakaretler yağdıran, kur'an ile peygamberin arasını açan adamlar kimler? bunu bir propaganda haline getirip adeta misyonerler gibi fitne dağıtan caferiler, temelde şiiler değil mi? ortaya konulan tüm argümanlar aynı kafadan çıkmadır.

hz. ali'den (r.a) başlayıp 12 imam silsilesini çıkartan, peygamberi yalnızca bu hususu ümmete anlatmak için görevlendirilmiş biri gibi lanse etmeye çalışan ve bu uğurda onu itibarsızlaştırmak için elinden gelen ne varsa ortaya koyanlar kimler? aynı yüzler.

bunlar ile içtihat yapılmaz, islam konuşulmaz, getirdiği habere itimat edilmez. zaten bu sebepledir ki toplumun ekseriyeti bunlara güvenmez. dikkat edin, toplum tarafından ciddiye alınmayan, kültürel ve sosyal statü edinememiş zavallılar olarak yaşamlarına devam ettiklerinden her Allah'ın günü inananlara ve müslümanlara çamur atmaktan geri durmazlar. ehl-i sünnetin verdiği mücadelenin binde birini ortaya koyamayan bu acizler oturdukları yerden hiçbir işi beğenmezler, beğenmedikleri gibi fitne dağıtıp kâfiri müslümana kışkırtırlar.

burası önemli; ehl-i sünneti nasibi diye niteleyip ehl-i beyt düşmanı addedenler ehl-i sünnet vel cemaatin kanına ve malına cevaz vermiştir. öyle tehlikeli, öyle pis bir düşman. sakın masum göründüklerine aldanmayın. sözlerini dikkate almayın. dinimizi kaynağından, kur'an ve sünnetten öğrenin. yoksa kendinize yazık edersiniz.
devamını gör...
yahudiler ile aynı yol üzeredirler ; onların hahamları da aynen musa a.s gibi kendilerinin de vahyi yorumlayabileceğini iddia etmişlerdir.
devamını gör...
camiye gerek yok kuran yeter..
yani onu yapma kuran yeter bunu yapma kuran yeter diye diye..
nereye gidiyoruz..
ben böyle anlıyorum biraz..
devamını gör...
Allah affetsin bi' dönem bu kafadaydım ben de. ufuk kapalılığından kaynaklı diye düşünüyorum ve bilgi eksikliği, ne imam ahmed'i bilirdim ne imam-ı azam'ı; ne de ehli sünnet'in modern akademiden yüzyıllar önce oluşturmuş olduğu o muazzam külliyat geleneğini. ulan kaynak gösterme, alıntı yapma veya tanık gösterme metoduyla bugün argümantasyon yapıyoruz ya akademide; hah işte bunu ehli sünnet alimlerimiz 1200 yıldır yapıyormuş, sadece sen okumuyormuş da çamur atıyormuşsun türbede iki müslüman görüp "geleneksel din" "geleneksel din" diye. bu olaya ehli sünnet'in bakışı belli, bırak ergenliği de kitabî ol biraz. insan reaksiyonist tavırlara daha kolay tav olur ve genelde de bu reaksiyonistler bilgi eksikliğini sloganlarla kapatır. bu tayfada da işler böyle işliyor, son iki yüzyılda ortaya çıkan modernistleri sloganlaştırmaktan öteye gitmez söylemleri. neo-mutezile diyorlar bunlara ama mutezile'nin belli bir ilmi vardı yani adamlar imam şafi'nin ve imam ahmed'in (rahmetullahi aleyh) karşısına çıkabilecek kadar ilmi haizdiler. fakat bu arkadaşlarda o ilmin zerre-i miskali yoktur. ha sadece kuran'cı da değillerdir, yukarıda bahsettiğim son iki yüzyılda ortaya çıkmış yeşil protestanların -bu hareketler batı'da islam'ın protestanlaşması olarak irdelenir çünkü- yanına batı filozoflarından birkaçını eklerler; o da yarım yamalak. hatta kuran ikinci plandadır, sadece daha rahat tevil yapalım diye rivayetleri reddediyorlar. oysa kuran da o rivayetlerle aynı tarihi süreçlerden geçti. zaten "madem peygambere değil güvensizliğiniz de tarihi süreçlerdeki dezenformasyon ihtimaline; kuran'ın bozulmadığını nereden biliyoruz" diye sorunca kem-küm etmeye başlıyorlar.

lafı fazla bile uzattım, çok uzattım ya... yani biz "yobaz" ehli sünnet vel cemaat müntesipleri bunları dünyevî-uhrevî bilumum meselelerde tokatlarız arkadaşlar, o yüzden çok da üzerinde durulmaya değer değillerdir. sadece o güzel külliyatımızı okuyalım garip bırakmayalım; batı felsefesi bizde o işi bize bırakın, sosyal bilimci ehli sünnet kardeşler gelsin az bu yana da islam'ın siyaseti ve sosyolojisiyle batı'nınkini inter-disipliner çalışalım. gelsin bakalım o niçe'ci freud'cü abduh'çu afganî'ci şeriatî'ci ergenler (not: hepsini de okudum ha, bu yazarları küçümsemek değil niyetim; hepsi kayda değerdir, niçe diğerlerinden daha fazla. sadece o meal'ci tayfayı küçümsüyorum dört bir yanı örümcek ağlarıyla örülü, kimine göre selefî diye yaftalanabilecek gelenekçiliğimle). ahahaha...

tek avantajları sesleri yüksek çıkıyor, biz ellemiyoruz o kadar; tıpkı üniversitelerdeki anarko-komünistler gibi.
devamını gör...
"kur'an yetmez" demek imandan götürür adamı.

kur'an yeter; lakin biz kitabı Allah rasulu gibi tefsir edemeyiz. ondan dolayı sunnete ihtiyacımız var. tabi ki ortada kur'an la uyumlu rivayetleri değerlendirecek kimseler varsa.

müslümanlar bugün ya toptan hadis inkarcısı, ya da toptan hadis kabullenici durumunda.

toptan hadis inkarcılığı kur'an ı yeterince açmayı engellerken; hadisleri toptan kabulleniciler de kur an la çelişmektedirler.
devamını gör...
konunun ehli olmamakla beraber, gündemde ciddi yer tutunca inceleme fırsatı buldum. mustafa öztürk'ün tarihselci önermelerine yapılmış ciddi bir reddiye maalesef bulunmuyor. ortaya konulan dilden yola çıkarak evrenselcilerin sadece laf gevelediklerini mantıklı bir yorum ortaya koyamadıklarını düşünüyorum. bu konuda cübbeli, ebubekir sifil, ihsan şenocak vs bir kaç kişinin bilimsellikten çok uzak itirazları var. ve üslupları susturun şu zındığı şeklinde. kullanılan argümanlar yalnızca bunların zındık, düşman, kafir, tehlikeli, alçak, zavallı oldukları. ya hu birader sen bu dille mi mücadele edeceksin fikirlerle. cehaletini sözlü şiddetin ötesine taşıyıp katli vacip diyenler dahi oldu. velev ki tarihselciler yanılıyor, koy ortaya ciddiye alınır bir reddiye ve islama en büyük katkıyı sen sağla. öte türlü bu kişiler benim gözümde ışid kafasıdır. bunlar islama ancak zarar verirler ve bu kafadan herşeyi kerhen tekfir etmekten öte birşey de çıkmaz.
devamını gör...
"kuran yeter" değil,
"sadece kuran yeter" demekte iseler

allah'ın emri olan peygamber sünnetini reddetmektedirler

ve böylece kuran'a muhalefet etmektedirler.
devamını gör...
ben de bunlardanım çünkü hadisleri yazanlar aynı zamanda şunları da yazmışlar:
• Allah’ın elçisinden sözlerini yazmak için izin istedik, bize izin vermedi. (tirmizi, es sunan, k. ilm 11)

• “benden kuran disinda hiçbir sey yazmayin. kim benden kuran disinda bir sey yazmissa imha etsin.” (müslim, sahihi müslim kitab-i zühd, hanbel, müsned 3g12, 21, 33)

• biz hadis yazarken hz. peygamber yanımıza geldi ve “yazdığınız şey nedir?” dedi. “senden işittiğimiz hadisler” dedik. hz. peygamber: “allah’ın kitabından başka kitap mı istiyorsunuz? sizden evvelki milletler Allah’ın kitabı yanında başka kitaplar yazdıkları için yoldan çıktılar” dedi. (el hatib, takyid 33)

• ey insanlar ateş tutuşturuldu ve karanlık gecenin parçaları gibi fitneler yakınlaştı. Allah’a yemin ederim ki aleyhimde tutunacak bir şeyiniz yoktur; kuran’ın helal kıldıkları dışında bir şeyi helal kılmadım. kuran’ın haram kıldıkları dışındakileri de haram kılmadım. (ibni hişam siret 4 sayfa 332)

• Allah bazı farizalar vazetmiştir, onları aşmayın. bazı hadler koymuştur, onlara yaklaşmayın. bazı şeyleri haram kılmıştır, onları yapmayın. bazı şeyleri de unutmaksızın size rahmet olması için hatırlatmamıştır, onları da araştırmayın.
(mahmud ebu reyye, muhammedi sünnetin aydınlatılması, sayfa 403)

• Allah’ın kitabında helal kıldığı helal, haram kıldığı haramdır. hakkında sustuğu ise serbesttir. Allah’ın serbest bıraktıklarını kabul edin ve bilin ki Allah hiçbir şeyi unutucu değildir. (ebu davud k. etime 39/tırmizi k. libas 6 ibni mace k. etime 60/ el-müracaat sayfa 20)

• "hadis yazmak için rasûlullah'tan izin istedik, o izin vermekten çekindi!". (ebû saîd el-hudrî)

• hz. ömer diğer şehirlerdeki sahabelere de mektuplar yazarak ellerinde yazılı bulunan hadis mecmualarını yok etmelerini istedi. (ibni abdil berr, camiul beyanil ilm ve fazluhu 1/64-65)

• hadisler ömer döneminde çoğalmıştı. ömer halktan beraberlerinde bulunan hadis sayfalarını getirmelerini istedi. sonra bunların yakılmasını emrederek şunu söyledi: kitap ehli’nin mişna’sı gibi müslümanların mişna’sıdır bunlar. (ibni sad/tabakat 5/140)

daha ayrıntılı okumak için şuraya lütfen: (bkz: https://eksisozluk.com/entry/16741272)
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar