kürtçe

nasır tutmuş boğazlardan, yorgun ve acımtırak ses tellerinden, kırışmış simalardan, korku dolu gözlerden, kuru toprak bekçilerinin, çatlak, kuru ve sönük toprağın dili...

sınıf atlamış medeniyet, özgürlük meşalesi okyanus ötesinde yanıyor, peşinden koştuğumuz garb sanayileşmiş, taş üstünde taş kalmayan ''alamanya'' çığır açmış sanayi ve makinede.

sene 1993, yer beyttüşşebab'ın gidilmemiş bir mezrası.

çamurlu postal, yanık renkli, poşulu köylünün elini eziyordu. sonra dipçiklerle vücudunu büyük bir nefret ve hırsla dövüyordu. çığlıklar, gecenin kör karanlığını yarıyordu. tüm mezra halkı kundaktaki bebeğine varan kadar, ocak'ın iç donduran ayazına teslim edilmişti. muhtar ''burada terör değil bizler varız! terör dağlarda komutan!'' sözüne karşılık, komutan muhtar'a dipçik ile cevap vermişti. muhtar yaşlıydı ve kendinden acizdi.
yere yığıldı, yüzü, gözü çamur ve kar oldu ve burnu kanadı muhtarı'ın, kan kar'a damlıyordu. tarih not düşe dursun, kadınlar mırıldanarak ağıt yakıyordu...

yerdeki poşulu adam, kımıldamıyordu. rüzgar tüm şiddettiyle eserken, azrail ruhunu kapz etmişti. suçu, kürt doğmak ve kürtçe konuşmaktı. olay mahallinden biraz uzakta nöbet tutan askerin gözyaşları kar'ı ıslattı.
askeri cip mezradan uzaklaşırken, ardında koca bir ağıt ve külfetli bir gelecek bıraktı...

öyle bir dil yoktu.

kürdü ve türkü yaratan buyuruyor ki;

insanların farklı renk ve dillere sahip olması, Allah'ın birliğine tanıklık eden âyetlerdir. (30/rum, 22)
devamını gör...
kürt halkının konuştuğu, başta farsça olmak üzere birçok dilden etkilenmiş dil. neredeyse ilkokula başlayınca kadar türkçe bilmiyordum. türkçe'yi sonradan öğrendim. ilkokuldayken hocama bilmeden birkaç kürtçe kelime kullanmışlığım da var hatta. hocam anlamıyordu, anlamadığı için de şaşırıyordum* neyse ki kürtçe bilen sınıftakilerden biri benim için tercüme ediyordu. fakat düzenli konuşmadığım için telaffuz konusunda sıkıntı çekiyorum. anlıyorum ama konuşamıyorum durumu yani.

kürtlerin ekseriyetle bedevi olmasından dolayı* ve kürtçe üzerine yapılan çalışmaların çok çok az olmasından ötürü kürtçe şiveler* arasında büyük farklar vardır. hatta bir ilin iki ilçesinin birbirini anlamadığı da oluyor. sebebi ise yazılı eserlerin yok gibi bir şey olmasından. bu yüzden kürtlerin çok büyük çoğunluğu kürtçe okuma yazma bilmez. hatta ben de zar zor okuyabiliyorum, çoğu kelimeyi anlamıyorum. yazma zaten yok.

okuma yazma konusunda latin ve fars alfabesi kullanılıyor. bence farsça bunun için daha uygun çünkü kürtçe farsçaya yakın. latin alfabesi her harfi karşılamıyor.

son olarak insanların eskisi gibi önyargılı yaklaşmadığını görünce mutlu oluyorum açıkçası. kürt halkının büyük çoğunluğu da böyle düşünüyor. eskiden sokakta kürtçe konuşmaya utanıp çekinirken şimdi türk arkadaşlarımla şaka amaçlı kürtçe konuştuğum da oluyor. anlamayıp kıl oluyorlar ben gülüyorum. onlar da anlıyorlar, gülüyorlar*
devamını gör...
gavurlar tarafından ;

'' indo avrupa dil ailesinin, indo-iran dalının iran dilleri alt grubuna ait dil.'' olarak tanımladığı dil.

hakkında son iki yüz yıldan beri hep ideolojik tanımlamalar yapılan dil.

sahih, doğru ve yerli kaynaklardan öğrenilmesi gereken bir dil.

kürtçe ve ''indo-avrupa''... yuh be!
devamını gör...
tarihinden beri 7 alfebede yazılmış konuşulmuş dil.
latince
kril alfabesi (rusların kullandığı alfabe)
arapça
avestaların yazıldığı ixmini
ezidilerin kendilerine has alfabeleri.
arami alfabesi
pehlevilerin alfabesi.
otuzdan fazla dil bilen amerikalı dil bilimci michel chayt bu duurmu bir dil için değer olarak görüp dünyada var olan diller arasında kürdçeyi en zengin dil olarak gösterirken kullanılan ses farklılıklarını ve değişik kürd bölgelerindeki seslendirme şekillerine dikkat çeker..
ibni vahşiyye adında muhtemelen sonradan müslüman olmuş bir alim, fazıl kişi kürtlerin başka bir alfebesinin olduğundan bahseder. ki kaynak fuat sezgin e aittir. fuat sezgin not olarak şunu düşer. islam eserlerinin henüz yüzde 5 inin gün yüzüne çıkartıldığını söyler. islam eserleri deşelendiğinde neler çıkar müphem. keza kürt tarih ve kültürüde bir deşelene dursun.

kendisi de bir keldani olan ibn vahşiyye, keldani rivayetini (alfabesini) açıklarken keldanilerin bilim, ilim, hikmet ve sanatta zamanlarında yaşayan bütün kavimlerden üstün olduğunu dile getiriyor. ilk kürtlerin bu konularda keldanilerle yarıştıklarını ancak bu konularda keldanilerin kürtlerden çok üstün olduklarını ve ilk kürtlerin ziraat ve botanikte çok ileri olduklarını söyler.

ibn vahşiyye, bu dört kadim alfabeyi ele aldıktan sonra başka bir kadim alfabenin de olduğunu yazıyor. bu alfabenin 37 harfini arapça karşılığıyla yazan ibn vahşiyye, kürtlerin bu alfabenin kendilerine ait olduğunu ve buna delil olarak da penuşad ve masa...'nın bütün kitaplarını ve ilimlerini bu alfabe ile yazdıklarını delil getirmelerini aktarmıştır. ibn vahşiyye, bağdat'ta ve navus'ta bu alfabeyle yazılmış yaklaşık 30 kitap gördüğünü belirtiyor. ayrıca bunlardan 2 tanesinin şam'da kendisinin yanında olduğunu belirten ibn vahşiyye, birinin üzüm ve hurma ekimi diğerinin ise sular, suların özellikleri ve onların sahipsiz topraklarda nasıl çıkarılacağı ile ilgili olduğunu söylüyor. ibn vahşiyye, o ikisinden birini kürtlerin dilinden arapların diline tercüme ettim ki tüm insanlar faydalansın, diyerek sözü edilen kitabını sonlandırmış.
devamını gör...
tarihinden beri 7 alfebede yazılmış konuşulmuş dil.
latince
kril alfabesi (rusların kullandığı alfabe)
arapça
avestaların yazıldığı ixmini
ezidilerin kendilerine has alfabeleri.
arami alfabesi
pehlevilerin alfabesi.
otuzdan fazla dil bilen amerikalı dil bilimci michel chayt bu duurmu bir dil için değer olarak görüp dünyada var olan diller arasında kürdçeyi en zengin dil olarak gösterirken kullanılan ses farklılıklarını ve değişik kürd bölgelerindeki seslendirme şekillerine dikkat çeker..
ibni vahşiyye adında muhtemelen sonradan müslüman olmuş bir alim, fazıl kişi kürtlerin başka bir alfebesinin olduğundan bahseder. ki kaynak fuat sezgin e aittir. fuat sezgin not olarak şunu düşer. islam eserlerinin henüz yüzde 5 inin gün yüzüne çıkartıldığını söyler. islam eserleri deşelendiğinde neler çıkar müphem. keza kürt tarih ve kültürüde bir deşelene dursun.

kendisi de bir keldani olan ibn vahşiyye, keldani rivayetini (alfabesini) açıklarken keldanilerin bilim, ilim, hikmet ve sanatta zamanlarında yaşayan bütün kavimlerden üstün olduğunu dile getiriyor. ilk kürtlerin bu konularda keldanilerle yarıştıklarını ancak bu konularda keldanilerin kürtlerden çok üstün olduklarını ve ilk kürtlerin ziraat ve botanikte çok ileri olduklarını söyler.

ibn vahşiyye, bu dört kadim alfabeyi ele aldıktan sonra başka bir kadim alfabenin de olduğunu yazıyor. bu alfabenin 37 harfini arapça karşılığıyla yazan ibn vahşiyye, kürtlerin bu alfabenin kendilerine ait olduğunu ve buna delil olarak da penuşad ve masa...'nın bütün kitaplarını ve ilimlerini bu alfabe ile yazdıklarını delil getirmelerini aktarmıştır. ibn vahşiyye, bağdat'ta ve navus'ta bu alfabeyle yazılmış yaklaşık 30 kitap gördüğünü belirtiyor. ayrıca bunlardan 2 tanesinin şam'da kendisinin yanında olduğunu belirten ibn vahşiyye, birinin üzüm ve hurma ekimi diğerinin ise sular, suların özellikleri ve onların sahipsiz topraklarda nasıl çıkarılacağı ile ilgili olduğunu söylüyor. ibn vahşiyye, o ikisinden birini kürtlerin dilinden arapların diline tercüme ettim ki tüm insanlar faydalansın, diyerek sözü edilen kitabını sonlandırmış.
devamını gör...
-alıntılamadır-

karma diller ve iki örnek:
klasik osmanlıca ve kürtçe
prof. dr. ahmet buran
fırat üniversitesi, fen-edebiyat fakültesi,
aburan@firat.http://edu.tr
özet
bu makalede dil türleri bağlamında “karma diller” ele alınarak, oluşum süreçleri,
örnekleri ve özellikleri incelenmiştir. “klasik osmanlıca” ve “kürtçe” karma dil örneği
olarak incelenmiş; manzum ve mensur metin örnekleri ile söz varlığı üzerindeki değerlendirmelerle
“karma dil” olma durumları tespit edilmiştir.
anahtar sözcükler: dil türleri, karma diller, türkçe, klasik osmanlıca, kürtçe.
mıxed languages
summary
ın this article, mixsed languages with the process of their formation and their
features were investigared by giving examples in the context of kinds of language. the
classical ottoman turkish and kurdish were investigated as the examples of mixed
languages and they were determined as mixed languages by giving examples in verse and
prose styles.
key words: kinds of language, mixed languages, turkish, klassical ottoman
turkish, kurdish.
giriş
dil, insanların bilme ve bildirişme ihtiyaçlarını karşılayan bir araçtır. insan-
varlık ilişkisinde dil bilgi aracı, insan-insan ilişkisinde ise bildirişme aracıdır.
(karaağaç, 2002: 9) dilin toplumsal ve kültürel yanı insan-insan ilişkileri, yani bildirişimi
sağlama işleviyle ilgili olduğu için, dil daha çok bu boyutuyla bilinmekte
ve tanımlanmaktadır. dolayısıyla f. de saussure de dili "bildirişimi sağlayan göstergeler
dizgesi" olarak tanımlamıştır. (saussure, 1988: 46)
dili "bir etkinlik" ya da bir "uygulayım" olarak tanımlayanlar, aynı zamanda,
dilin statik, doğal bir tanımını yapmanın hayal olduğunu da söylerler.
(achard, 1993: 37) nitekim her etkinlik kendi bağlamında gerçekleşir ve her gerçekliğin
kendine özgü bir bağlamı ve yapısal görünümü vardır. n. chomsky ise derin
yapıda aynı özelliklere sahip olan dillerin yüzey yapıda dönüştükleri ve değiştikleri
kanaatindedir. (chomsky, 2001: 173-236)
sosyal bilimler enstitüsü dergisi sayı : 20 yıl : 2006/1 (19-33 s.)
20
nasıl tanımlanırsa tanımlansın bu tanımların hiçbiri dilin temel işlevinin
bilme ve bildirişme olduğu gerçeğini değiştirmez. tabiã® ki bilme ve bildirişme olayı
da akıl ve bilinç ile doğrudan ilgili bir olgudur. kişisel ve toplumsal olarak insanın
varlığı algılama biçimiyle ilgili olduğunu düşündüğümüz dili, niteliklerine göre
şöyle tasnif edebiliriz:
1- doğal diller:
bunlara ana dilleri demek de mümkündür. kendi doğal şartları içinde doğup
gelişen bu dillerin, toplumun zihinsel ve sosyo-kültürel dünyası ile sıkı bir bağı
vardır. sesbirim, biçimbirim, sözcük ve cümle gibi dilin temel birimleri bakımından
bu diller özgün özelliklere sahiptirler. aynı zamanda bu diller bir toplumu millet
hâline getiren temel kültür değerlerinin de başında yer alırlar. ortak (standart)
diller, ortak dillere dayanan yazı dilleri, lehçe ve ağızlar, bu dil alanı içinde bulunurlar.
ayrıca doğal dillerin çeşitli şekillerde karışması ile oluşan ve “karma dil”
denilen diller de vardır. bu dilleri biraz sonra daha geniş bir şekilde incelemeye
çalışacağız.
2- yapma diller:
bir ya da daha çok kişinin, çeşitli dillerin söz varlığından ve kurallarından
yararlanarak yaptıkları dillerdir. bu tür diller, farklı dillerle konuşan insanların anlaşmazlık
sorununu gidermek amacıyla yapılmışlardır. bilinen ilk örneği mehmet
muhiddin tarafından
yapılan ve 1580 tarihli bir mecmuada özellikleri gösterilen balibilen
adındaki dildir. daha sonra dünyada 500 dolayında yapma dil denemesi
olduğu bilinmektedir. volapük, ido, universal ve occidental gibi örnekleri
arasında en tanınmışı esperanto'dur.
3- özel diller:
belli bir sosyal grup arasında oluştuğu için "sosyolekt" terimi ile ifade
edilen bu dillere "grup dili" ya da "özel dil" denmektedir. sosyolekt "birey üstü dil
dizgesinin, bir dilbirliğinin üyelerinden bir grup tarafından karakteristik kullanılışı"
(aksan, 1987: 87) biçiminde tanımlanmaktadır.
kimi meslek mensupları, sosyal ve siyasal gruplar ile yaş grupları arasında
böyle diller oluşabilmektedir.
bir gruba mensup kimselerin, kelimelerin yapı ya da anlamlarını değiştirerek
oluşturdukları diller de vardır. bunlara jargon diyoruz. jargonlar da özel diller
arasında yer alır. a. caferoğlu'nun ilk defa tespit ettiği "erkilet çerçilerinin gizli
dili" ya da "kuş dili" olarak bilinen ve çeşitli şekilleri olan anlaşma araçları jargon
örnekleridir. (kaymaz, 2003: 111-130)
sosyal bilimler enstitüsü dergisi sayı : 20 yıl : 2006/1 (19-33 s.)
21
argoyu da özel diller arasında değerlendirmek mümkündür. argo, çeşitli
grupların kendi aralarında anlaşmayı sağlamak için ortak dilin kelimelerine farklı
anlamlar yükleyerek oluşturdukları, sanatlı, nükteli bazen de kaba ve müstehcen
dildir. (aksan, 1987: 80-92)
dil ilişkileri
insanlar topluluklar hâlinde yaşarlar. toplu hâlde yaşayan insanlar arasında
bildirişim kaçınılmaz bir ihtiyaçtır. nitekim, dil de insanın bu ihtiyacından doğmuştur.
aynı toplumun üyeleri arasında iletişim ve bildirişim nasıl bir ihtiyaç ve
gereklilikse, topluluklar, milletler arası iletişim ve bildirişim de bir ihtiyaçtır. tarihte
aynı coğrafyayı paylaşan, iç içe ya da yan yana yaşayan topluluklar arasında,
komşuluk, ticaret, turizm ve kültürel ilişkiler dolayısıyla dil ilişkileri de gerçekleşmiştir.
günümüzde, çağdaş iletişim teknolojileri dolayısıyla, artık mesafe kavramı
ortadan kalktığı için, sadece yakın komşu ülkelerin dilleri ile değil, dünyanın herhangi
bir yerindeki diller ile de ilişkiler kurulabilmektedir.
diller arası ilişkide, her dil, bir diğerinden çeşitli unsurlar alır veya verir.
bu alış verişin temelinde ise iki ana öge vardır: "ihtiyaç/bilgi" ve "moda/özenti".
bir dil diğer dillerden ihtiyacı dolayısıyla "bilgi alıntıları" yapabilir. bilgi alıntıları
alıcı dile yeni bir kavram getirirler. bu yüzden de genellikle kalıcı olurlar ve girdikleri
dilin söz varlığı içinde uzun süre yaşayabilirler. moda ve özenti alıntıları
ise, bir ihtiyaçtan kaynaklanmayan ve alıcı dilinkavram dünyasına fazla bir şey
katmayan alıntılardır. bu tür alıntılar uzun ömürlü olmazlar, genellikle kısa bir süre
içinde kullanımdan düşer ve unutulurlar. (karaağaç, 2002: 97-100)
diller arası ilişkide alıntının yönü, genellikle, üst kültürden alt kültüre, yönetenden
yönetilene, merkezden taşraya, üretenden tüketene doğrudur. bu esaslar
içinde alıntıları kaynakları bakımından üç bölüme ayırmak mümkündür.
ödünç kelimeler: daha çok aynı dil ailesi ya da aynı dilin çeşitli katmanları
arasındaki iç alıntılardır. bu tür alıntılarda alınan kelimeler ses, şekil ve anlam
yönünden hiçbir değişikliğe uğramazlar. dillerin beslendiği bu kaynaklar "dillerin
hayat damarları" olarak değerlendirilir.
melez kelimeler: bunlara dış alıntılar diyoruz. alıntıların en yaygın biçimidir.
bu tür alıntılarda, alınan kelimelerin ses ve anlam yapılarında değişiklikler
olur; genellikle alıcı dil onu kendi yapısına uydurur: narduban > merdiven, skala >
iskele gibi.
anlam aktarması: alıntılardaki yerleştirmenin "en uç” noktasını oluşturan
bu tür alıntılarda, kelimenin anlam yapısı alıcı dilin kendi unsurlarıyla karşılanır.
(karaağaç: 2002: 103-106) cold war = soğuk savaş, le mur du son = ses duvarı,
prendre du soup = çorba almak
sosyal bilimler enstitüsü dergisi sayı : 20 yıl : 2006/1 (19-33 s.)
22
karma dil nedir?
ve yehova, "bunların hepsi tek kavim" dedi. " konuştukları dil aynı, giriştikleri
işi yarıda bırakacağa benzemiyorlar. gelin de toprağa inelim, dillerini ayıralım
şunların. birbirlerini anlayamaz olsunlar." dedi.
(osmanlıca lisan-ı muhtelit, ing. mixed language, alm. mischsprache, fr.
langue mixt)
efsaneye göre, hz. adem'den babil'e kadar insanlar, kusursuz olduğu kabul
edilen bir tek dili biliyor ve kullanıyorlardı. (eco, 1995: 82-83) günün birinde
tanrılık iddiasında bulunan firavun göğe yükselen bir kule yaparak tanrı'yı yakalamaya
karar verir. kule inşaatı devam ederken, tanrı "bunların dillerini karıştırayım
da birbirlerini anlamaz olsunlar; kendi aralarında kavgaya tutuşsunlar ve benimle
uğraşmaktan vazgeçsinler" der. tanrı dediğini yapar, dillerini karıştırır ve
insanlar birbirini anlayamazlar; kendi aralarında kavgaya başlarlar ve böylece tanrı
ile uğraşmaktan da vazgeçerler.
tevrat kaynaklı bu efsaneye göre dillerin karışması ve farklılaşması, dolayısıyla
da çoğalması, bu olay ile başlamış ve bu tarihten sonra gelişmiştir.
bu rivayetin gerçekliği konusunda kesin bir şey söylemek mümkün değildir.
ancak, günümüzde genellikle iki ya da daha çok dilin çeşitli tarihã®, coğrafã®,
siyasã® ve kültürel sebepler ile karışmasından meydana gelen bazı karma dillerin
varlığını biliyoruz. "karma dil", "vernaküler" ya da "sınır dilleri" denilen bu tür
dillere, batılı araştırmacılar niteliğine ve gelişme düzeyine göre, "sabir", "pidgin"
ya da "creol' adını vermektedirler.
türkiye'de yayımlanan bazı sözlüklerde de karma diller hakkında bilgiler
verilmektedir:
berke vardar, karma dilleri şöyle tanımlamaktadır: "çeşitli dillerin karışmasından
oluşmuş dil. karma diller, yeterince gelişmemiş bir aşamada bulunan
çeşitli toplulukların, ülkelerine gelen gelişmiş topluluklardan bireylerle daha kolay
ilişki kurabilmek,, alış veriş yapabilmek vb. nedenlerle onların dillerinden büyük
ölçüde öge almaları sonucu oluşmuştur. akdeniz yöresinde rastlanan fransızca ve
provansça, ispanyolca ve katalanca, italyanca ve arapça karışımı sabir dilleri tecimle
ilgili olarak yaratılmış, sınırlı bir alana özgü, kısıtlı birleşim kuralları olan
anlaşma araçlarıdır. ana dili olarak kullanmazlar. sabir terimi başka yörelerde rastlanan
benzer anlaşma yöntemleri için de geçerlidir. picin ise ingilizceyle uzak
doğu dilleri (özellikle çince) arasındaki ilişkilerin ürünüdür ve sabir'den çok daha
gelişmiş bir yapısı sözlüğü vardır. kreoller, çeşitli toplumsal ve tarihsel nedenlerle
ana dili düzeyine yükselmiş karma dillerdir. haiti'de, martinique'te, guadeloupe'ta
fransız kreolleri, jamaika'da ingiliz kreolü konuşulur. portekiz, hollanda kreolleri
de vardır". (vardar, 1998: 134-135)
mehmet hengirmen, "çeşitli toplumsal etmenler sonucu iki veya daha fazla
dilden alınan ögelerin ortak kullanımına dayanan, zamanla kendilerine özgü bir
sosyal bilimler enstitüsü dergisi sayı : 20 yıl : 2006/1 (19-33 s.)
23
yapı kazanmış olan diller" (hengirmen, 1999: 2001) şeklinde; ahmet topaloğlu;
"genellikle medeniyet bakımından alt seviyede bulunan toplulukların, ilişki kurdukları
üst seviyedeki milletlerin dilinden aldıkları türlü ögelerle meydana
getirdekleri dil” (topaloğlu, 1989: 96) ; atakan altınörs, "kültürler arası etkileşim
yoluyla, iki ya da daha fazla dilden alınan ögelerin ortak kullanımına dayanan ve
zamanla kendine özgü bir yapı kazanmış olan dil" (altınörs, 2000: 48); zeynep
korkmaz ise "çeşitli dillerin karışmasından oluşan dil; daha kolay anlaşabilmek
amacıyla, aşağı bir uygarlık düzeyinde bulunan toplulukların ilişkide bulundukları
veya bir arada yaşadıkları üstün uygarlıktaki toplulukların dillerinden aldıkları türlü
ögelerle meydana getirdikleri karma dil. akdeniz'deki sabir, çin sularındaki
pidgin english, pasifik'teki beach-la-mar dilleri ve yerli amerikan dillerinden
chinook dili ile karışmış ingilizceden oluşan chinook ingilizcesi gibi. bunlarda
jargon ve lingua franka nitelikleri vardır” (korkmaz, 1992: 96) şeklinde açıklamaktadır.
karma dillerin oluşum süreci
özellikle "melez kelimeler" ve "anlam aktarması" başlıkları ile belirttiğimiz
alıntılar, sayı ve kullanım sıklığı bakımından ileri bir düzeyde olursa, dilin yapısı,
mantığı bozulmakta ve söz konusu dil yavaş yavaş değişmektedir. bu değişim
bazı hâllerde millã® dili bütünüyle yok edebilmektedir. nitekim a. millet
"psikologie du langue" adlı eserinde geri kalmış milletlerin önce iki dilli olduklarını,
daha sonra da dillerini kaybettiklerini yazar.
joseph vendryes "conferences de institut de linguistique de universite de
paris" eserinin 1933'te çıkan "la mort de langues" (dillerin ölümü) adlı konferansında
dillerin ölüm sebeplerini şöyle açıklamaktadır:
1. güçlü ve hakim bir dilin millã® dili yavaş yavaş sömürmesi
2. bozuk dilli yeni kuşaklar oluşurken özgün dili konuşan insanların ölüp
gitmesi
3. gramerinin unutulması dolayısıyla dil bünyesindeki bozulma
4. faydalı bir yabancı dile aşırı ilgi gösterilmesi
5. yeni bir yabancı dili öğrenen kuşakların ana dilini ihmal etmesi
6. millã® dil ile birlikte öğrenilen faydalı yabancı dil dolayısıyla çift dilli
bir toplum hâline gelmek ve zamanla faydalı yabancı dilin galip gelerek
millã® dili saf dışı bırakması
7. başta dil olmak üzere, millã® kurumların taklitçilik yüzünden tahrip olması
ve aydınların gafleti yüzünden ana dilinin kaba, aşağılık bir halk
ve köylü dili sayılması
8. millã® dilin edebiyattan ve edebã® yetenekten yoksun kalması
9. millã® dil ile yabancı dilin rekabeti sırasında halkın millã® dile sahip çıkmaması
sosyal bilimler enstitüsü dergisi sayı : 20 yıl : 2006/1 (19-33 s.)
24
10. çeşitli sebeplerle dilin ses yapısının bozulması ve telaffuz bozuklukların
ortaya çıkması
11. yabancı ve yanlış türetmeler yüzünden millã® dilin söz varlığı ve yapım
sisteminin bozulması ve dilin tarihselliğinin tahrif edilmesi
12. dilde hayata, çağa uyma ve hayatı ifade etme imkanının kalmaması
13. konuşma dilinin yazı dili hâline gelmesi
14. ana dilinin çöküşü, yok oluşu karşısında toplumun top yekun ilgisiz
kalması.
bu on dört maddede özetlenen sürecin sonunda, kutsanan, önemsenen faydalı
görülen dil ya da diller karşısında işlevsiz kalan millã® dil, rene balibar'ın ifade
ettiği gibi, "kendisinin diğer dillerden farklı olduğunu gösteremez ve aralarındaki
ilişkiyi tanımlayamaz" hâle gelir. (achard, 1993: 49) farklılığını gösteremeyen
ve diğer dillerle ilişkisini tanımlayamayan diller, ya bütünüyle yok olur ya da başka
dillerle karışarak karma diller hâline gelirler.
tarihte varlığı bilinen ancak bugün yaşamayan onlarca kavim vardır. bu
kavimler, topluca ve birdenbire yok olup gitmemişlerdir. dilleri ve dolayısıyla
kimlikleri değiştiği için başka isimlerle ve başka dilleri kullanarak yaşamaya devam
etmişlerdir. yakın tarihimizde de dil değiştiren birçok topluluk mevcuttur.
örneğin j. deny "les langues du mond" adlı eserinde samoyetçe konuşan
kamassi taifesinin 1840'tan itibaren türkçenin kaça lehçesini, 1890'dan sonra da
rusça konuştuklarını ve yaklaşık seksen yıl içinde iki defa dil değiştirdiğini belirtmektedir.
bulgar türkleri, slav bulgarcasını benimsemiş ve kendi dillerini tamamen.
kaybetmişlerdir. memluklar da artık tamamen arapça konuşmaktadırlar. lars
johanson, tofaca konuşan topluluğun iki yüzyıl önce samoyetçe konuştuğunu
yazmaktadır. (johanson, 2002: 34)
karma diller, çok dilliliğin yaşandığı coğrafyalarda, ortak bir anlaşma aracı,
"lingua franka", geçer bölge dili olarak ortaya çıkarlar. akdeniz'deki sabir, çin
sularındaki pidgin english, pasifik'teki beach-la-mar, amerika'daki chinook ingilizcesi;
new york'taki porto rikoluların kendi aralarında kullandıkları ve ingilizce
ile ispanyolcanın karışımından meydana gelen dil, kamerun'un fransız ve ingiliz
yönetimi altında kalan bölgelerinde oluşan kreoller ve malta adasında arapça ile
latin dillerinin karışımından meydana gelen maltaca gibi birçok dil bu bağlamda
söz konusu edilebilir. yine fransa ile almanya arasındaki alsace lorraine yöresi
ile avusturya ile italya arasındaki trentino alto adige yöresinde de karma diller
kullanılmaktadır.
pierre achard, karma dillerin sabir ve pidginden daha ileri bir düzeyini
temsil eden kreollerin oluşum süreçlerini şöyle izah etmektedir:
"1. aşama: yabancı dille konuşan bir a grubu, bir b durumunda, kendi
diliyle iletişim kurmayı dener. bu değişimler düzenliyse, işlevselliği aza indirgenmiş
bir dil ortaya çıkar. söz dağarı fakir, biçimbilgisi ve sözdizimi basit olan bu
dile, "pidgin" veya "sabir" adı verilir.
sosyal bilimler enstitüsü dergisi sayı : 20 yıl : 2006/1 (19-33 s.)
25
2. aşama: a ve b arasındaki ilişkiler yoğunlaşırsa pidgin karmaşıklaşır.
eğer a, birbirlerinden belki de uzak olan bl, b2, vb. gruplarla aynı biçimleri kullanırsa
pidgin iletişim dili hâline gelir. bu aşamadaki mantık, bu tür bir değişkene bir
görünürlük kazandırır. bu görünürlük 1. aşamada yoktur.
2. tekrar aşama: daha önce iletişim dili durumunda olan a dili yayılımındaki
önceliği kaybeder ve a sicili b ile birçok şekilde birleşerek al, a2 gibi
değişkenlerin doğmasını sağlar.
3. aşama: bir a değişkeni, bir b durumunda , c alt kümesinin "anadili”
durumuna geçer. işlevler bütünü oluşmasa da (çok dillilik savına göre) artık c
olarak adlandırılabilecek a değişkeni bir "kreol" olacaktır. (bu durumda 3. aşama
bir dekreolleşme ya da doğuş aşaması olarak adlandırılabilir).
4. aşama: dil bütünlüğü içinde c, bir değişken olarak ele alınabilir. (a ile
çift dillilik açısından ilişkisini sürdürse bile). bu durumda c karmaşıklaşır ve kreol
konumundan çıkar.
toplumsal olarak, 2. aşamadaki bir değişken pidgin, 4. aşamadaki bir değişken
de kreol adını alır. bilimsel sınıflandırmalar ve toplumsal sınıflandırmalar
arasında bir sapma vardır". (achard, 1993: 45-46)
karma dil olarak “klasik osmanlıca” ve “kürtçe”
bizim coğrafyamızın en büyük karma dilleri "klasik osmanlıca" ve onun
yeterince gidemediği coğrafyalarda "kürtçe" ve "zazaca"dır.
bilindiği gibi, yabancı yapısal ögeleri yoğun biçimde kopyalayan diller,
genellikle tehlike altındadır. bu dillerin başka dillerden kopyaladıkları yapısal
ögeler, dilin gramer mantığını ve işleyişini bozarak onu karma dil hâline getirirler.
bu durum daha da ilerler ve dilin bir sosyal işlevi kalmazsa, o zaman dil bütünüyle
ortadan kalkar ve yerini yeni ve farklı bir dile bırakır.
türklerin islamiyeti kabulü ile başlayan süreçte arapça ve farsçanın kutsanması,
bilim, din, edebiyat ve devlet dili olarak daha çok bu dillerin tercih edilmesi
ve türkçenin kaba, zayıf ve kötü bir köylü dili olarak görülmesi, türkçede
önemli bir sosyal işlev kaybı oluşmasına sebep olmuştur. çok yoğun bir yapısal
öge kopyalaması ile birlikte, bilgi alıntılarının yanında moda ve özenti alıntılarıyla,
sayı ve sıklık bakımından yabancı ögelerin belirleyici olması sonucunda türkçede
“klasik osmanlıca” adı verilen bir yazı dili dönemi yaşanmıştır. bu dönem ve anlayış
içinde yabancı ögeler, türkçenin kimliğini değiştirmiş ve söz varlığı ile gramer
özellikleri bakımından karma bir dil hâline gelmesine sebep olmuştur.
sosyal bilimler enstitüsü dergisi sayı : 20 yıl : 2006/1 (19-33 s.)
26
osmanlıca:
osmanlı devleti içinde kullanılan dili iki bölümde değerlendirmek gerekir.
biri halkın kullandığı günlük ve edebã® dildir. bu dili yunus emre'de, dede korkut'ta,
pir sultan abdal'da, dadaloğlu'nda; atasözlerinde, deyimlerde, masallarda,
bilmecelerde, ninnilerde, tekerlemelerde, türkülerde görmek mümkündür. türkçenin
kimlik ve varlık mekânları olan bu anonim ve ferdã® halk edebiyatı mahsullerinde
türkçe bütün sadeliği ve güzelliğiyle korunmuştur.
ikincisi ise "klasik osmanlıca" dediğimiz "edebã® dil"dir ki, bu dil, söz varlığı
ve gramer kuruluşları bakımından tam bir “karma" dil karakterindedir. özellikle
divan edebiyatında kullanılan bu dilden seçtiğimiz biri manzum, diğeri mensur
iki örneği burada incelemek istiyorum.
manzum örnek:
ey tab-ı hüsnün afet-i nã®ruy-ı âfitâb
haclet-pezã®r-i reng-i rã»hun
rã»y-ı âfitâb
nailã®
"ey güzelliğin, parlaklığın, güneşin ışığının gücünü yok eden sevgili! senin
yanağının rengi utançtan güneşin yüzünü kızartır."
kelimelerin dillere göre dağılımı:
t (1)
ey ar. (2)
hüsn far (8)
haclet tâbã®ã»
âfet
nã®rã»y
âfitâb
pezã®r
renk
ruh
rã»y
tamlamalar:
tâb-ı hüsn (far.+ar. kelimelerle farsça tamlama)
âfet-i nirã»y-ı âfitâb (farsça tamlama)
haclet-pezã®r-i reng-i ruh (ar.+far.+far.+far. kelimelerle farsça tamlama)
ruy-ı âfitâb (farsça tamlama)
sosyal bilimler enstitüsü dergisi sayı : 20 yıl : 2006/1 (19-33 s.)
27
ekler
hüsnün (hüsn arapça, "ün" eki türkçe)
ruhun (ruh farsça, "un" eki türkçe)
mensur örnek:
"te'affã»n-i hevâ-yı şi'âb ve harâret-i rã®k-i batha'dan gül-i nev-bahâr-ı ömri
nâzenã®n olan etfâl-i nâz-perver ve hurd-sâli hevâ-zede-i sumã»m-ı helâk olmaktan
sakınurlardı".
veysã®, dürretü’t-tac
"yolların (sokakların) havasının kokusundan ve mekke'nin kumlarının sıcaklığının
ömürleri nazlı ilkbahar gülü olan nazla beslenmiş çocuk ve gençlerini)
öldürücü zehir gibi olan hava vurgunundan korurlardı".
kelimelerin dillere göre dağılımı:
tür (1) ar. (8) far. (8)
hevâ
olan bahta (mekke)
olmaktan ömr şi’ab
sakınurlardı etfâl
sumã»m
helâk gül
te’affün nev-bahâr
harâret nâzenã®n
nâz-perver hevâ-zed
hurd-sâl rã®k
tamlamalar:
te'affun-i hevâ-yı şi'âb (ar. + far. + ar. kelimelerle farsça tamlama)
harâret-i rã®k-i batha (ar. + far. + ar. kelimelerle farsça tamlama)
gül-i nev-bahâr-ı ömr-i nâzenã®n (far. + far. + ar. + far. kelimelerle farsça tamlama)
etfâl-i nâz-perver (ar. + far. kelimelerle farsça tamlama)
hurd-sâl (farsça)
hevâ-zede-i sumã»m-ı helâk olmak (far. + ar. + ar. + t. kelimelerle farsça tamlama)
ekler
batha'dan(batha arapça, "dan" eki türkçe)
olan (ol-an türkçe)
olmaktan (ol-mak+dan türkçe)
sakınurlardı (sakın-ur-lar-dı)
sosyal bilimler enstitüsü dergisi sayı : 20 yıl : 2006/1 (19-33 s.)
28
görüldüğü gibi kelimeler, ekler, tamlamalar bakımından neredeyse bütünüyle,
cümle mantığı bakımından da büyük oranda farklılaşmalar görülmektedir. arapça,
özellikle edebã® eserlerde kelime seviyesinde yer alırken, farsça kelime, tamlama ve
kısmen de cümle bakımından bu ortak yapıda yer almaktadır. türkçe ise az sayıda
kelime, ki bunların çoğu da yardımcı fiildir, biraz da ek olarak yer almaktadır.
kürtçe:
kürtçe, yazı dili geleneği olmadığı için standartlaşmamış ve adeta osmanlıcanın
halk ağızlarındaki kullanımını temsil eden bir karma dil görünümüne bürünmüştür.
kürtçenin gramer yapısındaki karmaşıklığı daha önce yazdığımız kimi yazılarımızda
da belirtmiştik. (buran, 1992) söz varlığı konusunda bugüne kadar çok
sayıda çalışma yapılmış ve yayınlanmıştır. (gülensoy: 1994) bu çalışmalarda genellikle
kürtçenin söz varlığının karma olduğu da ortaya konmuştur. biz burada
rusya bilimler akademisi tarafından yayınlanan “kürt dilinin etimolojik sözlüğü
(tsabolov, 2001)”nü esas alarak kürtçenin söz varlığı üzerinde özet bir değerlendirme
yapmaya çalışacağız. söz konusu sözlüğün birinci cildinde yer alan 3499
kelimenin 3435’i -aşağıdaki tabloda görüleceği gibi- başka dil ve lehçelere aittir.
kalan 64 kelimenin kökeni ise açıkça belirtilmemiştir.
kökeni açıkça belirtilmeyen kelimeler şunlardır: “agana, agin,angutin, ar,
araj, armuş, avir, azap, angir, adine, alandin/alın, argun, arşil, axinin,/axin,
balangaz, balgar, ban, band, baş, bawbaw, bahir, balara, bani, bebaxti,
bicang/picang, bilçasura/bilçazarda, bilur, biriyan, çandi, çip, çopi, çam, çavbal,
çeli, çirusin, çük, dafa, dasalat, do, danin, derav, dolidang, du, existin, ejgar,
farzik, firkas, fig, firangula, gavızin, girov, gornapişik, herati, hamez, hajin, kurdunda,
kaşkalan, kelak, kotan, mahjub, mamik, mar” bu kelimelerden bir bölümünün
kökeni ya da kürtçeye hangi dilden geldiği bellidir. mesela, du kelimesi farsçadan
kürtçeye geçen iki anlamındaki sözdür. dolayısıyla bu kelimelerin de önemli
bir kısmının kökeni başka dillerdir.
aslında, binlerce kelime arasında birkaç kelimenin kökenini bilinmemesi
ya da bulunamaması tek başına bir anlam ifade etmez. özgün bir dilden bahsedebilmek
için, söz konusu dilin, “ dilin temel birimleri” dediğimiz “ sesbilgisi, yapıbilgisi,
söz varlığı, cümle bilgisi ve vurgu” gibi beş esas bakımından özgün olması
gerekir. kürtçe bu beş esas bakımından özgün değildir. sesleri ve ses sistemi, yapısal
özellikleri ve ekleri, söz varlığı ve cümle yapısı itibariyle kendisini oluşturan
dillerin özellikleri dışında hiçbir özgün özelliğe sahip değildir. türkiyede bu konuda
yapılan çalışmalara atıfta bulunmak çoğu zaman kabul görmediği için, ben dilcilik
konusunda otorite sayılan rusya bilimler akademisinin bir çalışmasına atıfta
bulunmak istiyorum. rusya bilimler akademisinin yayınladığı kürt dilinin etimolojik
sözlüğüne göre, kürtçenin söz varlığının dillere göre dağılımı şöyledir:
sosyal bilimler enstitüsü dergisi sayı : 20 yıl : 2006/1 (19-33 s.)
29
a
ã ä€ b ç d ä’ f g î³ h x i äª ä´ k ä¶ l m top yüzde
arap. 101 97 53 91 6 78 4 84 5 29 100 81 51 80 88 6 52 52 349 1407 %40,96
fars. 52 9 93 134 74 130 4 29 99 7 58 9 1 5 41 37 109 31 82 1004 %29,23
türk. 20 4 58 87 85 61 10 19 37 7 5 1 9 8 14 57 9 15 506 %14,73
yun. 3 2 1 1 3 1 3 3 1 18 %0,52
erm. 1 10 5 9 3 7 5 2 10 16 8 76 %2,21
rus 1 1 2 %0,06
azer. 2 3 1 1 1 8 %0,23
es.ir. 3 5 14 88 13 38 1 2 26 21 6 1 8 14 21 8 35 304 %8,85
it. 2 2 %0,06
av. 4 1 1 3 9 %0,26
lur. 1 2 1 4 %0,12
talca 5 1 3 2 1 2 1 15 %0,44
fa.aäž 10 1 2 4 4 7 5 3 2 38 %1,11
gür. 1 1 1 5 1 1 10 %0,29
lasg. 1 1 %0,03
avr. 2 2 %0,06
es.hi. 2 1 3 %0,09
parf. 1 1 %0,03
alm. 1 1 %0,03
ara. 2 2 4 %0,12
sor. 2 2 %0,06
lat. 1 1 1 3 %0,09
çin. 1 1 %0,03
oset. 1 1 1 3 %0,09
sans. 1 1 1 3 %0,09
bel. 1 1 2 %0,06
afg. 1 1 %0,03
baht. 1 1 %0,03
sem 1 1 %0,03
huns. 1 1 %0,03
hi.av 1 1 2 %0,06
3435 100,00
sosyal bilimler enstitüsü dergisi sayı : 20 yıl : 2006/1 (19-33 s.)
30
görüldüğü gibi rusya bilimler akademisi tarafından hazırlanan kürt dilinin
etimolojik sözlüğü’ne göre kürtçenin söz varlığının % 99’dan fazlasının kökeni
başka dillerdir. başka dillerden gelen kelimelerin % 40.96’sı arapça; %
39.09’u farsça(<farsça %29.23, eski iranca %8.85 ve fars ağızları %1.11 ;
%14.96’sı da türkçedir. (azerice<%0.23). bu üç dilden alınan kelimelerin toplamı
yaklaşık olarak % 95’tir. % 2’lik ermenice kelimeyi de katarsak bu oran %97’ye
yükselmektedir. daha küçük oranlarda kelimesi olan dilleri de katınca bu oran
%99’u geçmektedir.bu, bizim tespitimiz değil, rusya bilimler akademisi tarafından
hazırlanan kürt dilinin etimolojik sözlüğü’nün yaptığı etimolojinin ortaya çıkardığı
bir sonuçtur.
yukarıda ortaya konan gerçeği metinler üzerinde göstermek için, biri manzum,
diğeri mensur iki örnek metni burada incelemek istiyorum.
manzum örnek:
kürtçesi:
hendan bık e hunçeya dehane
nâlan ke hezare dasitane
(mem u zin, s. 228)
farsçası:
handân be kun gonca-ı dehân
nâlân be kun hezâr dâsitân
kelimelerin dillere göre dağılımı:
t ar. far. (7)
hendan (handân)
bı ke (be kun)
hunçe (gonca)
dehan (dehân)
nalan
hezar
dasitan
tamlamalar:
hunçeya dehane (gonca-i dehân, farsça)
hezare dasitane (hezar-ı dâsitân, farsça
sosyal bilimler enstitüsü dergisi sayı : 20 yıl : 2006/1 (19-33 s.)
31
kürtçesi:
nam ü neseba hwe hun ayan kın
sırra dile bo mera beyan km
(mem u zin)
farsçası:
nâm ü neseb-i hod tu ayan kun
sırr-ı dil-e bo mera beyân kun
kelimelerin dillere göre dağılımı:
t ar. far. (9)
nam
hwe (hod)
eyan (ayan)
kın (kun)
sır
me ra (ma ra)
dil
beyan
tamlamalar:
nam ü neseba hwe (nâm ü neseb-i hod, farsça)
sırra dile bo (sırr-ı dil-i bo, farsça)
mensur örnek:
kürtçesi:
wi lı ser reki ne aw heye ne çamor, we erdä— hışkda korpiyek çekıriye.
türkçesi:
ne su ne çamur olan o yolun üstünde, o kuru yerde, bir köprü yapmış.
farsçası:
seri an rah ne ab hest ne gil u der cay-i huşk peli kerde.
sosyal bilimler enstitüsü dergisi sayı : 20 yıl : 2006/1 (19-33 s.)
32
kelimelerin dillere göre dağılımı:
ar. (1) fars.(7)
erd (arz)
t(4)
ne wi (u/vey)
çamor ser
korpi (köprü) rek (reh ki)
he (he, evet, var) kın (kun)
aw (ab)
hışk (huşk)
çã©kiriye (çe-kerde)
tamlamalar:
erde hışkda (arz-ı huşk: ar. + far. kelimelerle farsça tamlama)
ekler:
hışkda (hışk farsça (<huşk) kelime, "da" türkçe ek) korpiyek (köprü
(türkçe)+yek (farsça)
sonuç
görüldüğü gibi karma diller, sadece avrupa dilleri ile ilişkide olan diller
arasında değil, dünyanın her yanında meydana gelebilmektedir. uzun süreli kullanımları
sonucunda kreol durumunu aşıp, kendine has kurallar geliştirerek edebiyat
ve bilim dili hâline de gelebilmektedirler. ancak her hâlükârda bu diller ve bu dilleri
konuşan topluluklar tek kökenli (homojen) değil, çok kökenli (heterojen) bir
karaktere sahiptirler. kürtçe ağırlıklı olarak arapça, farsça ve türkçeden oluştuğu
gibi, kürtler de köken bakımından arap, fars ve türk kökenli topluluklardan
oluşmaktadır.
osmanlıca ile kürtçenin eş zamanlı ve benzer bir karışım ve oluşum süreci
vardır. osmanlıca daha çok yazı dili olarak, kürtçe ise konuşma dili olarak kullanılmıştır.
(gülensoy, 1986) arapça-farsça ve türkçe ile diğer bazı dillerin kesişme
noktasında (sınır bölgelerinde), çok dilliliğin kaçınılmaz sonucu olarak, bir dil karışması
meydana gelmiş ve kürtçe bu coğrafyada bir geçer bölge dili (lingua
franca) hâline gelmiştir. devlet, bilim ve edebiyat dili olmadığı hâlde, birçok topluluğun
kürtçeyi benimsemesi ve zamanla asıl dillerini terk etmesi ise, kürtçenin
basit kurallara dayanan ve kolay öğrenilen “geçer bölge dili” olmasıyla ilgilidir.
yukarıda verdiğimiz örnekler, gramer özellikleri ve söz varlığı bakımından bu
karmaşıklığı açıkça göstermektedir.
sosyal bilimler enstitüsü dergisi sayı : 20 yıl : 2006/1 (19-33 s.)
33
kaynaklar
achard, pierre, 1993, dilsel toplumbilim (çev. deniz kırımsoy), itstanbul.
aksan, doğan, 1987, her yönüyle dil, ana çizgileriyle dilbilim-ı, ankara.
altınörs, atakan, 2000, dil felsefesi sözlüğü, istanbul.
buran, ahmet, 1992, doğu ve güneydoğu anadolu üzerine araştırmalar ııağızlar-,
ankara
chomsky, noam, 2001, dil ve zihin, ankara.
eco, umberto, 1995, avrupa kültüründe kusursuz dil arayışları (çev. kemal
atakay), istanbul.
gülensoy, tuncer, 1986, doğu anadolu osmanlıcası-etimolojik sözlük denemesi-,
ankara.
gülensoy, tuncer, 1994, kürtçenin etimolojik sözlüğü, ankara.
hengirmen, mehmet, 1999, dilbilgisi ve dilbilim terimleri sözlüğü, ankara.
karaaäžaç, günay, 2002, dil, tarih ve insan, ankara.
kaymaz, zeki 2003, türkiye’deki gizli diller üzerine bir araştırma, izmir.
korkmaz, zeynep, 1992, gramer terimleri sözlüğü, ankara
lars, johanson, 2002, türk dili haritası uzerinde keşifler (çev. nurettin
demir-emine yılmaz), ankara.
olender, maurice, 1998, cennetin dilleri (çev. dost kitabevi), ankara.
saussure, ferdinand de, 1988, genel dilbilim dersleri (çev. berke vardar),
istanbul.
topaloäžlu, ahmet, 1989, dilbiıgisi terimleri sözlüğü, istanbul.
tsabolov, p.l., 2001, etimologiçeskiy slovar kurdskogo yazıka- tom 1,
rossiyskaya akademiya nauk, institut vostokovedeniya, moskva.
vardar, berke 1998, açıklamalı dilbilim terimleri sözlüğü, istanbul.
devamını gör...
ümmetin yetimleri kürtlerin ana dilidir. ciğeri beş para etmez faşistler-dangaloz milliyetçiler-ulusalcılar-aydınlık dergisi-türk solu dergisi gibi şahıs ve kurumların bütün art niyetlerine, bütün gayretlerine (!), bütün hain emellerine rağmen günümüze kadar tüm baskılara tüm şer odaklarına meydan okuyarak gelebilmiş dildir. kürtçe'yi dil olarak kabul etmeyenlere medmed uzun yazdığı 7 eşsiz romanlara hadlerini bildirmişti! tanrım inanamıyorum! bu çağda hala "yer altı kafası" taşıyan insanlar var ve ben onlarla aynı ortamda bulunuyorum...
devamını gör...
herkesi dilbilimci kesmesiyle meşhur dil. bir dili dil yapan kelimelerindeki orijinallik değildir. öyle olaydı ingilizce diye bir dilin varlığından bahsedemezdik. eğer bir fars'a kürtçe dinletirseniz* elemanın yapacağı tek şey karışık kuruyemiş tabağındaki şam fıstıklarını seçmek misali duyduğu farsça kelimeleri seçmekten ibaret olacaktır.

bir de mesela:

itiraz eylerse bir nadan ziya hamus olur
çünkü bilmez kadri güftarı suhandan olmayan


türkçe mi? kapı gibi. anladık mı? sanmıyorum.
devamını gör...
19.
kürtlerin konuştuğu dildir. kurmanci, sorani ve kelhuri diye lehçelere sahiptir. kürtlerin büyük çoğunluğu kurmanci lehçesi ile konuşurlar.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar