kutsala saldırma psikolojisi

sözlükler aleminde (ekşŸi, itü, ulu ve sã¢ir) sık sık görülen psikolojidir. muhtelif sebepleri olsa da ben kendi penceremden bakacağŸım.

şŸimdi müsadenizle sizi doksanlı yıllara götüreceğŸim. noluyoz lan demeyin,

insanları şŸaşŸırtmanın çok daha kolay olduğŸu yıllardı doksanlar, ya da biz hevesli ergenlerdik bize öyle gelirdi. metallica'nın bir kasedi walkman ın pili bitene kadar tekrar tekrar dinlenebilir, hayran olunur, ertesi gün okula gelindiğŸinde dandik ingilizce ile yarı uydurukça söylenebilirdi. slayer vardı mesela, adamlar "being godlessness is life!" diyordu. Ohaydı lan adamlar tanrıya kafa tutabiliyordu! ya da bir bilgisayar oyunu burun kanayıncaya kadar aralıksız kalbimiz güp güp atarak oynanabilirdi. Dedim ya doksanlı yıllardı, kolay şŸaşŸırıyorduk, ya da hevesli ergenlerdik.

Yumurta kokan arkadaşŸlarla paylaşŸılan kahverengi sıralarda... ahaha şŸaka lan şŸaka yılmaz erdoğŸan frekansına bağŸlamışŸız iyice.

Konuyu neyle nasıl bağŸlayacağŸımı düşŸünüyorsunuz değŸil mi? Korkmayın lan, emin ellerdesiniz. Emineller. Emin, eller. Neyse ki adım emin değŸil.

Biz hevesli ergenlerin hayatını büyük oranda etkileyecek, hayatımıza giren en güzel şŸeylerden birisi olan gameshow dergisinin kuruluşŸu da tam doksanlı yılların ortasına 1995'e rastlar. YaşŸım on o zaman. Anadolu lisesini kazanmama, hediye olarak bilgisayar almama ve gameshow ile tanışŸmama 2 yıl var.

Tevellüdü yeten bilir gameshow un ilk zamanlarını. O amatör ruhu ve çevresinde topladığŸı gençleri. Çok uzun mevzudur bu, gözleri yaşŸartır, dudakları titretir, coşŸkun sabah'tan anıları söyletir apansız, "anılaaar! Anılaaar! şžimdi gözümde canlandılar!" diye anırtır adamı.

Biraz kasarsak ekşŸi sözlüğŸün 2000-2003 yılları arasına benzetebiliriz, gameshow'u. Bir avuç pırıl pırıl genç. Zekaları kalemleri kadar ince, keskin. Orijinal şŸeyler çiziyorlar, yazıyorlar ve kendi gibi gençleri etraflarında topluyorlardı. Elitlerdi, farklılardı ama bizdenlerdi, biz de onlardandık. Neyse. Sanırım bu tür şŸeyler on yılda bir oluyor. Doksanlar bitti, sıfırlar [2000] da miadını doldurdu, onlar güzel şŸeylere gebedir inşŸallah.

Çok dağŸılmadan toplamak lazım. Neyse emin ellerdesiniz. Emin eller. Hanımeller. Neyse ki adım hanım değŸil.

Gameshow'da mektup mefhumu önemliydi, murat adanç, Polat yarışŸçı gibi isimleri bilen bilir. şžimdi internette kolayca bulabileceğŸimiz bilgiler, sözlüklerde 5 dk içinde bulup, harcayıp, tükettiğŸimiz geyikler bu mektuplar aracılığŸı ile yapılır, mektuplar dergide cevaplanır, geyik cevaplar alınır, yazan da okuyan da, cevaplayan da mesut bahtiyar olurdu. [yıllarca böyle bildiniz siz- zeki müren]

Bu yıllara ait bir nostalji de Windows 95 ti. Merak etmeyin konuyu başŸlıkla alakalı bir hale getireceğŸim. Emin eller. Edward makaseller. Neyse ki makas değŸilim.

Yeni bir arayüz, yeni bir heyecan ve sık sık verilen çökme hataları. Gameshow'a gelen mektupların da ekserisi Windows ve bill Gates hakkında esprilerle dolu. bill gates i öldürmek isteyenler, bill Gates i pencereden atmak isteyenler, bill gates'i kıyma makinesından geçirmek isteyenler... bir fenomen artık bill Gates ile alakalı espriler.. alakalı alakasız herkes bill Gates üzerinde güzellemeler, taşŸlamalar, gazeller döşŸemekte.

Fakat bunu yapanların yüzde doksanı, bill Gates e hangi koşŸullarda kızılabileceğŸini bilmiyor. Verirsin 200 küsür doları orijinalinden alırsın windowsunu. Hata mı verdi? Açarsın microsofta dersin abi sizin platin meme yaptı, duraksadı Windows. Ama kimsenin öyle bir derdi yok. 50 cent'e [candy shop] aldığŸın kopya windowsla elin bill Gates ine madik atmaya çalışŸıyorsun. Normaldi, insanları şŸaşŸırtmanın çok daha kolay olduğŸu yıllardı doksanlar, ya da biz hevesli ergenlerdik. [bu nasıl bir şŸiirsel hava yakalamaktır ya rabbim!]

Merak etmeyin konuya geliyorum. Eminellerdesiniz. Emineler de değŸilsiniz. Emineler. Hans müller g.teller. Neyse ki hans değŸ.. eeeaaah!

TeşŸbihin ahmak elinde hakikat olduğŸunu, mübalağŸanın eftamintokofti beyinlere verilebilecek en büyük ızdırap olduğŸunu her yazımda yazma ihtiyacı duyuyorum. Zaten okumaktan aciz, elinden tek gelen konuşŸtuğŸu gibi yazmak olan [ben yazdığŸım gibi konuşŸurum o ayrı mesele, konuşŸtuğŸum gibi de dinlerim ehaha] zevatın bu yazıyı başŸtan aşŸağŸı okuma ihtimali, bir balığŸın potaya 720 derece dönüp smaç basmasıyla eşŸ değŸer.

Artık gameshow devrini aşŸtık, ekşŸisözlük döneminin de artıklarıyız kimse kusura bakmasın. Yine birkaç kelam karalama kabiliyeti olan elitleriz ama bir esprisi kalmayan elitleriz, ısrar etmeyiniz kuzum. Bill Gates paklamaz bizi artık. Geçti o dönemler. Kartopu büyüdü büyüdü, pisliğŸe de bulandı, tepeden aşŸağŸı akan pislik dolu bir çığŸ artık. Kimi eleşŸtirirsek Bizi paklar? KarşŸı cins? Ohhooo çoktan! BaşŸbakan? Yanına bir tik atalım. Din bilgileri, Allah? Evet buna da bir tik. Buraya kadar geldik.

Adım adım Allah'ı dini eleşŸtirecek dalga geçecek kıvama geldik. EleşŸtiremez miyiz? Sen eleşŸtir eleşŸtirmene karşŸı çıkana bir sille i Osmaniye de ben çakayım.

Ama durum böyle değŸil. Durum 90'lı yıllardaki hevesli ergenlerle aynı durum. Bilip bilmeden, bilme derdi de olmadan, "bakın ben de tabularla oynayabiliyorum, bakın ben de kafa tutabiliyorum!" hezeyanları.. Adeta bir south park senaristi edası...

DeğŸil yahu! sığŸır mizahın sözlükte yansıması sadece. işŸin esprisi kutsal olana kafa tutabilmekte.

Neyse. Niye bu kadar yazdın diyecek olursanız. Yazma ihtiyacı hissettim. Aynı şŸekilde biraz itidal, biraz intizam, biraz da insicam ihtiyacı.

ihl sözlükte bu ihtiyaçtan dolayı çıktı muhtemelen.

ama bir şŸeyler yolunda gitmiyor, titreyip kendimize gelmemiz lazım.
devamını gör...
sözlükler aleminde (ekşi, itü, ulu ve sâir) sık sık görülen psikolojidir. muhtelif sebepleri olsa da ben kendi penceremden bakacağım.

şimdi müsadenizle sizi doksanlı yıllara götüreceğim. noluyoz lan demeyin,

insanları şaşırtmanın çok daha kolay olduğu yıllardı doksanlar, ya da biz hevesli ergenlerdik bize öyle gelirdi. metallica'nın bir kasedi walkman ın pili bitene kadar tekrar tekrar dinlenebilir, hayran olunur, ertesi gün okula gelindiğinde dandik İngilizce ile yarı uydurukça söylenebilirdi. slayer vardı mesela, adamlar "being godlessness is life!" diyordu. Ohaydı lan adamlar tanrıya kafa tutabiliyordu! ya da bir bilgisayar oyunu burun kanayıncaya kadar aralıksız kalbimiz güp güp atarak oynanabilirdi. Dedim ya doksanlı yıllardı, kolay şaşırıyorduk, ya da hevesli ergenlerdik.

Yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan kahverengi sıralarda... ahaha şaka lan şaka yılmaz erdoğan frekansına bağlamışız iyice.

Konuyu neyle nasıl bağlayacağımı düşünüyorsunuz değil mi? Korkmayın lan, emin ellerdesiniz. Emineller. Emin, eller. Neyse ki adım emin değil.

Biz hevesli ergenlerin hayatını büyük oranda etkileyecek, hayatımıza giren en güzel şeylerden birisi olan gameshow dergisinin kuruluşu da tam doksanlı yılların ortasına 1995'e rastlar. Yaşım on o zaman. Anadolu lisesini kazanmama, hediye olarak bilgisayar almama ve gameshow ile tanışmama 2 yıl var.

Tevellüdü yeten bilir gameshow un ilk zamanlarını. O amatör ruhu ve çevresinde topladığı gençleri. Çok uzun mevzudur bu, gözleri yaşartır, dudakları titretir, coşkun sabah'tan anıları söyletir apansız, "anılaaar! Anılaaar! Şimdi gözümde canlandılar!" diye anırtır adamı.

Biraz kasarsak ekşi sözlüğün 2000-2003 yılları arasına benzetebiliriz, gameshow'u. Bir avuç pırıl pırıl genç. Zekaları kalemleri kadar ince, keskin. Orijinal şeyler çiziyorlar, yazıyorlar ve kendi gibi gençleri etraflarında topluyorlardı. Elitlerdi, farklılardı ama bizdenlerdi, biz de onlardandık. Neyse. Sanırım bu tür şeyler on yılda bir oluyor. Doksanlar bitti, sıfırlar [2000] da miadını doldurdu, onlar güzel şeylere gebedir inşallah.

Çok dağılmadan toplamak lazım. Neyse emin ellerdesiniz. Emin eller. Hanımeller. Neyse ki adım hanım değil.

Gameshow'da mektup mefhumu önemliydi, murat adanç, Polat yarışçı gibi isimleri bilen bilir. Şimdi internette kolayca bulabileceğimiz bilgiler, sözlüklerde 5 dk içinde bulup, harcayıp, tükettiğimiz geyikler bu mektuplar aracılığı ile yapılır, mektuplar dergide cevaplanır, geyik cevaplar alınır, yazan da okuyan da, cevaplayan da mesut bahtiyar olurdu. [yıllarca böyle bildiniz siz- zeki müren]

Bu yıllara ait bir nostalji de Windows 95 ti. Merak etmeyin konuyu başlıkla alakalı bir hale getireceğim. Emin eller. Edward makaseller. Neyse ki makas değilim.

Yeni bir arayüz, yeni bir heyecan ve sık sık verilen çökme hataları. Gameshow'a gelen mektupların da ekserisi Windows ve bill Gates hakkında esprilerle dolu. bill gates i öldürmek isteyenler, bill Gates i pencereden atmak isteyenler, bill gates'i kıyma makinesından geçirmek isteyenler... bir fenomen artık bill Gates ile alakalı espriler.. alakalı alakasız herkes bill Gates üzerinde güzellemeler, taşlamalar, gazeller döşemekte.

Fakat bunu yapanların yüzde doksanı, bill Gates e hangi koşullarda kızılabileceğini bilmiyor. Verirsin 200 küsür doları orijinalinden alırsın windowsunu. Hata mı verdi? Açarsın microsofta dersin abi sizin platin meme yaptı, duraksadı Windows. Ama kimsenin öyle bir derdi yok. 50 cent'e [candy shop] aldığın kopya windowsla elin bill Gates ine madik atmaya çalışıyorsun. Normaldi, İnsanları şaşırtmanın çok daha kolay olduğu yıllardı doksanlar, ya da biz hevesli ergenlerdik. [bu nasıl bir şiirsel hava yakalamaktır ya rabbim!]

Merak etmeyin konuya geliyorum. Eminellerdesiniz. Emineler de değilsiniz. Emineler. Hans müller g.teller. Neyse ki hans değ.. eeeaaah!

Teşbihin ahmak elinde hakikat olduğunu, mübalağanın eftamintokofti beyinlere verilebilecek en büyük ızdırap olduğunu her yazımda yazma ihtiyacı duyuyorum. Zaten okumaktan aciz, elinden tek gelen konuştuğu gibi yazmak olan [ben yazdığım gibi konuşurum o ayrı mesele, konuştuğum gibi de dinlerim ehaha] zevatın bu yazıyı baştan aşağı okuma ihtimali, bir balığın potaya 720 derece dönüp smaç basmasıyla eş değer.

Artık gameshow devrini aştık, ekşisözlük döneminin de artıklarıyız kimse kusura bakmasın. Yine birkaç kelam karalama kabiliyeti olan elitleriz ama bir esprisi kalmayan elitleriz, ısrar etmeyiniz kuzum. Bill Gates paklamaz bizi artık. Geçti o dönemler. Kartopu büyüdü büyüdü, pisliğe de bulandı, tepeden aşağı akan pislik dolu bir çığ artık. Kimi eleştirirsek Bizi paklar? Karşı cins? Ohhooo çoktan! Başbakan? Yanına bir tik atalım. Din bilgileri, Allah? Evet buna da bir tik. Buraya kadar geldik.

Adım adım Allah'ı dini eleştirecek dalga geçecek kıvama geldik. Eleştiremez miyiz? Sen eleştir eleştirmene karşı çıkana bir sille i Osmaniye de ben çakayım.

Ama durum böyle değil. Durum 90'lı yıllardaki hevesli ergenlerle aynı durum. Bilip bilmeden, bilme derdi de olmadan, "bakın ben de tabularla oynayabiliyorum, bakın ben de kafa tutabiliyorum!" hezeyanları.. Adeta bir south park senaristi edası...

Değil yahu! sığır mizahın sözlükte yansıması sadece. İşin esprisi kutsal olana kafa tutabilmekte.

Neyse. Niye bu kadar yazdın diyecek olursanız. Yazma ihtiyacı hissettim. Aynı şekilde biraz itidal, biraz intizam, biraz da insicam ihtiyacı.

ihl sözlükte bu ihtiyaçtan dolayı çıktı muhtemelen.

ama bir şeyler yolunda gitmiyor, titreyip kendimize gelmemiz lazım.
devamını gör...
genelde ruhsal bir rahatsızlığın dışavurumu şeklinde zuhur eden psikoloji. sistematik bir şekilde kutsala hakaret eden insanların simalarına baktığınızda rahatsızlığı net bir biçimde görebilirsiniz. küçük günahlara aldırmayıp günah çukuruna saplananların aldığı son hal. köprüden önceki son kavşağı dönememiş yanlış güzergah yolcusunun köprüdeki hali.
devamını gör...
kutsal kavramını tam olarak kavrayamamış insanın ağzından çıkması muhtemel cümle.eğer din için kullanılıyorsa, öncelikle kutsalın kelime anlamını tartışmak gerek, şöyle demiş tdk;


--- alıntı ---

1- Güçlü bir dinî saygı uyandıran veya uyandırması gereken, kutsi, mukaddes. 2- Tapınılacak veya yolunda can verilecek derecede sevilen, kutsi, mukaddes, lahut. 3- Bozulmaması, dokunulmaması, karşı çıkılmaması gereken, üstüne titrenilen.

--- alıntı ---

eğer birinci tanımdan bahsedersek; dini saygının bir toplumda etik bir değer kazanması hiçbir şekilde kesin değildir. olması gereken olabilir, olabilitesi yüksek olabilir ama "kesinlikle dine saygı duyulacak" hususu kesin değildir. eğer sosyal ve demokratik bir toplumda yaşıyorsanız, istediğiniz tartışılabilir olarak nitelendirilen konuyu tartışabilir, üzerinde fikir yürütebilirsiniz. çünkü din ve dini sembolleri kesin tanımlanan, kanıtlanabilinen şeyler değildir.


ikinci tanıma gelirsek; tapınılacak şeylere tüm toplum tarafından saygı gösterilmesi beklenemez. kesin olmayan bir hususun * gerekliliğini kimse yapmak zorunda değil, eleştirmek zorunda da değil ama eğer dindar insana saygı gösteriliyorsa, dini tartışan insana da saygı gösterilmelidir. ama din ile dalga geçmek bazıları için tamamen saygısızlıktır. dini tartışmak ile din ile dalga geçmek arasında ince bir çizgi vardır.


son tanımdaki "bozulmaması,dokunulmaması gereken" tanımının din üzerindeki konumu tartışılasıdır. din ne kadar bozulmamıştır tartışılır. tarihten bu yana etrafta din üzerinden insanı sömürme amaçlı insanlar kol gezdikçe din ister istemez değişimler yaşamıştır. bu tanım da dinin kutsal olduğunu kanıtlamaz. dinin kutsal olduğunu ben savunurum, x kişisi savunur, y kişisi savunur ama "m" kişisinin savunması gerektiğini asla söyleyemeyiz.

sonuç olarak, dini kutsal olarak gören zihniyet diğer insanların da dine kutsal olarak bakmasını isteyemez. dine saldırmak "a","b","kadavr" için saygısızlıktır, x,y,z için değildir. ne kadar etik olduğu tartışılır ama bunun ile ilgili hukuki yaptırımlar söz konusu değildir.

dine saldırma psikolojisi de tamamen bu "dinimize saygı gösterin lağğğn" diye gezen insanların diğerlerine yaptığı baskıdan kaynaklanır.

not: iğneyi kendime batırdım, peki siz çuvaldızı ne yapacaksınız ?
devamını gör...
kutsala saygı karşınızdaki insanın kutsiyet atfettiği herhangi bir şeye karşı gösterilmesi gereken asgari hürmettir. hakaret edenin, saldıranın inancıyla ilgisi olmadığı gibi direkt olarak insanlığı ile ilgili bir problemdir. mesela bir arkadaş budist bir çocuğun budanın ruhu yiyecek diye küçük heykelinin önüne koyduğu meyve dolu tabaktan yanlışlıkla yemişti. sonradan özür diledi ve bir daha yapmadı. burada zannediyorum kastedilen bile isteye inanca saldırıdır ve kutsiyet atfedilen şeyin keyfiyetine göre değişir. yani arkadaşın özür dilemeyip her gün meyve tabağından kurbanlık meyveleri yemesi gibi...
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar