kuvvetler ayrılığı

kendisine "güçler ayrılığŸı" da denen kavramdır. yasama yürütme ve yargı erkinin tek bir güçte toplanmaması anlamına gelir. batıda 18 ve 19. yüzyıl siyasi felsefesine bağŸlı olarak gelişŸmişŸ olup, amacı; temel hak ve özgürlükleri korumaktır. fikir babalarından montesquieu ya göre, özgürlüker ancak kuvvetler ayrılığŸı ile taminat altına alınabilir.
devamını gör...
bizde bir türlü tam olarak faliyete geçmemiş olay. ya ikisi bir olup ötekini dövüyor ya da 4 ve ya 5 bir güç gelip hepsini eziyor yönlendiriyor. halbusam kuvvetlerin ayrılığından amaç bir birlerini dengelemeleridir. biz de tabi pek çok batı kavramı gibi bu da işlevsizleştirilmiştir.
devamını gör...
yasama yürütme ve yargı erklerinin birbirinden ayrı olmasını ifade eden sistemdir. yasamayı meclis, yürütmeyi bakanlar kurulu ve cumhurbaşkanı, yargıyı da mahkemeler yerine getirir.
bu teorikte böyledir. ama türkiye pratiğinde meseleye baktığımızda kimin yargıyı kimin yasamayı kimin yürütmeyi yaptığı belli değil. danıştay, yök ün yerine geçerek karar alıyor, anayasa mahkemesi, kanunları yerindelik denetimi yaparak iptal edip şöyle olmalı diyor. hakimler savcılar yüksek kurulu kendi arasında başka bir şey yapıyor. o yüzden yukarıda yazdığım masalın sizi uyutmayacağınızı biliyorum. ve uyanık kalmanız için başka bir şey söyleyeceğim ki;
istiklal mahkemeleri zamanında olağanüstü mahkemeler ve kuvvetler birliği ilkesi vardı. yani bi yerde bir eylem yapılmışsa birisi buna suç der, aynı kişi bu suçun cezası şudur der ve aynı kişi bu cezayı infaz eder, eğer orada mahkeme yoksa üç kişiyi oraya gönderir orada mahkeme oluşur kimse de kalkıp bu aynı kişiye bir şey diyemez.
devamını gör...
recep = yasama
tayyip = yargı
erdoğan = yürütme

tanımının, hükümetin yetkilerini arttırıp anayasa mahkemesinin yetkilerini kısmak olmadığı kesin olduğu gibi, benim yürütme politikam bu beğenmiyorsan git şunu bunu yap diye akıl vermekte zaten ya bir şark kurnazına yakışır ya da bir akp'liye. ziyadesinde dediğim gibi akp iktidarıyla iyicene eriyen hede..

biz alışkınız gerçe;

(bkz: ya sev ya terket) (bkz: ananı da al git) (bkz: liberal akp)

en büyük beklentimiz liberal kesimin, hükümet sırf askeri vuruyor diye bu kadar gözü kapalı her şeyi kabullenme gafletine düşmemeleri.
devamını gör...
devleti yönlendiren "yasama", "yürütme" ve "yargı" yetkisinin ayrı ayrı kişi veya kurumlara verilmesi. daha çok demokrasilerde kullanılan, sistemin kendini koruma aracı.
devamını gör...
yasama ve yürütme organları ayrıdır. bu sistem 2’ye ayrılır
başkanlık :yasama ve yürütme sert ve kesin olarak ayrı.
parlamenter: yasama ve yürütme yumuşak ve esnek olarak birbirinden ayrı.
devamını gör...
bu ara gündemi baya meşgul eden bir konu. kuvvetler ayrılığı zararlı demeye getiriyor akp'li yöneticiler. dostum ülkede kuvvetler ayrılığı kaldımı ki siz zarar veriyor diyorsunuz.
devamını gör...
uygulayıcıların iyi niyeti ve dürüstlüğü olmadığı sürece bir işe yaramayan sistem. bu bağlamda kuvvetler birliği ile aynı konumda.
devamını gör...
uygulanması tamamen uygulayıcı erklerin ahlakı ve sistemi içselleştirmesleriyle mümkün olan sistem. kısaca o ilkeye inanmak. demokrasinin en önemli vasıflarından biri, kendi yaralarını kendisinin iyileştirmesi. bu ise, erklerin kendi konumlarını doğru tarifleyip, diğerinin alanına saygı duymasıyla mümkün. aksi halde kuvvetler birliğine dönüşür ve ilk arızada sistem kendini yer, yarasını derinleştirir.

montesquieu'nun kanun anlayışında kanunlar, yani doğal kanunlar, din kuralları, ahlâk kural­ları, hakkaniyet kuralları ve kanun koyucu tarafından konul­muş olan kanunlar vs. hepsi tek bir şeye hizmet eder: adalet..! hakeza kanunlar; yasa koyucunun koyduğu ve insanların birbirleriyle münasebetlerini düzenleyen kanunlar, ya da insanların yöneticilerle münasebetini düzenleyen siyasi kanunlar gibi, erklerin birbiri ile münasebetini de belirlemede de esas olan kanunlarsır ve hiçbiri yek diğerine tercih edilebilemez der. birbirlerine rüçhaniyeti yoktur ve birbirlerinin yerine de ikame edilemezler.

mesele işbu mevzunun ruhunu kavramaktır. yoksa istediğin kadar kanun koy bir anlamı yok... tam da burada, yasama ve yürütme bir yana, yargı erki, hem kanunların uygulayıcısı ve icraatin kanunlar açısından yegane denetleyicisi pozisyonuyla ayrı bir hususiyete sahip. sanırım bunu dünyada en iyi anlayanlardan biri amerika.

dikkatinizi çekmiştir muhakkak, hiçbir filmde yargı, yargıç eleştirilmez. senator hata yapar, karanlık işlere bulaşır, senatoda klikler oluşur ve suça batar, kötü polis memurları, hatta cia ya fbi başkanı kötü olur ama yargıç olmaz. yargıç kararında hata yapmış olsa bile bunun asıl nedeni yine diğerleridir. ya fbi delilleri karartmıştır, ya da buna benzer bir şey... dolayısıyla amerika bu değeri ezdirmeme ve yüceltme adına her türlü bedeli ödemekten çekinmez. abd başkanı bile yargılanır...

biz fakir fukara için tek sığınak da yine budur. yine montesquieu'ya dönersek; birey, toplum yaşamına geçtiğinde ve o toplum yaşamını yöneten erkle temas ettiğinde "kendini güçlü hissetmesi ve bir mücadeleye girişebilmesi" işbu kanunların koruyuculuğuyla mümkün. eğer o koruyuculuğu hissetmezse, tıpkı bugün kuzey kore'de olduğu gibi, birey makinalaşır ve tüm ışıltısını kaybeder...



devamını gör...
demokrasilerde, kişi hak ve özgürlüklerinin güvence altına alınması amacı ile yasam, yürütme, yargı güçleri ayrı organlarca kullanılır. demokrasilerde yasama gücünü parlamento, yürütme gücünü hükümet, yargı gücünü bağımsız mahkemeler kullanır. bu güçler arasındaki ilişkilerin sınırları yasalarca belirlenmiş ve özellikle yasam ve yürütmenin (parlamento ve hükümetin) yargıya müdahalesi olabildiğince azalmıştır.
devamını gör...
batılılardan ülkemize iyi olacak güzel olacak diye alınmış model.
ne iyi oldu ne de güzel.
yasama, yürütme ve yargı. bu sac ayağın üzerinde devlet mekanizması şekilleniyor.

güya bu erkler birbirine karışmayacak, işler tıkır tıkır yürüyecek.

bu ülkede bu üç erkten en garibanı yasamadır. diğerleri ne yaptı? yürütmenin bir organı olan asker darbe yaptı. yargı her darbenin arkasında durdu. asker darbe yapamadığında kendisi yargıtay,danıştay, sayıştay, anayasa mahkemesi, yüksek seçim kurulu gibi organları ile yasamayı durdurdu. demirel yıllar önce isyan etmişti bu duruma. taylar izin verse kırat şahlanacak diye.

bugünlerde ekranlara gelen bu yeni film, yeni bir jüristokrat yaklaşımdır. bir anayasa mahkemesi başkanının kalkıp açıklama yapması meclisi çalışma mantığı yönünden işlemez hale getirebilir. ve bunu en iyi bilen anayasa mahkemesinin başkanıdır. kalkıp ihsası rey denebilecek bir tavır yapıp sonra çark etmek tek kelimeyle işleri içinden çıkılmaz hale sokma gayretidir.
yargıtay başkanının kalkıp yargı paketine eleştiri getirmesi anlaşılmıyor. zira yargıtay başkanı çağırılmadık, fikrimiz sorulmadı dediği konuya sorulmadan fikrini söylemesi gerekmekteydi.

biz bu krizleri 367 garabetinde de gördüydük.

neyse konuya dönelim. batının teslis inancından gelen 3te 1 bulmak inancı devlet yönetme konusunda makes bulmuştur. bizim kültürel ve din genetiğimizde tekillik olduğundan bu bize uymuyor. aslında batı bunu çok iyi bildiğinden bu modelin iyiliğinden güzelliğinden dem vurmaktadır.
işte tayyibin işlemeyen devlet mekanizmasını işler hale getirmek için planladığı şey buydu. yani başkanlık sistemi.

yargı bu ülkede hep kaymak tabakası oldu. gülenist paralelcilerde bu kaymakta yer almaktadır.

aslında en güzel yoğurt ev yoğurdu bence. ama yüzündeki kaymak tabakasını pek sevmiyorum.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar