laktoz

sütün esas karbonhidratıdır. doğada sadece sütte bulunur. midede değil alkali bir ortam olan bağırsaklarda parçalanır.
devamını gör...
bu sabah uyandığımda karnım ağrıyordu. küçüklüğümden beri ara sıra olur böyle. ne doktorlara götürdüler annemle babam, anlatamam. geceleri çığlıklar atarak uyanırdım, babam apar topar hastaneye götürürdü. birkaç tahlil yapılırdı ve hiçbir şey çıkmazdı. ismini hatırlamıyorum, sarı renkte bir ilacım vardı, onu alınca geçerdi ya da bana öyle gelirdi. ismini ezberleyemedim hiç, bu yüzden ben ona “sarı hapım” derdim. hadi ben çocuğum, bu durum normal karşılanabilir de annem o ilaca, “ngr’nin sarı hapı” derdi. on, on bir yaşlarına kadar kullandım o hapı.

süt içmekten nefret ederdim. bebekliğimde anne sütü bile almamışım. şimdi yirmili yaşlardayım hala süt içemiyorum. ablam ve kardeşim kendi rızalarıyla bardak bardak süt içerken, ben babamın baskısı altında iki yudum sütü içemezdim. gözlerim dolar, soluğu tuvalette alırdım.

süt içmekle karın ağrım arasındaki bağlantıyı fark etmem çok uzun sürmedi. fakat süt tartışılmaz en yararlı besin olduğunu için ebeveynime bu durum inandırıcı gelmedi, ancak ağrılarım karşısında endişe duyuyorlar bir an önce çaresinin bulunmasını istiyorlardı. devlet hastanelerinden umudunu kesen babam, beni özel bir hastaneye götürmeye karar verdi. oraya çok para vereceğimizden kesin neyim varsa bulacaklardı.

her yerime baktılar hastanede uzay filmlerini anımsatan makinelerin içine girip çıktım. her şey bittikten sonra, ‘bekleyin, birkaç saat sonra sonuçlar çıkar.’ dediler. babam beni köfte yemeye götürdü, hasta yavrusunun yüzünü güldürmek istiyordu anlaşılan. kola bile almıştı bana. nihayet sonuç açıklama saati geldi ve babamla doktorun odasına girdik. hastayım ya naz yapmayı da elden bırakmıyordum. doktor, bütün sonuçlarımın normal olduğunu, ağrımın sebebinin fizyolojik değil psikolojik olduğunu söyledi. anlamamıştım! o zamanlar bir insanın psikolojisinin bozulması ve antidepresan ilaçlar kullanması şimdiki kadar moda değildi. babam yüzüme baktı, ifadesinden ölüp ölmeyeceğimi çıkaramamıştım. evin yolunu tuttuğumuzda babam saçlarımı okşadı, ‘hiçbir şeyin yokmuş’ dedi. eve döndüğümüzde merakla bekleyen anneme, ‘kızımızın bir şeyi yokmuş annesi, dikkat çekmek için kandırıyormuş bizi.’ dedi. bunun üzerine annem bana sarılıp, ‘niye yalan söylüyorsun kızım, bize yazık değil mi? ne kadar üzüldük senin yüzünden.’ dedi. orada psikolojik olarak öldüm.

o günden sonra “sarı hapım”ı almadılar. babam süt içmem için de zorlamıyordu, yalancı bir çocuk bunu hak etmiyordu çünkü. karnım ağrıdığı zaman; ‘anneannen ovsun da geçer.’ diyorlardı. anneannem ovuyordu, sahiden de geçiyordu karın ağrım, çünkü ovarken anneannemin parmakları karnımı delip sırtımdan çıkacak gibi oluyordu. hissettiğim ağrıların acıların adını koyamıyordum o saatten sonra, çünkü çocuktum.

yıllar geçti, artık üniversitede okumaya başlamıştım. üniversitenin ikinci yılındaydım, beslenme içerikli bir ders alıyordum. uzun boylu, sarışın ve dolgun bir hatundu hocamız. bu yüzden derse ilgim yoktu. arka sıralarda uyuklarken hocanın o cümlesini çok net duyduğumu hatırlıyorum, ‘laktozsuz süt üretildi arkadaşlar, artık marketlerde satılıyor. eğer laktoza alerjisi olanlar varsa bu sütü içebilir.

tanım: laktoz, sütte bulunan ve sütün buharlaşmasıyla kristal halde toplanan bir disakkarittir. yani süt şekeri. laktoz, inek sütünde bulunan bir şeker türüdür ve bağırsaklarda üretilen laktaz adlı bir enzim tarafından sindirilir.

bazı kişilerde bu enzim eksikmiş (bende). laktaz eksikliği olanlar süt içtiklerinde gaz, şişkinlik, ishal gibi sorunlar yaşarmış. gözüm dönmüştü, hemen ayağa fırladım ve süt yüzünden neler çektiğimi anlattım hocaya. hatun beni muayene falan etmedi; ‘laktozdandır, içebilirsin artık ağrımaz karnın.’ dedi.

sonunda bilimsel olarak kanıt bulmuştum, ben yalancı değildim, ama sanırım biraz psikolojim bozuldu.

*

devamını gör...
--- alıntı ---

laktoz, doğada yalnız sütte bulunan süt şekeri de denilen bir disakkarit. sütün en önemli karbonhidratıdır. sütün aromasında önemli bir payı bulunmaktadır.

glikoz ve galaktozdan meydana gelmiş bir disakkarit olan laktozun, inek sütündeki oranı ortalama % 4,8, anne sütünde % 7'dir. koyun sütünde % 4,6, keçi sütünde de ortalama % 4,0 oranında yer alır. laktoz, mineral maddeler ile birlikte ozmotik sisteme iştirak ettiği için, bu süt bileşeninin oranı sütte pek fazla değişiklik göstermektedir. meme rahatsızlıklarında, elde edilen sütteki laktoz oranı az veya çok oranda düşüş göstermektedir. kolostrum sütünde ilk gün yine oldukça düşük bulunmaktadır.

laktozun tatlılık derecesi nisbi olarak düşük bulunmakta, şayet sakkarozun tatlılık derecesi % 100 olarak ifade edilirse, laktoz % 27'lik bir değer göstermektedir.

laktoz, suda ağır çözündüğü için dil üzerinde kumumsu bir his uyandırmaktadır. kefir ve kımız bakterilerinin enzimleri, laktozu kullanarak bir alkol fermantasyonu meydana getirirler. bunun için ekşi süt mamülü kefir ve kımız bir miktar alkol ihtiva ederler. asıl olarak sütün laktozu, süt asidi bakterileri tarafından fermantasyona uğratılır ve süt asidine dönüştürülür. sütün ekşimesinin ve yoğurt yapımının esasını bu husus teşkil etmektedir.

laktozun, alkole mayalanmaya, diğer şekerler kadar kolay uğramaması çocuk beslenmesinde önemlidir. daha az bağırsak bozuklukları olmasına yardım eder.

laktoz ancak kuvvetli asitlerle hidroliz olur, glikoz ve galaktoza ayrılır. limon asiti ve diğer zayıf asitler laktoza etki etmezler. asitlerle laktozun hidrolizi sakkarozunkinden çok daha yavaş seyreder. bunun sonucu sindirimi de yavaştır. bu şekilde bağırsakta daha uzun zaman kalabilen laktoz, hafif asidik bir ortam sağlar. bu asitlik kalsiyumun daha çok emilmesine yardım eder. gaz ve nisbeten zehirli maddeler vererek ayrışan bazı cins proteinler bu parçalanmayı önler.

laktoz, yağ metabolizması üzerine etki etmektedir. karaciğerde yağ birikmesini önlemekte veya önemli ölçüde karaciğer yağını azaltmaktadır. laktozun arteriosklerozun önlenmesinde muhtemelen hisse sahibi olduğu tahmin edilmektedir. laktozun ayrıca b-kompleksi vitaminlerinin sentezinde teşvik edici etkide bulunduğu araştırmalar sonucu anlaşılmıştır.

anne sütü, inek sütünden önemli derecede yüksek oranda laktoz ihtiva ettiği için, adapte edilmiş süt, yani çocuğa verilecek inek sütü laktozca zenginleştirilmelidir. başka şekerler de ilave edilir. ancak laktoz formunda bir ilave, bebeğin metabolizmasında avantajlar sağlamaktadır.

sütteki karbonhidratlara karşı malabsorbsiyon, yani absorbsiyon bozukluğu olabilmektedir. laktoz malabsorpsiyona kaide olarak yalnız yetişkinlerde, gelişme periyodunun bitiminden sonra tesadüf edilmektedir. laktoz malabsorpsiyonun sebebi, ince barsak mukozasının laktaz enzimi aktivitesinin azalması veya tamamen ortadan kalkmasıdır. böyle olunca, laktozun parçalanması mümkün olmamakta ve artan laktoz konsantrasyonundan dolayı, barsak içinde artan bir ozmotik basınç meydana gelmektedir. bu basınç da lümenler içine su akımına sebeb olmaktadır. bunun sonucu olarak şahısta sıkıntı baş göstermekte, gaz, kolik ve diyare ortaya çıkmaktadır.

laktoz malabsorbsiyonun mevcudiyeti ekseriya laktoz tolerans testiyle tesbit edilebilir.

laktoz malabsorbsiyonun ortaya çıkmasında ekseriya laktozun gıdadan tamamen elimine edilmesi tavsiye edilmektedir. ancak böyle durumda süt tüketimini tamamen sınırlamak uygun değildir. çünkü sütsüz bir beslenme esansiyel gıda maddelerinin eksikliğine sebeb olmaktadır. uzun süre düşük süt ve laktoz alınması, uygun olmayan kalsiyum absorpsiyonuna sebeb olmaktadır. bu gibi durumlarda süt hiçbir şekilde içilemiyorsa yoğurt, ayran ve peynir alınması tavsiye edilir. laktozsuz süt preparatları da hazırlanabilmektedir.

laktoz daha ziyade çeşitli süt mamullerinin işlenişinde arta kalan sütçülük artıklarından elde edilebilmektedir. süt şekeri bakımından oldukça zengin olan peynir suyu, çoğu zaman işlenerek değerlendirilir.

laktozun oldukça geniş bir kullanma alanı bulunmaktadır. en çok hekimlikte; eczacılıkta, çocuk beslenmesinde, şeker ve pasta sanayiinde laktozdan istifade edilir.

--- alıntı ---
devamını gör...
sütte bulunan şeker. bağırsakta, laktaz adı verilen bir enzim aracılığıyla glikoz ve galaktoza parçalanarak emi- lir. bazı bağırsak duvarı hastalıklarında ya da laktaz enziminin yetersizliğinde laktoz parçalanmadan emilerek idrara geçer. laktoz, emümeyerek bağırsağın son bölümlerine ulaşırsa ishal ve bağırsak iltihabına da yol açabilir. bu gibi durumlarda laktoz içeren besinler alınmamalıdır.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar