leyla hanım

devrinde çok daha keskin kalemler olduğŸundan farkedilmemişŸ kalemdardır. solmuşŸ ã‡içekler adında bir şŸiir kitabının ve 200 e yakın bestesinin bulunduğŸunuda dr.wikipedi bize bildirmektedir.
zalim beni söyletme derunumda neler var
(bkz: leyla saz hanım)
devamını gör...
yanarsam nâr-ı aşkınla yanayım ya resã»lallah
ezelden bağrı yanmış bir gedâyız yâ resã»lallah
hevâ-yi nefsime tabã® olup pek çok günah ettim.
huzã»ra hangi yüz ile varayım, yâ resulallah
harã®m-i ravzanâ sürmüş iken ruy-ı siyahım ah
yine cürm ü günaha mübtelâyım, yâ resã»lallah
kapmda boynu bağlı bir esirim destgã®r ol sen
garibim bã®kesim bã® dest ü payım yâ resã»lallah
kulun leylâ'ya şahım, var iken dergâh-ı ihsanın
varıp ben hangi şâhâ yalvarâyım, yâ resã»lallah


http://tinyurl.com/3c92tqa
devamını gör...

--- alıntı ---


istanbul'da doğmuştur. iyi bir aileden gelen leylâ hanım, 19. yüzyılın usta şairlerinden keçecizâde izzet molla'nın akrabasıdır ve izzet molla'dan etkilenmiştir. leylâ hanım bazı şiirlerinde dayısı izzet molla'yı üstad olarak anar. kaynakların mevlevîlik’i benimsediğini bildirdikleri leylâ hanım istanbul'da ölmüştür.

son dönem divan şiirinin vasat sanatçılarından olan leylâ hanım edebiyat tarihimizdeki yerini hanım şair olmasına borçludur. şiirlerinde bir mevlevî şeyhi olan şeyh gâlib'in etkisi görülür. divan şiiri gazellerinin ana teması olan aşkı leylâ hanım da gazellerinde işlemiştir.
bazı gazellerinin sonunda mevlânâ anılmış olmakla birlikte, onun daha çok beşerî aşkı işlediği görülmektedir. hatta gazel ve şarkılarında konu gereği dile getirdiği sevgi, içki ve eğlence meclisleri bir kadın olarak onun yanlış anlaşılmasına yol açmıştır. hem dayısı hem de hocası olan izzet molla'dan birkaç şiirinde söz eden leylâ hanım, onun bazı beyitlerini tazmin ve bir gazelini tahmis etmiştir. ayrıca divan şiirinin bakî gibi eski usta şairlerinden bazılarına nazire yazan leylâ hanım, döneminin şairlerinden bazılarının şiirlerini de tanzir etmiştir.
--- alıntı ---

devamını gör...
leylâ hanım. (1850-1936)

türk mûsikisi bestekârı, şair.

istanbul’da doğdu. babası çeşitli nâzırlıklarda ve valiliklerde bulunan, istanbul şehreminlerinden, şair, sertabîb-i şehriyârî ismâil hakkı paşa, annesi nefîse hanım’dır. okuma yazmayı babasının çevresindeki şahıslardan öğrenen leylâ hanım, dört yaşlarında kız kardeşi fatma ile birlikte sultan abdülmecid’in kızlarından münîre sultan’ın yanına nedime olarak verildi. çocukluk ve ilk gençlik yılları şehzadeler ve sultanlar arasında geçti. ilk eğitimini de sarayda aldı. bu arada piyano ve resim dersleri gördü. abdülmecid’in ölümünün ardından babasının girit valiliğine tayin edilmesi üzerine babasıyla beraber beş yıl kadar hanya’da kaldı. burada atina üniversitesi profesörlerinden elizabeth vasilaki kontaksaki’den fransızca ve eski yunanca öğrendi, rüşdiye mektebi hüsn-i hat hocası kandiyeli esad efendi’den yazı meşketti. ayrıca babasının maiyet memurlarından giritli kutbîefendizâde sâdık efendi’den şiir ve aruz dersleri aldı, ilk şiir denemelerine de bu dönemde başladı. babasının ikinci izmir valiliği sırasında (1869) vilâyet mektûbî muavini şair selim sırrı efendi ile evlendi ve istanbul’a geldi. sırrı efendi’nin prizren’e mektupçu olarak tayininde 1,5 yıl kadar istanbul’da ailesinin yanında kalmaya devam ettiyse de daha sonra prizren’e gitti. sırrı paşa ile evliliği süresince (1869-1895) bazan onun mutasarrıf ve vali olarak gittiği trabzon, kastamonu, ankara, sivas gibi şehirlerde, bazan da istanbul’da bulundu. sırrı paşa’nın vefatından sonra hayatını istanbul’da devam ettirdi, bu arada sarayla olan münasebetlerini de sürdürdü. sarayda şefkat ve mecîdî nişanlarıyla taltif edilen leylâ hanım, 6 aralık 1936 tarihinde damadı mehmed ali ayni’nin kızıltoprak’taki evinde vefat etti ve edirnekapı şehitliği’ne defnedildi. saz soyadını alan ve ölümünden sonra kızıltoprak’ta bir sokağa ismi verilen leylâ hanım’ın çocuklarından ikisi istanbul şehreminlerinden yusuf razi bel ve mimar vedat tek’tir.

mûsiki çevrelerinde dilhayat kalfa’dan sonra ikinci önemli kadın bestekâr olarak anılan leylâ hanım yazdığı şiirlerle de devrinin şairleri arasında şöhret bulmuş, ancak bestekârlığının şairliğinden üstün olduğu kabul edilmiştir. mûsikiye küçük yaşlarda piyano çalarak başlamış, özellikle saray çevresi onun mûsiki kabiliyetinin gelişmesinde etkili olmuş, burada hâşim bey, hacı fâik bey, hacı ârif bey, sermüezzin rifat bey, kanûnî ethem efendi, santûrî ismet ağa gibi mûsikişinasları tanıma imkânı bulmuştur. mûsikideki hocaları nikogos ağa ile 1876-1895 yılları arasında kendisinden ders aldığı medenî aziz efendi ise de o dönemde saraya yeni girmeye başlayan batılı mûsiki hocalarının leylâ hanım üzerindeki tesiri daha sonra bestelerinde kendini gösterecektir.

geçki tekniğinin çok iyi kullanıldığı, iyi bir ritim örgüsüyle işlenmiş, sağlam melodik yapının lirik ifadeleri olan bestelerinde ince ve derin bir zevk hâkimdir. hece vezniyle yazıp türkü formunda bestelediği eserleri de saray ve çevresinde yetişmiş bir sanatkârdaki halk sevgisinin açık göstergeleridir. özellikle sırrı bey’in vefatından sonra leylâ hanım’ın evi, istanbul’un tanınmış ve seçkin mûsikişinaslarının toplandığı bir sanat mahfili haline gelmiştir. leylâ hanım kendi ifadesine göre 200’den fazla eser besteledi. ancak bostancı’daki evinde çıkan yangında çocukluğundan beri yazdığı şiirler, hâtıralarını topladığı defterler, müzik çalışmaları, bestelerinin notaları, yarım yüzyıllık müzik kayıtları diğer eşyalarıyla birlikte tamamen yandı. bu olayın ardından dostlarının ve kendisinin hâfızasında bulunan otuz beş şarkının notası külliyyât-ı mûsikî adı altında şamlı iskender tarafından üç fasikül halinde yayımlanmıştır (istanbul 1339). ayrıca yılmaz öztuna, birçoğunun güftesi kendisine ait günümüze ulaşan şarkı, türkü ve marş formlarında elli iki adet eserinin listesini vermiştir (btma, ıı, 267-268). leylâ hanım’ın, “yaslı gittim şen geldim” mısraıyla başlayan hicaz marşı bilhassa cumhuriyet’in ilk yıllarında büyük rağbet görmüş, uzun süre dillerden düşmemiştir. “mâni oluyor hâlimi takrîre hicâbım” ve, “nerdesin, nerde acep gamla bıraktın da beni” mısralarıyla başlayan hicazkâr; “seni sevdâ çiçeğim, tâc-ı serim” mısraıyla başlayan hicaz ve, “ey sabâh-ı hüsn ü ânın âfitâb-ı enveri” mısraıyla başlayan hüzzam şarkıları onun çok sevilen eserlerinden bazılarıdır.

arapça, farsça, fransızca ve rumca bilen leylâ hanım’ın ilk şiiri 1881 yılında hazîne-i evrâk dergisinde yayımlanmıştır. özellikle gazel vb. nazım şekillerinde kullandığı divan dilinin yanı sıra hece kalıplarını kullandığı sade şiirlerine de rastlanmaktadır. bostancı yangınından sonra hatırında kalan şiirlerini solmuş çiçekler adı altında toplayarak neşretmiş (istanbul 1928), oğlu yusuf razi bey’in bir tanıtma yazısının yer aldığı esere abdülhak hâmid tarhan da bir takriz yazmıştır.

leylâ hanım’ın kültür tarihine yaptığı bir hizmet de yaşadığı altı padişah döneminin saray hayatına dair hâtıralarıdır. 1895 yılında kaleme aldığı hâtıraları bostancı yangınında yok olunca hâfızasında kalanları yeniden yazarak vakit ve ileri gazetelerinde yayımlamıştır. 20 ocak - 11 haziran 1921 tarihleri arasında “harem ve saray âdât-ı kadîmesi” başlığı altında vakit, 25 nisan - 14 haziran 1921 tarihleri arasında “geçen asırda kadın hayatı” başlığıyla ileri gazetelerinde neşredilen bu hâtıralarda saray çevresi, insanları, gelenek ve görenekleri, mûsikî toplantıları, saray teşkilâtı, önemli düğünleri akıcı bir üslûpla anlatılmıştır. bu yazılar daha sonra oğlu yusuf razi bey tarafından souvenirs de leila hanoum sur le harem impérial adıyla fransızca’ya (paris 1925), the ımperial harem of the sultans adıyla landon thomas tarafından ingilizce’ye (istanbul 1994) çevrilmiş, ayrıca harem’in içyüzü (istanbul 1974) ve anılar: 19. yüzyılda saray haremi (istanbul 2000) ismiyle türkiye’de yayımlanmıştır. çekçe’ye ve almanca’ya da tercüme edilen hâtıraların neşirlerinde muhteva bakımından bazı küçük farklılıklar göze çarpmaktadır.

bibliyografya:

leylâ saz, harem’in içyüzü (haz. sadi borak), istanbul 1974; a.mlf., anılar: 19. yüzyılda saray haremi, istanbul 2000; mehmed zihni, meşâhîrü’n-nisâ, istanbul 1295, ıı, 195-196; ibnülemin, son asır türk şairleri, s. 880-885, 1734; a.mlf., hoş sadâ, s. 215-216; baki süha ediboğlu, ünlü türk bestekârları, istanbul 1962, s. 139-146; etem üngör, türk marşları, ankara 1966, s. 59-60, 189-191, 208; mustafa rona, yirminci yüzyıl türk musikisi, istanbul 1970, s. 25-31; nihad sami banarlı, resimli türk edebiyâtı târihi, ankara 1971, ıı, 1222-1223; nezih h. neyzi, kızıltoprak anıları, istanbul 1985, tür.yer.; osman nuri ergin, istanbul şehreminleri (haz. ahmet nezih galitekin), istanbul 1996, s. 127-131; m. nazmi özalp, türk mûsikîsi tarihi, istanbul 2000, ıı, 46-51; ruşen ferit kam, “bestekâr-şair leylâ hanım”, radyo, sy. 55, ankara 1946, s. 8; münür süleyman çapanoğlu, “şair bestekâr: leylâ hanım”, resimli radyo dünyası, sy. 52, istanbul 1951, s. 28-30; lâika karabey, “bestekar leyla hanım”, mm, sy. 41 (1951), s. 23-24; ismail baha sürelsan, “33. ölüm yıldönümü münasebetiyle leylâ saz”, musikî ve nota, ı/2, istanbul 1969, s. 6-7; “saz, leyla”, tdea, vıı, 471-472; öztuna, btma, ıı, 264-268; mehmet güntekin, “saz, leyla”, dbist.a, vı, 475.

nuri özcan *
devamını gör...
leylâ hanım. (ö. 1847)

lirik aşk şiirleriyle tanınan divan şairi.

istanbul’da doğdu. kazasker moralızâde hâmid efendi’nin kızıdır. hayatı hakkında fazla bilgi olmadığı gibi doğum tarihi de bilinmemektedir. kendi şiirlerinden anlaşıldığı üzere dayısı keçecizâde izzet molla’dır. divanında kendisine şiirde yol göstermiş olan izzet molla’yı üstadı ve hocası olarak gösteren ifadelerin yer aldığı görülür. leylâ hanım kültürünü içinde bulunduğu münevver aile çevresinden alarak yetişmiştir. genç yaşta evlenmişse de geçinemediği kocasından bir hafta içinde, bir rivayete göre ise daha nikâh gecesi ayrılmıştır. hassas ve ince yaratılışta, hür düşünceli bir kadın olması dolayısıyla evliliği sürdüremediği söylenir.

leylâ hanım’ın şiirlerinden onun saray çevresiyle ilgisi bulunduğu belli olmaktadır. babasının ölümüyle hayatının sonlarına doğru geçim sıkıntısı içine düşünce ıı. mahmud için yazdığı kasidede durumunu anlatarak ondan yardım dilemektedir. esmâ sultan’a da bu yolda yazdığı şiirler vardır. 1840’ta kendisine 150 kuruş maaş bağlanan leylâ hanım saraya sunduğu sonraki manzumelerinde gördüğü yardıma teşekkür eder. sarayla ilgisinin sürdüğünü gösteren tarih manzumeleri arasında hükümdarın kızlarının doğumu hakkında, fatma ve münîre sultanların düğünleriyle şehzade abdülmecid ve abdülaziz’in sünnetlerini tebrik eden kıtaları göze çarpar. ıı. mahmud’un kızı atıyye sultan’ın doğumu münasebetiyle söylediği tarih manzumesinde hükümdardan sürgünde bulunan dayısı izzet molla’nın affını talep etmektedir. hayatının son yıllarında mısır’da divanı basılan leylâ hanım istanbul’da öldü ve mevlevîliğe bağlılığı dolayısıyla galata mevlevîhânesi’nin bahçesindeki kabristana gömüldü. döneminin şairlerinden şeref hanım, “adne aldı gitti leylâ hanım’ı kays-i ecel” mısraını ölümü için tarih düşürmüştür.

aileden gelme bir tesirle mevlevîliği benimsemiş olan leylâ hanım, mevlânâ celâleddîn-i rûmî hakkında çeşitli methiyeler kaleme almıştır. şiirlerinde çağının en büyük mevlevî şairi olan şeyh galib’in etkisi görülür. ancak tasavvufî yoldaki ifadeleri, onun şiirlerine asıl hâkim olan beşerî aşk duygusuna çeşni katan birer motif olarak kalır. rind edalı bir şair olan leylâ hanım’ın şiirlerinde beşerî aşkın ağır basması yanında gazel ve şarkılarında zamanının bir kadın için fazla serbest göreceği şekilde içki ve eğlence meclislerini terennüm etmesi kendisinin yanlış anlaşılmasına, hatta bazılarınca hafiflikle suçlanmasına yol açmıştır. “ne derlerse desinler” redifli gazelinde içki ve eğlence konusunda serbest bir tavır ortaya koyan leylâ hanım, bu gazelinin sebep olduğu dedikodu ve yanlış zanları bertaraf etmek maksadıyla aynı redifte ikinci bir gazel yazarak içinin temizliğinden bahisle kendisini karalamak isteyenlerin âhirette utanacaklarını söyler.

mürettep divanındaki gazelleri oldukça sade olan leylâ hanım duygularını mümkün olduğu ölçüde yalın bir anlatımla ifade etmiş, lafız oyunlarına, edebî sanatlara fazla itibar göstermemiştir. şiirlerinde yeni ve farklı söyleyişler bulunmayıp daha önceki şairlerin yolunda giderek onları tekrarlamış, geleneğe uyup eski ve yeni şairlere nazîreler söylemiş, bazı tahmisler yapmıştır. bâkî’nin üç gazeline tahmisi, rûhî’nin terkibibendine nazîresi, izzet molla’nın bazı beyitlerine yaptığı tazminlerle bir gazelini tahmîs etmesinin yanı sıra başta hoca neş’et olmak üzere zamanının diğer şairlerine de nazîreler yazmış ve tahmîsler yapmıştır. sicill-i osmânî’nin, “şiirleri kendisinden güzel olduğu için bülbüle benzemiştir” dediği leylâ hanım, parlak bir şair olmamakla beraber divan şiirinin son dönemde yetişen diğer şairlerinden geri değildir. irticâlen şiir söyleyebildiği kaydedilen leylâ hanım başarılı ve samimi münâcât, na‘t ve mersiyeler yazmışsa da asıl şöhretini şarkılarına ve lirizm yüklü gazellerine borçludur. divanı önce bulak’ta (1260), daha sonra yazdığı şiirlerinin de ilâvesiyle istanbul’da taş baskısı olarak (1267) yayımlandığı gibi biri tarihsiz, diğerleri 1299, 1928 ve 2003 (haz. mehmet arslan) tarihli olmak üzere dört baskısı daha yapılmıştır.

bibliyografya:

fatin, tezkire, s. 363-364; mehmed zihni, meşâhîrü’n-nisâ, istanbul 1295, ıı, 195; ahmed rifat, lugat-ı târîhiyye ve coğrâfiyye, istanbul 1300, vı, 154; muallim nâci, esâmî, istanbul 1308, s. 271; gibb, hop, v, 342-349; ahmed muhtar, şair hanımlarımız, istanbul 1311, s. 51-53; sicill-i osmânî, ıv, 93; ibrahim necmi [dilmen], târih-i edebiyyât dersleri, istanbul 1338, ı, 262; osmanlı müellifleri, ıı, 406; ibnülemin, son asır türk şairleri, s. 874-879; murat uraz, kadın şair ve muharrirlerimiz, istanbul 1941, s. 41-47; iffet müftüoğlu, leylâ hanım: hayatı, eseri, edebî şahsiyeti (mezuniyet tezi, 1945), iü türkiyat araştırma merkezi, tez, nr. 193; nimet pişkin, leylâ hanım: hayatı, şahsiyeti, eseri, gazellerindeki mazmunları (mezuniyet tezi, 1947), iü türkiyat araştırma merkezi, tez, nr. 295; gövsa, türk meşhurları, s. 229; vasfi mâhir kocatürk, türk edebiyatı tarihi, ankara 1970, s. 600; özege, katalog, ıı, 290; nihad sami banarlı, resimli türk edebiyatı tarihi, istanbul 1979, ıı, 839-840; ismail ünver, “xıx. yüzyıl divân nazım ve nesri”, büyük türk klâsikleri, istanbul 1988, vııı, 141-144; kāmûsü’l-a‘lâm, vı, 4060; th. menzel, “lailā қћanim”, eı (fr.), ııı, 11; v. günyol, “leylâ hanım”, ia, vıı, 49; fahir iz, “leylā қћanim”, eı² (fr.), v, 715-716; mustafa kutlu, “leylâ hanım”, tdea, vı, 87.

ismail ünver *
devamını gör...


--- alıntı ---

نگارین و قد چهار شونه داری لیلا خانم
sanki dört omuza sahipsin gibi heybetli bir güzelliğe sahipsin leyla hanım
کنار خونه ما خونه داری لیلا خانم
evimizin kenarında bir eve sahipsin leyla hanım
همون خونه که رو به قبله باشه لیلا خانم
öyle bir ev ki yüzü kıble'ye dönük leyla hanım
خودت مست و ما رو دیوونه داری لیلا خانم جان
ve bu yüzden biz sarhoş gibi deliliğe sahibiz cânım leyla hanım
لیلا لیلا لیلا
leyla leyla leyla

لیلا وفای تو رو گردم
leyla, sende vefa arıyorum
ناز غمزه های تو رو گردم
senin nazlı gamzelerini arıyorum
چشمهای سیاه تو رو گردم
senin o siyah gözlerini arıyorum
راه میری نازک نازک اون قد و بالای تو رو گردم وای
ve sana mahsus bütün yollarda nazik nazik, dolanarak senin yüceliğini arıyorum vayy..!
لیلا لیلا لیلا
leyla leyla leyla

دلم میخواست که دلسوزم تو باشی لیلا خانم
gönlümü yaka yaka aradığım tek şey sensin leyla hanım
چراغ و شمع و پی سوزم تو باشی لیلا خانم
ellerimde ışıklar ve mumlar, onlar da seni istiyor leyla hanım
دلم میخواست که در شبهای مهتابی لیلا خانم
gönlümün mehtaplı bütün gecelerde seni istediği gibi leyla hanım
همون ماه دل افروزم تو باشی لیلا خانم جان
gönlüme parıltılar veren ay gibisin cânım leyla hanım
لیلا لیلا لیلا
leyla leyla leyla

لیلا وفای تو رو گردم
leyla, sende vefa arıyorum
ناز غمزه های تو رو گردم
senin nazlı gamzelerini arıyorum
چشمهای سیاه تو رو گردم
senin o siyah gözlerini arıyorum
راه میری نازک نازک اون قد و بالای تو رو گردم وای
ve sana mahsus bütün yollarda nazik nazik, dolanarak senin yüceliğini arıyorum vayy..!
لیلا لیلا لیلا
leyla leyla leyla

شتر از بار میناله ما از دل، لیلا خانم
gönlümde feryad yükü çok fazla var leyla hanim
بنالیم هر دومون منزل به منزل، لیلا خانم
inliyorum gordüğüm her yerde, ev ev gezinerek leyla hanım
شتر ناله که ما بارم گرونه، لیلا خانم
bu feryad yükümün ağırlığından leyla hanım
ما هم نالم که دور افتادم از دل، لیلا خانم جان
oyle bir inleyiş ki gönlüm bu ayrılığa dayanmaz cânım leyla hanım
لیلا لیلا لیلا
leyla leyla leyla

لیلا وفای تو رو گردم
leyla, sende vefa arıyorum
ناز غمزه های تو رو گردم
senin nazlı gamzelerini arıyorum
چشمهای سیاه تو رو گردم
senin o siyah gözlerini arıyorum
راه میری نازک نازک اون قد و بالای تو رو گردم وای
ve sana mahsus bütün yollarda nazik nazik, dolanarak senin yüceliğini arıyorum vayy..!
لیلا لیلا لیلا
leyla leyla leyla

çeviren: mecnun muhammed ikbal kartal

--- alıntı ---
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar