maktel-i hüseyin

3. (Tematik)
maktel-i hüseyin. (مقتل حسين)

hz. hüseyin ve yakınlarının kerbelâ’da öldürülmesini anlatan eserlerin genel adı.

hz. hüseyin’in 61 (680) yılında kerbelâ’da şehid edilmesi islâm tarihinin trajik olaylarından biridir. onun ve yakınlarının emevî ordusu tarafından çölde on gün susuz bırakılarak katledilmesi müslümanlar üzerinde derin etki bırakmış, zamanla oluşan yas atmosferinin tesiri mersiyelere yansımış, ardından halk arasında yeni inançların ve efsanelerin doğmasıyla bu konuda pek çok eser kaleme alınmıştır. kerbelâ olayı önceleri tarih, ahbâr, ensâb gibi kitaplarda bir bölüm halinde yer alırken daha sonra “maktel-i hüseyin” adı verilen müstakil kitaplar yazılmaya başlanmıştır.

bu konuda ilk eser maķtelü’l-ĥüseyn adıyla câbir el-cu‘fî (ö. 128/746) tarafından kaleme alınmışsa da (sezgin, gas, ı, 307; u. sezgin, s. 85, 107, 133) günümüze ulaşan ilk metin ebû mihnef’in (ö. 157/774) maķtelü’l-ĥüseyn’idir (sezgin, gas, ı, 308-309; u. sezgin, s. 42, 46, 116-123 vd.). yazılı ve sözlü rivayetlerden faydalanılarak meydana getirilen bu eser, daha sonra yazılan maktellerin önemli kısmı için hem muhteva hem kompozisyon bakımından kaynak teşkil etmiştir. abbâsîler devrinde hişâm b. muhammed el-kelbî (u. sezgin, s. 43, 52), vâkıdî (sezgin, gas, ı, 297; u. sezgin, s. 107), nasr b. müzâhim (u. sezgin, s. 61, 107), hüseyin b. yahyâ el-kummî, muhammed b. zekeriyyâ b. dînâr el-gallâbî (a.g.e., s. 107) gibi müellifler, ebû mihnef’in muharremin ilk on gününde okunmak üzere on bölüm halinde kaleme aldığı kitabının kompozisyonunu ve üslûbunu taklit ederek, rivayetlerini aktarıp zaman zaman yeni eklemeler yaparak maktel-i hüseyin başlıklı eserler yazmışlardır. aynı konu medâinî, ibrâhim b. muhammed es-sekafî ve ebü’l-ferec el-isfahânî’nin maktel koleksiyonlarında da yer almıştır (bkz: maktel).

Şiî Büveyhîler devrinde muharrem ayının resmî mâtem kabul edilmesiyle maktellere verilen önem de artmış (Storey, I/1, s. 211-235), maktel yazarları eserlerini bilgi aktarmaktan çok mâtem toplantılarında halkı coşturmak amacıyla kaleme almaya başlamışlardır. Hz. Hüseyin’in ümmetin günahlarının affı için şehid olduğu, onun şehâdetine ağlayanların cennette Ehl-i beyt ile beraber olacağı inancının hâkim olduğu maktellerde belâ, mâtem, sevap, saadet duyguları bir arada işlenmiştir. Maktelini Meşhed’i ziyaret edenlerin yanında bulundurmaları için yazdığını söyleyen İbn Tâvûs, Kitâbü’l-Melhûf (Lehûf) `alâ (fî) ķatli’ŧ-ŧufûf’ta (Tahran 1317; Sayda 1329) Kerbelâ Vak‘ası’nı bir fâcia olarak değil Şiîler’in imanlarını zinde tutmak için ilâhî bir lutuf diye yorumladı. Bu inancı taşıyan İranlı yazarlar ve Hüseyin Vâiz-i Kâşifî’nin kitabını örnek alan sanatkârlar eserlerine “ravzatü’ş-şühedâ, hadîkatü’s-suadâ, saâdetnâme, şühedânâme, dâstân-ı gam, mecâlisü’l-ahzân” (a.g.e., I/1, s. 212, 213, 222, 223, 230) gibi isimler verdiler.

İlk olarak Araplar tarafından işlenen Kerbelâ Vak‘ası, zamanla başta Şiî İranlılar olmak üzere diğer müslüman milletlerin edipleri arasında da popüler hale gelmiş, IV. (X.) yüzyıldan itibaren Arap tarihçilerinden ziyade Arapça yazan edipler tarafından ele alınmaya başlanmıştır. XV. yüzyıl sonu ile XVI. yüzyıl başlarında Şîa inancını benimseyen veya Ehl-i beyt’e sevgiyle bağlı olan hükümdarlar devrinde edebî değeri yüksek makteller yazılmıştır. İlk önemli Farsça makteli, Hüseyin Baykara döneminde tefsir ve hadis âlimi Hüseyin Vâiz-i Kâşifî 908’de (1502) Herat’ta kaleme almıştır. On bab ve bir hâtime üzere düzenlenen Ravżatü’ş-şühedâǿ adlı bu eserin kompozisyonu ve üslûbu kısa zamanda İslâm âleminde tanınmış, Şiîliği resmî mezhep kabul eden Safevîler döneminde bilhassa İran’da “ravza” denilen mâtem toplantılarında ravzahanlar tarafından ezbere okunmuş ve tâziye meclislerine model olmuştur (And, s. 35). Pek çok tercüme ve şerhi yapılan eser (Storey, I/1, s. 212-213; Münzevî, VI, 4473-4476) 1285’te (1868) Bombay’daki ilk baskısından sonra Lahor, Leknev, Caunpûr ve Tahran’da neşredilmiştir.

Uzun zaman Ravżatü’ş-şühedâǿnın gölgesinde kalan Fars maktel edebiyatı özellikle Kaçarlar döneminde canlanmış ve bu devirde Belâ vü İbtilâ (Münzevî, VI, 4419), Envâr-ı Ĥüseynî (a.g.e., VI, 4414), Mâtemgede (Tahran 1280; Bombay 1303), Dâstân-ı Ġam (Madras 1258), Esrârü’ş-şehâde (Tahran 1284), Ĥikmet-i Şehâdet (Tahran 1283) gibi çok sayıda eser kaleme alınmıştır. Siyasî sebepler yüzünden Pehlevîler döneminde âdeta terkedilen makteller az sayıda da olsa günümüzde yazılmaya devam edilmektedir.

Türk edebiyatında en eski maktel Kastamonulu Şâzî’nin Dâstân-ı Maktel-i Hüseyin’idir. 763’te (1361-62) tamamlanan ve mesnevî nazım şekliyle kaleme alınan bu eser üzerinde (Üsküdar Hacı Selim Ağa Ktp., Kemankeş Emîr Hoca, nr. 528) Nurcan Öznel Güder bir doktora tezi hazırlamıştır (bkz: bibl.). Emîr Sultan’ın müridlerinden olan Yahya’nın (b. Bahşî) Maktel-i Hüseyin’i 905’te (1499) tamamlanmıştır (DTCF Ktp., Muzaffer Ozak, nr. 1). Sâfî’nin Maktel-i Hüseyin’i (DTCF Ktp., nr. 248), Nûreddin Efendi’nin 940 (1533-34) yılında yazdığı, Vak‘a-i Kerbelâ adıyla 1285’ten (1868) itibaren dört defa basılan Maktel-i Hüseyin’i Ebû Mihnef’e dayanan, on bölüm halinde düzenlenmiş eserlerdir. Kitâb-ı Maktel-i Âl-i Resûl adıyla Lâmiî Çelebi’nin kaleme aldığı eserin diğerlerinden farkı tarihî gerçeklere daha yakın bir içeriğe sahip olmasıdır. Müellifi ve dönemi bilinmeyen Maktel-i Âl-i Hüseyin ile (Süleymaniye Ktp., Hacı Mahmud Efendi, nr. 4724) bir diğer Maktel-i Hüseyin (istinsahı: 1027/1618’den önce, Süleymaniye Ktp., Yazma Bağışlar, nr. 1285/2) ve Süleymaniye Kütüphanesi’nde bulunan metinler (Hacı Mahmud Efendi, nr. 4394) manzum olup kütüphanelerde isimleri bilinmeyen mensur makteller de vardır (İÜ Ed. Fak., Seminer Ktp., nr. 3346, 4030).

XVI. yüzyıla ait Türkçe maktellerin önemli kısmı Hüseyin Vâiz-i Kâşifî’nin Ravżatü’ş-şühedâǿ adlı eserinin doğrudan veya ilâvelerle tercümesidir. Bu eser Câmî-i Rûmî’nin Saâdetnâme’si (istinsahı: 999/1590-91; İÜ Ktp., TY, nr. 2374) ve Âşık b. Ali Nattaî’nin Ravzatü’ş-şühedâ’sıyla (Beyazıt Devlet Ktp., nr. 3634) Anadolu Türkçesi’ne; Neşâtî’nin Şühedânâme’siyle (Araslı, s. 264-265) Âzerî Türkçesi’ne; Askerî, Hûyî, Saykalî gibi sanatkârlar tarafından Orta Asya Türkçesi’ne (Özbekistan Sovyet Rusya Hanlar Akademisi Şark Kol Yazmaları, VII, 342-344) çevrilmiştir. Maktel türü içinde Fuzûlî’nin 954 (1547) yılından önce kaleme aldığı Hadîkatü’s-suadâ’nın müstesna bir yeri vardır (bkz: hadîkatü’s-suadâ).

XVII. yüzyıldan itibaren Türk edebiyatında maktel sayısı oldukça azalır. Bununla birlikte Tanzimat’tan sonra olduğu gibi günümüzde de Şiî ve Sünnî yazarlar tarafından Kerbelâ Vak‘ası ile ilgili eserlerin yazılmasına devam edilmektedir. Bunların önemli bir kısmında XIV. yüzyıldaki maktellerin temel özelliklerinin az veya çok korunduğu görülmektedir. Hasan İpçi’nin Menâkıb-ı Âl-i Resûl (İstanbul 1960), Âsım Köksal’ın Hz. Hüseyin ve Kerbelâ Fâciası (Ankara 1979), Ziya Şakir’in, Kerbelâ Vakası ve Kerbelâ’nın İntikamı (İstanbul 1981) bunlar arasında sayılabilir.

Urdu edebiyatında genellikle Fars edebiyatını takip eden şairler Kerbelâ Vak‘ası ile ilgili eserler de kaleme almışlardır. Maktel türü bilhassa Şiîler’in yaşadığı Leknev, Caunpûr gibi bölgelerde sevilmiş ve rağbet görmüştür. Urdu edebiyatının maktel konusunda en tanınmış şairleri XIX. yüzyılda yaşayan Mîr Bebr Ali Enîs, Selâmet Ali Debîr ve Mîr Muzaffer Hüseyin Zamîr’dir (ayrıca bk. HÜSEYİN [Literatür]).

BİBLİYOGRAFYA:

İbn Tâvûs, el-Melhûf `alâ ķatlâ’ŧ-ŧufûf (nşr. Fâris Tebrîziyân), [baskı yeri yok] 1414 (Dârü’l-üsve); Fuzûlî, Hadikatü’s-süedâ (haz. Şeyma Güngör), Ankara 1987, s. LX-LXXI; Storey, Persian Literature, I/1, s. 211-235; Özbekistan Sovyet Rusya Hanlar Akademisi Şark Kol Yazmaları, Taşkent 1954, VII, 342-344; Browne, LHP, I-IV, tür.yer.; Hamit Araslı, Büyük Azerbaycan Şâiri Fuzulî, Bakü 1958, s. 264-265; Sezgin, GAS, I, 297, 307, 308-309; Ursula Sezgin, Abû Mihnaf, Leiden 1971, s. 42, 43, 46, 52, 61, 85, 107, 116-123, 133; Münzevî, Fihrist, VI, 4414, 4419, 4432-4433, 4473-4476; Mustafa Asım Köksal, İslâm Tarihi: Hazreti Hüseyin ve Kerbelâ Fâciası, Ankara 1984, tür.yer.; Nurcan Öznal Güder, Kastamonulu Şâzi, Maktel-i Hüseyn (doktora tezi, 1997), İÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü, tür.yer.; Halil Toker, Hindistan’da Farsça ve Urduca Şiir ve II. Bahâdır Şâh Devri Şâirleri (doktora tezi, 1995), İÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü, s. 106-107; Metin And, Ritüelden Drama, Kerbelâ-Muharrem-Ta’ziye, İstanbul 2002, s. 35, 224-226; I. Mélikoff, “Le drame de Kerbelâ dans la littérature épique turque”, REI, XXXIV (1966), s. 133-148; Bedri Noyan, “Bektaşî ve Alevîlerde Muharrem Âyini ve Mâtem Erkânı”, HK, sy. 1 (1984), s. 81-101; S. Günther, “Maqâtil Literature in Medieval Islam”, JAL, XXV (1994), s. 205-206; Ahmed Ateş, “Hüseyin”, İA, V/1, s. 639-640; Abdülkadir Karahan, “Maktel”, ML, VIII, 278.

Şeyma Güngör *
devamını gör...
hz. hüseyin ve yakınlarının kerbelâ’da öldürülmesini anlatan eserlerin genel adı.

--- pir sultan abdal ---

Alemlerin serverisin
Ah Hüseyin vah Hüseyin
Şehitlerin serdarısın
Ah Hüseyin vah Hüseyin

Hasan Hüseyin’in yâri
Muhammed’in gözü nuru
Hem Ali’nin yadigârı
Ah Hüseyin vah Hüseyin

Zuhur oldu İmam Zeynel
Muhammed Bakır’dan evvel
Derdine yanarım ezel
Ah Hüseyin vah Hüseyin

İmam Cafer’dir yârimiz
Musa-ı Kâzım şahımız
Budur şems ile mahımız
Ah Hüseyin vah Hüseyin

Ali Rıza ilim hüner
muhammed Taki el sunar
Hüseyin’im deyip yanar
Ah Hüseyin vah Hüseyin

Ali Naki Hasan Asker
Muhammed Mehdi ser-defter
İmam-ı Seyyid-i Ekber
Ah Hüseyin vah Hüseyin

Yezit gelmiş bizi taşlar
Figan eder gökte kuşlar
Gözümüzden akar yaşlar
Ah Hüseyin vah Hüseyin

Pir Sultan haber ver dosttan
Bülbül ötüyor kafesten
Hem gül ağlar hem gülistan
Ah Hüseyin vah Hüseyin

--- pir sultan abdal ---

devamını gör...
hz. hüseyin ve beraberindekilerin maruz kaldığı zulmü ve şehit edilmelerinden dolayı hissedilen acıları anlatan mersiyeler,maktellerden en önemlisi şâdî tarafından mesnevi nazım şeklinde yazılan 3013 beyitlik maktel-i hüseyin adlı eserdir. erişim için link:

buradan
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar