mantıku't-tayr

feridüddin attã¢r'ın meşŸhur eseri. Türkçeye kuşŸların dili olarak çevrilmişŸtir.

temsili bir surette vahdet-i vücut inanışŸı ele alınmışŸtır. kuşŸlar\salikler, hakikat yolunun yolcularıdır ve " bu zamanda hiçbir ülke padişŸahsız değŸil... bundan böyle bizim de padişŸahsız kalmamamız lazım. padişŸahsız ülkede nizam, intizam olmaz. kendimize bir padişŸah seçelim." derler. hüthüt, kılavuzları yani mürşŸitleri olur.

attâr, hüthüt ağŸzından halkın itirazlarına cevap verirken münasebet düşŸürerek hikâyeler söylemektedir.

mevlana, mesnevi'yi yazarken mantık al-tayr'dan istifade etmişŸ, bazı hikayeleri tekrar işŸlemişŸtir.

attã¢r, eserinin yalnız şŸiir bakımından tetkik edilmemesini, dertle, aşŸkla okunmasını ister.
devamını gör...
feridüddin attâr'ın meşhur eseri. Türkçeye kuşların dili olarak çevrilmiştir.

temsili bir surette vahdet-i vücut inanışı ele alınmıştır. kuşlar\salikler, hakikat yolunun yolcularıdır ve " bu zamanda hiçbir ülke padişahsız değil... bundan böyle bizim de padişahsız kalmamamız lazım. padişahsız ülkede nizam, intizam olmaz. kendimize bir padişah seçelim." derler. hüthüt, kılavuzları yani mürşitleri olur.

attâr, hüthüt ağzından halkın itirazlarına cevap verirken münasebet düşürerek hikâyeler söylemektedir.

mevlana, mesnevi'yi yazarken mantık al-tayr'dan istifade etmiş, bazı hikayeleri tekrar işlemiştir.

attâr, eserinin yalnız şiir bakımından tetkik edilmemesini, dertle, aşkla okunmasını ister.
devamını gör...
simurg hikayesini de içeren eser. tasavvuf felsefesi şiirin içine çok güzel yedirilmiştir. ingilizceye de conference of the birds olarak çevirilmiş ve üzerine oryantalistler ciddi çalışmalar yapmışlardır.
devamını gör...
feridüdin atar tasavvufi mesnevi konusunda kalsik iran edebiyatının devidir.mantıkuâ’t - tayr ise en tanınmış kitabıdır. kitab da velayetin mertebelerini hikayelere bezeyerek, kuşların dilinden, kuş güzelliğiyle anlatır. şark klasiğidir.

" kuşlar ülkesinin bütün kuşları kafdağı'nın ardındaki padişahları simurg'u bulabilmek için yola çıkarlar.yolculuk uzun ve zorludur. isteği ve sebatı az olanlar,dünyevi şeylere takılanlar yolda birer birer dökülürler. kafdağı'na varanların önünde ise hepsi birbirinden çetin yedi vadi uzanmaktadır.
istek,
aşk,
marifet,
istiğna,
tevhid,
hayret,
yokluk vadileri."

*




devamını gör...
--- alıntı ---

(keklik,kırmızı gagası , siyah elbiseleriyle yerinden kalktı , neşeyle,salına salına öne çıktı)

"- mücevherden başkası sevmeye değmez , gelip geçicidir. mücevherin saltanatı bâkidir. ben mücevher delisiyim , bir mücevher eri ...

hüthüt de ona dedi ki:
"- ey mücevher gibi rengarenk süslerle bezenmiş keklik ! bu ne dayanıksız bir bina , bu ne sakat mazeret !
mücevher dediğin ne ki ? rengarenk boyanmış bir cisim . üzerinden rengini aldın mı geriye kupkuru bir taş kalır . bir taşa kapılan da ne akıl olur , ne de temkin . boşuna bunca madeni kazıp durma . sevgilinin çehresini görmekten başka bir şeyi dert edip canını üzme .
ey mücevher arzulayan , gönlüne koyabileceğin bir mücevher ara , onu iste .

--- alıntı ---
*
devamını gör...
--- alıntı ---

kuşlardan bir başkası ise fani bir aşk'a tutulmuştu.
hüthüt'e,
"ey ulu kuş! bir güzelin aşkı beni bağladı. aklımı öyle bir çaldı ki harmanımı yakıp kül etti, beni önüne katıp sürükledi.artık bir an bile onsuz duramıyorum. onsuz kalmayı düşünmek bana ölüm geliyor."

hüthüt ona dedi ki:
"sen surete kapılmış, karanlık sulara dalmışsın. bilgi aşkını suret sevdası sanma. bilgi aşkı şehvetten doğmaz çünki. sonunda zeval bulacak olan güzelliğe kapılma."

--- alıntı ---
*
devamını gör...
--- alıntı ---
Hele bir bak, bu iş aklın başına ne sevdalar getirir; aşk insana neler eder!


Bir kadehçik şarapla sarhoş olan kişi,içip içip yıkılmayan bir ere nasıl yetişir!


Sen bir damlacık suda bile boğulurken ,nasıl tepeden tırnağa deniz kesileceksin?
“A eli boşlar, o yüreği bozuklar! İyi bilin ki aşk, yüreği bozuklarda olmaz.”
--- alıntı ---
*
devamını gör...
--- alıntı ---
tekkeye gelen sarhoşa şeyh:
-ey sarhoş, kendine gel! dedi. burada öyle gürültü yapıp durma neden ağlıyorsun? ver elini ayağa kalk!
sarhoş ise dedi ki:
- ey şeyh, Allah sana yardım etsin! el tutmak senin harcın mı? sen başını al da git.
yıkılmak benim payıma düştü, bırak beri. eğer herkes düşkünlerin elinden tutabilseydi, karınca yiğitlik meclisinin baş köşesine otururdu. bu işi senin yapabileceğin bir şey değil, çekil başımdan!
şeyh bu sözleri duyunca yere yıkıldı, sapsarı yüzü kanlı göz yaşlarıyla kızıla boyandı;
"ey kendisinden başka var olmayan,
ey herkesin ferydına yetişen,
benim imadımda sen yetiş.
düştüm ben,elimi sen tut."
--- alıntı ---
*
devamını gör...
--- alıntı ---
her solukta yüzlerce belaya uğranır burada.
bu vadide göklerin şahini bile sinekleşir.
burada yıllarca çalışıp,çabalaman gerek.
çünki haller,burada halden hale döner.insan burada halden hale girer.
bu yolda malı mülkü atıp kurtulman,herşeyden sıyrılıp çıkman lazım.
elinde hiç bir şey kalmayınca, gönlünü de bütün varlıktan arıtman gerek.
--- alıntı ---
*
devamını gör...
--- alıntı ---
Bir başka kuş hüthüt’e şunu dedi:
“Ben sağ oldukça onun aşkı için varım, onun için süslenmişim.”

Herkesten vazgeçtim, bir köşeye çekildim, oturdum.
Daima onun sevdasından dem duruyorum.
Âlemde ki bütün halkı gördüm, bağlanacak kimse bulamadım. Hepsinden vazgeçtim.
Canla başla sevgilinin sevdasına daldım, sanki canım hiçbir işe yaramıyor.
Şimdi bekliyorum, vakti gelsin; canımı terk edeyim de sevgilinin yüzüne dalarak elinden aşk kadehini alayım.
Sonra onun güzelliği can gözümü aydınlatsın, ona kavuşup elimi boynuna atayım…”

Hüthüt dedi ki:
“kuru bir dava ile aslı olamayanlar laflarla kaf dağına varmaya, varıp da simurg’a dost olmaya imkân yoktur.
Her solukta onun sevdasından dem vurma, çünkü o kimsenin çuvalına sığmaz.
Bir devlet rüzgârı eser de, oradaki perdeyi kaldırırsa senide güzelce yoluna çeker, halvet odasına yalnız götürür. İşte o zaman davaya kalkışırsan, davanın içyüzünde mana da bulunur.
O zaman senin ona dostluğun, feryadü figanından belli olur. Onun dostluğu da senin işini başarır.
--- alıntı ---
*
devamını gör...

--- alıntı ---
gönlüme dedim ki:
" a çok söyleyen, hep böyle konuşacakmısın? sus, biraz da sır ara!"
dedi ki bana:
"ateşlere battım, beni ayıplama. can denizi çoştu, köpürdü nasıl tahammül edip de susayım? "
--- alıntı ---

*
devamını gör...
neml suresin de süleyman aleyhisselam'ın kuşların dilini bildiği anlatılır.


--- alıntı ---
Süleyman, Dâvûd’a varis oldu ve, "Ey insanlar, bize kuş dili öğretildi ve bize her şey verildi. Şüphesiz bu, apaçık bir lütuftur" dedi
(neml suresi/16)
--- alıntı ---

"ve kale ya eyyuhennasu ullimna "mendikat tayri" ve utina." ** *
devamını gör...
şöyle de olabilir: her cümle ayrı başlık haline getirilir, böylece onyüzbin başlığımız olmuş olur. kipat bitincesi kolay. diyger kitaba geçilir. copy+paste kim tarafından icat edildi abi ya!
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar