masumiyet müzesi

olay yatak fantezisinden ibaret değildir bu kitapta önce bunu anlamak gerekir. orada anlatılan sevişmelerin ruhu sıcaklığı gelir sizi bulur. aşk ve tutku arasındaki ince çizgiyi kimi zaman yakalar kimi zaman kaybedersiniz.

"nişan" diye bi bölümü vardır ki baş kahramanın nişanının anlatıldığı. burayı okurken nişana davetli olarak katılırsınız sanki, konuklara hoşgeldin der, dansedersiniz, güzel/yakışıklı yabancılarla bakışırsınız. kitapta geçen her mekan gerçektir. sizi caddeleriyle, restoranlarıyla içine alır.

aklınız fanteziden öte çalışabiliyorsa tavsiye ederim.
devamını gör...
orhan pamukun uzun soluklu güzel kitaplarından biri. bir aşktan bahseder, karakterleri gerçek olan. belki de onun içindir bu kitabın kahramanlarına aşık olunmaz. kemal ve füsun vardır burada. ne kemal çok yakışıklı, karizmatik vb. aşık olunan sıfatları barındıran esas oğlan. ne de füsun'un öyle kayda değer bir güzelliği. zaten füsun'da iş yok. manyak kız. şimdi sonunda ne yaptığını söylesem hoş olmaz. spoylerde girmiyorum. açın okuyun. neyse, nasıl oluyorsa bu kemal ilk görüşte aşık oluyor. farklı dünyalar falan. buraya kadar normal. ama aşk acısı bu zamanla dinmesi lazım, 3 ay 5 ay en fazla birkaç yıl olsun. ulan bu adam ölene kadar unutmuyor. yani acısı hep taze kalıyor. bu kadar şiddetli bir ilahi aşk bende olsa kesin uçarım.
kitabın isminin bir müze ismi olmasının nedeni zaten böyle bir müzenin olmasındandır. kemalin aşkının müzesi. aşkının dokunduğu eşyaların sergilendiği. 2010da açılacak. müzenin haritası ve bir adet bilet kitapda mevcut. en çokta üç bin küsür izmariti merak ediyorum. *
devamını gör...
nişantaşında doğmuş büyümüş, iyi eğitimli, şımarık, zengin bir çöpçünün hikayesidir.
çöpçüdür çünkü izmaritten hatıra olmaz bana sorarsanız..
masumiyet müzesi de bir çöp müzesini çağrıştırır. fakat merakla beklemekteyim, orhan pamuk söylediği gibi hayata geçirecek mi bu müze fikrini...
devamını gör...
benim için bir kaç açıdan özel ve ilkleri olan kitaptır.
önyargılardan sıyrılim edebi bi metin okim mantığıyla denediğim ilk orhan pamuk kitabıdır.
yarıda bıraktığım ender kitaplardandır, tarafımca beğenilmemiştir.
korsan satın aldığım sanırım tek kitaptır.
bunu da kendime o dönemde asker olmakla ve orhan pamuğun çok parası olmasıyla açıkladığım durumdur.
korsan kitap satın alıyor olmak hukuki açıdan sorun teşkil edecekse, moderasyondan ricam beni polise verseniz bile özelden uyarmanızdır.
devamını gör...
aslında çok mühim bir konudan önemsizmişcesine bahseden bunu topluma masummuşcasına empoze etmeye çalışan bir fikir cereyanıdır bu kitap.sonuna kadar okumak sabır işhttp://idir.ve onca sayfayı okuduktan sonra hay Allah diyeceğiniz türden bir son sizleri beklemektedir.abartıldığı kadarda değildir.
devamını gör...
kitabı okurken kemal'in ruh haline sahipseniz tam sizi anlatabilir.

ancak normal ruh halinizle okursanız sizi oldukça sıkabilecek,sevdiğinin* her hareketine tapan, bu anlara tanık olmayı nimet bilen bir adamı* okumak ve katlanmak zorunda kalacaksınız. *
devamını gör...
saplantılı bir aşkın öyküsünü bildiğimiz pamuk üslubuyla anlatıyor. çok da iyi yapıyor. belki bir kara kitap derinliğinde veya sorunsallar açısından cevdet bey genişliğinde değil. ama yine de su gibi akıyor.
devamını gör...

1901'den beri nobel edebiyat ödülünü almış kitapları ve yazarlarını incelemek lazım. bu fikir henüz orta okul yıllarımda beynimde husule geldi. henüz orta ikiye giderken okul kütüphanesinde nobel edebiyat ödülünü kazanmış kitapları, bizim nadide öğretmenlerimiz önümüze koymuşlardı. zeki çocuklardık. hevesliydik. ( belki nobel'in ne olduğunu bilmiyorduk ama ne kadar önemli olduğunu anlayabiliyorduk. ) siyah kaplı, eski ve çekici kitaplardı bunlar.. bu kitapların bazıları öğrencilere eşit şekilde taksim edildi.. sene sonunda özetleri çıkarılacak, sözlü mülakat ile anlatılacak, üzerinde bir kaç kelam özgün yazı yazılacaktı. komisyon öğretmenler tarafından kurulmuştu. iki türkçe öğretmeninden oluşan komisyon bizi öyle pohpohlamıştı ki daha o yaşlarda barok müziğine heves salmış ve müzik eşliğinde entelektüel çocuklar parodisini oynayarak nobel kazanmış bu muazzez kitapları okuyorduk. okuduk da.. sene sonunda arkadaşım bahadır ile beraber okuduğumuz 4 kitabın hakkında 8 sayfalık bir yazı derledik. komisyonun önüne herkes partneriyle çıktı. sözlü mülakatta hiçbir şey söylemedik. ya da çok şey söyledik ama anlamadığımız için bilmiyorum. komisyon 15 dakika kadar yazdıklarımızı okudu. hiçbir şey anlamadıklarını ifade ettiler. yüzlerinde derin bir melal. yüzümüze melül melül bakarak homurdamaya başladılar. yaz tatiline ayrılmadan önce türkçe öğretmenimiz hakan bey sınıfa yaptığı konuşmada şunları söyledi:

- herhalde hata bizde. bu kitaplar yaşınıza uygun değil. biz ne kadar size uygun olanları seçip önünüze koysak da hepiniz takdim ettiğiniz kompozisyonlarda aynı hatayı yapmışsınız. anlamadığınız halde kendi kafanızdan yorumlar uydurmuş, kitaptan kopmuşsunuz.

sınıftaki herkes ben ve bahadır gibi okuduklarından hiçbir şey anlamamıştı. ilginç olan şey herkes aynı kitapları okumadı. herkes nobel edebiyat ödülünü kazanmış yazarların kısmen de olsa çocuklara uygun olan kitaplarını okumuş fakat netice olarak mücmel dahi olsa hiçbir şey anlayamadan bu çalışmayı sonlandırmıştı. o zamanlar teselli olarak munis bir şekilde sebebi kendimizde aradık. yaşlı değildik ama tevellütten mütevellit oluyorduk işte. o zamandan beri içimde ukde duran ve siyasi olarak tarihe çok da muhkem olmayan ben üniversite yıllarımda nobel edebiyat ödülünü kazanmış yazarları tetkik etme fırsatını yakaladım. üniversitenin büyük ve zengin kütüphanesi vardı önümde. daha bilinçli ve bilgiliydim. işte dedim, bu sefer anlayacak ve zevkle okuyacağım.. kütüphanenin giriş katındaki katolog bilgisayarlarına elimdeki uzun listeyle geçtim ve ilk bir ay için üç kitap belirledim.. bu üç kitabın içinde claude simon da vardı. okudum kitapları. bir daha okudum. tekrar okudum, yine okudum fakat ne bir ahmet hamdi tadı aldım ne de tolstoy, dostokardeş tadı.. daha sonraki araştırmalarımda bu nobel ödülünü almış albert camus, shaw, bergson, faulkner, russell ve neruda gibi sağlam kalemi olan yazarların da var olduğunu gördüm. hatta çok beğendiğim açlık romanının yazarı khunt hamsun da vardı. nobele olan ilgim gün geçtikçe arttı ve birçok yazarla şairi kısa da olsa müşahede etmeye başladım.

nobel edebiyat ödülü şu ana kadar 109 kere ödül olarak verildi ( galiba) . ödül alanlardan belki 12'si gerçek bir edebiyatçı olduğu için bu ödüle mecburen layık görülmüştü. hatta bu 12 yazar nobel'den önce dünyaya şöhret salmış ve birçok kişi tarafından beğinilmiş zevattı. sözleri, vecize olmuş.. kitaplarında birçok özdeyiş bulunan güzel yazarlar. ancak listede yaklaşık 80 tane hiç adını bile duymadığımız, duysak da, kitaplarını önümüze koysalar da okumayacağımız insan vardı. mesela claude simon gibi hiçbir şey alamayacağınız fakat yine de yazdıklarıyla bir şeyler dokunduran, hatırlatan zatlar.

iki şekilde tasnif edilen nobel ödüllü yazar:

1. iyi bir yazar olup şöhreti yakalayan kişilere verilen nobel.

2. nobel aldığı için iyi bir yazar intibaı bırakan ve şöhreti yakalayan yazar.

orta okulda okuyup anlayamadığım nobel ödüllü kitapları üniversite yıllarımda anladım. fakat anladığım şey kitabın muhtevası değil anlamsızlığıydı. sorunun benden kaynaklı olmadığına kanaat getirmiş bulunuyorum şu an.

yüz yıllık yalnızlık kitabının yazarı marquez ile orhan pamuk un masumiyet müzesi arasında hiçbir fark yok bence. ikisi de toplumu bir şekilde yönlendirmeye gebe bırakan bir nevi aşk- memnu'yu anlatıyor. bir topluma nasıl zarar verilmesi gerektiğini ve bir topluma zarar vermek için ailenin dejenere edilmesini en güzel bu yazarlar ihsas ediyor. 90'lardan önce orhan pamuk un tv'lere çıkıp kitaplarını tanıtmasıyla tanımadık mı biz onu? hangimiz onun kitabını okuyarak hayran kaldık. ankara'da yürürken bir kitapçıda 2. baskılı kitabını biraz ötedeki kitapçıda 40. baskılı kitabını aynı günde görmedik mi? daha satılmadığı halde birden çok satılan listelere tepeden inme oturmadılar mı? bugün hangimiz orhan pamuk'un kitabından bir şey anlatabiliriz. evet, irlandalı büyük filozof shaw de nobel ödülü aldı. fakat almasaydı nobel'in önemi olmazdı zaten. ancak orhan pamuk'un ve benzeri 80 adamın nobel ödülü almasını nobel kurulunun açıklamalarıyla sabitleştiremeyiz. çünkü onlar bizim kültürümüze yabancı olduğu kadar kendi kültürlerinin de monşeri durumunda. nobel ödülünü veren zatların orhan pamuk'un kitabını dahi okuduğunu düşünmüyorum. öyle değil mi? tv'lerde, gazetelerde menüye neyi koyarlarsa onun müptelası muttalisi oluyoruz. ona talluk ediyor, onunla şerefleniyoruz. bu kitap piyasası için de geçerli. raflara hangi kitaplar gelirse onları okumaya mecburuz. ben istanbul üniversitesinin kütüphanesinde ibrahim ethem ile alakalı bir kitap bulamadım. bırakın ayaküstü tanıdığım bir akademisyen dahi ibrahim ethem adını duymamıştı.. hem de edebiyat profesörü.. nazım'dan konuştuk, necip'den konuştuk.. fakat mevlana'yı anlatamadık birbirimize ve arabi'ye çok yabancıydık. şimdi geçmişteki insanları kaldırıp onları nobelle şereflendirmeye de gerek yok. zaten iyi yazarlar onları reddetmeyi büyük bir mahirlik olarak görüyor. nasıl ki sosyalist jean-paul sartre nobel'i reddettiyse nazım'a da böyle bir iltifat yapılsaydı o da reddederdi. ya da necip fazıl kinayeli olarak yerin dibine sokardı o maskara ödülü.. gerçekten kime oynayacaklarını çok iyi biliyorlar. bugün masumiyet müzesini okuyup edebiyata, edebiyat bilimine, okuyucuya, etimolojiye, senkats bilimine, kültürel hazneye, gençliğe, ihtiyarlığa, insanlığa, çocuklara ne verebilirsiniz ki? sadece benim orta okulda yaptığım entelektüel parodiyi oynarsınız barok müzik seronomisi eşliğinde. çünkü modanın hükmettiği bir çağdayız. ve o kitapları toplumun münevver kesimleri okuyor.. hala intihalcilikle suçlanan birisi var karşımızda. beyaz kale kitabının bıraktığı negatif etki sürmüyor mu? hayır. hamsun karnı açken ya da ( gerçekten ) açlıktan ölecekken yazdığı açlık kitabıyla nobel ödülü alırken orhan pamuk ajanslara ve çevirmenlere ödediği tonca parayla bu ödülü hak ediyor mu? her şeyden önemlisi bizim gerçekten beğendiğimiz yazarların edebi görüşleriyle ve eserlerinde anlattıklarıyla sevmediğimiz ama nobel almış yazarların düşünceleri, ideolojileri ve kitaplarında anlattıkları ne derece birbiriyle uyumlu?


devamını gör...
16.
masumiyetin adını batıran orhan pamuk kitabı. geçtiğimiz günlerde independent yabancı roman ödülüne aday gösterildiğini duyunca, bir koşu gidip aldım. hani elin ecnebileri bu adamın kitaplarına bu kadar önem veriyor, bari biz de gidip bakalım ne var ne yok dedik, demez olaydık. daha ilk sayfalarında masumiyetten neyin kastedildiğini görünce, şok oldum. kısacası ben bu kitabın daha ilk sayfalarında, orhan pamuk'un sözde ermeni soykırımını kabullenerek küçülttüğü vicdanını, yılmaz zina savunuculuğu ile yok etmeye çalıştığını gördüm. kokuşmuş insanlar da bu rezalete, ödüller yağdıra dursun bakalım.

adamın hakkını yememek adına mini bir uyarı: olayın ahlaki boyutunu bir kenara bırakıp, edebiyat konusuna değinecek olursak; roman nasıl yazılırmış, merak eden bu yazarın kitaplarını okusun...

http://www.ajanda.tv/edebiy...
devamını gör...
17.
ah füsun ah! diye diye kendini okutturan bir kitap. her sayfasında ümitler besleyerek türk filmi kıvamında mutlu sonları hayal eder insan. ama gerçekçidir. çok gerçektir anlatılan.
devamını gör...
20.
orhan pamuk'un cinsel fantezilerini de sonuna kadar görmüş oluyoruz bu kitapla.

yalnız, bir bazan bölümü vardır ki, acayip güzel bir bölümdür. yeni buluş bakımdan. bir de, çokça pitoresk bir kitaptır bu.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar