masumiyet

kader le birlikte demirkubuz'un yaptığı en iyi iştir. modern bir aşk ve fedakarlık anlatısıdır. bekirin, uğurun o hallerini hayranlıkla ve o tutkudan çok uzaklarda kalarak izlemiştim.

--- spoiler ---

bekir uğurun yanında olup da dokunmadan, aynı yatağa girmeden, sarılmadan, öpemeden 20 yıl geçirdikten sonra sarhoş olduğu bir zamanda tecavüze yeltenir ve sonrasında intihar eder. intihar ettikten sonra uğurla yusuf odadalar. yusuf uğura ona aşık olduğunu yeni söylemiş. uğur pavyonda sahne alan hayat kadını. yatağa oturup açıyor bacaklarını.

- gel ulan. gel sen de becer. herkese verdim sana mı vermicem? nedir ki aşk dediğin? gelsene lan

yusuf korkar. duvara sığınmaya, mümkünse yerin dibine girmeye çalışır.

- benim ne suçum var abla?

uğur anlatmaya devam eder;

- bekirin ne suçu vardı sanıyorsun ki? benim ne suçum vardı? 20 yıldır, zagor içeri girdiğinden beri şehir şehir geziyoruz. ben zagorun peşinden, bekir benim. benim yaptığımdan farklı birşey mi yaptı bekir? böyle birşey oğlum bu.

--- spoiler ---

devamını gör...
zeki demirkubuz'un kült filmi, hem de tartışmasız. tematik olarak taşra ve aidiyet sorununa odaklanan bir film.
en genel manada filmde, taşra içe kapalı ve klostrofobik bir mekan olarak kurulmuş. ve bu 'kapatılmışlık' duygusu sürekli yeniden üretiliyor. bu yönüyle ruha azap. bir de üstüne filmin anlatı yapısının tekrara ve döngüsel harekete dayalı olması gibi bir durum eklenince kimisi için ciddi işkenceye de dönüşebiliyor .

sinematografik olarak da değişik ve nadir kullanılan bir teknik var filmde; 'çerçeve içinde çerçeve' tekniğini kullanmış. yani kameranın çerçevelemesi karenin dış sınırlarını oluşturuken, sahnede geçen olaylar mizansene içinde kullanılan bir öğe aracılığıyla(çoğunlukla kapı, pencere, ya da duvar) ikinci bir çerçeveye daha alınıyor, böylece çifte çerçeve içinde gösteriliyor. bu birçoğunun yapmaya çalışıpta eline yüzüne bulaştırdığı bir teknik.

aslında masumiyet pekçok yönüyle tipik bir melodram;

öykü, acaib biçimde duygusal yoğunluk ve aşırılık üzerine kurgulanmış. yine anlatıda raslantı öğesinin kullanımı abartılı ve aşırı. ve kahramanları kendilerini kontrol eden bir duygunun peçesinde görüyoruz.
öte yandan filmde ciddi bir 'ironi' sunumu var. bu ironiselliğin iki düzlemde beliginleştiği göze çarpıyor . birincisi; rastlantısallık. ikincisi, metinlerarasılık.

masumiyet'e, türk sinemasında ayrı bir soluk olarak bakmakta fayda var.
devamını gör...
hayatın en iğrenç sahnelerine tanık olduğum ve halimize çok şükür etmemizi tembihleyen bir başyapıt. her şeye rağmen bütün pisliğin içinde hayatın gülünç yanları da ufak ufak tasvir edilmiş. oyunculuklar ise aşırı gerçekçi ve bir insanın ulaşabileceği en iğrenç seviyeleri daha iyi tasavvur etme şansı bırakmamaya çalışıyormuş gibi bir his vermekte.
devamını gör...
ömür boyu hapis yatacak bi adama aşık bir kadın, o adama bakabilmek için fahişelik yapan bir kadın, o kadına aşık bir adam o kadın için her şeyi yakmış bir adam sarsar sizi kendi aşk duygunuzu kendi sevginizi zorlar, aşkatan korkarsınız, bir baş yapıttır derya alabora'da, haluk bilginer'de, oyunculukla zirve yaptığı yönetmenin bize seyrettirmeyip yaşattığı film...
devamını gör...
modern zamanlarda bulunması zor olan, yaşı müsait olanların bildiği; diğerlerinin kitaplarda ve bazı filmlerde rastlayıp ta sayısı gittikçe azalan eksperlerin anlayabildiği kavram örnek-uzak ihtimal filmi-
devamını gör...
muazzam bir film.türk sineması'na dair ümidimi arttıran yapımlardan.zeki demirkubuz'a hayran olmama,haluk bilginer'e hayranlığımın artmasına sebep olmuş filmdir ayrıca.hele bilginer'in yedi dakikalık bir diyaloğu(aslında monolog da denebilir) var güven kıraç ile...kıraç'ın "çocuk neden sakat abi?" sorusu ile başlayan "uzun ve karışık hikaye".

sadece orası bile muazzam.hatta ufak bir ipucu,o sahnede anlatılan hikayeyi sonra demirkubuz filme çekti.

az biraz kasvetli olması rahatsız etse de,daha güzel bir hava katıyor hikayeye.yusuf ve bekir izleyiciye etraflıca tanıtılsa da,uğur'da hep bir gizem var gibi.

filmde bir diğer rahatsız edebilecek unsur ise diyaloglardaki argo.tabii bu,bana göre sorun değil,aksine olması gereken.fakat mutaassıp kimliğe sahip üstadların izlemeden evvel gözönünde bulundurması gerekebilir.ben yalnız izledim mesela.*

nasıl izlersiniz bilmem,ama mutlaka izleyin.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar