mecburiyet

et ve kemikten çatılmış bir iskelet. tuğla tuğla örülmüş hayat, döşünde ve bacaklarında. akıl ile tezyin olmuş, his ile yoğrulmuş, hayal ile ödüllendirilmiş. insan, bir hiç ile herşey'in yamacında. toprak anası ve dönüşler her vakit ana ocağına olur...

mecburiyet, beşeriyetin boynunda asılı olan görünmez bir kolye. görünmeyen her iki yüzde de ''ölüm'' kazılı.
devamını gör...
insanın hayatının içine eden, başkalarının mutluluğu için kendini bazen feda etmene sebebiyet veren olgu. hayallerin ile mecburiyetler bir terazinin iki kefesi olur çoğu zaman ve mecbur oldukların ağır basar. hayallerin diğer kefenin havada kalması gibi asılı kalır. daha sonda belki çok sonra pişman olmana sebebiyet verir çünkü mecburiyetler toprak altına girmiş iken sen mutsuz bir hayatın mecbur nefes alanı olursun.
devamını gör...
azılı savaş karşıtı stefan zweig'ın isviçre'ye iltica eden fakat yine de 1. dünya savaşı celbinden kaçamayan bir ressamı anlattığı kitap. ressam ferdinand'ın tebliğ mektubu kendisine ulaşana kadar ötelediği iç çatışma, kağıt parçasının eline ulaşmasıyla birden patlak veriyor. üstüne karısı paula'nın kadınsı kaygıları ve isyanı da eklenince adamımız devlet, vicdan, hak, inanç ve aile arasında bilardo topu gibi ordan oraya gidiyor.

salt savaş eleştirisinden ziyade insan psikolojisine dair 12'den vuran tespit ve çözümlemelerle çok güzel bir zweig eseri.
devamını gör...
bir şekilde karşı gelmek duygusunu doğuran durum, o kadar ki insan sevdiği işin bile mecburiyete dayandırılması durumunda bunu hisseder... gönüllülüğün esas olmadığı haldir yani...
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar