mehir

evlilik sırasında erkeğin kadına verdiği veya vermeyi vaat ettiği miktara denir. iki çeşit mehir vardır:
mehr-i muaccel (peşin ödenen): nikah sırasında veya zifaftan önce kadına ödenmesi gerekir. bu mehir ülkemizde nişan ve düğün sırasında geline verilen takılar yoluyla ödenmektedir.
mehr-i müeccel (geriye bırakılan): hemen ödenmesi gerekmeyen, ölüm veya boşanma halinde vücubiyet kesbeden mehirdir. maalesef memleketimizde fazla bilinmemekte bu sebeple de erkekler borçlu gitmektedir.
kadın isterse mehrinin bir bölümü veya tamamını bağışlayabilir.
mehir belirlenmeden yapılan nikah geçerlidir ancak erkeğe otomatik mehr-i misil vacip olur.
mehr-i misil: evlenen kadının akrabalarından dengi olan kızlara ödenen mehirdir.
mehir hakkında geniş bilgi için hamdi döndüren hocanın aile ilmihaline ve fıkıh kitaplarının nikah bölümüne bakılmalıdır.
devamını gör...
bir hanımla evlenmek isteyen erkeğin, o kadının şahsına, kadının isteği ve kendisinin imkanları nisbetinde ödediği bir nevã® evlilik teminatı veya ikramiyesidir.

ama mehirin başlık parasıyla karıştırılmaması gerekir..başlık parası anne babaya verilir ama mehir kadının kendisine verilmektedir..zaten dinimizde başlık parası diye birşey yoktur.
devamını gör...
evlenme sırasında kadına bu isimle ödenen meblağ; evlilikte kadının nikâh akdi veya cinsel temasla hak kazandığı mal veya meblağ anlamında bir fıkıh terimi.
devamını gör...
kitap, sünnet ve fıkıh literatüründe mehir kelimesi yerine, eş anlamda; "sadã»k", "saduka","nıhle", "farã®za", "ecr", "hıbâ", "ukr", "alâik", "tavl" ve "nikâh" kelimeleri de kullanılır.
devamını gör...
islâm hristiyanlıkta olduğu gibi kadının erkeğe verilmek üzere para biriktirilmesini (drahoma) değil de; aksine, erkeklerin kadınlara rağbetinin bir sembolü olsun diye hediye kabilinden bir meblağın ona verilmesini emretmiştir. mehir kadına değil, erkeğin üzerine vaciptir. dâru'l-islâm'da bir kadınla cinsel temas, ya had cezasını gerektirir, ya da mehir hakkını doğurur. bu, kadına saygının bir sonucudur.
devamını gör...


--- alıntı ---
Kur'an-ı Kerîm'de mehirden söz eden çeşitli ayetler vardır. Bazıları şunlardır: "Aldığınız kadınların mehirlerini yürekten isteyerek ve Allah'ın bir atiyyesi olarak verin " (en-Nisâ, 4/4). Çoğunluğa göre, burada hitap kocalaradır. Bazı bilginler hitabın velilere olduğu görüşündedir. Cahiliye devrinde mehri kızın velileri alır ve adına da "nihle" derlerdi. "...Haram olanlar dışındaki kadınlarla evlenmeniz, namuslu olarak ve zinaya sapmaksızın yaşamak ve mallarınızdan onlara mehir vermek şartıyla size helâl kılındı. Artık o kadınlardan hangisiyle yararlanmanız olmuşsa, ücretlerini belirlendiği şekliyle verin. Mehir miktarını belirledikten sonra aranızda gönül hoşluğu ile uyuştuğunuz miktar hakkında üzerinize bir vebal yoktur" (en-Nisâ, 4/24).


http://www.sevde.de/islam_Ans/M/mehir.htm
--- alıntı ---

devamını gör...


--- alıntı ---
Abdullah b. Abbas (r.a) tan rivayet edildiğine göre, Hz. Ali, Hz. Fâtıma ile evlenirken Resulullah (s.a.s) kendisine; "O'na bir şey ver" dedi. Ali: "Bende bir şey yok"deyince de; "Hutamî zırhını verebilirsin" buyurdular.

Bir kadınla evlenmek isteyen bir sahabeye Allah'ın elçisi mehir vermesini bildirdi. Evinden de eli boş dönünce; "Demirden bir yüzük de olsa bak" deyip, yeniden eve gönderdi. Yine boş dönünce, ne miktar Kur'an-ı Kerîm bildiğini sordu ve sonunda şöyle buyurdu: "Haydi git, onu sana bildiğin Kur'an karşılığında verdim" (eş-Şevkânî, Neylü'l-Evtâr, VI, 170).

Bu konudaki ayet ve hadislerden şu sonuca varılmıştır. Resulullah (s.a.s), mehirsiz hiç bir evliliğe ruhsat vermemiştir. Eğer mehir vacip olmasaydı, bunu göstermek için arada bir onu terkederdi.

Diğer yandan, sahabe devrinden bu yana İslâm bilginleri mehir üzerinde icma etmişlerdir (bk. es-Serahsî, el-Mebsut, V, 62 vd.; el-Kâsânî, Bedâyiu's-Sanâyi, II, 274-304; İbnü'l-Hümâm, Fethul-Kadîr, II, 434 vd.; el-Cassâs, Ahkâmü'l-Kur'ân, III, 86 vd.; İbn Rüşd, Bidâyetü'l-Müçtehid, II, 16 vd.; İbn Âbidin, Reddü'l-Muhtâr, II, 329 vd.).

Aile yuvasıyla ilgili görevlerin en güzel şekilde yerine getirilmesi için eski çağlardan beri kadınla erkek arasında bir görev bölümü yapılmıştır. Erkek, evin dışındaki işlerle uğraşır ve gerektiğinde ağır işlerde çalışarak geçim için kazanç sağlar. Kadın da evin yönetimi, yemeğin hazırlanması, çocukların bakım ve terbiyesiyle uğraşır. Bu yüzden bütün malî yükümlülükler kadının değil, erkeğin görevidir. Mehir ve bütün kapsamıyla nafaka bu yükümlülükler arasındadır. Bu görev bölümü erkekle kadının yaratılışına ve ilâhî sünnete de uygundur. Erkek daha güçlü olduğu için çalışıp kazanmaya daha yatkındır. Kur'an'da şöyle buyurulur: "Erkekler, kadınlardan daha güçlü kuvvetlidirler. Yani ailenin reisidirler. Bunun sebebi şudur: Allah onlardan kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkek, mallarından evin geçimini sağlamaktadır" (en-Nisâ, 4/34).

Mehir, nikâh akdinin rükün veya şartlarından değildir. Bu yüzden mehirsiz akdedilecek nikâh geçerli olur ve kadın emsal mehire hak kazanır. Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulur:

"Kendileriyle cinsel temasta bulunmadığınız veya kendilerine bir mehir tayin etmediğiniz kadınları boşamışsanız, bunda üzerinize bir sakınca yoktur" (el-Bakara, 2/236). Bu ayette, cinsel birleşmeden veya mehir tesbitinden önce kadını boşamanın geçerli olduğu belirtilmektedir. Boşama ancak sahih nikâhtan sonra mümkün olduğuna göre, ayet, akit sırasında mehrin konuşulmasının ne bir rükün ve ne de bir şart olmadığına delâlet eder (el-Kâsânî, a.g.e., II, 274; eş-Şîrâzî, el-Mühezzeb, Halebî tab'ı, II, 55, 60; İbn Rüşd, a.g.e., II, 25).

Ukbe b. Âmir (r.a)'ın naklettiği şu hadis de yukarıdaki anlamı destekler. Hz. Peygamber bir adama: "Seni filanca kadınla evlendireyim mi?" demiş; erkeğin; "evet" demesi üzerine, kadına hitaben; "Seni filanca erkekle evlendirmeme razı oluyor musun?" diye sormuştu. Kadının da "evet" demesi üzerine, onları evlendirdi. Herhangi bir mehir belirlenmeksizin evlilik gerçekleşti. Bu erkek vefatı sırasında şöyle dedi: "Resulullah (s.a.s), beni filanca kadınla evlendirdi. Bir mehir konuşulmadı ve kadına bir şey de vermedim. Ona mehrim olarak Hayber'deki hissemi veriyorum". Kadın bu hisseyi almış ve yüz bin lira karşılığında satmıştır (ez-Zühaylî, el-Fıkhu'l-İslâmî ve Edilletuh, Dımaşk 1405/1985, VII, 254). Yalnız Malikîler mehri, nikâhın bir rüknü olarak kabul ederler.


http://www.sevde.de/islam_Ans/M/mehir.htm

--- alıntı ---

devamını gör...
şu ayetle kesinliği bilinir:

" aldığınız kadınların mehirlerini yürekten isteyerek ve Allah'ın bir atiyyesi olarak verin. " *

nikah akdinin şartlarından değildir. mehir anılmadan da dini nikah kıyılabilir. eşler aralarında anlaşarak kendileri mehri belirleyebilirler.
devamını gör...
bugün için ülkemizde -çok şükür ki- anlamsız bir uygulama halini almıştır.

zaten sembolik bir miktar belirleyip ritüel yerini bulsuncular dışında uygulayan da pek kalmadı.

aç gözlü, yeni mezun, elinden iş gelmez, toy imam hatipli kızları saymıyorum tabi.
devamını gör...
ülkemizde miadını doldurmasını şükürle karşılayan şaşkınları reklam eden dinã® evlilik usulü.
türkiye'de gerçekleşen dinã® nikahların çok azında mehir uygulaması var, esasen mehirsiz bir nikahın akdi hükümsüzdür; dinen gayrimeşrudur...

geri kalan yüzdedeyse mehir sembolik bir miktar üzerinden karşılanır. bu da yanlıştır!
münakehat ahkamı, usulü usulüne yerine getirilmelidir. mehri anlamsız bir uygulama olarak mimlemek, öncelikle islam hukukunu tahkir etmek gibi densizliği beraberinde getirir. buna ek olarak, imam nikahıyla nikahlanan kadının olası sosyal güvencelerinin koca tarafından ipotek altına alınması, islam'ın men ettiği teamüllerdendir...
devamını gör...
kadinin evlilik cercevesinde kendini guvence altina alma enstrumani. bir milliyet haberinde iranâ´daki kadinlarin, eslerinin kendilerini bir anda bosamalarina engel olabilmek maksadiyla tuhaf mehir sartlari one surdugunu okumustum. bir kamyon dolusu sogan kabugu gibi. boylece koca bu mehiri esine vermeden bosanamiyor ya da tamamen kadinin insafina birakiliyormus. ben milliyetâ´in yalancisiyim.
mehire anlamsiz diyenlerin, verecek neredeyse hicbir seyi olmayan sahabelerin dahi -sembolik bile olsa- mehir verdiklerini, verirken eslerine ac gozlu gudubet gozuyle bakmadiklarini hatirlamalari gerekir.
devamını gör...
mehir; islam hukuku'nda erkeğin evlenirken kadına verdiği veya vermeyi taahhüt ettiği para veya maldır.mehir kadının malvarlığına dahil olur ve üzerinde dilediği tasarrufta bulunabilir.dört hukuki mezhep tarafından kabul edilmiştir.
devamını gör...
kadının ailesine değil kendisine verilir, başlık parasına kılıf uydurma amaçlı kullanılamaz yani.

bir de, herhangi bir şekilde sınırlandırılamaz. kadın istediği kadar mehir talep edebilir.

ama insaflı olmak lazım tabi ki.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar