mektup

msn, cep telefonu, mail...vs. yokken, kalem ve kağıt kullanılarak yazılıp posta aracılığyla iletilen ve bir ömür saklanabilen üzerinden yıllar geçse bile geçmişin izlerini taşıyan haberleşme aracı...
devamını gör...
ibrahim tenekeci şiiri.


--- alıntı ---
işte yine günün belini kırıyor akşam
ve sen kırlara benzersin günün bu saati
çıkarmamışsan çiçekli elbiseni.

I

hatırla ve sıkı tut:
korkardın küçükken
serçe parmağın uçacak diye elinden.
diğer çocuklara benzerdim bense
benzemesi gibi, bir çinlinin diğerine.

II

şaşkınım, şehir açmıyor beni
ve namım yürümüyor burada
çünkü tuhaf burada her şey;
denizi sel basıyor hayret
hayret şehir sığmıyor taksiye
ve terör estiriyor rüzgar
kaldırıyor dağın eteklerini bile.

ve burada sensiz bahar
hem yatalak hem öpmeden geçiyor
bir jeton
yanağıma getiriyor da yanağını
kokunu rüzgara salsan
bana getirmiyor.

III

yoksun ya
güvercin avlıyor avluda kedi
kızlar gülüşüyor bahçede
gül üşüyor -gül üşür-
yoksun ya, bezden anne
yapıyor öksüz
öpmek için kendisine.
--- alıntı ---
devamını gör...
insan kainata bırakılmış mektuptur.

(bkz: kainata mektup)

--- alıntı ---

Hayat akmaya devam ediyor, bizlerde küçük okullar kurarak yaşama taze kan pompalayabiliriz. Kâinata Mektup Dergisi böyle bir özlemin adı. Düşlediğinin neresinde dersek, daha yolun başındayız. Sadece yazılar yayınlamaktan öte hayatın içinde yürek yüreğe adımlayacağımız bir alan oluşturmak en büyük derdimiz. En büyük isteğimiz samimi bir gönlün sesini duymak, her nerede ise bu haykırışı kainata duyurmak. Bizler farkında olmasak da Kainata bırakılmış birer mektubuz. Kimimiz belki de hiç zarfı açılmadan rüzgar kuvveti ile savrulup macerasını tamamlıyor. Zarfı açma cesaretini gösterenlere iki yol var; özensiz açtıkları zarfla birlikte parçalanıp gidenler, sırrı keşfedip zarfı dikkatli açıp özü koruyanlar. Biz zarfı açma cesareti gösterenlerle ilgileniyoruz. Mektubu alanlar ve silinmiş yerleri aslına uygun yazabilenler kainata mektup bırakmaya adaydır. Kimi bunu satır satır işler kalemle kimi yaşamıyla kurar cümlelerini, sonunda hepsi birer mektup olur. İyi eser bırakanları zarfları açık kalır ve mektubunu okuyanlar açık zarflara bir şeyler katarlar.
Büyük günde bütün zarflar açılacak bakalım nelerle karşılaşacağız.

YÜREĞİNİZLE KAİNATIN KALBİNE YENİ BİR HEYECAN KATABİLİRSİNİZ.
--- alıntı ---
http://kainatamektup.com/in...
devamını gör...
sevdiklerinizin el yazısına sizi aşina eden sürprizdir. anlarsınız ki, tıpkı yüzler gibi, yazılar ve üsluplar da birbirinden farklıdır.
devamını gör...
bir selçuk küpçük ezgisidir.

şu cümleleri güzeldir; dağlara seslendim onlar bile ses verdi, neden susuyorsun
yollardan geçtiğin gibi benden de geçer misin...

dinlemek için;
devamını gör...
haluk levent şarkısı.

eski bir mektup geldi senden
hasret dolu senelerden
yazından ben hemen tanıdım
gönlüm sarsıldı sevgiden

sandım beni unutmadın
sonunda aşkını yazdın
açtım anılarla dolu zarfı
inan öptüm her zarfı ah

mektubun hoş geldi
bana umut verdi
yalnızlığımı aldı yar
yılların gölgesi
düşmüş satırlara
gözlerinden öperim yar

http://www.yenimuzik.net/21...
devamını gör...
mustafa yıldızdoğan'ın bir kasedinde okuduğu şiir gibi mektup;

ya işte böyle gözüm, bakıyorum da şunlara , şaşıyorum. canım sıkılıyor, Allah canımı alsın. zengin babaları sayesinde, lüks arabalarla, gündelik sevgili değiştiren, aşkı ve sevdayı iki öpücük zannedenlere kızıyorum. kızdığım gibi de acıyorum. bana ne diyemiyorum işte. takıyorum kafama. bölüyorum uykularımı. çünkü bu gençlik bizim bizim.. anlat anlat diyorsun ya ikide bir, yaralı yüreğimle yaralamak istemezdim seni. ama sevda ne demek, ama gönül ne demek, vefa ne demek ve ben seni nasıl sevmişim vay vay ki vay. ben , insanların toprakla haşır neşir olduğu, çocuklarına helal lokma için terlerini toprağa akıtan,eli nasırlı mı nasırlı, yüzü güneş yanığı, gönlü ezelden yanık, güneşin toprakla öpüştüğü, buram buram dert, buram buram hasret, buram buram sevda kokan, hürriyet sevdalısı milyonlarca gençten biriyim. anam, abdestsiz göğsünü vermemiş bana,ola ki Allah'a ola ki vatana, ve ola ki sevdiklerine ihanet eder diye. anamın ak ve helal sütünden midir nedir? vefasızlığın v' si yoktur kitabımızda. hele güzelim sevdiğini yarı yolda bırakmak nankörlüğün ve namertliğin en adisi budur işte. gönül dersen gönül, yürek dersen yürek, aşk dersen aşk, bırak duygularımı yüreğimde. yüreğimde bul kendini. gel gör ki nasıl sevmişim seni, vah vah. 18'inde deli taylara benzer kızlarımız, geçit vermez yüce dağ gibi heybetli, şahin bakışlarında mertlik ama yufkadır yürekleri. onlar ki sevdiklerine toprak kadar vefalı onlar ki sevdiklerine gün gibi, güneş gibi sadık, kardelen çiçekleri kadar sabırlı, ki onlarda iffet, ki onlarda edep. onlar sevdiler mi başka severler güzelim. http://21.asırda ne karacaoğlan' ı ne köroğlu' nu ne de ferhat'ı aratır yiğitlerimiz. gönül, bu ya hep ulaşılmaz, erişilmez dallara bağlanır. çile ise çile dert ise dert, pes etmek mi asla. ve yiğitliğin kitabı yazılmaz gülüm. yiğitlik yürekte gönülde gizlidir. yiğitlik sadece bilekte değil. bizi biz eden bizi farklı kılan bu düşüncemiz bu gönlümüz. çünkü biz sevdiğimizi iki öpücük niyetine değil, Allah'ın bir emanet kuşu bilip,bir ömür boyu aynı yastıkta bir ömür sürmek için severiz. ben sevdiğime gel dediğim vakit dağları yırtıp gelen, git dediğim vakit kaşlarını çatmadan, arkasına bakmadan gidendir. zannetme ki korkudan, edepten, gönülden, sevgiden. işte güzelim, diyorum ya iki de bir, gönül dersem gönül, yürek dersem yürek, aşk dersem aşk, bırak duygularımı yüreğimde, yüreğimde bul kendini. gel gör ki nasıl sevmişim seni vah vah!
devamını gör...
bir zamanlar önemli bir iletişim aracıyken, tarihler 2009 u gösterdiğinde sadece çok özel insanlara çok özel zamanlarda yazılan, her okunan kelimesiyle duygu yüklülüğü yaşatan, bambaşka iletişim aracı.
devamını gör...
hey gidi günler hey,

kırtasiyeye girip renkli, süslü kağıtlardan alırdım ve eve gittiğimde oturup bir mektup şaheseri yazacağım diye düşünürdüm.

bazen sayfalarım yediyi, sekizi bulurdu, bazen on'u...

zarfa kalın gelirdi kağıtlar, sığdıramazdım...

mektubu alan kişi için merak edilesi olup bir çırpıda okunmak isteyen o mektublardan ben de hep murad ettim ama alamadım. o tadı tadamadım. fakat çok insana bu tadı tattırdım.

uzun cümlelerin kurgusundaydım, uzun tefekkürlerin.

hey gidi günler hey.

şimdi odamın köşesinde kitaplarımı silerken eskilerden kalan o renkli kağıtları görüp tebessüm edip, tekrar mı başlasam bu mektuplara diyorum?

ama kime yazayım? niye yazayım?

ya birisi çıkıp derse ki?

ne gerek vardı ki kardeşim bu kadar zahmet ettin "bir alo deseydin", bir mail atsaydın...

ama bilmez ki ona verdiğim değer, yazının başında geçirdiğim dakikaların toplamının 100 katıdır.

bir alo demek 3-5 dakika, 10 sayfa mektub ise 2-3 saat...

tercih..

katsayı engeli olmadan tercih senin...
devamını gör...
mektup dergisi bir zamanlar emine özkan şenlikoğlu ve arkadaşlarının çıkardığı islami kadın dergisiydi. şimdi çıkıyor mu bilmiyorum. bildiğim birşey var ki liberal dalga emine ablayı da bir acaip etmiş.
devamını gör...
günümüzde artık ender kullandığımız belki hiç kullanmadığımız şey. ama benim gibi başka ülkede yâriniz varsa, 4 gün falan sonra ulaşsa bile 85 kuruş vererek kullanmak zorunda kalırsınız. bir de oradan gelen mektup bambaşkadır. hisseder ve görürsünüz: "burasını o kapamış, bu kağıdı o tutmuş, tükenmezle yazmış, bak burda hata yapmış karalamış". e-mail mı, sms mi ? güldürmeyin beni.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar