mevlid kandili

kâinat ve beşeriyetin yüzyıllardır yolunu gözlediği o peygamberler peygamberi’nin doğum günüdür bugün.
hz. ibrahim’in duası, hz. isâ’nın müjdesi ve dedesi abdülmuttalip ve annesi âmine’nin rüyasıdır. fil vak’ası onu haber verdi. doğduğu gece irhasât denilen bir takım olağanüstü hâdiseler cereyan etti.

dünyanın doğusunu ve batısını aydınlatan bir nur görüldü. sâve gölünün suları bir anda çekiliverdi. ateşe tapanların bin yıldır aralıksız yanmakta olan ateşleri hiç sebepsiz sönüverdi.

asırlardır kupkuru olan semâve vadisi, seller altında kaldı. gökyüzünden onlarca yıldız kaydı. kisrâ’nın saraylarından ondört burc kendiliğinden yıkıldı. kâbe’deki putların pek çoğu baş aşağı devrildi.

şeytân, ölesiye çığlık kopardı. daha ne gizemli olaylar iç içe ve peş peşe yaşandı. nasıl yaşanmasındı ki kâinatın efendisi, insanlığın iftihar tablosu hz. ahmed–i mahmud–u muhammed mustafa (sas) dünyaya teşrif ediyorlardı. bütün varlık o’nu ayakta karşılamıştı.

doğum ânı öncesi hane–i saadetleri nurla doldu, yıldızlar evin üzerine salkım salkım dökülecekmiş gibi aktı. seher vaktiydi. bir ara âmine validemizin kulağına müthiş bir ses geldi. korkudan eriyecek gibi oldu. bir de ne görsün? bembeyaz bir kuş peydahlandı ve yanına geldi; sonra da kanatlarıyla âmine’nin sırtını sıvazladı. ne korku kaldı, ne kaygı. yine doğum öncesi başka bir nur gözüktü. âmine’ye bu nur ile şam’ın saray ve köşkleri gösterildi. kendisine ak bir kâse içinde şerbet sunuldu. içer içmez de muhteşem bir nur bulutu kendisini sardı.

tam o esnada mukaddes doğum gerçekleşti. o sıra ebesi şifa hatun gizemli bir ses duydu: “allah’ın rahmeti, onun üzerine olsun!” diye. hattâ rum diyarının bazı sarayları bile görünmüştü kendisine. maşrık ile mağrib arası nurlara boğulmuştu. annesinin anlattığına göre: “doğuda, batıda ve kâbe’nin üzerinde bir bayrak gördüm. doğum tamamlanmıştı. yavruma baktım, secdedeydi. parmağını da göğe kaldırmıştı. hemen bir ak bulut inip onu kapladı. şöyle bir ses işittim: ‘doğuları ve batıları dolaştırın, deryaları gezdirin. tâ ki mahlukât muhammed’i ismiyle, sıfatıyla, sûretiyle tanısınlar!’ biraz sonra da bulut gözden kaybolup gitti.”

hz. âdem’den başlayarak devirlerden devirlere, aileden aileye intikal ede ede gelen o biricik nur, artık vücud sahnesinde varlık bulmuştu.

efendimiz’in “allah’ın ilk yarattığı şey, benim nûrumdur.” dediği kendi nur’u, beden giymiş, görünür hâle gelmişti. her çocuk doğunca yere düşerken, o ise ellerini yere dayamış, önce secde edip sonra da başını ve parmağını semaya kaldırmıştı.

doğduğunda sünnetli ve göbek bağı kesilmiş vaziyetteydi. sırtında, iki kürek kemiği arasında, tam kalbinin hizasında peygamberlik mührü “hâtem–i nübüvvet” vardı. dedesi abdülmuttalip adını muhammed koymuştu. övülen demekti. zira onu Allah övmüştü; melekler, insanlar ve cinler de övecekti.

sonra o nur topunu alarak kâbe’ye götürdü ve Allah’a duada bulundu: “bana bu temiz çocuğu ihsan eden Allah’a hamdolsun!” dedi. nasıl ki insanlara ve cinlere sonsuz mutluluğun yollarını gösterecek nebi dünyaya teşrif edince bütün varlık ayağa kalkmıştı. teşrifinden asırlar sonra da “doğdu ol saatte ol sultân–ı dîl / nûra gark oldu semâvât ü zemîn” –s.çelebi– deyince mevlidhânlar, benzeri bir heyecanla mü’minler “hoş geldin ey kutlu nebi!” mânâsına ayağa kalkmaya devam ediyorlar. bir edep anlayış ve göstergesi olan bu hürmet ve tazimlerini, o’na arz etmeye çalışıyorlar.

efendimiz’in terakki çizgisinin müntehası mi’râc, başlangıcı da mevliddir. bu kutlu gecede s. çelebi’nin mevlid–i nebi’si gibi, peygamber aşkını körükleyen na’t–ı şerifler, mevlidler okunmalı.

hafızlar, kur’ân’dan peygamberimiz’in adının geçtiği aşirleri seslendirmeliler. hem yetim, hem öksüz yetişen o nebi’nin doğum günü vesilesiyle öncelikle yetimler ve öksüzler sevindirilmeli, yoksullara ziyafetler verilmeli. kutlu doğum hakkında yazılmış kitaplar ve makaleler bir kere daha topluca okunmalı. o’nu anlatan sohbetler dinlenmeli.

bol bol salât ü selâmlar getirilmeli. gözümüzün nuru, gönlümüzün sürûru efendimiz hazretleri’nin doğum günü münasebetiyle bizlere düşen vazifelerin ön önemlisi ise, herhalde o’nu her yönüyle daha iyi anlamaya ve o’nun, insanlığa tebliğ ettiği esasları kavramaya çalışmak olmalıdır.

fakat kutlu doğumu, aynı zamanda kendi doğumu olan islâm dünyası, o nevrûz–u sultânî’yi lâyık–ı vechiyle tes’îd edememektedir. hz. isa’nın doğumun bütün dünyada noel, paskalya ve daha başka yortu ve karnavallarla kutlanılması ölçüsünde, bu kutlu doğum’un en azından ümmet içinde olsun o’na ve o’nun mesajına yaraşır biçimde tes’îd edilmesi, bir vefa borcu olmanın ötesinde islâm’ın ruhundaki hz. muhammed’e muhabbet ve hürmet emrinin bir gereği olsa gerektir…
devamını gör...
kıymetler kıymetlisi'nin teşrifi cuma'ya denk geldi ne büyük nasiptir. bu günün hürmetine islam aleminde mazlum olarak yaşayan, garip , hasta, kimsesiz, savaşlarda ziyan ve bitap nicesinin hürmetine şefaati olsun efendimiz s.a.v'in. duaların kabülünün artacağı bu günde - herkes kıymetli dualarında o kimsesizleri de unutmasınlar.. mazlumlar bizi bekler bu gece.
devamını gör...
sahabenin, tabiun'un, müçtehid imamların, musannef imamların kutlamadığı; ilk kez fatımîler tarafından hz. fatıma ve hz. ali'nin doğum günleri münasebetiyle kutlanılmış ve daha sonra peygamber efendimiz'in doğum günü kutlamalarına dönüşmüş olup sonradan ihdas edilen bir adettir.

güzel olan resullullah'ı senede bir gün değil her gün anmak, sünnetiyle hayatlarımızı ihya etmektir.*
devamını gör...
lügavi kardeşimizden..

selam..

şehrin uğultusunda kendimizi duyamaz olmuşken, bir nefes sükunette aradığımız yürek dinlencesi.. elektriğimize değenin yanmakta olduğu bu gerilim hattında ayaklarımızı yere değdirecek bir topraklama belki de..

bugün kandillerin cumalara karıştığı gün.. dünyanın ağırlığını tenimizden sıyırabilme fırsatı.. zamanın hiç değilse bu küçük dilimlerinde olsun, içimize dönebilmenin, kendimizden geçip kendimize gelebilmenin bir yolu..

kurallarını tam da öğrenmek üzereyken, bunca adapte olduğumuz noktasında oyunun, bir "hayy" sedasının kendimize giden yolları açması ve
ezberlerimizde sıkışmış kalmış dualarımızı kalp-zihin eksenimizde yeşertmesi duasıyla..

vaktimiz mübarek ola...
*

devamını gör...
"konsun yine pervazlara
güvercinler
'hu hu' lara karışsın
aminler.
mübarek akşamdır;
gelin ey fatihalar, yasinler
"

bugün, kainatın iftihar tablosu olan, doğumuyla alemleri nura gark olduran, arşın nurunu yere indiren, susuzları suya kandıran, suyun rengini nura döndüren, en büyük hocamız, en güzel yol gösterenimiz, en değerlimiz, en sevdiğimiz, en saydığımız hazreti peygamber'in doğum günü.

Allah bizi onun güzel yolunda yürümekten çevirmesin. mevlid kandilimiz mübarek olsun.





devamını gör...
tarihte ilk olarak fatimiler doneminde misir'da kutlanmis olan kandildir. esasinda ne hz peygamber ne de ashabi bu gunu kutlamamistir.
devamını gör...
merasim olarak selahaddin eyyubi tarafındn düzenlenmiştir(fatimiler değil aynı tarihte yaşayan devletler ama çarpıtma olmasın ilim ahlakına sığmaz)

fakat sahabenin peygamber efendimizin doğduğu sene-i devriyelerde bir araya gelip hususi olarak onu andığı sahih rivayetlerle vakidir.

deliller yarın gelecek. şu an acelem var.

hadis konusunda icazeti olmayana güvenilmesin. atmasyonla ilim olmaz.

selametle...
devamını gör...
http://www.cogitosozluk.net...

--- alıntı ---
bazı islâm âlimleri mevlidi bid’at sayarak karşı çıkmışlarsa da yukarıda da ifade ettiğimiz gibi, bediüzzaman, zamanımızda bu meseleyi şöyle tashih etmiştir:

“mevlid-i nebevî ile miraciyenin okunması gayet nâfi (faydalı) ve güzel âdettir ve müstahsen (iyi, hoş) bir âdet-i islâmiyedir. belki hayat-ı içtimaiye-i islâmiyenin gayet lâtif ve parlak ve tatlı bir medar-ı sohbetidir (sohbet sebebidir). belki hakaik-i imani-yenin ihtarı (hatırlatılması) için, en hoş ve şirin bir derstir. belki îmanın envarını ve muhabbetullah ve aşk-ı nebevîyi göstermeye ve tahrike en müheyyic (heyecan uyandıran) ve müessir bir vasıtadır.” (nursi, meklubat, s. 281-285)
--- alıntı ---
devamını gör...
peygamber efendimiz muhammed (s.a.v) in 1442. doğum yıldönümüdür.

bu kutlu gece rabbin huzuruna çıkmak,tevbe edip günahlarımızdan arınmak için bir vesile;peygamberimizin örnek ahlakıyla ahlaklanmamız için bir umut olur inşallah.

gecemiz kutlu mübarek olsun.
devamını gör...
kandil bidattir bu din değil (bkz: yaşamak bu deyil)'cilerin işbaşı yaptığı gündür.
şu zamanda ortaya çıkmış bu zamanda ortaya çıkmış mesele o değil. subjektif din objektifleşirken çok normal bir biçimde, bu tür ritüeller özel günler ve ibadetin yoğun olduğu geceler ortaya cıkar. nasıl ortaya cıktığı değil müminlerin dini ihtiyaçlarına cevap verip vermediği meseledir.
bir hatim daha okunması, bir salavat fazla getirilmesi yahut dua edilmesi eller açılıp, kimin neyine dokunuyor anlamış değilim hala. zor geliyorsa yapmasınlar.*
devamını gör...
bugün, son resulü nebinin doğum günü olması dolayısıyla, Allah katında dualarımızın daha bi kabul olacağı yanılgısına düşmeyelim. kutlamaların bu tür yaklaşıma varmasının sebebi (haşa) "sen olmasaydın alemleri yaratmazdım" yaklaşımından kaynaklanmaktadır. bu hızla gidersek, bir asır sonra gecemizin budist şenliklerine dönmemesi içten bile değildir.
devamını gör...
mesele bu gece bir salavat fazla getirilmesi değil; mesele diğer günler getirilmemesi...
mesele bu gece fazladan namaz kılınması değil, sabah namazlarında camilerin bomboş olması...
mesele bu gece affedilme umudu taşınması değil, Allah'ın affının bir veya birkaç geceye sığdırılması...
mesele bu gece tövbe edilmesi değil, edilen tövbenin ömrü kurtarmışcasına vicdanı rahatlatması...
bir gecenin değil, bir ömrün kandil gibi geçmesini dileyenlerin bidat diye nitelendirdiği kandildir.
sen o peygamberi anlamamışsın, kur'an'da açık açık mucize verilmediği söylendiği halde oturup onu anmak adına mucizelerinin (!) anlatıldığı mevlidler okumuşsun okutmuşsun neye yarar? bu mudur peygambere ümmet; daha da önemlisi Allah'a kul olmak?
devamını gör...
--- alıntı ---

siz yazılamayanları, bir türlü yazılamayanları bilmiyorsunuz. mevlit kandilini idrak ettik. ettim mi? bir yazı yazmaya uğraştım. olmadı. yeniden uğraştım. olmadı. efendime layık bir cümle kuramadım. neden kuramadım? neden kuramadığımı biliyorum. ne ki o engelleri bir türlü geçemiyorum.

--- alıntı ---

ne diyeyim ki üstüne, yarama parmak basılmış. yara. olmayan yaram. hem ne de olsa gelenek değil mi, bidat. diğer günlerden farksız. o'nu düşünmediğim günlerden bir gün.
devamını gör...
geleneklesmis bir gece. bu gecede yapilan ibadetler, diger gunlerde yapilanlardan farksizdir..
hz peygamber yahudi ve hristiyanlara muhalefet edilmesini tavsiye etmistir; onlarin taklidini yapmayi degil.
hristiyanlardaki noel kutlamalari ile mevlid kutlamalari arasindaki niyet aynidir. mevlid kutlamalarinin sahih sunnette ornegi ve delili yoktur. biz peygamberi sahabeden daha mi cok seviyoruz?
peygamberi cok seven onun sunnetini uygulasin. bu, senede 1 gun yapilan kutlamaya gore inanin daha samimi olur.
devamını gör...
''en sevgiliyi hatırlamaktır..''

edit:

''mevlid'de o gece..''

âmine hatun muhammed ânesi
ol sadefden doğdu ol dür dânesi
hem muhammed gelmesi oldu yakîn
çok alâmetler belirdi gelmedin
ol rebîülevvel âyın nicesi
on ikinci gece isneyn gecesi
ol gece kim doğdu ol hayrû'l-beşer
annesi anda neler gördü neler
dedi, gördüm ol habîb’in ânesi
bir acep nûr kim güneş pervânesi
berk urup çıktı evimden nâgehân
göklere dek nûr ile doldu cihân
gökler açıldı ve fetholdu zulem
üç melek gördüm elinde üç alem
biri maşrık biri mağrıpda anın
biri damında dikildi kâbe'nin
indiler gökten melekler saf saf
kâbe gibi kıldılar evim tavâf
geldi hûriler, bölük bölük buğur
yüzleri nûrundan evim doldu nûr
hem hâva üzre döşendi bir döşek
adı sündüs döşeyen anı melek
çün göründü bana bu işler ayân
hayret içre kalmış idim ben hemân
yarılıp divâr çıktı nâgehân
üç bile hûri bana oldu ayân
bazılar derler ki ol üç dilberin
âsiye'ydi biri ol mehpeykerin
biri meryem hatun idi aşikâr
birisi hem hûrilerden bir nigâr
geldiler lûtfile ol üç meh-cebîn
verdiler bana selâm ol dem hemîn
çevre yanıma gelip oturdular
mustafa'yı birbirine muştular
dediler oğlun gibi hiçbir oğul
yaradılalı cihan gelmiş değil
bu senin oğlun gibi kadr-i cemil
bir anaya vermemiştir ol celîl
ulu devlet buldun ol dildar, sen
doğıserdir senden ol hulkı hasen
bu gelen ilm-i ledün sultânıdır
bu gelen tevhîd ü irfân kânıdır
bu gelen aşkına devreyler felek
yüzüne müştâktır ins ü melek
bu gece ol gecedir kim ol şerif
nûr ile âlemleri eyler lâtif
bu gece dünyâyı ol cennet kılur
bu gece eşyâya hak rahmet kılur
bu gece şâdân olur erbâb-ı dil
bu geceye can verir ashâb-ı dil
rahmeten li'l- âlemindir mustafâ
hem şefîü'l – müznibîndir mustafâ
vasfını bu resme tertîb ettiler
ol mübârek nûra tergîb ettiler
âmine eydür çü vakt oldu tamâm
kim vücûda gele ol hayrü'l – enâm
susadım gayet harâretten katî
sundular bir câm dolusu şerbeti
içtim ânı oldu cismim nûra gark
edemezdim kendimi nûrdan fark
geldi bir ak kuş kanadıyle revân
arkamı sıvadı kuvvetle hemân
doğdu ol saatde ol sultân-ı dîn
nurâ gark oldu semâvât ü zemin
(…..)
(bkz: süleyman çelebi)
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar