mgtow

men going their own way. yani yoluna bakan adam. kadınla kızla işi olmayan, ilişkiyi bir nevi kölelik olarak gören farklı bir kafa yapısına sahip erkeklerin dahil olduğu grup.
devamını gör...
henüz yeni tanıştığım bir akım biçimi. yalnız işin enteresan ve beni şaşırtan yanı ise, akımın ana fikriyatlarının çoğunu karşılamam olmasıydı (bkz: swh). yoksa yıllardır adını koyamadığım yaşantı ve düşünce biçiminin adını mı koydu ne, belki de öyledir.
devamını gör...
geçenlerde biriyle hayat hakkında konuşurken artık yoluma baktığımı, aileme yardımcı olmak için yaşadığımı falan söylemiştim. şimdi de bunu görünce bi garip oldum. zaten bu akıllı telefonlar yayıldı yayılalı o taraklarda pek işim kalmamıştı. günümüzde kız-erkek ilişkilerinin merkezinde olan-olmuş instagram, snap, foursquare gibi uygulamaları hiç kullanmadım. üniversitede de başlarda öyle ortamlara çabalayıp giremedim, sonlarda da kendi isteğimle girmedim. süreç bizi buralara kadar getirdi. zaten kovalamaya kovalamaya çevre de kalmıyor. neyse emeği geçenleri ahirette bekliyor olacağım.
devamını gör...
ben bu adamların olayını şöyle anladım, evlilik yok,çocuk yok ama seks var. aaa bu şey değil mi her erkeğin hayali? * sorumlulukmuş, nazmış, tripmiş, kadın dırdırı çekmekmiş hiçbiri yok. zaten feminizmin tam zıttı akım diyorlarmış kendisine. kadının erkeği sosyal ve ekonomik anlamda sömürmesini önlemek, erkeğin silikleşmesinin önüne geçmek rereröö. şahsen f*ckbody olayından farkını göremedim.
devamını gör...
bir yaşam tarzıdır. ben de bunların kafasındayım. ilgimi çekiyorlar. youtube da kanallarını takip ediyorum. adamlar her şeyi eleştiriyorlar ve bana biraz feministleri kızdıracak hareketleri varmış gibi geliyor nedense. diğer türlü bu hayat tarzının kadınlarca benimseneni de vardır bence. hatta yakında yeni bir akım doğabilir. tek amacı erkek bulup evlenmek olmayan kadınlar için.
devamını gör...
dünya üzerinde kadın-erkek oranı 49,5-50,5 şeklinde olmaktadır. ancak kadınlar birlikteliklerini sürdürecek partneri seçerken tabiatın kadim yasaları devreye giriyor ve kendilerini gen olarak daha üste taşıyacak alfa erkekleri seçme eğilimine giriyorlar. insanoğlunun en saf hali çocukluğu ise kadının da en mücerret hali ergenlik dönemi dediğimiz 13-18 yaş arasıdır. bu grupta bulunan kızlar genelde sınıfın en yakışıklısı, en kaslısı, en fırlaması, tipi düzgün ama karakteri bozuk serseri tiplisine ilgi duyarlar. demek ki kadın ile erkeğin oranı çağlar boyunca eşitse de kadınlar alfa erkek olarak bilinen yüzde 20'lik gruptan döl almak istiyorlar. bu da yüzde 80'lik dilimin bir kısmının ömür boyunca kadınsız yaşamasına sebep oluyor.

tek tanrılı dinler ve bilhassa islamiyet erkek lehine bir takım düzenlemeler yaparak evliliğe çok eşlilik başta olmak üzere kolaylıklar getirdi. ashab-ı suffa olrak bilinen mekke site devleti'nde en alttakilere tekabül eden kişiler dahi medine islam devleti'nde evlenme fırsatı buldular. karanlık çağlarda kadınların cinsel velayeti alfa erkeklerde toplanırdı. mesela ebu cehil ve ümeyye gibi bazı kişilerin cariyeleri vardı ve bu cariyelere fahişelik de yaptırılırdı. peygamber sav bir alfa erkekti ve zeyneb'i evlatlığı ile evlendirerek islam'ın cahiliyye dönemindeki kast sistemi ve asalet anlayışını en sert biçimde kırmak istedi. ancak zeyneb'in bu konudaki tavrı üzerinde çokca durulması gereken (bkz: hipergami) anlayışının bir yansımasıydı. doğanın yasaları işledi ve zeynep muradına erdi. geriye evlatlıkların, mirasçı olamayacağı ve babalıklarının eşleriyle evlenebilmesi hükmü kaldı. islam bu konuda hipergamiyi yenememişti.
devamını gör...
tabiatın tüm işleyişi cinsellik odaklıdır. eğer karşı cinse kendimizi beğendirme çabası olmasaydı, ne hijyen, ne kozmetik, ne giyim sektörü olurdu. erkekler için tüm amacın cinsellik olduğu söylense de temelde erkekler tek tanrılı dinlerin hakimiyete geçtiği çağlardan bu yana tek bir kadını sevmek ve onun ilk erkeği olmak eğilimindedirler. kadınlar ise yüzde 20'lik dilimin altındaki erkekleri kayda değer bulmazlar. tabi burada her kadın fiziksel acıdan cazip değildir, bu cazibeye sahip olmayan bir kadının alfa erkek arayışı ne kadar ciddiye alınabilir diye soracaksınız.

malumdur ki şu an en gözde partner bulma sitesi tinder'dir. tinder esasen kısa süreli reel ilişki yaşama platformudur. üyeler fotoğraflarını profillere koyarlar ve bir albüm gibi gözünüzün önünden geçen resimlere bakarken hoşunuza gidene ''like'' verirsiniz. tinder'de çok cazip olmayan hatta alenen çirkin olan bir kız bile son derece cazip erkekleri sola kaydırarak refüze etmektedir. erkek ise bu kadar müşkülpesent değildir. standart akıl bunu erkeğin cinsellik söz konusu olduğunda midesiz olmasıyla açıklar ama bir kadının kendi cinsel organının ona verdiği avantajı kullanarak, dengi olmayan bir erkeği araması mantıklı mıdır ? iş dönüp dolaşıp ilkel atalardan bize sirayet eden güçlü, kaslı, kıllı, kendisine ve yavrusuna mukayet olacak bir alfa erkek aramaya geliyor. yüzde 20'lik grup kadınların yüzde 100'ünce arzulanıyor. erkekler onları döllüyorlar. her cinsel ilişkide genetik atmıklar sperm yoluyla kadının rahminde baki kalıyor. bu da bilimin yeni keşfettiği birşey. zira çok eşlilik yaşayan ve serbest seks yapan bir kadın her ne kadar önceki partnerlerin atmığını adet yoluyla atsa da adetten hemen önce başka bir partnerle girilen cinsel ilişkide gelen sperm önceki partnerin spermalarıyla birleşiyor ve bu ilişkiden bir çocuk doğarsa aslında çocuk yüzde yüz size ait olmuyor. tabi işin bir de haysiyet boyutu var ki onlarca erkeğin vücudunun her noktasına nüfuz ettiği bir kadını almak insanlık ve erkeklik onuruna ne kadar uygundur.
devamını gör...
sosyal çevremizdeki evlilikler genelde beta erkeği ile beta kadını arasında gerçekleşmektedir. beta erkeği hayatının olgun çağına kadar doğru düzgün bir ilişki yaşayamamış, okul, askerlik, iş hayatında kendini kabul ettirme gibi mücadeleler içerisinde bulunmuştur. kadın ise ister cazip olsun isterse sıradan bir görünüme sahip bulunsun hem duygusal hem de cinsel açıdan çok şey yaşamıştır. ancak şu da bir gerçek ki kadının değeri 30'lu yaşlardan itibaren düşmektedir ve tabiatın ona verdiği annelik duygusu her pms dönemimde kendisini dürtüklemektedir. aşkını, bedenini, şehvetle titreyen ıslanmış gözlerini alfa erkeğe vermişse de alfa onu kullanmış ve atmıştır. işte burada hesabı ödeyecek olan beta erkek devreye girmektedir. my best friend is wedding, notting hill, bridget jones's diary gibi romantik komedilerin ve onların öncülü olan tüm edebiyat eserlerinin ortak teması esas kızı sonunda efendi çocuk kazanır anafikrine dayanmaktadır. hayır, aslında efendi çocuk fena halde kerizlenmektedir, kadın ona yamanmıştır ve güvenli limana doğru dümenini kırmıştır. türk televizyonlarının efsane dizi ikinci bahar'ı hatırlayın. şener şen ile türkan şoray'ın gençliklerini düşünün. bu ikiliyi gençken yakıştırabilir miydiniz ? ama bu dizide ikilinin birbirlerine aşkı hiç de yadırganmamıştır. çünkü artık türkan şoray bir kadının hoyratça tercih yapabileceği genç kızlık dönemini aşmış ve kendisine güvenli liman sunacak bir koya sığınmıştır.

kadınlar erkeğe değil erkeğin statüsüne aşık olurlar. cesar pavese'nin dediği gibi kadınlar evlenmeden önce kendilerine maddi imkanı sunacak erkeğe aşık olacak kadar akıllıdırlar. ben seçilmem seçerim tarzı yüzlerce kezban sözlerinin ana düşüncesi bende altından daha değerli birşey var ve sen onu elde etmek için köpek olmak zorundasındır. dolayısıyla para da alfa erkek kriterinde büyük bir role sahiptir. çünkü artık takas yönteminde değiliz ve mağarada bize et getirecek, güçlü, kaslı, kıllı yaratıklara ihtiyaç duymuyoruz. örneğin 2. bir ülkedeki yedi haneli bir döviz hesabı 1.65 boyunda 70 kg ağırlığında, esmer bıyıklı ve çirkin bir adamı bir anda ideal bir koca adayı haline getirebilir.

bu noktada beta erkeklere kişisel bakımınıza özen gösterin, kibar,kültürlü olun, spor yapın, vucudunuzu geliştirin gibi nasihat vermenin bir faydası yoktur. daha doğrusu bu öğütler erkeğin kendini gerçekleştirmesine yarar ama saygısız, gelenk görenek bilmeyeni, yakışıklı erkek karşısında size bir avantaj sağlamaz. o kadın size acaba kapısını açana kadar, alfa erkek söz konusu kadını tüketmiş, kullanmış ve atmıştır. ıssız adam ve kaybedenler kulübü gibi sinema filmleri de alfa erkeklerin dramını anlatır ki bu da bizim konumuzla ilgili değil.
devamını gör...
eğer nesillerin karışması ve yüksek ahlakın korunması gibi yüce ülküler olmasaydı nikahın bir anlamı olmazdı. bir erkeğin belediye onayıyla bakire kızla cinsellik yaşamak uğruna etrafı rahatsız ederek nümayiş yapması ilkelliktir. düğün sadece bir bildirimdir. oysa evliliğin yaygınlaşmasıyla düğün aslında erkeğin tabutuna yüksek sesle çakılan bir çivi olmaktadır ki erkek bunun henüz farkında değildir. ömür boyu sürmesi temenni edilen bir kölelik düzenine girmiştir. artık sosyal sorumluluklarına bir de karısını cinsel olarak tatmin etme, onun sonsuz isteklerine boyun eğme, çocuklarını büyütme ödevlerini eklemiştir. elden ayaktan düşüp kadınca yalnızlığa mahkum edilene ya da medeni kanunun erkeği 2. sınıfa düşüren ömür boyu nafaka gibi hükümleriyle soyup soğana çevirinceye kadar erkeği sağacaktır. sen bir erkek olarak ne kadar çabalarsan çabala, o kadın senin yaşına gelene kadar alfa erkeği arzulamış, onun için aşk acısı çekmiş, onu düşünerek kendisini tatmin etmiştir. senin 15 buluşmadan sonra sevimli çocuk onayını aldığın kız, tanıştıktan sonra 2 saat içinde bir bar tuvaletinde alfa erkeğe vermiştir. vermemiş olanlar da hep bu talepleri ön plana çıkartacak şekilde giyinirler. türbanlıların eyerliner çekmesi, yapay kaş oluşturması, ayak bileklerini gösterecek kıyafetler giymesi de aslında hep bu arzunun tezahürüdür. araba anahtarını masaya koyan kıllı ve zengin esmer erkekler olmasaydı, türbanlı rümeysa da ismailağa cemaati'ndeki hemcinsleri gibi giyinirdi. kimse beta erkek için o zahmete katlanmaz. haa benim karım böyle değil, sen genelleme yapıyorsun diyen arkadaşlara da saygımla şunu belirteyim ki senin karın yüzde 20'lik erkek diliminin radarına takılmamış ve o erkekler karını kendilerine layık görmemişler. bu tür kadınlar da genelde frijit olurlar ki bu cinsel yetersizlikleri kendileriyle evlenen erkeklerin hayatını zehir eder.

alfa erkeğe ulaşamamış beta kadın bizim gibi yarı özgür toplumlarda evlendikten sonra rahatlar. çünkü artık bekaret meselesini halletmiştir. ama aklı hala yüzde 20'de kalmıştır. işte gazetelerin üçüncü sayfasında gördüğümüz sayısız aldatma haberlerinin sebebi de budur. ben avrupa'ya gittiğimde bir takım gece kulüplerine uğradım. orada da pek cazip olmayan onlarca erkek , sahnede deli gibi dansedermiş gibi yaparken bir yandan da sürekli dişisine kur yapan bir yabanıl hayvan gibi etrafı süzüyor ve sinyal arıyor ama bulamıyor. zira kızlar ya sadece eğlenmek istiyor ya da skalalarını çoktan oluşturmuşlar ve o zavallı erkeğe sıra hiçbir zaman gelmeyecek. modern ülkelerede eşcinselliğin bu kadar yaygın olması, avrupalı erkeklerin asyatik veya ortadoğulu kızlarla evlenmesi, pedofili ve zoofili gibi sapkınlıklara yönelmesi avrupa kadınının erkeklere köpek kadar bile değer vermemesindendir. cinsel açlık çeken on binlerce yalnız erkek gelişmiş toplumların gizili sorunudur.
devamını gör...
işte mgtow (men go their own way) kendi yoluna giden erkekler olarak çevirilebilecek akımın ana tetikleyicisi yukarıda bir kısmını yazdığım dezavantajlı gerçeklerdir. mgtow feminizm'in simetriğidir. feminizm kadar politik ve sosyal başarı kazanır mı bilinmez ama kesin olan şu ki talepleri ve savları femizmden çok daha tutarlıdır. yine de bu tavrı tüm topluma şamil kılmak imkansızdır. zira mgtow un ayırt edici özelliği evliliği yadsıması, mgtow erkekler cinsiyetçi değildirler, kadınlarla ilişkiye de girerler. ancak varoluşlarını ve zamanlarını kendilerini geliştirecek faaliyetlere ayırırlar ve bir kadınla beraber olmak için zaman, emek ve para harcamayı reddederler. paralı cinsel ilişki bunun dışındadır çünkü bu fiil erkeğe bir sorumluluk yüklememektedir. bir iş ilişkisi gibidir. mgtow yanlış uygulanırsa ben oynamıyorum topumu verin çiğliğinde gözükebilir. esasen mgtow ben bu oyunu bozarım şeklinde olmalıdır.
devamını gör...
teoride mantıklı ve hatta huzurlu görünen ama pratikte yaşam boyu hayatına yedirebilecek erkeklerin az olduğu akım. abi kandırmayalım birbirimizi bak bizbizeyiz şurada.
devamını gör...
kadınlardan nefret ettiğini düşündüğüm insanların desteklediği akım. bu nefreti de anlıyorum, kaldı ki feministlerin bir kısmının erkeklerden nefret ettiği de açık. nefret edilmesi gereken şey ise insan onuruna yakışmayan her türlü hareket. yani bu erkekte de kadında da var. ilişkide olduğu insanı kullanma, ona zarar verme, aşağılama vs. bunu genelleyerek bütün erkeklerden veya bütün kadınlardan nefret edenler de olacaktır. ırkçılık gibi bir şey işte cinsiyetçilik de.
devamını gör...
kadınlar cenahından feministler, erkekler cenahından bu aptallar nesilleri ifsad etmek için canla başla çalışıyor. Allah bizi korusun ne diyeyim. aptal internet ideolojileri.
devamını gör...
mevcut hayat şartlarından, kadınların maslow'un piramitini zorlayan tatminsizlerinden ve egolarından, ebleh ve sefih feministlerin kendi hilkatlerini tağyir edişinden yılmış erkek neslinin çaresizliğidir. adı üstünde yoluna bakan erkektir. bir kadının erkek hegemonyasına teslim olmayacağım deyip kendi işine bakması, hayatını inşa etmesi ne kadar etikse erkek için de aynı durum geçerlidir. buna yafta vuran insan da ne bileyim...
devamını gör...
mgtow bir tepki akımı. işin esası uygulanabilirliği de yok. tarihteki mgtow'lara baktığımızda bunlar zaten kendi alanlarına odaklanmış, evliliği, aile hayatını bu uğurda hiç yaşamamış üstün zekalı ve yetenekli kişiler. leonardo da vinci, bobby fischer, hz. isa gibi. bizde ve büyük ihtimalle dünyada mgtow'um diyenler oneitis başlığı altında toplanabilecek kadınlar tarafından cazip bulunmadığından takıntılı hale düşen medeni cesareti yetersiz erkekler.

red pill'in de mgtow'un da kendi içerisinde açmazları var. red pill her ne kadar zalimce olsa da bir sistem öngörüyor. buna sosyalizm dersek, mgtow da onun düşman kardeşi anarşizme tekabül etmekte. nedir bu açmazlar. bence mgtowlar kendi içerisinde sevmeye ve sevilmeye karşı büyük iştiyak duyan çocuk ruhlu kişiler. yani bir gün karşılarına zarif ve iyi kalpli bir kızcağız çıktı mı bütün o mgtow ilkeleri tuzla buz olur. öte yandan evlenip boşanmış mgtowlar da var ama onlarınki de daha ziyade heteroseksüel erkeği düğün masrafı, kadınları arkalayan çocuk ve mal paylaşımı gibi hususlardan ötürü kediye boğduran modern hukuk ve toplum yapısına bir tepki. evlenmeseler de aşka engel olacak bir mgtow iksiri yok.

mgtow olmak demek kendini tamamen kendinle alakalı kariyer, beden ve sosyal hobiler odaklı yetiştirerek kadınlara harcayacağı mesaiyle yeni bir ben yaratmak demek. oysa ki insan sosyal bir varlık. yetenek performansa dayanmazsa sanatçının anlamı kalmayacağı gibi kendi yoluna giden erkeğin de inşa ettiği o kimlik tavuskuşu gibi teşhir edilmeyecekse kendini tatminden öteye geçmez. hatta tatmin de etmez. mgtow olmak demek aşkı, çocuk sahibi olma duygusunu inkar demek. bu duygular sana yabancıysa, paranı ve mesaini kadınlara harcamak istemiyorsan, önü cepli mavi tişört diyen akpli eniştenle pazarları mangal yelleyeceğin bir hayat sana zul geliyorsa, çocuk sesi duyduğunda bunların babaları neden dışarıya boşalmamış diyenlerdensen, bir kadının sana sarılarak uyuması ve nefesinizin birbirine karışması hissi seni mutlu etmiyor, heyecanlandırmıyorsa mgtowluk için ayrıyeten form doldurmana gerek yok. zaten mgtowsundur.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.