midnight express

içinde abartı derecede türk düşŸmanlığŸından başŸka bir şŸey olmamasına rağŸmen, kim ne derse desin; sanatın gücünü anlayabilmemiz-kavrayabilmemiz adına muhteşŸem derslik bir film.*
devamını gör...
bizim hala batı'nın ortalama insanının bizi atatürk'ün kahramanlıklarıyla, koca yusuf'un naim süleymanoğlunun zaferleriyle türkiye'yi tanıdığını zannedelim, bizi tanıdıkları filmdir. çoğu da hala böyle zanneder.
devamını gör...
bu filmin en canalıcı sahnelerinden bir tanesi billy hayes çıldırması ve rifkiii nidaları ile rıfkı yı öldürmesiydi.
ayrıca ben hayatımda bir ırkı böylesine aşağılayan bir film daha görmedim, gören duyan varsa beri gelsin.
devamını gör...
1977 yılında, billy hayes ve william hoffer tarafından yazılmış, sphere books tarafından yayınlanmış kitaptır.

1978 yılında, kitaptan uyarlanarak senaryolaştırılmış ve filme çekilmiştir.


devamını gör...
senaryosunu ünlü yönetmen oliver stone'un yazdığı ve yönetmenliğini yine ünlü yönetmen alen parker' ın yaptığı filmdir.
film tamamen türkiye karşıtıdır. filmde konu edilen iddaalar gerçekten son derece ağır ve üzücüdür.
türkiyede tutuklanan bir yabancının hapisanede başına gelenleri konu eden film gerçeklerden son derece uzak ve tamamiyle karalama amacıyla, çamur at izi kalsın mantığı ile çekilmiştir.çekildiği dönemde dünya kamuoyunda büyük ilgi toplamış aynı şekilde türkiye kamuoyundada inanılmaz tepkilere yol açmıştır.
bir sinema filmi olarakda gayet başarısız bir filmdir.bu kadar usta iki sinemacıdan daha başarılı bir yapım beklerdim.
bu arada senarist oliver stone yıllar sonra büyük iskender filmini çektikten sonra nedendir bilinmez türkiyeyi ziyaret etmiştir ve gece yarısı ekspresi için bir nev igönül almıştır.bu arada büyük iskenderde gayet başarısız bir filmdir.
devamını gör...
acayip komik senaryoya sahip filmdir.

tamam,oliver stone da alan parker da iyidir,hoştur v.s.ama hikayeyi yaşayan adam dahi hikayenin öyle cereyan etmediğini anlattığı halde,senaryo tamamen popülist hazırlanmıştır.zelig filminde woody allen bu tip çarpıtmalarla iyi alay etmiştir.

hele filmdeki türkçe konuşan tipler yok mu...ömrümde bu kadar kötü türkçe konuşulduğunu duymadım.gurbetçi şaban'daki almanca'dan daha berbat bir türkçe konuşuyorlardı.

filmde çizilen türkiye portresi ise,bırakın bugünü,o günkü türkiye'yi dahi yansıtmıyor. cast seçimi ise son derece zayıf.zira mahkeme sahnesindeki hakim,savcı v.s. daha çok cellat olarak kullanılabilecek tipteler.(ha,bunu kalkıp da adamın gözünden yansıtmayla izah edeceklerdir.)

hasılı,sinema sanatı adına öğrenilecek çok da fazla şey yoktur.öğretecek "bir şeyi" olan tonla film varken hele.
devamını gör...
1978 tarihli, yıllar boyunca türkiye'nin başına bela olan ve yurtdışında türkiye lafı geçince akla gelen imajın kaynağı olan film. şimdilerde unutulmuş olsa da, çekildiği dönemden sonra, çok uzun yıllar, umacımız olmuştur. türkiye'nin dış dünyadaki itibarına kara çalmak amacıyla çekilmiştir. yönetmen alan parker, billy hayes'in kitabına dayanarak oluşturduğu senaryoda ilk senarist oliver stone'un abartıya kaçtığını, sonra da kendisi filmi ele alırken biraz daha gerçeklikten uzaklaşıp, amacından saptığını dile getirerek, filmdeki hakaret unsurlarından dolayı özür dilemiştir.

amerikalı öğrenci billy hayes bir uyuşturucu müptelasıdır. bu berbat alışkanlığını türkiye’ye gerçekleştirdiği ziyaretinde de sürdürmeye kalkınca kodesi boylar. bundan sonra ise hayes’ın zorluklarla dolu hapishane günleri başlayacak ve meşhur "türk misafirperverliğinin" tadına doya doya bakacaktır. "terrible turks" işbaşındadır ve nedense bu filmde bir tane bile iyi türk bulunmaz.
devamını gör...
sonisphere'da bruce dickinson (bkz: iron maiden), islam ülkelerindeki hayranlarından bahsedip ırkın, dilin, dinin önemsiz olduğu ile ilgili konuşup, blood brothers şarkısını söyledi. bitişte running free'nin sözlerini “spend the night in a turkish jail, midnight express set me free”ye çevirdi. yaptıkları müziği ne kadar sevsem de, kendilerinden bir nebze soğuduğumu kabul etmeliyim.
devamını gör...
küçüklüğümden beri adını sıkça duyduğum filmdi. hakkında tek bildiğim ise oliver stone tarafından yapıldığı ve türkiyeyi çok kötülediğiydi.
izleyene kadar da "kesin abartıyorlardır, o kadar da kötülememiştir" falan diyordum. ancak yüzlerce film izlemiş biri olarak bir ülkeyi ya da bir milleti bu kadar gömen hatta bu kadar hakaret eden başka bir film izlemedim.
ulan uyuşturucu kaçakçısı ve katil olan sensin ama yazdığın kitap yüzünden biz kötü oluyoruz. yani eleman defalarca sıkıntı yaşadığı karaktere değil türkiyeye ve türklere sövüyor. bir de kötü olaylar sırasında ya da sonrasında ezan sesini duymamız da ilginç. söylenene göre hikayeyi senaryolaştıran oliver stone bir derece abartıken yönetmen bu abartmayı daha da öteye taşımış ve bu film çıkmış ortaya. senaristle yönetmenin çocukken istanbulda topu inşaata mı kaçmış da bu kadar kinlenmişler anlamıyorum. hayrı yani bahsi geçen yıllarda türkiye bildiğim 3. dünya ülkesi, gömmek için zahmet etmeye gerek yok aslında ama özetle bu filmin art niyetsiz çekildiğini söylemek imkansız.
diğer yandan türklere söven içeriğini bir yana bırakıp sadece filme bakarsak da sıkıntı var, bu filmin 2 oscar alması ve bunlardan birinin en iyi senaryo oscarı olması da düşündürücü. ne çektiği sıkıntıları hissettirebiliyor film ne de sonralara doğru yaşanan heyecanı. her açıdan başarısız.
devamını gör...
tam olarak seyiriciyi türklerin dünyanın en aşağılık milleti olduğuna ikna etmek için çekilmiş art niyetin nirvanası filmdir.
iletişim araçlarının yaygın olmadığı, soğuk savaşın/propagandanın hüküm sürdüğü yıllarda hatırı sayılır zararı dokunmuştur.

hani bir an için;
"sonuçta sinema bu. seyirciyi etkileme adına mesele biraz abartılabilir. ucu bize dokunduğu için fazla hassas davranmış olabiliriz" diye içinizden geçirseniz bile, bir dakikadan uzun sürmüyor.

karakterler üzerinden yapılan aşağılama yetmiyor, sözle aleni küfürler ediliyor.

hakaret yapabilmek için o kadar zorlama diyaloglar var ki.
mesela bill hayes babası ile hapisaneden nasıl kurtulacağını konuşurken birden türk yemeklerinin ne kadar iğrenç olduğuna geçiliyor.
çocuklara bile hakaret ediliyor.

ilginçtir ki bu filmin çekildiği dönemde abd kıbrıs barış harekatı sebebiyle türkiye'ye ambargo uyguluyordu.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar