milliyetçilik

fransız ihtilalinin sonucu olarak çıkıp, tüm dünyaya yayılan, şŸu anda ümmet-i muhammed'in bir araya gelememesinin tek sebebi. önce türküm sonra müslüman diyen bir insan ile nasıl cihad edilir, ne yapılır çok merak ediyorum.
devamını gör...
dinde kesinlikle yeri olmayan.

faşo'luğu, şovenliği bir kenara bırakın; milliyetçiliğin dahi, her ne şekil olursa olsun (iyi-kötü) islam dininde yeri yoktur. günahtır, etmeyin.
devamını gör...
dinde gayet de güzel yeri olan, fransız ihtilalinin sonucu olarak çıkan nasyonalizm ile karıştırmıyorsanız tabii ki...

milliyetçilik, milletini sevmek ve ona hizmet etmektir. ana babanızdan, ehlinizden, asabenizden, zã®-rahmlerinizden başlayıp, din kardeşlerinize ve bütün kullara doğru genişleyen halkalardan biridir.
devamını gör...
ne olduğunun anlaşılması için, belki de önce ne olmadığını anlamak gerekiyor, milliyetçilik kimin kimden üstün olduğu ile ilgili bir konu değildir. keza "sol" partilerin "ulusalcı" tavrı ile de bir ilgisi yoktur, bir skala yapılacak olsa, milliyetçilik hususunda akp, chp'nin yüz basamak üstünde kalır. millete savaş açıp, tercihlerini hiçe sayıp, ceberrut bir azınlığın baskısı altında tutmaya çalışmanın neresi milliyetçilik?
devamını gör...
20. yy'da imparatorlukları çökerten, 21. yy'da bi boka yaramadığı anlaşılarak tekrar modern imparatorlukların kurulmasına sebep olan ab, abd-kanada-meksika, g-8, d-8, z-88(u: ) turşu.
devamını gör...
hani milliyetin islâm idi? kavmiyyet ne?
sarılıp sımsıkı dursaydın a milliyetine!
arnavutluk ne demek? var mı şeriatta yeri?
küfr olur, başka değil kavmini sürmek ileri.
arab'ın türk'e, laz'ın çerkez'e yahud kürd'e,
acem'in çinliye rüçhanı mı varmış, nerede?
müslümanlıkta anasır mı olurmuş? ne gezer?
fikrã® kavmiyyeti tel'in ediyor peygamber.
en büyük düşmanıdır rã»h-u nebã® tefrikanın,
adı batsın onu islâm'a sokan kaltabanın.
artık ey millet-i merhã»me sabah oldu, uyan!!!
sana az geldi ezanlar diye ötsün mü bu çan?
ne araplık, ne de türklük kalacak, aç gözünü!
dinle peygamber-i zã®şân'ın ilahã® sözünü.
türk arap'sız yaşamaz, kim ki yaşar der, delidir!
arab'ın, türk ise hem sağ gözü, hem sağ elidir...
veriniz baş başa zira sonu hüsran-ı mübã®n,
ne hükã»met kalıyor ortada billahi, ne din.
medeniyyet size çoktan beridir diş biliyor,
evvela parçalamak, sonra da yutmak diliyor.
arnavutlar size ibret olacakken hâlâ,
ne bu şã»ride siyaset, ne bu fasã®d da'vâ
görmüyor gittiği yanlış yolu zannım çoğunuz,
size rehberlik eden haydudu artık kovunuz.
bunu benden duyunuz, ben ki evet arnavud'um,
başka bir şey diyemem, işte perã®şan yurdum.

mehmet âkif ersoy
devamını gör...
milliyetçilikten kürtlere hakaret etmeyi anlayan ve kendileri dışındaki herkesi bi şekilde vatan haini ilan eden zihniyetten ülkemizde malesef oldukça vardır ama aynı milliyetçiler genelde yerli ürünler yerine hep batılı ürünleri tercih ederler
devamını gör...
türk milliyetçiliği=faşistlik

kürt milliyetçiliği=özgürlük savaşçıları, insan hakları savunucuları, sabah şekerleri, iyilik kumkumaları

evet bu kadar gariptir son günlerde bu tanımın içeriği. demohrasi ile benzeşir. herkes işine geldiği gibi anlar


(bkz: ne güzel istanbul)
devamını gör...
hz. adem`e karşı kendi cinsini (yaratılmışlık özelliğinden ileri gelen farklılığı) üstün görern şeytan`ın ( ozaman iblis idi) başlattığı bir bakış açısı, olayları yorumlama biçimidir- ilk ve en büyük milliyetci şeytandır.
devamını gör...
milliyetçilikten yalnızca kendi milletini yüceltmek değil de kendi akraba vs.yi yüceltmeyi de anlamak gerek ve bugün bu çok fazla yapılmaktadır diye düşünüyorum. benim olan suçlu da olsa bendendir ve korurum mantığı tam da budur ve değiştirmemiz gerekir.
devamını gör...
ülke milliyetçiliği ile ırk milliyetçiliği'nin ayrıldığı nokta tam olarak algılanmaya başlandığı an anlam kazanacak kavram.
devamını gör...
vatan kavramıyla birlikte insanların kafasında sanki bilinçli bir şekilde flulaştırılıp, sloganlaştırılan kavramlardan biridir. üniversiteye ilk başladığım günlerde bir hocamdan öğrendiğim ve kafamda onun yaktığı ışıkla! şekillenen kavramlardandır.hoca bir dersinde ''kısaca milliyetçilik boş yere yanan anfi ışıklarını söndürmektir '' demişti. sonraları dikkat ettim hoca derse başlarken ilk olarak bunu yapardı. sonraki günlerde bize pilav ve makarna sosu tarifi vermişti. sağolsun hocamız bazen ruhumuzun bazen de karnımızın doymasını sağlardı.
devamını gör...
her zamanki gibi, "hangi milliyetçilik" suali tepemizde sallansa da, "benim dediğim milliyetçilik" cevabıyla topu taca atar ve tanımlara devam ederim, büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden öperim, soranlara çok çok selam ederim...

milliyetçilik kimliği ırk üzerinden inşa etmek demek değildir. o ırkçılıktır. ırkçılıkla milliyetçilik arasında ne fark vardır? ırkçılık özellikle soy kavramı üzerinde durur ve bunu bir üstünlük vesilesi addeder ve üzerine bir takım hak ve vazifeler inşa eder. milliyetçilik soy vakıasını reddetmez, ama bunu nihai ve temel bir kavram olarak ele lmaz. zira birincisi hiçbir zaman bir insanın insanlığın başlangıcına kadar bütün soy ağacını çıkarmak mümkün değildir, ilm-i ensabdan nasibiniz kadar konuşabilirsiniz ancak. ikincisi saf soya sahip bir millet bulmak mümkün değildir. üçüncüsü soyağaçlarını nihayetine doğru takip ettiğinizde, hz. adem'e ulaşırsınız ki, bu da farklı saydığınız soyların bir noktada birleşmesi ve aynileşmesi, farkın neticede ortadan kalkması demektir. insanların farklı kökenlerden türediğini düşünmeyen birinin ırkçı olması tuhaftır. diyelim ki soy kavramını mutlak bir ölçü değil de, pratik anlamda tespit edilebildiği kadarıyla bir ölçü kabul ettiniz. bundan ne netice çıkarabilirsiniz? şu ya da bu soydan gelmiş olmanın size yüklediği hak ve vazifeleri ne ile açıklayabilirsiniz? üstünlük iddiasını neyle destekleyebilirsiniz? eğer kendinizi "kutlu soy" veya "seçilmiş soy" olarak takdim edecekseniz, buna inanç alanından bir referans göstermek durumundasınız. bir müslümanın böyle bir şey yapamayacağı açıktır. eğer üstünlüğü kültüre dayandıracaksanız, kime göre neye göre suali yakanızı bırakmaz. eğer üstünlüğü biyolojik kriterlere dayandıracaksanız, aynı sual yine yakanıza yapışır: size göre cermenler üstün olabilir, bana göre ise zulular üstündür. neticede "çünki öyle" demekten başka bir açıklamanız olmaz, o da başka bir izaha hacet duymaksızın kendini üstün gören, buna inanan kişilerden başkasını mutmain kulmaz.

milliyetçilik soyu, milleti teşkil eden unsurlardan biri olarak ele alır, bunun yanında kültür ve şuur da önemlidir ve hatta netice itibariyle daha önemlidir. milliyetçilik şu ya da bu millete mensup olmanın insanı daha üstün kıldığını ileri sürmez, haklarınız ve vazifeleriniz de şu ya da bu milletten oluşunuzla bağlantılı değildir, herhangi bir insan ne ise, siz de osunuzdur. mensup olduğunuz millet sizi bir takım kişilerden ayırır, bir takım kişilerle birleştirir, ancak kimliğinizi belirleyen tek faktör değildir. kimlik karmaşık bir olgudur, insan olmaktan fert olmaya kadar muhtelif kısımları vardır ve bunların bütünü kimliğinizi belirler. kimliğinizi tek bir faktör üzerinden ifade etmeniz, bir soyutlamadır, ideolojik bir seçim olabilir, hakikatin bir ifadesi değildir. "türk müsün, müslüman mısın; kimliğini türklük üzerinden mi yoksa islam üzerinden mi inşa ediyorsun" suali, "insan mısın, yoksa erkek misin; kimliğini hangisinin üzerinden inşa ediyorsun" suali kadar abes bir sualdir. aynı anda hepsi ve daha fazlasıyım ve kimliğimi hepsiyle birden inşa ediyorum.

kimlik ifadesi için ideolojik vasfı olan bir soyutlama yapılırsa ne olur? karşınızdaki vakıanın bir kısmını reddetmek suretiyle, bir gözü kör bir ideoloji ortaya koymuş olursunuz. mesela, din vakıasını gözardı edip, kimliği esas itibariyle bir ırk meselesi olarak tarif ettiğiniz zaman, ırkçılık hatasına düşmüş olursunuz. keza millet vakıasını gözardı edip kimliği sadece bir din meselesi olarak tarif ettiğinizde, ümmetçilik hatasına düşersiniz. burada sorulması gereken, kimlikle ilgili eksenin kimliğinizin hangi cüzü olduğu değildir. teoriniz açısından hangi unsurun diğerlerine nisbetle daha belirleyici olduğudur. milliyetçi islamcılık için üst sistem islamdır. bunun ümmetçi islamcılıktan farkı, "dini faktörünü eksen almanın mecburi neticesi millet faktörünü ihmal etmektir" fikrini reddetmesidir.
devamını gör...
üstümüze uymayan elbise. çekiştirsekte, terziye götürüp bedenini küçültsekte olmuyor. hani o kadar matah bir tarafı da yok. deneme kabininde niye sıra bekleriz anlaşılmaz.
devamını gör...
milliyetçilik, kimlik şuuru ve totoloji üzerine fikir cimlastiği yapmaya çalışalım biraz...

şöyle bir şey söylenebilir mi: kimlik şuuru için eksen teşkil edecek kavram, fert için tarif şartı olan bir kavram olmalıdır ve fikriyat da bu kavram üzerinden kurulmalıdır. tarif şartı olmayan bir kavram üzerinden geçerli bir kategorizasyon yapılamaz, tarif şartı bakımından mahiyeti farklı bireyler bir küme halinde toplansa bile, bu kümede olmanın, o kümede olmaktan başka bir açıklaması yoktur. kimlik bize o ferdin "ne" olduğunu söylemelidir.

bu mantıklı görünüyor, ama neyin tarif şartı olabileceği, neyin olamayacağı hususu muallak kalıyor. ayrıca bir ferdin farklı açılardan farklı şekillerde tarif edilebileceği, birden fazla mahiyetin bir fertte toplanmış olabileceği ihtimalini dikkate almıyor.

mesela elinizde üç kalem var ve bunları bir kalem kutusuna koydunuz. siz onları o kutuya koymadan önce de hepsi kalemdi, onların ne olduklarını belirleyen, kutunun içinde olmaları değil. ama bir kalem, bir silgi ve bir kalemtraşı bir kutuya koymuş olsaydınız, bunlar için kutunun içinde olmalarından başka bir ortak nokta sözkonusu olmayacaktı. bu silgi neden kutu kümesine dahildir sualine, çünki bu silgi kutunun içinde demekten başka bir cevap veremeyecektik ve bu cevap da bir totoloji olacaktı. bahsi geçen görüş bu benzetmeyle özetlenebilir. aynı benzetme üzerinden itirazımız da ifade edilebilir.

mesela kutuya koyduğumuz kalem, silgi ve kalemtraşın hepsi kırmızı renkte olsaydı, bunların kutunun içinde olmaktan başka bir ortak noktaları daha olacaktı. ilk durumda neden başka şeyleri değil de, bu üç nesneyi kutuya koyduğumuzun bir izahı yoktu, ama şimdi var. diyelim ki kutuya bir kırmızı, bir mavi ve bir yeşil kalem koyduk. bu durumda bir izahımız olabilir mi? eğer fonksiyonu tarif şartı kabul ediyorsak olur, rengi tarif şartı kabul ediyorsak olmaz. peki doğru olan hangisi, bütün kalemleri bir kutuya ve bütün silgileri başka bir kutuya koymak mı, yoksa bütün kırmızıları bir kutuya ve bütün mavileri başka bir kutuya koymak mı? bu tamamen tarif şartı olarak hangi kıstası kabul ettiğinize bağlı, seçiminiz başkalarını bağlamaz. dahası bir kalemin aynı anda iki farklı kutuda olması mümkün değildir, ama bir ferdin aynı anda iki farklı kategoriye dahil olması mümkündür, çünki kategoriler sadece zihnimizdedir ve kategorizasyon neticede mantık itibariyle keyfi. bir teori kurarken tek bir kategorizasyon çeşidini kullanmakla ilgili bir mecburiyet de yok zannediyorum.

işin ilginç tarafı, aynı mantığı aslında millet fikrini esas alanlardan da kullananlar var. bunlara göre sizin ne olduğunuzu belirleyen hangi milletten olduğunuzdur. bu tarz bir görüşe göre sizin ontolojik konumunuzu belirleyen milliyetinizdir, dininiz ise değişebilen, arızi bir vasıftır.

millet fikri ile din fikrinden birini seçmek mecburiyetinde miyiz, bunlar birbiriyle çelişiyor mu? bu sualin cevabı bu fikirleri neresinden tuttuğunuza bağlı. ırkçı türkçülük ile ümmetçi islamcılık çelişir, ikisini birden benimseyemezsiniz, ama bu sadece bu iki fraksiyon için geçerlidir, ortada bir ırkçı olmayan türkçülük ve ümmetçi olmayan islamcılık vardır ki bu kesişime milliyetçi islamcılık diyoruz.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar