milton erickson

amerikalı psikiyatrist ve psikoterapist milton h. erickson, tedavi amaçlı hipnoz ve telkini ilk kullanan doktordur. aile terapisi ve özellikle medikal hipnozun en önde gelen ismidir. aynı anda hem tıp hem psikoloji eğŸitimi almışŸ olan erickson, kendi hayatından edindiğŸi deneyimleri bilimin teorik verileriyle en iyi şŸekilde bütünleşŸtirmişŸ ve ortaya eşŸsiz bir terapötik yaklaşŸım çıkarmışŸtır. gelişŸtirdiğŸi hipnoz ve telkinlerin kökeni, erickson'un 17 yaşŸında geçirdiğŸi çocuk felcine kadar gider. yürümek için kendine verdiğŸi telkinler "dolaylı telkin yöntemi"nin ilk nüveleridir.

"yatağŸa düşŸtüğŸünde doktorların annesine sabaha çıkamayacağŸı sözünü duyduğŸunda içi öfkeyle dolmuşŸ, annesinden dışŸarının manzarasını engelleyen pencerenin önündeki büyük dolabı yana çekmesini istemişŸti.. sabahı göremeyecekse, günbatımını mutlaka görmeliydi. böylece hem annesine yaşŸama arzusunu ilan edip ümit vermişŸ, hem de bu kısa vadeli hedefe odaklanarak kendini bekleyen ölüm tehdidine karşŸı korkusunu bastırmışŸtı. gün batımının ancak yarısını seyredebilen erickson, üç günlük bir koma halinden tamamen felçli olarak çıktı. bu halde geçirdiğŸi uzun zaman boyunca, insanların kelimeleri nasıl kullandığŸını, jest ve mimiklerin iletişŸimdeki rolünü gözlemleriyle anlayacaktır. ona en çok acı veren şŸey yalnız kalmaktır. dışŸarıyı göremeden sandalyesinde yalnız oturduğŸu bir gün, aralık pencereden gelen oyun sesleri, aklını çeldi. büyük bir istekle pencereden bakmayı, diğŸerlerinin arasına katılmayı istedi. tam o anda sandalyesinin hafifçe kıpırdadığŸını fark etti. büyük bir heyecanla kendisine emirler yağŸdırmaya başŸladı: "ayaklar hareket edin! sandalyeyi sallayın!" ancak bir şŸey değŸişŸmedi. neden sonra yorulup bundan vazgeçti. sonraki denemesinde yine gündüz düşŸlerine kapıldığŸı anda, sandalyeyi hareket ettirebildi. erickson'un "indirekt telkin" yöntemini keşŸfi böyle oldu. ã–neriyi bilinç değŸil, bilinçaltı deşŸifre etmekte, böylece uyarılan hayal gücü vücuda, bilincin verebileceğŸinden daha güçlü bir şŸekilde telkin vermekteydi. bu olayı takip eden iki yıl süresince erickson, kendine yürümeyi öğŸretti ve bunu o günlerde emekleyen kız kardeşŸini izleyerek yaptı. erickson çocuk felci hastalığŸına ⓠinsan davranışŸı konusundaki en iyi öğŸretmenim┠derdi. " ( zeig, 1980 a).
dr.erickson 'un en sıra dışŸı özelliklerini söyleyerek iyi bir başŸlangıç yapabiliriz.

1. bulunduğŸu her türlü ortamdaki kişŸilere konuşŸmalarıyla hipnoz uygulayabilirdi.

2. toplu halde gözler açık vaziyette hipnoz yapabilir ve telkin verebilirdi.

3. yukarıdaki özelliklerinden dolayı bir çok insan erickson tarafından hipnoza alındığŸını yıllar sonra tesadüfen öğŸrendi.

erickson çocuk felci geçirmişŸ, uzun yıllar boyunca yataktan kalkamamışŸtı. ancak bu olumsuz durumu en iyi şŸekilde kendi yararına kullanmayı bildi. hastalığŸı süresince sadece gözlerini hareket ettirebildi. bu durumda yaşŸamdan zevk almanın yollarını düşŸünmeye başŸladı. yapılabildiğŸi ona zevk veren tek şŸey, yeni şŸeyler keşŸfetmek için insanları gözlemlemekti. kız kardeşŸlerini gözlemlemeye başŸladı. kız kardeşŸinden öğŸrendiğŸi ilk şŸey birinin, "evet" dediğŸinde, bunun hayır demek anlamına gelebildiğŸiydi...aynı şŸekilde kardeşŸleri "hayır" dediklerinde bunun anlamı â“evet┠olabiliyordu. erickson bu şŸekilde yıllarca insanları gözlemleyerek gözlemin gücünü keşŸfetti. sözsüz iletişŸim ve beden dili konusunda keşŸifler yapmaya başŸladı. ã–ğŸrenme süreçlerinde bilinçaltının gücünü keşŸfetti. yokuşŸ inerken yer çekiminin aşŸağŸı doğŸru uyguladığŸı kuvvet gibi insanların öğŸrenmesi sırasında da bilinçaltının da etken bir kuvvet olduğŸunu savundu.
en küçük kardeşŸini emekleme aşŸamasından yürümeyi öğŸrenme aşŸamasına kadar gözlemledi. yürümeyi öğŸrenmek için çocuk bilinçli hiçbir caba sarf etmiyordu. yürümeyi öğŸrendikten sonra da yürümeye özen göstermek için bilinçli bir çaba göstermiyordu. yürümeyi nasıl öğŸrendiğŸimizi hatırlıyor muyuz? hayır değŸil mi? ama yürüyoruz? buna göre her şŸey başŸlangıçta bilinç düzeyinde öğŸrenilebilse de sonradan öğŸrenilen her şŸey " farkında olmadan bilinçaltına inmektedir .
erickson, kız kardeşŸinin yürümeyi öğŸrenme hikayesini çok ayrıntılı şŸekilde terapinin başŸında bazı hastalarına anlatırdı. bir bebeğŸin yürümeyi öğŸrenmesini hastasına anlatarak danışŸanına aşŸağŸıdaki indirekt telkinleri vermişŸ olurdu.

1. ã–ğŸrenmenin aslında ne kadar basit olduğŸu.

2. danışŸanın bilinçaltı problemlerinin ve başŸarısızlıklarının başŸlangıç zamanlarına, zihinsel küçük bir seyahat yapalım.

3. ã–ğŸrenme bazen zor olsa da, azmedilirse her şŸeyi öğŸrenilebilir.

4. insanların farkında olmadıkları güçleri vardır.

erickson'un en önemli takipçileri ve bir anlamda dava arkadaşŸları psikolog jeffrey zeig, psikolog ernest rossi, robert pearson ve kay thompsonâ’dır. ericksonâ’un ve ernest rossiâ’nin birlikte kaleme aldıkları kitapların ve daha bir çok kitabın amerikaâ’da şŸu anda yok sattığŸını hatırlatmak gerekir. tartışŸmasız ericksonian yaklaşŸım dünyada hipnoterapi ve psikoterapinin son parlayın yıldızıdır. dr.erickson amerikaâ’da "great" (fevkalade) hipnoterapist olarak anılan tek isim olmuşŸtur.
erickson yaygın olarak dünyanın en önde gelen hipnoz uygulayıcısı teorisyeni ve öğŸretmeni olarak bilinir. modern medikal hipnozun babası olarak anılan tek isimdir. amerikalılar onu "bay hipnoz" (mr.hypnosis) olarak tanıdı (secter, 1982). hipnozun saygı duyulan klinik bir araç haline gelmesinde en önemli katkılarda bulunmuşŸtur.yalnızca phonixâ’teki ofisinde 30.000 civarında hasta ile çalışŸtığŸı tahmin edilmektedir. kendisi hakkında sadece amerikaâ’da 100 den fazla kitap yazılmışŸtır. dünya çapında adını taşŸıyan 50 adet enstitü bulunmaktadır.
aynı anda hem psikoloji okurken hem de tıp fakültesini bitirdi. bu sayede hem american psychological association (bizdeki psikologlar derneğŸiâ’nin karşŸılığŸı) hem de american psychiatric association (amerikan psikiyatri derneğŸi) üyesi olabildi. yani hem psikiyatrist hem psikolog olan nadir bulunan özellikleri sahip bir bilim adamıydı.
günümüzde ericksonian hipnoz konusunda dünyada her ay en az bir kitap yayınlanmaktadır. erickson 150 makale ve 6 kitap yayınlamışŸtır. türkiye'de ise konu hakkında ki en genişŸ ve ilk türkçe kaynak şŸu anda okuduğŸunuz sayfalardır. işŸte size dünya ve türkiye'nin karşŸılaşŸtırması.
ondan önce hipnotistler hipnozun "hipnotistin otoritesini kabul eden pasif durumdaki danışŸanın telkin alma kabiliyetini arttırarak ona telkinler yağŸdırmak â“olduğŸunu düşŸünüyorlardı. onun metodu ise içsel kaynakları (inner resources) öne çıkararak terapide kullanmaktı (hammond, 1984). erickson psikoterapi ve hipnozun bu içsel kaynakların yeniden organize edilerek daha iyi kullanılması gerektiğŸini savunmuşŸtur (zeig, 1985 s.6). erickson, hipnozu danışŸanın problemini çözmede danışŸanla işŸbirliğŸini sağŸlamak amacı ile kullanmışŸtır.
erickson jay haley'in (1973) sıradışŸı terapi isimli kitabının basılmasından sonra kısa dönem stratejik psikoterapinin babası olarak anılmışŸtır (zeig, 1985 s.5). ã–ğŸrencisi ve yakın arkadaşŸı olan haley (1980) terapinin çözüm değŸil, problem olduğŸunu savunmaktadır. problem danışŸanların terapide olmasıdır. ã‡özüm danışŸanların bir an önce terapiden yararlanmalarını sağŸlamaktır. erickson, meslektaşŸının bu görüşŸünü benimsemektedir.
o, hipnoz, öğŸretme, psikoterapi arasındaki sınırları bulanıklaşŸtırmışŸtır. ã‡ünkü o öğŸretirken aynı zamanda hipnoz yapmaktadır. erickson'un konferanslarının bant kayıtlarını inceleyen zeig, onun konuşŸmalarının hipnoz yapıcı özelliğŸini (zamana yayılmışŸ hipnotik indüksiyon içerdiğŸini) fark etmişŸtir. bu durumu zeig ericksonâ’a söylediğŸinde o, "izleyicileri motive ediyordum" cevabını vermişŸtir (zeig, 1985 s.6).
1980 yılındaki uluslararası ericksonian hipnoz ve psikoterapi kongresine 2000â’in üzerinde psikoterapist katılmışŸtır. psikoterapi tarihinde bu sayı bir rekordur. ericksonâ’un paradox, metaforlardan yararlanma ve semptomu önerme gibi tekniklerini psikoterapistler artık yaygın olarak kullanmaktadır. semptom değŸişŸtirme tekniğŸini de ilk defa milton erickson kullanmışŸtır.
erickson kendisini bir hareket veya kültün lideri olarak tanıtmamışŸtır. psikoterapi ekolü kurmak gibi bir niyeti olmadığŸı gibi aksine psikoterapistlere özgün olmayı telkin ederdi (zeig,1985). ericksonâ’un en küçük kızı olan dr.kristina erickson babasının yaklaşŸımını â“that which works ( işŸe yarayan ne varsa)┠olarak tanımlamışŸtır. erickson işŸe yarayan her şŸeyi denerdi.
şžurası tüm dünyada tartışŸmasız bir gerçeklik olarak kabul edilmektedir ki, erickson nadir bulunabilecek en yenilikçi hipnoz ustasıdır. hipnoterapi ile ilgili bir çok fenomen keşŸfetmişŸtir.

http://www.hipnoterapi.com/...
devamını gör...
amerikalı psikiyatrist ve psikoterapist milton h. erickson, tedavi amaçlı hipnoz ve telkini ilk kullanan doktordur. aile terapisi ve özellikle medikal hipnozun en önde gelen ismidir. aynı anda hem tıp hem psikoloji eğitimi almış olan erickson, kendi hayatından edindiği deneyimleri bilimin teorik verileriyle en iyi şekilde bütünleştirmiş ve ortaya eşsiz bir terapötik yaklaşım çıkarmıştır. geliştirdiği hipnoz ve telkinlerin kökeni, erickson'un 17 yaşında geçirdiği çocuk felcine kadar gider. yürümek için kendine verdiği telkinler "dolaylı telkin yöntemi"nin ilk nüveleridir.

"yatağa düştüğünde doktorların annesine sabaha çıkamayacağı sözünü duyduğunda içi öfkeyle dolmuş, annesinden dışarının manzarasını engelleyen pencerenin önündeki büyük dolabı yana çekmesini istemişti.. sabahı göremeyecekse, günbatımını mutlaka görmeliydi. böylece hem annesine yaşama arzusunu ilan edip ümit vermiş, hem de bu kısa vadeli hedefe odaklanarak kendini bekleyen ölüm tehdidine karşı korkusunu bastırmıştı. gün batımının ancak yarısını seyredebilen erickson, üç günlük bir koma halinden tamamen felçli olarak çıktı. bu halde geçirdiği uzun zaman boyunca, insanların kelimeleri nasıl kullandığını, jest ve mimiklerin iletişimdeki rolünü gözlemleriyle anlayacaktır. ona en çok acı veren şey yalnız kalmaktır. dışarıyı göremeden sandalyesinde yalnız oturduğu bir gün, aralık pencereden gelen oyun sesleri, aklını çeldi. büyük bir istekle pencereden bakmayı, diğerlerinin arasına katılmayı istedi. tam o anda sandalyesinin hafifçe kıpırdadığını fark etti. büyük bir heyecanla kendisine emirler yağdırmaya başladı: "ayaklar hareket edin! sandalyeyi sallayın!" ancak bir şey değişmedi. neden sonra yorulup bundan vazgeçti. sonraki denemesinde yine gündüz düşlerine kapıldığı anda, sandalyeyi hareket ettirebildi. erickson'un "indirekt telkin" yöntemini keşfi böyle oldu. öneriyi bilinç değil, bilinçaltı deşifre etmekte, böylece uyarılan hayal gücü vücuda, bilincin verebileceğinden daha güçlü bir şekilde telkin vermekteydi. bu olayı takip eden iki yıl süresince erickson, kendine yürümeyi öğretti ve bunu o günlerde emekleyen kız kardeşini izleyerek yaptı. erickson çocuk felci hastalığına ⓠinsan davranışı konusundaki en iyi öğretmenim┠derdi. " ( zeig, 1980 a).
dr.erickson 'un en sıra dışı özelliklerini söyleyerek iyi bir başlangıç yapabiliriz.

1. bulunduğu her türlü ortamdaki kişilere konuşmalarıyla hipnoz uygulayabilirdi.

2. toplu halde gözler açık vaziyette hipnoz yapabilir ve telkin verebilirdi.

3. yukarıdaki özelliklerinden dolayı bir çok insan erickson tarafından hipnoza alındığını yıllar sonra tesadüfen öğrendi.

erickson çocuk felci geçirmiş, uzun yıllar boyunca yataktan kalkamamıştı. ancak bu olumsuz durumu en iyi şekilde kendi yararına kullanmayı bildi. hastalığı süresince sadece gözlerini hareket ettirebildi. bu durumda yaşamdan zevk almanın yollarını düşünmeye başladı. yapılabildiği ona zevk veren tek şey, yeni şeyler keşfetmek için insanları gözlemlemekti. kız kardeşlerini gözlemlemeye başladı. kız kardeşinden öğrendiği ilk şey birinin, "evet" dediğinde, bunun hayır demek anlamına gelebildiğiydi...aynı şekilde kardeşleri "hayır" dediklerinde bunun anlamı â“evet┠olabiliyordu. erickson bu şekilde yıllarca insanları gözlemleyerek gözlemin gücünü keşfetti. sözsüz iletişim ve beden dili konusunda keşifler yapmaya başladı. öğrenme süreçlerinde bilinçaltının gücünü keşfetti. yokuş inerken yer çekiminin aşağı doğru uyguladığı kuvvet gibi insanların öğrenmesi sırasında da bilinçaltının da etken bir kuvvet olduğunu savundu.
en küçük kardeşini emekleme aşamasından yürümeyi öğrenme aşamasına kadar gözlemledi. yürümeyi öğrenmek için çocuk bilinçli hiçbir caba sarf etmiyordu. yürümeyi öğrendikten sonra da yürümeye özen göstermek için bilinçli bir çaba göstermiyordu. yürümeyi nasıl öğrendiğimizi hatırlıyor muyuz? hayır değil mi? ama yürüyoruz? buna göre her şey başlangıçta bilinç düzeyinde öğrenilebilse de sonradan öğrenilen her şey " farkında olmadan bilinçaltına inmektedir .
erickson, kız kardeşinin yürümeyi öğrenme hikayesini çok ayrıntılı şekilde terapinin başında bazı hastalarına anlatırdı. bir bebeğin yürümeyi öğrenmesini hastasına anlatarak danışanına aşağıdaki indirekt telkinleri vermiş olurdu.

1. öğrenmenin aslında ne kadar basit olduğu.

2. danışanın bilinçaltı problemlerinin ve başarısızlıklarının başlangıç zamanlarına, zihinsel küçük bir seyahat yapalım.

3. öğrenme bazen zor olsa da, azmedilirse her şeyi öğrenilebilir.

4. insanların farkında olmadıkları güçleri vardır.

erickson'un en önemli takipçileri ve bir anlamda dava arkadaşları psikolog jeffrey zeig, psikolog ernest rossi, robert pearson ve kay thompsonâ’dır. ericksonâ’un ve ernest rossiâ’nin birlikte kaleme aldıkları kitapların ve daha bir çok kitabın amerikaâ’da şu anda yok sattığını hatırlatmak gerekir. tartışmasız ericksonian yaklaşım dünyada hipnoterapi ve psikoterapinin son parlayın yıldızıdır. dr.erickson amerikaâ’da "great" (fevkalade) hipnoterapist olarak anılan tek isim olmuştur.
erickson yaygın olarak dünyanın en önde gelen hipnoz uygulayıcısı teorisyeni ve öğretmeni olarak bilinir. modern medikal hipnozun babası olarak anılan tek isimdir. amerikalılar onu "bay hipnoz" (mr.hypnosis) olarak tanıdı (secter, 1982). hipnozun saygı duyulan klinik bir araç haline gelmesinde en önemli katkılarda bulunmuştur.yalnızca phonixâ’teki ofisinde 30.000 civarında hasta ile çalıştığı tahmin edilmektedir. kendisi hakkında sadece amerikaâ’da 100 den fazla kitap yazılmıştır. dünya çapında adını taşıyan 50 adet enstitü bulunmaktadır.
aynı anda hem psikoloji okurken hem de tıp fakültesini bitirdi. bu sayede hem american psychological association (bizdeki psikologlar derneğiâ’nin karşılığı) hem de american psychiatric association (amerikan psikiyatri derneği) üyesi olabildi. yani hem psikiyatrist hem psikolog olan nadir bulunan özellikleri sahip bir bilim adamıydı.
günümüzde ericksonian hipnoz konusunda dünyada her ay en az bir kitap yayınlanmaktadır. erickson 150 makale ve 6 kitap yayınlamıştır. türkiye'de ise konu hakkında ki en geniş ve ilk türkçe kaynak şu anda okuduğunuz sayfalardır. işte size dünya ve türkiye'nin karşılaştırması.
ondan önce hipnotistler hipnozun "hipnotistin otoritesini kabul eden pasif durumdaki danışanın telkin alma kabiliyetini arttırarak ona telkinler yağdırmak â“olduğunu düşünüyorlardı. onun metodu ise içsel kaynakları (inner resources) öne çıkararak terapide kullanmaktı (hammond, 1984). erickson psikoterapi ve hipnozun bu içsel kaynakların yeniden organize edilerek daha iyi kullanılması gerektiğini savunmuştur (zeig, 1985 s.6). erickson, hipnozu danışanın problemini çözmede danışanla işbirliğini sağlamak amacı ile kullanmıştır.
erickson jay haley'in (1973) sıradışı terapi isimli kitabının basılmasından sonra kısa dönem stratejik psikoterapinin babası olarak anılmıştır (zeig, 1985 s.5). öğrencisi ve yakın arkadaşı olan haley (1980) terapinin çözüm değil, problem olduğunu savunmaktadır. problem danışanların terapide olmasıdır. çözüm danışanların bir an önce terapiden yararlanmalarını sağlamaktır. erickson, meslektaşının bu görüşünü benimsemektedir.
o, hipnoz, öğretme, psikoterapi arasındaki sınırları bulanıklaştırmıştır. çünkü o öğretirken aynı zamanda hipnoz yapmaktadır. erickson'un konferanslarının bant kayıtlarını inceleyen zeig, onun konuşmalarının hipnoz yapıcı özelliğini (zamana yayılmış hipnotik indüksiyon içerdiğini) fark etmiştir. bu durumu zeig ericksonâ’a söylediğinde o, "izleyicileri motive ediyordum" cevabını vermiştir (zeig, 1985 s.6).
1980 yılındaki uluslararası ericksonian hipnoz ve psikoterapi kongresine 2000â’in üzerinde psikoterapist katılmıştır. psikoterapi tarihinde bu sayı bir rekordur. ericksonâ’un paradox, metaforlardan yararlanma ve semptomu önerme gibi tekniklerini psikoterapistler artık yaygın olarak kullanmaktadır. semptom değiştirme tekniğini de ilk defa milton erickson kullanmıştır.
erickson kendisini bir hareket veya kültün lideri olarak tanıtmamıştır. psikoterapi ekolü kurmak gibi bir niyeti olmadığı gibi aksine psikoterapistlere özgün olmayı telkin ederdi (zeig,1985). ericksonâ’un en küçük kızı olan dr.kristina erickson babasının yaklaşımını â“that which works ( işe yarayan ne varsa)┠olarak tanımlamıştır. erickson işe yarayan her şeyi denerdi.
åžurası tüm dünyada tartışmasız bir gerçeklik olarak kabul edilmektedir ki, erickson nadir bulunabilecek en yenilikçi hipnoz ustasıdır. hipnoterapi ile ilgili bir çok fenomen keşfetmiştir.

http://www.hipnoterapi.com/...
devamını gör...


--- alıntı ---

milton erickson, çoğu terapiste tezat olarak tek bir 'metod' geliştirmeye çalışmamıştır. terapi alanındaki duruşu, daha çok bir yaklaşım olarak anlaşılabilir. önceliği danışanlarını dikkatlica algılamak, ve onlara göre bir strateji geliştirmek olmuştur. aynı zamanda, terapistlerin de kendi tarzlarını geliştirmeleri düşüncesini savunmuştur. hipnoz ve biliçdışı süreçlerin prensiplerinin, kendi terapisine yerleştirmeyi başarmıştır. ek olarak, bilinçdışı zihnin, yaratıcı ve çözüm üretici yönüne ilk işaret eden düşünür/terapisttir

--- alıntı ---

devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar