müslümanın kaybolan hassasiyeti

genellikle maddi yöndedir.
bu maddi yönde kaybolan hassasiyet de manevi anlamdaki hassasiyetlerinde yok oluşuna sebebiyet vermiştir.

örneğin kazandığımız paranın helal olup olmayışının hassasiyeti. kaybettiğimiz hassasiyetlerden.
örneğin 2.000 tl ücret alan birisi birincisi çalıştığı iş meşru mu? ikincisi bu tutardaki parayı bu çalışmamızla hak ediyor muyuz.

hadi birincisi tamam. meşru olsun. ekserimiz ikinci noktada galiba nakısız. aldığımız paranın hakkını verip veremeyişimizin cevabını galiba vicdanlarımız veriyor ve verecek.
devamını gör...
bir başka örnek: başarıda meşruiyete bakmamak da kaybolan hassasiyetlerimizden.
aklıma metin karabaşoğlu'nun "kazanırken kaybetmek" adlı denemesi geldi. bir vakit eurovision yarışmasında birinci oluşumuzu örnek göstermiş ve bu noktada derin tefekkürlere daldığını. bir müslüman türk kızının böyle bir yarışmada birinci olmasını birinci görürken kaybolan hassasiyetimizi sorgulamıştı. başarılı olunan iş nedir? örneğin bir türk güzeli dünya güzeli olsa buna sevinecekmiyiz. içten içe seviniyoruz da diyor milliyet itibarı ile. başardığımız alanı sorgulamadan.

şimdi yakın zamanda yine eurovision yarışması ve deprenen hislerimiz. birileri birinci olacak. belki bu vatanı temsil eden bir kişi olacak. iyi de kazanırken kaybettiklerimiz kısmına hangi hassasiyetlerimiz yazılacak acaba? düşünmeyecek miyiz? milyonlar tv başında olacak. milyonlar belki açık bacakları ile dans eden kızlarımızı izleyip burada dünyadan oyları toplayıp birinci olmaya çalışacağız. sonrasında ise ertesi günkü manşetlerde başlıklar... gündemimiz... müslümanın günde mi bu mu olmalı? bu tarz başarılar mı? nerede hassasiyetimiz?
devamını gör...
aslında sadece kaybolan hassasiyet değil, aşırı bir bencilleşme de söz konusu. dikkat edilirse, bir bakın paraya ve güce sahip müslümanım diyenlere daha net görebileceksiniz.
devamını gör...
müslümanlar arasında bir hassasiyet araştırması yapılırsa evet kaybolan bir hassasiyet göze çarpar. fakat kaybolan hassasiyet sadece müslümanların değildir.
genel olarak tüm dünya insanlarının bir kaybıdır. her nesil bir önceki nesilden daha saygısız yetişiyor bu kuşaklar arasındaki bilgi ve birikimin, edep ve hayanın aktarılmamasından kaynaklanıyor.
devamını gör...
yaşamın her alanında kendini gösteren kaybediştir. kaybolan bir şey yoktur, bizim kaybettiklerimiz vardır. alışmayla gelen normal sayma halidir, "ne var bunda canım" durumudur. her tür espriye gülebilme yahut her tür espriyi ulu orta yapabilme de bu alanlardan biridir. sözlükte örnekleri çoktur.
devamını gör...
haksızlık etmeyin kendisi yaşamasa da başkaları yaşasın diye dilinden elestirisinden söyleminden kaybolmayan hassasiyet.

gayet de hassastır diye katilmadigim söylem.

mesela
sol elle yemez
yere düşen ekmeği kaldırır
uzaktaki zulme üzülür

ama
her türlü haramı yer
insanı yere düşürür
yakinibdaki zulmü görmez.
devamını gör...
müslümanın hassasiyetini muhafaza etmesi zorlaştığından bu hassasiyetin törpülenme tehlikesi daima mevcuttur ve bu duruma direnmek günümüzde kolay değildir. günümüzün ihtihanı da budur.
batılı yaşam biçimi her yanımızı sarmıştır. hızlı yaşam bize müslümanlığın iyiliğini unutturmuştur. küresel sistem kollarını bütün müslüman ülkelere dolamıştır. zeminimizi kaybettiğimiz savaşlar yaşamışız. bütün bunlara karşı daimi bir direniş ve reddediş biçimi geliştirmek her müslüman için zorunluluktur. modaya direnmek, modern yaşam biçimlerine direnmek, toplumsal algılara direnmek, zararlı teknolojilere direnmek ve kadim olan kültürü, ahlakı, yaşam biçimini korumak tek çıkar yoldur. müslümanın kellesi gitse terk etmeyeceği prensipleri olmalıdır. asla esnetmeyeceği iki özelliği olmalıdır: namaz ve zekat. bu ikisi var oldukça direniş de mümkündür.
devamını gör...
şöyle hassas başlıklara bitiyorum. başına müslüman çak, içine biraz din, biraz duyar, kısmen insanlık, biraz tanrı serpiştir al sana yemelik. bunun en berbat olanı ise müslümanların en büyük sorunu kabilinde açılanları. herkes işine baksa duyar kasmak yerine her şey yavaş yavaş rayına oturacak ama başkasının imanını yola getirmekten kendimize fırsat kalmıyor.
devamını gör...
çok uzun konu, o kadar etken var anlat anlat bitmez,

1- "ikra" emrine itaatsizliki neticesinde inanç konularında zayıf manipüle edilebilir inananlar geziyor ortada. hem ilim olarak hem islam olarak saçmalık olan ama mantıklıymış gelen onca şeye inanıyor insanlar.

2- siyasilerin kendini geliştirmeyen insanları seviyelerinin geride kalmasını sağlaması ile muhakemat güçlerini zayıflatması. siyasiler bunu sadece ve sadece ceplerini doldurmak için yapıyor, ülkenin büyük ihalelerini 4 firmadan başka alan yok kimse sormuyor. hastaneler özel hastaneye çevriliyor insanlar sadece aldığı hizmeti övüyor, vergiler birilerinin cebini doldurmul önemsemiyor, ben aldığım hizmete bakarım kafasından çıkamıyor alın size örnek. bunlar nasıl oluyor, inanan topluma hiç bir halta yaramayan imam hatipler veriliyor insanlar, dine özen gösterildiğini sanıyor, içi boş din adamlarının vereceği zararı düşünen yok.

3-siyasilerin parti seçmeksizin halkı istedikleri manipüle etme güçleri var, bunu en çok ak parti yapıyor çünkü cebini dolduran onlar, bunu normal gören müslüman zihniyeti manipülasyonlar sayesinde kolayca kabul ediyor. manipülasyon ney? duble yol, hasta garantili şehir hastaneleri, imam hatipler....

4-inançlı kesimin terazilerinde, fikir, doğru, hak ve islamın aynı anda olmaması en büyük etken. itin hakkını ite, yiğidin hakkını yiğit'e vermeyen toplumun hassas olmasını beklemek saçmalıktır zaten. hassasiyeti kaybolan insanlar siyasilerin her dediğine kayıtsız şartsız inanmaya başlar sonra herkes pkk'lı fetöcü, otcu, kökcü olur.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar