cemaat, tarikat, gazete, tv, sivil toplum örgütleri, sendika, devlet vs. aklınıza her ne geliyorsa işte. alayı çürümüş, kokuşmuş, kurtlanmış durumda. rabia naz vatan olayında heriflerin kılı kıpırdamadı ya lan. konuya dair haber yapmışlar mı diye arama yapıyorum, olayın kendisini değil, savcılığın ve canikli'nin savunmalarını haber yapıyorlar. gavurluk işte tam da budur. kafir hakikati örten, hakikati görmemezlikten gelen demek değil miydi?

edit: çürümemiş tek bir kurum yahut kuruluş örnek gösterilerek iddia çürütülebilir. mesela tarihin herhangi bir diliminde veya dünyanın herhangi bir yerinde bizdeki medyanın çürümüşlüğüne denk bir çürümüşlük örnek gösterilerek de iddia çürütülebilir. hukuk, siyaset, eğitim için de aynı şey yapılabilir...
aman sakın ha ''lan acaba bir yerlerde yanlış yapıyor olabilir miyiz?'' şeklinde bir muhasebeye kalkışmayın, maazallah dinden neyin çıkarsınız. adam hristiyanlar mı yönetsin demiş. sen hristiyan mısın ki, hristiyan yönetsin? sorgulaman gereken kısım orası değil ayrıca; hristiyan dünyasındaki kurumlar ile islam dünyasındaki kurumları karşılaştırmayı deneyebilirsin.
bugün belediyeye çöp toplamak için bile eleman alınıyorsa, torpili olan biri olduğu sürece sonrakilere sıra gelmez. bunu bu memleketteki herkes bilir. çünkü torpil sahipleri bizim adamımız, diğerleri düşman kuvvetleri olarak kabul ediliyor. bu yüzden de burada yapılan şey gayri ahlaki sayılmıyor. bunları niye anlatıyorum bilmiyorum, hepiniz biliyorsunuz zaten.
bakın bir süre daha islam inancını hırslarınız, fantazileriniz, iktidarınız için kullanabilirsiniz. ama hiç mi düşünmüyorsunuz 3-5 yıl daha böyle devam etmeniz durumunda, memleket insanı islam inancını sorunlarını çözen bir nizam olarak değil de, sorunlarını çoğaltan bir şey olarak görecek diye?
devamını gör...
tüm coğrafyamızda bu kokuyu hissediyoruz ne yazık ki.
hakikati maslahatımıza göre perdelemeyi, hizmet adı altında öyle bir içselleştirmişiz ki; hakikate teslim olmak yerine, hakikati teslim almaya çalışıyoruz.
devamını gör...
çalıştığım birkaç şirketten tümevararak haklı bulduğum öneri. ne kadar din, diyanet, Allah rızası, vs diyen şirket varsa hepsinden nefret ettim. bana Allah rızası, kendine gelince audi, villa, vs. o yüzden benden uzak, Allaha yakın olsunlar. gitsinler yedikleri kul haklarının hesabını versinler.
devamını gör...
başlığı açan zatın değindiği konudan tamamen bağımsız, başlığı açış şekline ve iğrenç üslubuna benim bir cevabım var.

artık gına geldi sizin bu "müslümanlar şöyle, müslümanlar böyle, bizden adam olmaz" edebiyatımızdan. tek vasfı sözlük yazarlığı olan "beyni çürümüş" adamlar yatıp kalkıp müslümanlara giydiriyor. pardon sen kimsin? nesin sen? islam camiasına ne faydan dokundu? hayatından maddi manevi ne kadar fedakarlık yaptın bu toplumu düzeltmek için? o içi çürümüş dediğin kuruluşlardan birinin koordinatörü olarak soruyorum. sen afrika'ya yardım gönderip onların yaralarına merhem oldun mu? onca bürokrasi sorunuyla uğraşırken çoluk çocuğundan uzak kaldın mı? kudüs'e yetimhane açacağım diye israil askerleri tarafından sorguya alındı mı? ezan ıslıklandığı için, zelanda'da yapılan katliamı lanetlemek için çıkıp toplu eylem veya basın açıklaması yapıp gereken tepkiyi verdin mi? sen ne yaptın? ben sadece 2 aydır yatıp kalkıp bunlarla uğraşırken sen ne yaptın? hani bizim kurumlarımız çürük ya, biz sürekli hak yiyen, adaletten uzak insanlarız ya... oturduğun yerden bize bok atmaktan başka ne yaptın, ne yapıyorsun?

kimin imanı ne derece, kimin ameli ne kadar ne biliyorsun? Allah'ın indinde kimin ne derecesi ne kadar ne biliyorsun?
devamını gör...
islam dünyasında yaygın olmakla kalmayıp malesef resmen tercih edilen bir unsur haline gelen cehaletle doğru orantılıdır.

islam ümmeti, özellikle son 400 yıldır korkunç karanlık bir cehalet bataklığının içindedir.

üstelik, bu cehalet, müslümana bizzat yöneten sınıf tarafından pompalanmıştır. ama bir takım "yabancı" ellerin yardımıyla, ama günü kurtarma üzerine kurulu vizyonsuz ve güdük politikalarla...

bu da bir kısır döngüye yol açmıştır. zaman içinde, müslüman yöneticiler de avamlaşmış ve basitleşmiştir, kendi karanlığının, tabiri caizse bir cehalet bataklığında debelendiklerinin farkına varamayacak bir duruma gelmiştir (yahut getirilmiştir.)

bundan daha da kötüsü, cehaletin cehaleti durumudur; müslüman, modern dünya standartlarına göre ortalamanın felaket derecede altında bir cehalete battığını göremeyecek derecede cahilleştirilmiştir. boş bir özgüven ve boş bir kafayla 21. yüzyılda tutunulamayacağını anlaması mümkün olamayacak duruma gelmiştir, getirilmiştir.

kısacası 400 yıllık planların tıkır tıkır işlemesidir. günümüz müslümanı kahir ekseriyetle tongaya düştüğünü anlayamayacak derecede cahil ve güdüktür malesef ki.

inşaallah bu karanlığın panzehiri büyük bir felaket değildir, ama açıkçası ben gün geçtikçe daha da umutsuzluğa düşmekteyim bu durum hakkında...
devamını gör...
hatay kalesini kuşatıp çoluk çocuğu yiyen yamyam haçlılar.
myanmar'da katil tecavüzcü budistler.
bosna'da yüzbinlere tecavüz ve soykırım yapan batılılar
yeni zellanda'da cami basan soysuzlar.
filistin'de çocuk öldürmeyi ile bilen yahudiler.
insanlık ancak islamla şeferlenmiştir. nasibi olmayan ne yapsın?
devamını gör...
çok da müslüman olmakla alakalı olmayan durumdur. eğitim, cart, curt elbette belirleyici temeller, filizler olabilir; ama özünde iyi insan olmakla ilgili bir şeydir bu. neye göre, kime göre iyi de tartışılabilir elbette. ama binlerce atasözünü unutmuş bu toplum hala, bal tutan parmağını yalar deyişini unutmamış ise, unutulanların arasında neler olduğuna bakmak iktiza eder.
devamını gör...
günümüz muslumanlarinin- kendilerine müslümanım diyenlerin- emevi zihniyetinden kurtulmaları gerekiyor. bugun müslümanlık sandığınız şey emevi öğretilerinden yahudi hurafelerinden öteye geçemiyor. ne zaman ki kurani rehber edinmiş bireyler yetişir işte o zaman sorun çözülür.
devamını gör...
Allah affetsin genellemenin dibine vurularak giriş yapılmış başlıktır. genelleme yaparak bir insanı/topluluğu/kurumu yargılamak bir insanın başına gelebilecek en büyük manevi hastalıklardan biridir. büyük vebal, önce onu bir söyleyeyim. çünkü; hamdolsun ki derdi rızayı ilahi olan bir avuç müslüman yönetici konumundaki insan/kurum/vakıf/dernek vesilesi ile mazlum coğrafyaların yüzü gülüyor. yaralarını sarmaya vesile olan bu bir avuç insan ile...şimdi nasıl olur da onların bu çabalarını çürümüş kategorisine alabilirsin ki?

kimse kusura bakmasın ama benim derdim, duruşum; genellemesi yapılıp da bir de kurunun yanında yanan o canım yaşların, hiç yoktan çıkmış ateşini söndürmek için sırtında su taşıyan karınca olabilmek...ve en azından dertsizleri de dert sahibi yapabilmek. evet,sizi rahatsız etmeye geldim.
devamını gör...
bitik insan söylemi.
nasıl bir sendromsa artık hiç bir öz , araz ve cevher de kalmamıştır böyle düşünen birinde. modern dünyanın tüm meydan okumalarına söyleyecek hiç bir sözünüz kalmadıysa bile , zihnen de olsa bir tutum , duruş sahibi de mi değilsiniz ? nedir arkadaş bu iki uç arasında gidip gelmek ? ya göklere çıkarmak ya da yerin dibine batırmaktan aldığınız zevk nasıl bir dumandır? nedir bu çatışmacı yapıdan söylemlerden aldığınız haz? kimdir sizi bu korkulara garkeden mürşid?! ve böyle düşüncelerle nasıl birbirimizi anlamaya çalışacağız ve nasıl anlaşılacağız?

müslümanlara karşı bu kadar ürperti ve tedirginilik , kin , nefret hissdedip de yunus'un " gelin tanış olalım , işi kolay kılalım" sözünün sırrına nasıl ulaşacağız? hayata ilişkin olgu ve olaylarda nasıl barışıklık sağlayacağız? daha kendisiyle barışık olmayan insanlar , dış dünyaya nasıl bir teklifle gelecek?

sadece tek bir dala tutunarak kendini tüm dünyadan soyutladığını ve tertemiz olduğunu düşünerek kime neyi ispatlayacaksınız? müslümanlara bu kadar yabancı olacak kadar yabani hale gelmek nedir? böyle bir öfkenin idraksizliği ile nasıl bu kadar ümitsiz hale geldiniz ? ya da nasıl ücretli bir kul oldunuz?
devamını gör...
yönetenlerin kimliğinde islam ibaresi olabilir, fakat o kurum ve kuruluşların ilkeleri bize ait değil birader. seküler ilkelerle yönetilen bir makamın suçunu bize yıkma aymazlığı da ancak bir türk sekülerinden beklenirdi zaten. eferin. bak şu sözü unutma seküler çomar, siyaset bilimi’ne dair tüm alanlarda meseleleri idrak etmeni kolaylaştıracaktır: “institution her şeydir”.
devamını gör...
kendi yoğunlaştıkları alanda çok güzel işler yaptığına inandığım bir sürü müslüman stk'sı var. ama hak hukuk adalet konusunda halen -sosyalist- solcuların çok gerisindeyiz bu doğru. mazlum der dışında genel görüşün a dediğine b diyebilen bir platform benim bildiğim kadarıyla yok. "lâ"cıları saymazsak. imanın çiğnerim çiğnenirim hakkı tutar kaldırırım kısmında çiğnenme bireysel kalıyor genelde. çiğneme olunca herkes meydanlarda. birkaç müslüman hukukçu ve onların yönetiminde olduğu küçük oluşumlar... hatta onların eylemi de twitter tepkisinden ibaret çoğu zaman. "bizim adamlar" susmacılığı gerçekten var ve bu oldukça berbat, rezil bir tutum. "ama onlar da şöyle şerefsiz" demeden karşıt görüşteki kişilerin de hakkını savunacak oluşumlar lazım. çünkü şu an iktidar öyle ya da böyle dindar kesimin lehine. dolayısıyla diğerlerinin ezilmemesindeki sorumluluk da dindarlara ait.
devamını gör...
(bkz: tabi lan manyak mısın)

ülkeyi hristiyanlar yönetseydi her şey güllük gülistanlık olurdu, müslümanlar yönettiği için tüm sorunlar zaten!

Allah akıl fikir versin. çürümüşlük müslümanların yönetmesinden değil, bizim hepimizin adam gibi müslüman olamamamızdan kaynaklanıyor bunu hala anlayamadınız mı?
devamını gör...
haksız olmamakla birlikte ifade yüzünden doğruluğu gölgelenen bir çürümüşlüktür.

şöyle demeliydik; kendini müslüman etiketi altında toplayan dünya düşkünlerinin (sayıları artık diğer tüm gruplardan çok çok daha fazla) adaleti hiçe sayması.

kendini müslüman diye tanımlayan herkes böyle mi? hayır.
bu ifade ülkeyi müslümanlar asla ve hiçbir zaman yönetmemeli demek mi? hayır.

şunu gönlüm çok ferah, vicdanım çok rahat ifade edebilirim ki, müslüman etiketi ne kadar fazla kullanılıyorsa, islam ne denli fazla alet ediliyorsa adaletten, haktan, vicdandan o kadar cayılmış oluyor kurumlarda. bugüne dek beni bu konuda yanıltan kurum olmadı. bu oran git gide artıyor, bu kul hakkı aymazlığı her gün artan ivmeyle yayılıyor ve bu normalleşiyor. bu meşrulaşıyor. kul hakkını alenen yiyenlerde hiç vicdan sızlaması oluşmuyor. çocukları ise bunun asla kul hakkı olmadığını iddia ediyor. onların çocukları ise bu yaptıklarının helal! olduğunu iddia edecek, onların çocukları da bu korkunç haksızlığı ibadet ilan edecek ve şayet kıyamet kopmaz ise bir sonraki nesil de bu kötülükleri farz kılacak. gerçek böyle ortada iken, dinimi etiket haline getirenlere mi savaşmalıyım? yoksa bunu ifade ederken aşırıya kaçanları mı taşlamalıyım? soru bu. başka da soru yok. hangi tarafta olduğumuz kim olduğumuzla, insan olup olmadığımızla ilgili önce.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar