mustafa kutlu

her haliyle yazar zat. bunca içten,bunca yalın ve bunca etkileyici yazarken, işine dair söylenecek söz yok. özellikle bir dönemin çocuklarını, şimdinin gençlerini, okunan her kitabıyla yazının büyülü dünyasına çekmiştir. hürmetle anılır ismi.
devamını gör...
hikaye deyince aklıma günümüzde, ilk gelen kişŸi.dergah yayınlarının editörü. bir de sakal bırakmışŸ,şŸeker mi şŸeker olmuşŸ,fenerbahçeli yazar. bir ara istanbuldaki tekkeler ile ilgili bir belgeselini izlemişŸtim sanki.
devamını gör...
bu toprakların görüp görebileceği en büyük hikaye anlatıcılarındandır.

yoksulluk içimizde, uzun hikaye, sır, bu böyledir, chef, huzursuz bacak ve tahir sami beyin özel hayatı gibi unutulmaz eserlere imza atmıştır.

gülüşünden ve uzaklara bakışından çok şeyler öğrendiğimiz,
beyaz sakallarında hikmetler gördüğümüzdür.

o babacan paltosundan çıktığımız hocamızdır.

hakkında ne denirse densin bir şeyler hep eksik kalacaktır..
devamını gör...
hikaye adamı, kutlu insan, zarif beyefendi. türk edebiyatına yaptığı katkıları kimsenin dili anlatmaya yetmez. ne güzel bir adamdır. ne güzel hikayeleri vardır.
devamını gör...
yazmak için yazmayan adamdır.adamdır.paltosunun altından çıkanlardan ziyade , kalbinden çıkanlar beni daha fazla etkilemiştir."bu böyledir" , beni benden alan , düşüncemi engizisyona sürükleyen kitabıdır.kitaplarında okuyucuyla konuşabilecek kadar da rahattır.
devamını gör...
hazret. kendisini çok severiz... bir çok kişi yetiştirmiştir... nazan bekiroğlu "hepimiz mustafa kutlu'nun paltosundan çıktık" der... mütevazidir... hikayeleri edebiyatın neşesini taşır... kendisi de neşelidir... ofisinde baktığı kuş, camının önündeki çiçekler, üzerinde hiçbir şey olmayan masası onun neşesini artırmaktadır... uzun hikaye'si mükemmeldir... bir sene sonraki yazacağı hikayesi hazırdır... istese 3 ayda bir kitap yazacağını söylemiştir... huzursuz bacak kitabının kendisini çok zorladığını ama yeni yazdığı hikayenin daha rahat olduğunu belirtmiştir... selim ileri bir gün "türkiyede on adam göster deseler bunlardan biri mustafa kutlu olurdu" demiştir... o kadar da her çevrenin taktirini kazanmıştır. fakat nedendir bilinmez hem sol hem de sağ çevre pek görmezden gelir kendisini... şöyle başlar uzun hikayesi özlemişim:
"ben o zamanlar on altı yaşındaydım, lise birde. ince uzun bir oğlan. saçlarım kirpi gibi dik duruyor, ne yana ne geriye taranmıyor, beni deli ediyordu." valla özlemişim...
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar