mutevehhim ile sözlük röportajı

selamunaleyküm ahali;

öncelikle hurmetlerimi ve muhabbetlerimi arz ederim.

sözlük yazarlarıyla belirsiz aralıklarla yapılan röportajlarda sıra nihayet bize de gelmiş. daha önce bu mevzuya dahil olan 16 şahsın çiziktirdiklerine ulaşabileceğiniz link şudur: #5745761

her ne kadar 17. röportaj olmasına biraz içerlemiş olsam da sonunda hatırlamış olmaları da bir nevi özür sayılır. lafa gelince abisin, paşasın, kralsın, reyizsin filan... ama öyle olmuyor bu işler... neyse, fazla da şeetmeyelim.

işin şakası bir yana, varsa bir merak ettiğiniz, paylaşmak istediğiniz dilimiz döndüğünce katkı sağlamaya çalışalım inşaallah.

normalde cuma - pazar arası oluyor bu iş ama pazar günü buralarda olamayacağım büyük ihtimalle, o yüzden bir gün geriye çekildi.

buyrunuz, top sizde.

devamını gör...
selamun aleykum.
özgürlük sizin için ne ifade ediyor?
teknolojinin ilerlediği insanların yalnizlastigi şu dünyada bu kadar mutsuzun ortak mutsuzluk sebebi nedir sizce?
insanoğlunun mutluluk arayışı mutlu sonla sona erer mi?
kısıtlamak kısıtlanan bireyin kısıtlandığı konudan eylem
olarak vazgecirir. peki bireyin kısıtlanması sona erince kısıtlandığı konuya karşı bakış açısı sizce nasıl olur? üstüne mi gider yoksa kendini mahrum bırakmaya devam mi eder?

şimdiden teşekkürler.
devamını gör...
-son zamanlarda yerli/yersiz en çok şaşırdığın bilimsel-teknolojik hadise

-dünya sözlük event and management olarak seni 15 günlük bir doğa kampına gönderiyoruz ve doğa ile başbaşa kalman konusunda kendini zorlamanı istiyoruz. bu anlamda ekipman sınırlaman nasıl olur.

örn: ispirtolu kamp ocağı götürebilirsin ya da ya ben çalıçırpı toplar işimi görürüm diyebilirsin. çatal götürebilirsin ya da ben ağaçtan kendime yaparım bi çatal diyebilirsin? duş için sıcak su kazanı alır mısın? yok yea ben derede yıkanır sonra gelip ataş başında ısınır mısın? telefon foto mak. şarj etmek için solar şarj cihazı götürür müsün mesela ?
devamını gör...
--- alıntı ---

ıssız bi adaya düşsen yanına 3 şey alacak olsan bunlar ne olur?

--- alıntı ---

gelmesini beklediğim ve fakat temenni etmediğim hayati soru u n k n o w n kardeşimizden geldi. kendisine ne kadar teşekkür etsek az.

birincisi hiç tartışmasız çakı. bıçak, kama filan da olur, tutucu değilim bu konuda. ohal ilan edilene kadar çakısız çıkmazdım evden, o derece. dağda, bayırda ve adada hayat kurtarır. tavsiye ederim.

ikincisi herhalde ateş yakabileceğim bir malzeme olurdu.

üçüncüsü de, bir arkadaştan mülhem. böyle bir mevzu olduğunda "kuran-ı kerim alırım abi. hazır düşmüşken hafızlık kampı muamelesi yapar, hafızlığımı bitiririm." demişti. bana mantıklı geldi.
devamını gör...
marka eşarp bombalamış:

--- alıntı ---

selamun aleykum.
özgürlük sizin için ne ifade ediyor?
teknolojinin ilerlediği insanların yalnizlastigi şu dünyada bu kadar mutsuzun ortak mutsuzluk sebebi nedir sizce?
insanoğlunun mutluluk arayışı mutlu sonla sona erer mi?
kısıtlamak kısıtlanan bireyin kısıtlandığı konudan eylem
olarak vazgecirir. peki bireyin kısıtlanması sona erince kısıtlandığı konuya karşı bakış açısı sizce nasıl olur? üstüne mi gider yoksa kendini mahrum bırakmaya devam mi eder?

şimdiden teşekkürler.

--- alıntı ---

aleykümselam, ben teşekkür ederim.

bence dünya tarihinin en namussuz ve sinsi dönemine denk geldik. önceden savaşlar, efendilik - kölelik ya da diğer şeyler netti, sınırları belliydi. düşmanın karşındaydı, yüzüne bakıyordun, cesaretine ve bileğine göre ölüyor ya da öldürüyordun. şimdi savaşlar çok alçakça. kölelik de öyle. çağ bize özgürlük vadediyor ve özgür olduğumuzu işliyor ama durum ortada. kimisi morgıçla, kimisi krediyle, kimisi mesleğini icra edebileceği şartların sınırlılığı ile köleden beter halde. vatsap kullanmamak gibi bir seçeneğim yok mesela. neredeyse resmi işler oradan yürüyor. o yüzden akılsız telefon kullanma gibi bir özgürlüğüm yok. iki senede bir dünya kadar parayı bayılmak zorundayım. enformasyon alanına gelince, manipülasyon diz boyu. bize gündem veriliyor, biz debeleniyoruz. kitleleri yönlendirmek o kadar kolay ki... özgürlük de bunlara direnmekle ilgili biraz...

teknolojinin ilerlemesi güzel bir şey. ben seviyorum kendisini ve suçu ona atmamalıyız diye düşünüyorum. eskiden de insanlar kendilerini meşgul edecek, soyutlayacak, asosyal hale getirecek şeyler bulabiliyorlardı. kişisel olarak mutluluğun formülünün hesapsız - kitapsız münasebet kurulan insanlarla yakalanabileceğini söyleyebiliriz. aile, dostlar bizim mutluluk formülümüz. onları ihmal etmezsek sorun yaşamayız.

insanlığın mutluluk arayışı konusunu ise kolpa bir mevzu olarak görüyorum ağırlıklı olarak. eğer insanlık gerçekten külli bir mutluluk peşinde ise, zulmün ortadan kalkması için çaba sarf edilmeli. lakin biz de dahil, canımızı ve keyfimizi tehlikeye atmaktan kaçınıyoruz, işin edebiyatındayız sadece. göstermelik işler yapılıyor, hakiki bir mücadele görmüyorum, istisnalar hariç.

kısıtlamalar bence direnç doğurur. ama kısıtlamasız bir hayat da mümkün değil. o yüzden çocuk eğitiminde olduğu gibi, mantıklı bir otorite ve sınırlama yöntemi izlenmeli. ikna edilen insan itaat eder. baskılanan ya isyan eder, ya da numara yapar. ikisi de hayırlı sonuç doğurmaz.
devamını gör...
a.selam,

sıra delikanlılara gelmiş demek ki bu röportaj işinde. pazar günü ıssız adaya mı gidiyorsun hayırdır? hayırlısı olsun tabi. neyse sorulara geçelim.

- president trump gerçekten manyak mı yoksa rol mu yapıyor?

- bu mutevatir olan "küreselciler" / "ulus devletciler" ayrımı inandırıcı geliyor mu? yoğsam bu da mı yediğimiz bir gol?

- iran'ın samimiyetine inanıyor musun?

- bu zalım küreselciler eninde sonunda savaşı uzaya taşımak istiyormuş, buralar artık kesmiyormuş. duydun mu böyle bir rivayet?

- türk futbolu sen yazmadığından beri aşağı doğru gidiyor. ne zamana kadar bu tavır, bence bir el atman lazım bu işe abi. bu sene hangi takımlar küme düşer?

- ne zaman emekli olacaksın abi? *
devamını gör...
ne olacak bu atletico madrid'in bu seneki hali? anti futbol oynayarak bir lig şampiyonluğu iki yıl da üst üste şampiyonlar ligi finaline çıktınız. diego simeone, griezmann ve jan oblak gibi isimler giderse ki seneye tutmazsınız bir b planınız var mı?
devamını gör...
--- alıntı ---

son zamanlarda yerli/yersiz en çok şaşırdığın bilimsel-teknolojik hadise

-dünya sözlük event and management olarak seni 15 günlük bir doğa kampına gönderiyoruz ve doğa ile başbaşa kalman konusunda kendini zorlamanı istiyoruz. bu anlamda ekipman sınırlaman nasıl olur.

--- alıntı ---

jübilesinde kadro dışı kalan agresif golcü soruları... teşekkürler.

- şu yapay zeka meselesi epey şaşırtıyor beni ve tedirgin ediyor aynı zamanda. bilim kurgu filmlerinden aşinaydık bu meseleye ama bu kadar hızlı ilerleyeceğini düşünmemiştim açıkçası. insan faktörünün etkisizleştirilmesi ürkütücü ve pek hayra alamet değil.

- kamp meselesi... biraz ıssız adaya benzemiş. ben zaten hamdolsun her yaz buna benzer bir kamp veya uzlet dönemi geçiriyorum. önemli bir kısmı aileyle birlikte olduğu için ekipmanı daraltamıyoruz ama arkadaşlarla ya da yalnız olduğumda mümkün olanın en azıyla yetiniyorum. avlanmak ancak mecbur kalınırsa caizdir kanaatime göre, o yüzden yiyecek alıyorum. ateş için malzeme... telefon ve şarj önemsiz zira türk telekom hattım, şehir içinde bile çukur ve kuytu yerlerde çekmiyor, dağda zaten çöp.

ama çok güzel oluyor, tavsiye ederim.
devamını gör...
öncelikle geç kalmış bu röportaj sebebiyle sözlük yönetimini kınıyorum, bana kalsa ilk 3 içerisinde olmalıydı. hiç yoksa benden önce olmalıydı, neyse *

abi sözlüğün en ince gören yazarısın, o kadar ince görüyorsun ki insanlar anlamıyor. anlamıyor diyorum çünkü anlasalar artı vermeden geçemezlerdi, bakıyorum bu tür tanımlarına benden başka oy veren yok.
"söyleyeceğimi bu kadar ince söylemeyeyim de izlandalıdan başkası da anlasın" dediğin oluyor mu?
devamını gör...
saidnaci sormuş:

--- alıntı ---

neden atletico ?

--- alıntı ---

bunca yıldır bu soru ilk kez mi yöneltiliyor bana acaba? en azından ilk kez cevap veriyorum, ona eminim.

sene 1990... şimdi uzunçayır denilen metrobüs durağının orada incirlibostanspor diye bir takım vardı. orada oynuyorduk. bir hocamız vardı Allah selamet versin. bize futbolla ilgili çok şey öğretmişti. almanya görmüş bir adamdı ve taraftarlığın sadece başarıya endeksli olmaması gerektiğini anlatırdı. orada herkes kendi şehrinin takımını desteklermiş, yenilse de desteklermiş falan... neyse, bu mesele uzar.

bir seferinde takımdaki herkesi bir lig ile görevlendirdi. istiyordu ki vizyonumuz febe - gese - bejeke muhabbetiyle sınırlı kalmasın. o lig ile ilgili genel bilgileri toplayacak, takip edecek, bir takımı da özel olarak inceleyecekti. bizim kısmetimize de la liga düştü.

o zaman internet filan yok tabi bilgi kaynakları çok sınırlı. ben ufak tefek bir şeyler buldum ispanya ligi ile ilgili. takımı seçerken de gazetelerin spor sayfalarında puan cetvelleri verilirdi, oraya baktım. barça ve real'i seçsem hoca kızardı. baktım 5. sırada atletico madrid diye bir takım var, dedim bu olsun. sonra takip etmeye başladım gazetelerden. sonra olaylar gelişti.
devamını gör...
--- alıntı ---

evet mi, hayır mı? peki neden?

--- alıntı ---

ben ilerlerim aabi sorusu. gündemin esiri olmuş arkadaşımıza teşekkür ediyoruz.

öncelikle şunu söyleyeyim: anayasa değişikliği mevzuu bana çok mantıklı gelmiyor. çünkü anayasaların bir mantık temeli ve zihniyeti vardır. aradan bazı maddeleri değiştirmek ortaya bir ucube çıkmasına sebep olur. 82 anayasası militer bir mantığa sahip, bazı maddelerini sivilleştirmek netice vermiyor. yapılması gereken sıfırdan bir anayasa yapmaktı.

bence evet. hem de yetmez ama evet. benim anayasa değişikliğinde gördüğüm, cumhurbaşkanlığı makamının fiilen ortadan kalkıyor oluşu. zaten gereksizdi bence. bunun yerine yetkileri genişletilen bir başbakanlık geliyor. ben devletin içindeyim, işlerin nasıl yavaşlatılabildiğini, gereksiz oyalanmaların, prosedürlerin nelere yol açabileceğini görüyorum. bu değişiklik bunları biraz safdışı bırakmayı hedefliyor, en azından sözde böyle. ideal mi? asla. şu andakinden iyi mi? kesinlikle.

ama şunu da belirtelim. sistemlerden çok insanlar önemlidir. en iyi sistem bile kötü niyetli insanların elinde bir zulüm ve rant mekanizmasına dönüşebilir. ak parti hükümeti de özellikle menfaat konusunda iyi bir sınav vermiş değil. üst yönetim düzgün bile olsa paranın ve menfaatin olduğu yere çöreklenen güruhtan yakayı sıyıramadıkları ortada. o yüzden düzgün insanlar yetiştirmek ve her kademede yöneticilik işini onlara tevdi etmek önceliğimiz olmalı. bir de, denetim sistemi işletilmeli.

demokrasi, meclis, halk oylaması gibi konularda da ciddi muhalefetim var ama oraya girmeyelim şimdilik..
devamını gör...
ve aleykum selam... öncelikle röportaj hayırlı olsun... belki haklı olarak biraz yakınmışsınız sıranın size geç gelmesinden; ama artık röportaj sırası gelen her yazarın gücendiğini belirttiği bir şey oldu bu. geç olsun, güç olmasın diyelim...

şimdi ben kendime de sorduğum sorulardan sizin için üç tane seçme yaptım. biraz kazık sorular, evet; ama bence kesinlikle saf retorik değil. zaten şunların daha birini bile cevaplayamadım. her biri için ayrı ayrı, bir ömür düşünmeli belki... ama ben zaten insanların hayatlarında bir kez olsun bu sorularla yüzleşmek durumunda kaldıklarını düşünüyorum. yani size çok da yabancı gelmeyeceğine inandığım bu paradoksların her biri için, çağrışım yapsın ve işinizi kolaylaştırsın diye ipucu niteliğinde birkaç anahtar kavram da ilave ederek soruyorum:

1- aczini kabullenmek mi güçlü kılar insanı, yoksa yadsımak mı?

anahtar kavramlar: çocukluk, gençlik, ihtiyarlık; benlik, acz, kulluk, sabır, irade ve kuvvet.

2- sahipsizlik mi daha beter, yoksa ait olmak mı?

anahtar kavramlar: özgürlük, kulluk, birey olmak; aile, toplum ve aidiyet; serbestlik ve başıboşluk, bağlılık ve intisap.

3- ölüm, daha mı değerli kılar hayatı, yoksa değersiz mi?

anahtar kavramlar: gençlik, geçicilik; gelecek kaygısı, gaye, ümit; hayat amacı, hayatın amacı.

not: istediğiniz sorudan başlayabilir, istediklerinizi boş bırakabilirsiniz. teşekkürler.*
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar