mutsuzluğu yüceltmek

mutsuz insanların ruh hallerini matah bir şey gibi görme çabasına girmeleri sonucu gerçekleştirdikleri olay. denk geldiklerimdeki ana motto "cehalet mutluluktur" idi. yani altında şu anlamı taşıyordu bu slogan: bizim mutsuzluğumuz entelektüel ileriliğimizden geliyor, orada mutlu olanlar aslında hiçbir b*k bilmedikleri için mutlu.

bu düşüncedekilere koca bir nah çekmek isterim. mutsuzluğunuz hiçbir yücelik, üstünlük belirtisi değil. sadece kendi b*ktan bakışınızın içinizi sıkması, adına mutsuzluk dediğimiz duygudurum şeklinde tecelli etmesi söz konusu. başka hiçbir şey değil.

not: burada bahsedilen mutsuzluk dar bir kapsam alanına sahiptir. genel olarak, "nasılsın?" diye sorulduğunda "iyiyim." diyemeyen kitleye ithaf edilmiştir.
devamını gör...
islamın içerisinde yerleştirilmeye çalışılan "ne kadar çok eziyet o kadar çok sevap" yaklaşımı buna en güzel örnektir. bir evliya filminde gördüğüm sahnede evliya olan zatın canı sıcak ekmek ve taze yumurta çekiyor. "keşke şu an sıcak ekmek ve taze yumurta olsa" diye içinden geçiriyor. sonra köylülerle karşılaşıyor. köylüler bunu hırsız sanarak önce dayak atıyorlar. sonra da yanlış adamı dövdüklerini anlayınca özür dileyip kendisini sıcak ekmek ve yumurta yemek için evlerine davet ediyorlar.
ya hu Allah yarattığı bir nimeti kulundan neden saklasın veya o nimeti vermek için kuluna dayağı neden reva görsün. Allah zalim mi? Allah zalim değil ancak peygamberin ölümü ve dört halife devrinin bitişi ile başlayan ve ne yazık ki artık her islam beldesine hakim olan "allah sevdiği kula azap verir" anlayışı ne yazık ki mutsuzluğu yüceltmeye bariz bir örnektir.

“şüphesiz ki Allah insanlara hiçbir şekilde zulmetmez, fakat insanlar kendilerine zulmederler.” (yunus, 10/44)
devamını gör...
bugün okuduğum pasajda karşıma çıkan durum. düşünüyorum da mutsuzluk, insan için mutluluktan daha öğretici ve faydalı bir his olmuştur. mutluluk, sabit kalmak arzusu oluştururken, mutsuzluk yol yürümeye sevk eder insanı.

schopenhauer şöyle diyor bu konu hakkında: “bütün başarılar, mutluluk dışında bir eziyeti tercih etmenin sonucudur.” bu da farklı bir bakış açısı tabi.
devamını gör...
mutluluğu ararken, mutsuzluğa şâmil olanların mutsuzluğu yüceltmek zorunda kalması ile alakalıdır. başka çaresi kalmamıştır, çünkü mutsuzluğu yalnızlığı ile uyum sağlamıştır.

franz kafka meseleyi özetlemiş; "ve her şeye rağmen bazen şuna inanıyorum: eğer mutluluktan ölünüyorsa, bu benim başıma gelmeli. ve eğer ölüme yazgılı biri mutluluk sayesinde hayatta kalıyorsa, o zaman hayatta kalacağım."
devamını gör...
tarkovskinin hayatını bir belgesel ile takip etmiştim ya da röportaj bilemiyorum. o kadar güzel seyler konuştu ki net olarak sunu dedim iste gerçek bir zeka ve kalite. ama beni son cümleleri çok şaşırttı. şopenar'i takip etmiş olsa gerek insanların mutlu olmasını anlamadığını söyledi. hayati kavramış, bu dunyanin mahiyetine dair vukufiyeti olabilen herkes yalnızlık ve mutsuzluğu seçer gibi bir cümle kurmuştu. o zaman dedim iste: sen de tıpkı herkes gibi buna ben de dahil hayatın anlamını sadece senin bulduğun şey ile sınırlama gayesi güdüyorsun. hayatın anlamını bilen insan neden gülemesin ki? kendi umutsuz dünyalarına herkesi dahil etme düşüncesi ne kadar da sığ!
devamını gör...
mutlu insan hiç entel durmuyor bence onla alakalı bir durum mutsuzluğun bu kadar yüceltilmesi. bir tane de mutlu ama entel adam görmedim. yani mutsuzsan mutsuzsun, mutsuzluğun, hatta mutluluğun üzerine bu kadar eğilip didiklemek, ille de çok az insanın vakıf olmak zorunda olduğu düşünülen anlamlar çıkarmak, yüklemek garip gerçekten.

mutsuzluk bir miktar rahat batmasıyla ilişkili bir kavram konforu yerinde* mutsuz insanlar için. mesela bir hamal için yük taşımadığı zaman mutluluk sebebidir muhtemelen. dinlenecek çünkü. yük taşımak da mutluluk sebebi. taşımazsa para yok çünkü. aslına bakarsan bence hamal şu an mutluyum, şu an mutsuzum değerlendirmesi yapmayacak kadar yaşıyor hayatı. bu hamalı duyguları üzerinde düşünmediği için öz farkındalık geliştirememiş olmakla niteleyen de enteldir mesela. kendini ölçecek ölçütü de entel herif kendi icat etmiş, kurnazlığa bakar mısın. mandıra filozoflarının problemi tam da bu işte. adamın yapacak işi yok. oturduğu koltukta evrenin onaramayacağı derinlikte bir iz açmış. haliyle bünye vücut dışında mümkün olmayan aksiyonu beyin içinde gerçekleştirmek istiyor.
devamını gör...
tolstoy anna karenina'nın girişinde "mutlu aileler birbirine benzerler, her mutsuz aileninse kendine özgü bir mutsuzluğu vardır." diyerek yapmıştır. mutluluğun sıradanlığı karşısında mutsuzlukta özgünlük vardır, o nedenle ilgi çekicidir, dikkate değerdir. her insan farklı yaşar mutsuzluğu, yemeğin üzerindeki acı sos gibi insana hayat karşısında yaşama iştahı kazandırması da ironi olmalı.
devamını gör...
meşhur lorem ipsum paragrafında bir cümle var. o da şu: "neque porro quisquam est qui dolorem ipsum quia dolor sit amet, consectetur, adipisci velit."**** bunu diyen kişi her ne kadar sonunda birtakım şeyler elde etmiş olsa da tekrar aynı şeyleri yaşamak istemez*.) anlamı: "acıyı seven, arayan ve ona sahip olmak isteyen hiç kimse yoktur. nedeni basit. çünkü o acıdır."*** evet kimse bile bile mutsuz olmak istemez. mazoşist insanlar bile acıyla mutlu olduğu için acıyı ister. mutsuzluk istenen ve tercihe dayalı bir şey olmadığı için başa geldiğinde "mutsuzluk çok güzel bir şey yea" demek kendini farklı gösterme çabası ve züğürt tesellisinden başka bir şey değildir. tercih etmeden başına gelmiş bir şeyi övmek de ondan rahatsızlığını dile getirmektir.

fakat şöyle bir nokta var. mutsuzluk veren durumlar insana bazı şeyler katar, bu doğru. insan bu yüzden "ya şöyle şöyle oldu ama sonunda da şunu kazandım" der, şükür manasında. bunu diyen kişi her ne kadar sonunda birtakım şeyler elde etmiş olsa da tekrar aynı şeyleri yaşamak istemez*. bu bir övgü değildir. bir güzelleme de değildir. bu, olaya iyi tarafından bakmaktır. mutsuzluğu tercih etmediğini kabullenmektir. övgü şöyle olur: "mutsuzluk aslında tüm mutluluklardan üstündür. mutluluk şöyle böyle iken mutsuzluk güzeldir." bunu diyen insanın içten içe mutsuzluktan hoşlanmadığını* direk anlıyorum. çünkü mutsuzluğa maruz kalmış ve onun kötü bir şey olduğunu inkar ederek kendini teselli etmeye çalışıyor. kedinin ulaşamadığı ciğere "mundar" demesi gibi mutluluğa laf atmanın bir anlamı yok. mutluluk insanın en büyük amacıdır. yeme-içme, yaşama dahil bütün çabaları da o amaçladır. *
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar