nazım hikmet ran

dedesi mevlevi şeyhidir.annesiyle yahya kemal beyatlıarasında geçenlerden dolayı büyük üzüntüler yaşayan şair aşkları nedeniyle de büyük üzüntüler yaşamıştır.tutkulu bir aşık,iyi bir şair ve *vatansever bir vatan hainidir.


vatan haini

"nâzım hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.
amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi hikmet.
nâzım hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ."
bir ankara gazetesinde çıktı bunlar, üç sütun üstüne, kapkara haykıran puntolarla,
bir ankara gazetesinde, fotoğrafı yanında amiral vilyamson'un
66 santimetre karede gülüyor, ağzı kulaklarında, amerikan amirali
amerika, bütçemize 120 milyon lira hibe etti, 120 milyon lira.
"amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi hikmet
nâzım hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ."

evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz, ben yurt
hainiyim, ben vatan hainiyim.
vatan çiftliklerinizse,
kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,
vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,
vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,
fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,
vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,
vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa,
ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,
vatan, amerikan üsleri, amerikan bombası, amerikan donanması topuysa,
vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,
ben vatan hainiyim.
yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla :
nâzım hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.


açıklık getirmek amacıyla edit: babası hikmet beyin babası nazım paşa'dır mevlevi tarikatından olan.ayrıca kendileri selanik'in son valisidir.
devamını gör...
(bkz: mavi gözlü dev) isminde filmi çekilmiştir.
necip fazıl hayranları ile nazım hikmet hayranları hep karşı karşıya gelmiştir.
tarihe düşen diğer bir not ise yahya kemal'in nazım hikmet'in annesine duyduğu aşktır.
devamını gör...
şiileri:


21.1.924

açlık ordusu yürüyor

asya - afrika yazarlarina

ben senden önce ölmek isterim

bence sen de şimdi herkes gibisin

benerci kendini neden öldürdü ?

berkley

beş satırla

beyazit meydanı'ndaki ölü
bir acayip duygu
bir ayriliş hikayesi

bir cezaevinde, tecritteki adamın mektupları

bir gemici türküsü

bir hazin hürriyet

bir küvet hikayesi

bu vatana nasıl kıydılar

bulutlar adam öldürmesin

büyük insanlık

cevap dört numara

ceviz ağacı
ceviz ağacı ile topal yunus'un hikayesi

çankırı hapisanesinden mektuplar

çarlık rusyasının ölümü

çocuklarımıza nasihat

dünyanın en tuhaf mahluku

fakir bir şimal kilisesinde şeytan ile rahibin macerası

fevkalade memnunum dünyaya geldiğime

gazete fotoğrafları üstüne

gece gelen telgraf

gelmiş dünyanın dört bir ucundan

gerileyen türkiye yahut adnan menderes'e öğütler

giden
giderayak

gömlek, pantolon, kasket ve fötre dair

gövdemdeki kurt

gözlerin
güneşi içenlerin türküsü

güneşin sofrasında söylenen türkü

güz

haber

hasret

hasret

herkes gibi

hiciv vadisinde bir tecrübei kalemiye

hiçbir ağaç böyle harikulade bir yemiş vermemiştir

hoş geldin

hürriyet kavgası

isimsiz şiirler

istanbul'da, tevkifane avlusunda

iyimser adam

iyimserlik
japon balıkçısı

kadınlarımızın yüzleri

kalbim
kuvayi milliye

karlı kayın ormanında

kemal tahir'e mektup

kerem gibi

kırkıncı yılımız

kişlik saray

kıyamet sureleri

kız çocuğu

kore'de ölen bir yedek subayımızın menderes'e söyledikleri


lodos

mavi gözlü dev, minnacik kadın ve hanımelleri

memleketimden insan manzaraları - ikinci bölüm

memleketimi seviyorum

merhaba çocuklar

mor menekşe, aç dostlar ve altın gözlü çocuk

mukaddes karın

münevver'in doğum günü

nerden gelip nereye gidiyoruz?

nikbinlik

niyazalant sömürgesi

o ve aksakallılar

onun doğuşu ve demirhane bacası

orada tanıdıklarım - 1- 2

orkestra

otobiyografi

ölçü
ölüme dair

piraye için yazılmış : saat 21-22 şiirleri

portatif karyola

rubailer

salkımsöğüt

saman sarısı

sen

ses

sesler geliyor.....
sevgilim

silahsız insanlar

simavne kadısı oğlu şeyh bedrettin destanı

şaban oğlu selim ile kitabi
şair

şarkılarımız

şehitler

tahirle zühre meselesi

teftiş

türk köylüsü

türkiye işçi sınıfına selam

üç selvi

vasiyet

vatan haini
veda

yaşamaya dair

yine iyimserlik üstüne

yine memleketim üstüne söylenmiştir

yine ölüme dair

yirminci asra dair

yolculuk

yürümek

zafere dair

devamını gör...
otobiyografi


1902'de doğdum
doğduğum şehre dönmedim bir daha
geriye dönmeyi sevmem
üç yaşımda halep'te paşa torunluğu ettim
on dokuzumda moskova'da komünist üniversite öğrenciliği
kırk dokuzumda yine moskova'da tseka-parti konukluğu
ve on dördümden beri şairlik ederim

kimi insan otların kimi insan balıkların çeşidini bilir
ben ayrılıkların
kimi insan ezbere sayar yıldızların adını
ben hasretlerin

hapislerde de yattım büyük otellerde de
açlık çektim açlık gırevi de içinde ve tatmadığım yemek yok gibidir

otuzumda asılmamı istediler
kırk sekizimde barış madalyasının bana verilmesini
verdiler de
otuz altımda yarım yılda geçtim dört metre kare betonu
elli dokuzumda on sekiz saatta uçtum pırağ'dan havana'ya

lenin'i görmedim nöbet tuttum tabutunun başında 924'de
961'de ziyaret ettiğim anıtkabri kitaplarıdır

partimden koparmağa yeltendiler beni
sökmedi
yıkılan putların altında da ezilmedim

951'de bir denizde genç bir arkadaşla yürüdüm üstüne ölümün
52'de çatlak bir yürekle dört ay sırtüstü bekledim ölümü

sevdiğim kadınları deli gibi kıskandım
şu kadarcık haset etmedim şarlo'ya bile
aldattım kadınlarımı
konuşmadım arkasından dostlarımın

içtim ama akşamcı olmadım
hep alnımın teriyle çıkardım ekmek paramı ne mutlu bana

başkasının hesabına utandım yalan söyledim
yalan söyledim başkasını üzmemek için
ama durup dururken de yalan söyledim

bindim tirene uçağa otomobile
çoğunluk binemiyor
operaya gittim
çoğunluk gidemiyor adını bile duymamış operanın
çoğunluğun gittiği kimi yerlere de ben gitmedim 21'den beri
camiye kiliseye tapınağa havraya büyücüye
ama kahve falıma baktırdığım oldu

yazılarım otuz kırk dilde basılır
türkiye'mde türkçemle yasak

kansere yakalanmadım daha
yakalanmam da şart değil
başbakan filân olacağım yok
meraklısı da değilim bu işin
bir de harbe girmedim
sığınaklara da inmedim gece yarıları
yollara da düşmedim pike yapan uçakların altında
ama sevdalandım altmışıma yakın
sözün kısası yoldaşlar
bugün berlin'de kederden gebermekte olsam da
insanca yaşadım diyebilirim
ve daha ne kadar yaşarım
başımdan neler geçer daha
kim bilir.




11 eylül 1961 / doğu berlin.




nazım hikmet ran


devamını gör...
11.
tarihin üzerinde bölündüğü şahsiyetlerden biridir. malum bu ülkede siyaset bölücülük üzerinden yapıldığı için, tarih de bölünür. nazım hikmet, 1925 yılında istiklal mahkemeleri'nde yargılanmıştır. 1927-1938 yılları arasında askeri mahkemelerde ve ağır ceza mahkemelerinde 10 kez yargılanmıştır. en sonunda 1938'de donanma komutanlığı askeri mahkemesinde, orduyu ayaklanmaya teşvik ettiği gerekçesiyle suçlu bulunmuş ve 28 yıl 4 ay hapis cezasına mahkum edilmiştir. bu cezasından dolayı 12 yıl boyunca hapis yatmıştır. 1950 yılında iktidara gelen demokrat parti tarafından, afla serbest bırakılsa da, askerlik şubesi tarafından "askerlik görevi"ni yerine getirmesi için çağrılır. nazım hikmet öldürüleceği endişe ise bunu reddeder ve yurt dışına gider.* 1951 yılında bakanlar kurulu kararı ile vatandaşlıktan çıkarılır. gittiği ülke polonya'dır. polonya vatandaşlığına geçer ve borzecki soyadını alır. 1963 yılında da moskova'da vefat eder.

işin civcivli kısmı şu: günümüzde, elbette yaşadığı dönemde olduğu gibi, nazım hikmet sol yada sosyal demokratların sesidir. mesela günümüzde chp teşkilat ve sempatizan bağlamında düşüremez onu dilinden; ama kendisini istiklal mahkemesi dahil, 1925-1938 yıllarında ölüm cezası ile defalarca yargılayan ülkenin iktidarıdır chp. 1938 yılında ona 24 yıl hapis cezası verilmesini sağlayandır. nazım hikmet'in polemiğe girdiği ve kendisini vatana ihanetle itham eden peyami safa ise cumhuriyet gazetesi başyazarıdır. tezat olan şudur, 1938'de girdiği hapisten, 1950'de, kendisini sevmeyen sağ kesimin partisi olan demokrat parti tarafından, afla serbest bırakılarak çıkmıştır. daha sonra ise askeri bürokrasi tarafından*, vatandaşlıktan çıkarılması yönündeki talep bakanlar kurulunca karara bağlanmıştır.

1963'te vefat etmeden önce chp yine ismet paşa liderliğinde iktidarda olsa da, ne ismet paşa'nın aklına, ne de chp'nin aklına, bu vatansızlık durumuna son verip, asker kaçağı olmakla itham edilen, oysa eski bir subay olan bu eski şaire bir af çıkarılması gelmez. orada ölür, moskova'da. şiirleri ise burada okunur, türkiye'de.

burası da işin güncele dönük kısmı. günümüzde iktidarda akp var. demokrat parti damarından geldiği söylenen parti ve kültür bakanlığının çabaları ile, bakanlar kurulunda bir karara imza attı: "nazım hikmet'e "itibar"ının geri verilmesi ve vatandaşlığa geri alınması. kendisinden yaşayan yakınları nezdinde özür dilenmesi ve talep edilirse moskova'daki naaşının türkiye'ye taşınması"

ama malum zihniyet, "bizim sürdüğümüz nazım, sizin affettiğiniz nazım'a yeğdir." dercesine, bu kararı tanımadı, görmezden geldi. bir kez daha siyasetin ikiyüzlülüğüne tanık olduk. bölücülük üzerine kurulu, vatandaşı bölmüş, sanatı bölmüş, inancı bölmüş, tarihi bölmüş türk siyaseti bir kez daha hizipçi yönünü gösterdi, nazım'ın hikayesinde.
devamını gör...
14.
"...ben yanmasam
sen yanmasan
biz yanmasak,
nasıl
çıkar
karan-
lıklar
aydın-
-lığa...
hava toprak gibi gebe.
hava kurşun gibi ağır.
bağır
bağır
bağırıyorum.
koşun
kurşun
erit-
-meye
çağırıyorum..."

kerem gibi/nazım hikmet ran
devamını gör...
15.
dün (3 haz. 2011) ölümünün (3 haz. '63) yıldönümüydü, mezarı başında bir anma töreni düzenlendi. bilin bakalım kim tarafından? - türk-rus işadamları derneği! yani bir komünist burjuvaların düzenlediği bir törenle anılıyor artık, vefa çok-uluslu burjuvaziye kaldı yani. evet, sahalarda görmek istediğimiz türden manzaralar bunlar..
devamını gör...
--- alıntı ---

kemalist söylem içinde önemli şair. diyelim ki 120 kilo ağırlığında bir komiser, sanık gördüğü bir adamı yakalıyor. ar­kadaşları, kelepçe melepçe gelene kadar üzerine oturur. ismet inönü de nâzım hikmet'in üzerinde böyle 12 sene oturdu. ama ikisi rahatlıkla yer değiştirebilirdi. yani nâzım hikmet cumhurbaşkanı olabilirdi. sadece programları farklıydı. ikisi de kemalist söylem içindeydi. nâzım "cumhuriyetle yaralan­mış" değildir. iyi şairdi. ama dışarı gitmek zorunda bırakıldık­tan sonraki şiirleri iyi değil. şair dilinin içinde yüzer. koparırsan onu, olmaz. gittikten sonra bir "saman sarıs" var. onun da kurgusu iyi değil. şiirleri algı ortalaması içinde. türkiye'de algı ortalaması neyse, onu zorlamadı.

--- alıntı ---


(bkz: ece ayhan)
devamını gör...
türkiye de yazarların kimlikleri sorgulanmamaya başladığında, sadece eserleri göz önünde bulundurulduğun da, kalemi ve hitabı güçlü olduğu anlaşılacak değerli bir edebiyatçıdır / yazardır / şairdir. edebiyat tarihimize yapmış olduğu katkı yıllarca saklanılmıştır göz ardı edilmiştir.

kişisel olarak söyleyebileceğim bir durumum yok lakin devrinin 2 büyüğünden biriydi..
devamını gör...
kendisine ithaf edilmiş olan nâzım hikmet adlı hilmi yavuz'a ait olan bir şiir de bulunmaktadır.

hüzün ki en çok yakışandır bize
belki de en çok anladığımız

biz ki sessiz ve yağız
bir yazın yumağını çözerek
ve ölümü bir kepenek gibi örtüp üstümüze
ovayı köpürte köpürte akan küheylan
ve günleri hoyrat bir mahmuz
ya da atlastan bir çarkıfelek
gibi döndüre döndüre
bir mapustan bir mapusa yollandığımız

biz, ey sürgünlerin nâzım'ı derken
tutkulu, sevecen ve yalnız
gerek acının teleğinden ve gerek
lâcivert gergefinde gecelerin
şiiri bir kuş gibi örerek
halkımız, gülün sesini savurup
bir türkünün kekiğinden tüterken
der ki, böyle yazılır sevdamız

hüzün ki en çok yakışandır bize
belki de en çok anladığımız
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar