nefsini bilen rabbini bilir

"ey iman edenler, hep birden barışŸa (islam a) girin ve şžeytanın adımlarını takip etmeyin. şŸüphesiz o, size apaçık bir düşŸmandır" bakara/208

--- alıntı ---

ya rahman a uymak veya şŸeytanın adımlarını takip etmek var;

sevgili peygamberimiz "düşŸmanlarının en katısı senin içindedir " buyurmuşŸ. (beyheki nin "zühd ünden naklen KeşŸf-ül-hafa 1/143)

dünyanın bütün casusları bir araya gelseler içimizdeki nefsimiz kadar etkili olamazlar. çünkü nefsimiz yirmi dört saat bizimle beraberdir.

Onun için casuslarla mücadele teknikleri öğŸrenmek yerine dağŸdaki çobanımızdan cumhurbaşŸkanına kadar bütün insanlarımızı nefsine hakim olarak yetişŸtirmeliyiz.
nefsini bilen rabbini bilir, nefsine hakim olan kimseye mahkum olmaz.
--- alıntı ---
mahmud toptaşŸ

devamını gör...
"ey iman edenler, hep birden barışa (islam a) girin ve åžeytanın adımlarını takip etmeyin. şüphesiz o, size apaçık bir düşmandır" bakara/208

--- alıntı ---

ya rahman a uymak veya şeytanın adımlarını takip etmek var;

sevgili peygamberimiz "düşmanlarının en katısı senin içindedir " buyurmuş. (beyheki nin "zühd ünden naklen Keşf-ül-hafa 1/143)

dünyanın bütün casusları bir araya gelseler içimizdeki nefsimiz kadar etkili olamazlar. çünkü nefsimiz yirmi dört saat bizimle beraberdir.

Onun için casuslarla mücadele teknikleri öğrenmek yerine dağdaki çobanımızdan cumhurbaşkanına kadar bütün insanlarımızı nefsine hakim olarak yetiştirmeliyiz.
nefsini bilen rabbini bilir, nefsine hakim olan kimseye mahkum olmaz.
--- alıntı ---
mahmud toptaş

devamını gör...
tasavvufta öz mesabesinde olan anlayış.

bulan özünü gören yüzünü
bir yüzü dahi görmek dilemez

vuslatta olan hayrette kalan
aklın diremez kendin bulamaz

her şam u seher odlara yanar
her benzi solar ağlar gülemez

aşık olagör sadık olagör
cehd eylemeyen menzil alamaz

meftun olalı mecnun olalı
bu mısri dahi akla gelemez

sende bul
ister isen bulasın cananı sen
gayre bakma sende iste sende bul
kendi mir'atında gözle anı sen
gayre bakma sende iste sende bul

her sıfat kim sende var izle anı
gör ne sırdan feyz alır gözle anı
irişince zatına özle anı
gayre bakma sende iste sende bul

kenz-i mahfi aşikar hep sendedir
yazın kış,leyl-ü nehar hep sendedir
iki alemde ne var hep sendedir
gayre bakma sende iste sende bul

men-aref sırrına ir ko gafleti
gör ne remzeyler bu insan sureti
haşr ü neşr ile tamu'yu cenneti
gayre bakma sende iste sende bul

haşr-i suri halin inkar eyleme
gülşen iken yerini nar eyleme
enfüs ü afakı bil ar eyleme
gayre bakma sende iste sende bul

zat-ı hakkı anla zatındır senin
hem sıfatı hep sıfatındır senin
sen seni bilmek necatındır senin
gayre bakma sende iste sende bul

sureti terk eyle mana bulagör
ko sıfat-ı bahr-i zata dala gör
ey niyazi şark u garba dola gör
gayre bakma sende iste sende bul

arzularsın
nadanı terk etmeden,yaranı arzularsın
hayvanı sen geçmeden insanı arzularsın

men arefe nefsehu kad arefe rabbehu
nefsini sen bilmeden sübhan'ı arzularsın

sen bu evin kapusun henüz bulup açmadan
içindeki kenz-i bipayan'ı arzularsın

taşra üfürmek ile yalınlanır mı ocak
yönün hakk'a dönmeden ihsanı arzularsın

dağlar gibi kuşatmış benlik günahı seni
günahını bilmeden gufranı arzularsın

sen şarabı içmeden serhoş-u mest olmadan
nicesi hak emrine fermanı arzularsın

cevzin yeşil kabuğunu yemekle tad bulunmaz
zahir ile ey fakih kur'an-ı arzularsın


gurbetliğe düşmeden mihnete sataşmadan
kebap olup pişmeden büryanı arzularsın

yabandasın evin yok bir yanmış ocağın yok
ıssız dağın başında mihmanı arzularsın

ben bağ ile bostanı gezdim hıyar bulmadım
sen söğüt ağacından rumman'ı arzularsın

başsız kabak gibi bir tekerleme söz ile
yunus'leyin niyazi irfanı arzularsın

niyazi-i mısri
devamını gör...
sadrettin konevi'nin miftahul gayb adlı eserinde temellendirdiği tasavvufi yöntemle hakikate ulaşmanın biricik ve tek yolu olan zorunlu olarak nefsi bilmeye odaklandığı yöntemin dayandığı hadis.

tasavvufi yöntemde nefsi bilmek nihai hakikate ulaşmaktır der şeyhul ekber.nihai hakikat de tasavvufta tanrıdır. gerçi bazıları tasavvufi yöntemi toplu hu çekmek , mıy mıy dudak kıpırdatıp şeyhine tapmak gibi falan algılasa da bu yöntemin çok deruni bir metafizik kurgusu ve çanağı var.

zaten seyrü süluk yöntemi ile hakikate ulaşmak sadece tasavvufa ait bir yöntem de değil. tüm kültürlerde bu yöntem olduğu gibi , kartezyen felsefe 1500 lerde ortaya çıkıp felsefeyi salt bilişsel bir döngü haline getirmeden önce felsefenin de tek amacı bu seyru süluk ile hakikate ulaşmak idi. ama felsefenin yaşam tarafı felsefeden çıkartılınca, hem filozof kavramı yerine felsefeci kelimesi geldi hem de felsefe tüm temel özelliğini kaybetti.

hakikate ulaşmayı hegelci mekanik yöntem ve newtoncu matematik yöntemle sınırlamak aklın var olan potansiyelini de sınırlandırmaktır. neden daha geniş bir cevher varken salt mekanikçi ve matematikçi gerçeklikle yetinelim ki? birini reddedip diğerini almaktan bahsetmiyorum tabiki. her ikisinin de yerini yadırgamadan daha üst bir gerçekliğe ulaşmak istemenin zararı ne ki? ya da neden gerçekliğin bir mekanik ve matematik yönü var diye diğer yönünü terk edelim? madde ve mananın aynı anda beraber bir gerçekliği olmuyor mu?
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar