nezaket

"insanlara teşekkür etmeyen, Allah'a da şükretmez."

*


nezaket! nazik bir kelime... bir sehl-i mümteni... bir estetik şahikası.

nezaket bir umman; sevgiler uğuldar derinliklerinde, sevgiler coşar. nezaket bir bahçe, şevk ile yürünür tarhlarında, şavklar saçılır yediverenlerinden. nezaket hasbî bir tebessüm, kalbî bir yakınlık... nezaket bir teşekkürün adı; bir derin şükür makamı.

zamanın kadim koridorlarında ayak izlerine rastladığımız o nazik beyefendilere ve nazenin hanımefendilere ne oldu şimdi?! hani şairler sevdiklerine ve babalar kızlarına "senin teg nâzenîne nâzenîn işler münasiptir" diye iltifatta bulunur, onları nazikçe nezakete davet ederlerdi, neredeler?!.. hani centilmenler, şövalyeler, zarifler, çelebiler?!..

nezaket fikrini ne zaman kaybetti dünya?!.. ve isim haneleri açık tevkif emirnamelerine bile nezaket cümleleriyle başlanan dönemlere ne oldu sahi!
...

kişideki bir nezaket noksanı öncelikle kendisine zarar verir; ama toplumdaki nezaketsizlik dünyanın bedii direğini sarsar gitgide; güzelliğin ve iyiliğin koordinatlarını karalar. nezaket noksanı bir teşekkür noksanıdır bu yüzden.

nezaket bir gülümseyiş, nezaket bir bakış, nezaket bir merhabadır; nezaket tam çağında bir gönül alma, ta yürekten bir teşekkürdür çünki.

nezaket bir insaniyettir. o hâlde biraz daha nezaket, biraz daha.

not: kandiller biraz da dualar için, şükürler ve teşekkürler içindir.

iskender pala'nın o eşsiz kaleminden.. *
devamını gör...
oyle sonradan kazinilan bir ozellik degildir. kisi kendi ailesinde ne gorduyse o. zorlamayla olmaz. aman duzelir belki benim arkadasim diye kendinizi kandirmaya devam etmeyin, gerceklerle tez zamanda yuzlesin kendi hayriniz icin.
devamını gör...
tüm gün boyunca insanlıktan dem vurup, gece yarısından sonra balkondan aşağıya çöp atmak değildir..

küfür, argo ve kaba söylemleri hiç sevmem deyip, en yakın halı saha maçında küfürün dibine vurmak değildir.
devamını gör...
bir ödevmiş gibi algılanması korkutucu. ve nazik olmamak hemen kaba olmak demek değildir. buna karşılık açık sözlü olmak bir ödevdir( nezakete kibarlık ederek susma isini de veriyoruz çogu zaman), bu yüzden kötü yürekli ve kaba sayılmak tehlikesi olsa bile ödevdir.

(bkz: angajman)
devamını gör...
--! spoiler !--

eskiden "kapıyı kapat!" denilmezmiş.
Allah (cc) kimsenin kapısını kapatmasın diye düşünülürmüş.
"kapıyı ört, ya da sırla" denilirmiş.
kapının kapanmadan yavaşça örtülmesi edeptenmiş.

“lambayı söndür” demezlermiş.
Allah (cc) kimsenin ışığını söndürmesin.
"lambayı dinlerdir" derlermiş.
lamba yakılmaz, uyandırılırmış.

uyuyan birisi uyandırılmak için sarsılmaz veya adı ile çağırılmazmış.
"agâh ol erenoler" derlermiş.
nezaket, incelik, edeb her işin başı imiş de ondan...
ona eren uyanık olurmuş.

hanımlar beylerine "efendi" derlermiş, "siz" derlermiş. hanımefendiliklerini gösterirlermiş.

kapı eşiğindeki misafirlere ait ayakkabılar, dışarıya doğru değil, içeriye doğru çevrilirmiş.
"git bir daha gelme!" der gibi değil de.
"gitsen de ayağının yönü buraya dönük olsa" dercesine dizilirmiş.


--! spoiler !--
devamını gör...
nazik bir kelime.
bir sehl i mümteni.
bir estetik şahikası.
bir umman;sevgiler uğuldar derinliklerinde,sevgiler coşar.
bir bahçe,şevk ile yürünür tarhlarında,şavklar saçılır yediverenlerinden.
hasbi bir tebessüm,kalbi bir yakınlık...
bir teşekkürün adı;bir derin şükür makamı. *
devamını gör...
duygusal insanların genel de karıştırdığı adabı muaşeret kurallarından. hayır demeniz nezaketsizlik olarak algılanır. kimseyi kırmayacağım diye beğenmediğiniz bir şeyi beğenir gibi davranmak, kabul etmek vs bunlar nezaket değildir. kişiliğinizin baltalanmasıdır. baltalanan kişilik sahibi ise öfkeli,, melankolinin dibine vurur. bilginize.
devamını gör...
nezaket budur;
osmanlı'da bir evde hasta varsa o evin penceresine çiçek konurdu. onu gören satıcılar sessizce geçer, çocuklar başka sokakta oynardı...
devamını gör...
insanın kendini bilerek hareket etmesi,kullandığı kelimelerin,takındığı tavırların kişin kendisini utandırmaması..
nezaket sahibini anlamak da yine nezaket sahibi olmakla alakalı.
kaba ve kendini ifadeden aciz biri,bu estetikten anlamayarak insanı hayattan soğutur,güzel olan her şeyi mahvedebilir...
devamını gör...
saygı, edep, zerafet karışımı. nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya bir tavır, tutum. insanlar kabalaştıkça ihtiyaç duyulan
özlenilen insana yakışan bir huy güzelliği.
devamını gör...
"kolaylık ve nezaketten mahrum kalan herşeyden mahrum kalır."
(müslim,el-birr ve's-sıla ve'l-adab 74-75)
"nerede nezaket ve suhulet varsa orada güzellik vardır. nezaketin olmadığı her şey çirkindir".
(müslim, el-birr ve's-sıla ve'l-adab 78)
devamını gör...
nâziklik, zariflik, incelik; terbiye, edep. [far. is.]
serkisof'u çeker, nezaketle basarak kapağını açar, kaşlarının açılarını iyice daraltarak gözlüklerinin üstünden bakardı-enç

dikkat gerektiren:
mesele nezâket kesbetti.
*
devamını gör...
yılanı deliğinden çıkarır. öfkelendiğimde kuduz bir köpek gibi oluyorum bildiğin ama karşımdaki nezaket gösterince tüm havam iniyor. bende öğrenebilsem bunu keşke.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar