nightcall

aylar evvel arkadaşımdan ilk duyup dinlediğimde bu ne dandik şarkı dediğim ama geçen gün tekrar açtığımda çok hoşuma giden enteresan çalışma. birbirini aslında çok seven ama sonra kavga edip ayrılsalar da birbirlerini bir türlü unutamayan iki aşığı anlatıyormuş gibi geliyor bana.
devamını gör...
drive filminde ilk duyduğumda yayılarak oturduğum koltuktan şöyle bir dinelip bu fena bir şey yalnız diyerekten daha sonra dinlemek için not ettiğim şarkı.
devamını gör...
tarz olarak uymamasına karşın spor yaparken aşırı derece de dinleme isteği uyandıran kavinsky parçası.
üstelik drive filminde olduğu gibi tam bir yol parçasıdır.
devamını gör...
adından başlayarak sonuna dek gece şarkısı. yalnız bazı geceler günlerce ve haftalarca belki de aylarca sürebiliyor.

çok az sayıda şarkıdan biridir bu şarkı, kendime, sadece kendime söylediğim. - keşke iç sesim de london grammar vokalinin sesi kadar güzel olabilseydi.-

i'm giving you a nightcall to tell you how i feel
i want to drive you through the night, down the hills
i'm gonna tell you something you don't want to hear
i'm gonna show you where its dark, but have no fear


gecenin bir yarısı, seni *arıyorum, arıyorum her zaman olduğu üzere telefonu geç açıyorsun. biliyorum telefon elinde bir süre bilerek bekliyorsun. seni arıyorum çünkü sana nasıl hissettiğimi -ne hissettiğimi değil- anlatmak istiyorum. gecenin bir saati seni arıyorum başka anlatacak kimsem yok diye değil, seninle buluşmak için yalnızca geceler var diye. - itiraf etmesi zor, senden başka anlayacak kimse de yok- ve bu konuşmanın aydınlık bir yere gitmesi de imkansız. seni alıp gecenin, sürdükçe sürecek bir gecenin içine doğru yola düşmek istiyorum. seni çekip çıkarmak, uzaklaştırmak, seni buradan götürmek istiyorum. sana hiç de duymak istemeyeceğin bir şey söylemek istiyorum. karanlıkta bile her şeyi apaçık gösteren bir aynayı önüne koymak istiyorum. sana karanlığı, en karanlığı, karanlığın içindeki mutlak gerçeği göstermek istiyorum. korkma, sana korkunun bile var olamadığı o karanlığı göstereceğim.

there's something inside you
it's hard to explain
they're talking about you boy
but you're still the same


sende bir şey var, içinde. söylemediğin, göstermediğin, varlığını inkar ettiğin, yüzünü çevirdiğin bir şey. anlatması çok zor, tarifi pek mümkün değil. bak çocuk, senden bahsediyorlar, bak çocuk senden bahsediyorum. bak çocuk sana konuşuyorum, anlattım, yıllarca daha anlatırım. bir şey var içinde, durdukça duruyor, kıpırdamadan derine iniyor, açıklaması yapılamıyor. sende bir şey var. değişmiyorsun, anlasan da bir şey yapmıyorsun. duysan da hareket etmiyorsun. sende bir şey var, belki bilmediğimiz bir şey biliyorsun.

devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.