nizar kabbani

"el öpmez benim şiirim
doğrusu sultanlara düşer
şiirimin ellerini öpmek! " diyerek, şiirdeki iddiasını ortaya koyan ve bu iddiasına hak vermemek mümkün olmayan şair.
devamını gör...
"benim şiirim bir uçakta yolcuları rahatlatma derdinde olan bir hostes kadın değil;
uçağı kaçırma endişesinde olan bir korsan kadın olmalıdır"
mısralarıyla beni hayattan bir vakum gücüyle çekip koparan şair...
devamını gör...
işte budur!

bir tüfek istiyorum
sattım anamın yüzüğünü
bir tüfek uğruna
rehin verdim cüzdanımı

bize öğretilen dil
okuduğumuz kitaplar
ezberlediğimiz şiirler
beş para etmiyor
bir tüfek karşısında

ey devrimciler
kudüs'te, halil'de
bisan'da, ağvar'da, beyt-ül lahim'de
ey özgürlük savaşçıları nerede iseniz
ileri..daha ileri......
barış bir tiyatro oyunu
adalet bir gösteri yalnızca

åžimdi benim de bir tüfeğim var
beni de filistin'e götürün sizinle birlikte
meryem'in yüzü gibi mahzun bakışlı tepelere
peygamberin taşına yeşil kubbelere

tam yirmi yıldır
bir vatan
ve bir kimlik arıyorum
oradaki evimi
ve dikenli tellerle kuşatılmış yurdumu
çocukluğumu arıyorum
mahalle arkadaşlarımı
resimlerimi kitaplarımı
her sıcak köşeyi
her tatlı anıyı

åžimdi benim de bir tüfeğim var
beni de filistin'e götürün sizinle birlikte
ey erkekler!
yalnızca erkek gibi yaşamak
ya da erkekçe ölmek istiyorum
toprağıma zeytin ağaçları dikmek istiyorum
mis kokulu çiçekler ve portakal ağacı da
nedir bunun derdi diyen olursa
"artık derdim tüfeğimin olması yalnızca"

åžimdi benim de bir tüfeğim var
artık devrimcilerin yanındayım
dikenler ve tozlar döşeğimdir
ölümse giysimdir benim

yazgımız buymuş demiyorum
aşağılanmak yazgı olmayacak artık

ben devrimcilerle birlikteyim
ben de devrimcilerdenim
taşıdığım günden beri tüfeğimi
gözlerimde belirir oldu filistin


tek yol var filistin'e gider
o da tüfeklerin namlusundan geçer
devamını gör...

--- alıntı ---
Dostlarım
Başkaldırmıyorsa,nedir ki şiir?
Azgınları ve azışları devirmiyorsa,nedir ki şiir?
Zamanda ve mekanda
Sarsıntı yapmıyorsa, nedir ki şiir?
Kisra Nuşirevan'ın başındaki tacı
Yere çalmıyorsa, nedir ki şiir?
--- alıntı ---
devamını gör...

--- alıntı ---
ben beyrut.
şimdi o yitik zamanı düşünüyorum. su ile ateş arasındaki tarafsız bölgede geçirdiğim yitik zamanımı.
suyu seçmenin uygun bir seçim olmadığını anlıyorum işte. öyleyse niçin ateşe yönelmiyorum?
yıldızlar, güneşler, göktaşları, devrimcilerin gözleri, peygamberlerin sözleri, hepsi ateşin cevherinden yapılmış değil midir?...
--- alıntı ---
devamını gör...
neden korkuyorsun
ey çıplak kadın
kaside misali severim seni
kafiyesiz vezinsiz

bence en güzel dizelerinden, çıplaklığı aşkla ilişkilendirmesi bunu şiirden geçirmesi. sevişmeyi ve kadının sevgilisinin yanındaki çıplaklığını meşrulaştırması yalın hale getirmesi aşkı taktire şayan değilde nedir?

tüm erkeklere tavsiye ettiğim bir yazar kabbani. kadına yaklaşımı açısından. zaman zaman kadının süsüne püsüne takılsa da kafası bence kabbani sever kadını, en sevilmesi gerektiği gibi.
devamını gör...
--- alıntı ---

kaldır beni, ey aşk,
kaldır deliliğimin en tatlı nöbetleri,
ey etimdeki hançerin yolculuğu
ve yarışı bıçağın derimi...
batır beni kadınım....
deniz çağırıyor bak
daha fazla ekle ölümü...
belki de ölüm katlettikçe beni..
yeniden canlanırım.
vücudun haritamdır benim
dünya haritası artık umrumda mı sevgilim?
ben kadim başkentiyim kederin
ve yaralarım firavun gravürleri
sancım..uzanır bir petrol sahası gibi
ta beyrut’tan...çin’e kadar...
“doğum”un yedinci yüzyılında
halifelerin emriyle yollara düşen bir kervandır sancım.
kaybolmuş bir ejderin ağzında.
kalbimin kuşu... “naysani.”
ey denizin kumları, ve zeytin ağaçlıkları
ey tadı karın, ve lezzeti ateşin
benim haram çeşnim ve anlayışım
korkuyorum bilmediğimden...koru beni
korkuyorum karanlıktan... kucakla beni
üşüyorum sevgilim,
sar beni.
ninniler anlat bana,
uzan yanımda

--- alıntı ---

devamını gör...
horoz isimli bir şiiri vardır ki, dünyadaki tüm diktatörlere ithafen yazılmıştır.

--- alıntı ---

I
Mahallemizde
Kan dökücü, sadist bir horoz var.
Her sabah mahalle tavuklarının tüylerini yolar,
Onları gagalar, kovalar, üstüne çıkar,
Sonra da terk eder.
Civcivlerin adlarını bile anmaz...

II
Mahallemizde
Tan ağarırken bağıran bir horoz var.
Güçlü samson gibi
Salar kızıl sakalını.
Gece gündüz tepemize biner
Aramızda nutuk çeker
Aramızda marş okur
Aramızda pezoluk eder
Tekdir o, ölümsüzdür.
İktidar sahibi, zorbadır o.

III
Mahallemizde
Zalim, faşist, nazi kafalı
Bir horoz var işte.
Tankla çaldı iktidarı.
Pençesini özgürlüğe ve özgürlükçülere uzattı.
Bir vatanı ilga etti.
Bir halkı ilga etti.
Bir dili ilga etti.
Tarihin getirdiklerini ilga etti,
Çocukların doğumlarını ilga etti.
Çiçeklerin adlarını ilga etti.

IV
Mahallemizde
Milli bayramlarda general elbisesi giyen
Bir ırkı yiyen
İçen
Sarhoş eden
Tenlerden oluşmuş gemilere binen
Ve hayaller ordusunu yenen
Bir horoz var.

V
Mahallemizde
Bir horoz ar, Arap asıllı.
Binlerce karısıyla fethetti dünyayı!

VI
Mahallemizde
Karacahil bir horoz var işte.
Milislerden birine kumanda eden
Bütün öğrendiği; kavga ve kalleşlik.
Keyif haşhaşı üretmek
Ve döviz kalpazanlığı
Eskiden abbasının elbiselerini satar
Evlilik yüzüğünü rehin bırakır
Ölülerin dişlerini bile çalardı.

VII
Mahallemizde
Bir horoz var.
Bütün marifeti,
Altılı savaş tabancasının ateşini
Kelimelerin başına boşaltmaktır.

VIII
Mahallemizde
Sinirli, çılgın bir horoz var.
Bir gün haccac gibi konuşur ve kibirle
Yürür me'mun gibi
Caminin minaresinden haykırır:
"Kendimi ulularım ey, kendimi ulularım"
"Devlet de benim, kanun da"

IX
Mahallemizde
Nasıl gelsin bize rahmet yağmuru?
Nasıl yetişsin buğday?
Üzerimize hayır nasıl inip de
Berekete boğsun bizi?
Allah'ın yönetmediği,
Horozların hüküm sürdüğü bir yurt iken
Burası...

X
Ülkemizde
Horozun biri gider, biri gelir.
Tuğyan aynı tuğyandır.
Leninci yönetim düşer,
Amerikancı yönetim saldırır.
Ezilen hep insandır...

XI
Köyün pazarından geçerken horoz
Kibirli, tüyleri kabarık,
Omuzlarında kurtuluş madalyaları parlayarak
Bütün köyün tavukları hayranlıkla
Haykırırlar:
"Ey başbuğumuz horoz"
"Ey efendimiz horoz"
"Ey milletin generali, ey meydan erkeği"
"Sensin milyonlarca kadının sevgilisi"
"İster misin beni cariye olarak?"
"İster misin beni hizmetçi olarak?"
"Masaja ihtiyacın var mı?"

XII
Yöneticim bu hikayeyi dinlediği zaman
Horozun boğazlanmasını emretti celladına.
Öfkeli bir sesle dedi ki:
"Mahallenin veletlerinden bir horoz
Nasıl cür'et etti iktidarı benden almaya?
Nasıl cesaret etti bu horoz?
Ben tek ve ortaksız iken!"

--- alıntı ---
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar