nurullah genç

siyah gözlerine beni de götür



daha dokunmadan kurudu irem

çöllere bir türlü yağamıyorum

yeni bir koşunun başlangıcında

biraz deprem sonrası

biraz şehir hülyası

bir kalp yangınından geriye kalan

siyah gözlerine beni de götür

artık bu yerlere sığamıyorum.



pembe uçurtmalar yolladığından beri

sarardı tiryaki menekşeleri

sonbaharın tozlu kafeslerinde

sevgi turnaları yakalıyorum

turnalar gidiyor;ben kalıyorum

avareyim,asudeyim,yorgunum

bilmiyorum neden sana vurgunum

erzurum garında banklar üstünde

uyku tutmuyor karanlıkları

yitik düşlerimi kovalıyorum

gölgeler gidiyor;ben kalıyorum.



binbir türlü kokuyorsa yaylalar

siyah gözlerine beni de götür

baharın koynundan koparıp sana

ipek bir mendile sardığım yüreğimle

şehzade gülleri gönderiyorum

umutlar kalıyor;ben gidiyorum.



bütün yelkenlileri,deniz fenerlerini

kaptanları sorgulayan

yanından geçen küheylanların

korku tufanına yakalandığı

siyah gözlerine beni de götür

güneş ülkesinden gelen yiğitler

benzeri olmayan bir dünya kursun

cellat,ayrılığın boynunu vursun.



usul usul intizarı çürüten

bu hercai diken,bu çılgın arzu

sürüklüyor imkansız muştuların

eşiğine gönül vadilerini

bir ağaçtan düşen yapraklar gibi

düşüyorum tanyerine

ya topla yaralı kırlangıçları

ya da bu vefasız şarkıyı bitir

özgürlüğe giden tutsaklar gibi

siyah gözlerine beni de götür.
devamını gör...
yağmur şairi olarak bilinir. ancak "birkaç deli güvercin" kitabıyla renk, bahar, kuş, yaprak gibi birçok temayı işler. güzellikler şairi diyebiliriz..
...
bilmem neyi aradım bir ömür kışlarında
binbir gece yürüdüm hangi muamma için
zümrüd-ü anka uçar senin bakışlarında
benim rüyalarımda birkaç deli güvercin
devamını gör...

--- alıntı ---
hülya tatlı bir andır süzülür dibine selvi ağaçlarının zambakların, sevda çimenlerinin. dağlarda duman duman tütüyor sıla sıla da garibin omuzlarına güvercin gibi konan sadağında mumçiçeği serzeniş mızrakları cazibesiyle kıran saçları darmadağın bitişik bir hicrandır. ne fettan sarayların bitişik cilvekar yalnızlığı ne de bezirganları küçümseyen sultandır. gezinir içimizde hülya tatlı bir andır. ne gün başımı alıp gitsen karanlıklara çıkıyor bir köşeden karşıma kelebekler onlar da bir derbeder gibi mahrum öteden onlar da tanyerine bakıp hülyayı bekler. beyhude hekimlerin ülkesinde bir şehir çıkmaz sokaklarını düşlerimize açan bir sahura yıldızı gibi göklerde uçan köpüksüz anıların sihriyle akan nehir varlığı bestenigar, yokluğun deniz gibi gönül,safkan bir vefa atlasında şahlanır. asil fırtınalarda kaybolan bir iz gibi çölde aşk suretinde bir ahu peydahlanır. kum,yaldızlı giysiler içinde meşhur güzel ay öper eğilerek çölün yanaklarını ufukların delisi, soluk bir deniz gibi bir sayeban altında yürür hazinesine kah takılır uzaktan bir belanın sesine kah yüzü yıldızlara benzeyen bir rüyadır. bin tepede bayrağı dalgalanır leyla'nın oysa aşk,karanlıkta ölümcül bir hülyadır.
--- alıntı ---
devamını gör...
erzurum sokaklarında gece seyyahı...
åžair. bir sürü şiir kitabı var. o 10'u geçen şiir kitaplarını 2 kitaba sığdırabilseydi iyi bir şair oabilirdi.
devamını gör...
yönetim ve organizasyon dersinde, yönetim sürecini anlatırken insanlığın doğuşundan başlayıp, göktürkler zamanını, islamiyetin gelişini, osmanlının kuruluşunu ve türkiye' nin kurulmasını izah ederek, şairliğinin verdiği konuşma üslubu ve konudaki bilgi deryasıyla her bir olayı organizasyon sürecine bağlayan üniversite hocasıdır.
devamını gör...
o eski hülyaların sahile vurduğunu

yakama bir muamma taktığım gün hatırla

gurbetin mahşerimde bir sıla bulduğunu

dağlar gibi eriyip aktığım gün hatırla



nereden bileceksin, şehrin sokaklarında

kaybolan ışıkların gözlerim olduğunu

her seher yüreğimde açan karanfillerin

her akşam ellerimde sararıp solduğunu

nereden bileceksin



kim bilir, belki bir gün kapıma geleceksin

siyah tüylü martılar yorgun pencerelerde

benimle ağlayacak benimle güleceksin

göğsümde ızdırabı deniz fenerlerinin

hayatımdan fışkıran hüzne gömüleceksin



her şairin bir gülle bahtiyar olduğunu

bir sana bir göklere baktığım gün hatırla

gönlümün kahrın ile ihtiyar olduğunu

sigaramı sessizce yaktığım gün hatırla



bilemezsin içimde bir denizdir yaşamak

sen denizin en uzak noktasında şen şakrak

ben kırgın dalgalarla avunurum derinde

gemilere yosunlu mendiller bağlayarak



nereden bileceksin fesleğen köklerinin

hercai bulutlardan bıkıp usandığını

ansızın kayıveren yıldızların ardında

vuslatı bekleyen bir kalbin yandığını

nereden bileceksin



yağmura boyun büken susuz topraklar gibi

kim bilir belki bir gün kapıma geleceksin

sinesinde bi-vefa bir sırrı saklar gibi

infazına yürüyen ölü tutsaklar gibi

gözlerinin hicranlı yaşını sileceksin



tatlı bir rayihanın göklere dolduğunu

ırmaklara karışıp aktığım gün hatırla

gölgelerin ruhumu görüp kaybolduğunu

mavi bir şimşek gibi çaktığım gün hatırla



gülümse ve uzaklaş çünkü anlayamazsın

bu kopan fırtınayı yusuf'un yüreğinde

koyu bir çaresizlik ayinidir yalnızlık

züleyha'nın menekşe büyüyen gözlerinde



nereden bileceksin kayalara tutunan

devlerin birer birer vurulup öldüğünü

rüyaları süsleyen eşsiz mücevherlerin

bir dervişi görünce yere döküldüğünü

nereden bileceksin



kim bilir belki bir gün kapıma geleceksin

kollarında rüzgarlı bir deprem karanlığı

kapı aralığından sessizce gireceksin

ışıldayan bu gönül şahikası önünde

el pençe divan durup sen de eğileceksin


bülbülün lalezardan neden kovulduğunu

bu hayal zindanını yıktığım gün hatırla

balığın susuz kalıp suda boğulduğunu

acılar evreninden çıktığım gün hatırla



devamını gör...
muhteşem yüreğiyle tam bir aşk adamıdır.sohbeti keyfe erdirir insanı.okuduğu her mısra ile yağmura döner gözde yaşlar.bir taraftan güldürürken anlattıklarıyla diğer taraftan yakar kelimeleri.
devamını gör...
kendisi erzurumda bize hocalık etmiştir...iktisat fakültesinde bulunan bir şairin tüm ürkekliği üzerinde idi...onu ilk tanıdığımızda doç dr titri vardı...prof olur olmaz daha payesini almadan kapısına yazdı prof dr nurullah genç diye...burada yazıldığı gibi bir gönül adamlığını göremedik...benim aklımda kalan sizin gibi adamlar için kıymetli sesimi feda edemem diyerek bizlere mikrofonla ders anlatan tek hoca olması...büyük bir kibirle bakan gözleri...aynı nurullah genç ten mi bahsediyoruz acaba diye bir kaç defa okudum...evet evet ta kendisi...belkide bizlerden hoşlanmamıştı kimbilir...çünkü biz iktisat öğrencileri idik ve şiirlerini ezbere bilenimiz yoktu...
devamını gör...
okuduğum bütün şiirlerinde,acaba bunu hangi duygularla yazdı diye düşündüğüm şairdir.

uzandığım her hayal tutuşturdu ömrümü
her yangınla yeni bir yangın düştü cana gül
ya öldür,yarasalar okşasın cesedimi
ya da terkedip gitme beni bu isyana gül
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar