nusayri

eshab-ı kirama (peygamber efendimizin arkadaşlarına) iftira eden şianın kollarından.

on birinci imam olan hasen bin ali askeri'nin adamlarından olduğunu söyleyen ibn-i nusayr adındaki bozuk inanışlı kimseye uyanlar. eshab-ı kirama iftira eden şia, üç grupta toplanmaktadır:birincisi, tafdiliyye; hazret-i ali, eshabın en üstünüdür, diyorlar. ikincisi, seb'iyye; eshab-ı kiramdan birkaçından başkası zalim, kafir oldu diyorlar. bunlar, sebbediyor (söğüyor), kötülüyorlar. üçüncüsü gulat; hazret-i ali tanrıdır diyorlar. sebeiyye ve nusayriyye fırkaları da böyledir. ibadet etmezler. (abdülaziz dehlevi)

*
devamını gör...
nusayrîlik, dokuzuncu asırda basra’da dünyaya gelen muhammed bin nusayr tarafından kurulmuştur; islâmiyet’in eski devirlerindeki “batınî” düşüncenin, “sâbiîlik”in ve o zamanın diğer inançlarından etkilenmiş bambaşka bir sistemdir. bu inanca “alevî” adının verilmesi ise çok daha sonraları, birinci dünya savaşı senelerindedir ve bu isim savaş sonrasında işgal ettikleri suriye’yi birkaç devlete bölmek isteyen fransızlar’ın kurmayı arzuladıkları devletlerden biri olan lazkiye merkezli yönetime koydukları isimdir. suriye alevîliği’ni türk alevîliğinden ayırmak isteyen fransızlar bu yüzden “nusayrî” sözünün karşılığı olarak “arap alevîliği”, “suriye alevîliği” yahut “akdeniz alevîliği”; türkiye’deki az sayıda nusayrî için de “çukurova alevîsi” ifadelerini kullanmışlar, kavram sonradan sadece “alevî” hâline gelmiştir.

aslında, “türk alevîliği ile suriye alevîliği arasında farklar mevcuttur” demek bile gayet yanlıştır, zira bu iki inanç sistemi birnbirlerinden tamamen farklıdırlar ve aralarında hiçbir benzerlik, bağlantı, ilham, etkileşme vesaire yoktur.

meselâ, günümüzün bu bahislerdeki önemli kaynaklarından olan islâm ansiklopedisi, nusayrîliğin ana kitabının hasîbî tarafından kaleme alınan ve on altı “sûre”den meydana gelen “kitâbü’l-mecmû” olduğunu, inancın mahiyetini ve temel özelliğini eserin “şehâdet” adını taşıyan on birinci sûresinde geçen “ben nusayrî dininden, cündübî görüşünden, cünbülânî tarikatından, hasîbî mezhebinden, cillî görüşünden, meymûnî fıkhından olduğuma şehâdet ederim” ifadesinin gösterdiğini yazar.

islâm’ın reddettiği “tenasüh”, yani “öldükten sonra başka bir bedende tekrar dünyaya gelme” inancı nusayrîlik’te mevcuttur ve temel inançlardandır. nusayrî itikadına göre ruh bedenden ayrılır ama dünyaya başka bir bedende tekrar gelir. bu yeniden doğuş ölen kişinin inancına ve nasıl bir hayat sürdüğüne bağlıdır. mü’min olan bir nusayrî inancının sırlarını bilerek ve onların gerektirdiği şekilde hayat sürdüğü takdirde dünyada yedi defa doğar ve nihayet yıldızlara yükselir. ama hayatlarında inkâr ve kötülük içerisinde olanlar köpek, deve, katır yahut koyun olarak doğarlar; hattâ pis kabul edilen hayvanların yahut haşerelerin bedenlerine de girerler! böyle kötü ruhlar dünyaya defalarca hayvan olarak gelip gidecekler ve ortaya çıkacağına inanılan mehdî tarafından insan şekline getirilip öldürüleceklerdir.

aynı “tenasüh” inancı, lübnan merkezli dürzîler’de de vardır…

alıntı
devamını gör...
ülkemizde kriptoları da yoğunluktadır. özellikle medyada oldukça etkin çalışmaktalar. aydınlık gazetesi, odatv gibi kuruluşlarda ve avrasyacı kanatta toplanmışlar. ismail saymaz, ceyda karan, hüsnü mahalli, hasan sivri ve ali örnek kendini açık edenler; kripto takılan daha niceleri mevcut. bunu en net olarak reyhanlı saldırısını yapan haydutu mit lazkiye'de özel operasyonla ele geçirdiğinde gösterdikleri pişkin tavırlardan anlayabiliriz. bu zevat reyhanlı saldırısı meydana geldiğinde ortada henüz hiç delil yokken ağız birliği yapmış gibi göstermelik bir suçlu seçip yargılamıştı, her ne hikmetse. basit bir hedef şaşırtma taktiğiymiş, dün öğrendik.
devamını gör...
imam naif'in de dediği gibi;
şeytan vücuda gelip, bizzat șiiler ile nusayrilere saldırsa, " bizim yapabileceğimiz bir şey var mı ya iblis-i lain," diye mesaj gönderirim.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar