nusr-et

istanbul etiler'de bulunan bir mekan. her ne kadar fiyatları biraz pahalı dense de eti gerçekten mükemmel. şiddetle tavsiye olunur.
devamını gör...
bu nusret arkadaşı yıllar evvel vedat milordan izlemişliğim var. ne yalan söyleyim, oradaki sunumunu ve mesleğine hakimliğini, detaylardaki titizliğini gördüğümde yaptığı işe saygı duymadan edemedim.
o yıllarda beef, t-bone, kuzu madalyon falan bizim yemek kültürümüzde yeni tabirlerdi. bırakın yiyenini; duyanı bile azdı… et mühürlemeyi bile yeni yeni duyup ‘’vayy bee demek keramet bundaymış’’ dediğimiz çağlardı… ki dry age falan hak getire…
velhasılı bu işi mecraında (arjantin – amerika vs..) çıraklıktan ustalığa tatbik edip akabinde türkiye’ye taşıma fikrinden ve cesaretinden ötürü tebrik etmek gerekli nusret arkadaşı.
biraz iktisaden irdelemekte fayda var girişimini; bir kere dönem olarak iyi bir döneme denk düştü. türkiye’de zengin ve orta sınıf zümrenin çoğaldığı bir dönemde bu kitleye hitap edebilecek mantalitede bir işletme açmak iyi fikirdi. ikincisi; şehirde kebapçı – köfteci bolluğu yaşanırken amerikan usulü ızgara işletmecisi neredeyse yok gibiydi. ayrıca insanların sürekli yeni tadlar yeni hazlar peşinde koştuğu, sosyal olarak yozlaşıp birbirimize hava atmanın, daha pahalısını alıp tüketmenin ve asıl bunu diğerlerinin gözüne sokmanın moda olduğu bir dönemde piyasaya bu ortamdan nemalanabilecek bir iş fikriyle girmesi de akıllıcaydı.

kabul etmek gerekir ki sattığı ürünlerin maliyeti yediğimiz ortalama bir öğünün maliyetinden hayli fazla. sıradan köftelik kıymanın, kuşbaşının fiyatıyla 1. sınıf bir antrikotun, bifteklik etin arasında bile kasap fiyatıyla 2 kat fark varken dinlendirilmiş, 1 ay bekletilmiş etin yaşadığı su kaybından ötürü fiyatı daha da fazla olacaktır. gözardı edilen bir şey daha var ki o da şudur; en kral kebapçıda bile önünüze getirilen adana kebabında 80 – 150 gram et varken nusr-et deki porsiyonlar 300 – 400 grama varabiliyor. bu da demektir ki daha porsiyonun et maliyetinde bile bir adana kebabıyla t-bone arasında et kalitesi, fire, porsiyon gramajı farkları sebebiyle 3-4 kat fark olabilmesi gayet olası.
bu maliyete bir de fahiş dükkan kirasını eklediğinizde adam önümüze maliyetine bir tabak ızgara koysa bile pek çoğumuza zaten pahalı gelecektir.

e adam üstüne üstlük bir de talebi yakalamış kapısında kuyruk oluşturmuş, makul bir kârla bırakır mı sizi kapıdan dışarı, hangimiz bırakırız? fırsat varken elinde yüklenecek tabii fiyatlara… nereye kadar? kapıda kuyruk bitip tüm masaları dolu tutmaya devam edene kadar. günümüz ticareti bunu gerektirir. her ne satıyorsan sat, eğer kapında kuyruk oluşuyorsa, ve piyasada hatırı sayılır rakibin bulunmuyorsa malını olabildiğince pahalı satmaya devam edebilirsin.

gelelim bu fiyata değer mi kısmına… görecelidir…
ben böyle bir tadı damağımda hissetmek, o anın hazzını yaşamak isterim açıkçası. üstelik vereceğim paraya karşılık aldığım haz o anla sınırlı da kalmayacaktır. azalarak da olsa ilerde hatırladıkça o taddan dolayı haz almaya devam edebilir beynim.
bir başkası için maksat buna ilaveten ortamdan, diğer kalburüstü sayılabilecek zümreyle bir arada yemek yemekten duyacağı haz olabilir.
bir başkası da bunlara ilaveten burada yemiş olmayı sağa sola reklam etmekten haz alabilir.
tüm bunları hesaba kattığınızda bir veya birçok kez burada yemek, yemeye devam etmek bunun külfetine katlanmak insanlara makul gelebilir. istek ve bütçe meselesi…

bir yandan da şöyle düşünürüm…
hakikaten bir yemeğe 200 – 300 tl vermek lükstür. ihtiyaç sahibi pek çok insan var, damağına değil ağzına götürecek lokma bulmakta sıkıntı çekenlerimiz var. refah içinde yüzen bir dünyada, ülkede yaşamıyoruz.
majid majidi’den ‘’cennetin çocukları’’nı izleyip de oradaki ufacık çocukların yokluk içindeki cömertliklerinden, dayanışmalarından etkilenmişsem ve hala bir öğün yemeğe 200 lira vermeye devam ediyorsam riyakârımdır, sahtekârımdır.
damağım nusretteki o eti bir kere olsun tatmaktan geri duramıyorken ben o ete vereceğim 200 lirayı bir ihtiyaç sahibinin ihtiyacını karşılamakta kullanırsam da belki evliyayımdır… kimbilir?
devamını gör...
bu kadar şişirildiğini görünce milletin cebindeki para batıyor sanırım diyorum içimden.gidenlerin hepsi 40 yıllık gurme havasında çıkıyor restorandan,sırf hava cıva.
devamını gör...
survivor allstar daki yarışmacılara ızgara yapmak için dominic'e götürülmüş etiler ızgaracısı.
belki gitmişken birkaç püf noktası verir ızgara yapma sanatı adına ekranlarda kimbilir.
devamını gör...
bu arada kimse uyarmamış, bu mekanda menü gelmiyor bilginiz olsun . garsonlar canlı menü. siparişlerinizi söyleyip ve afiyetle de yedikten sonra ergenekon davası dosyaları gibi kabarık hesap fişi geliyor.
devamını gör...
zaten yoğun olan nispetiye trafiğini altüst eden yerdir. valeleri yüzünden araç park etmeye yer bulmak ise ne mümkün.
devamını gör...
vedat milor'un yediğim en iyi döner diyemeyeceğim ama yediğim en iyi sırf danadan yapılmış döner bu dediği
lahmacununu ve içli köftesini çok beğendiği mekan. sevim koş 2 içli köfte 8 liraymış.
devamını gör...
milli maç yayını özel menü ve sunumuyla 999 tl ye iteleyen pardon satış yapacak olan mekan. iyi ki bin tl değil. ya öyle olsa nasıl ödeyecektik?!
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar