nymphomaniac

"pornografik sahneler mevcutmuş" tabirinin hafif bile kalacağı film, muhtemelen.

pornografi içerikli sahneler, gerçek cinsel ilişkiden ibaret olacakmış ve soft ve hard olarak iki farklı versiyonu çekilecekmiş.
konusu ise "bir kadının doğumundan 50 yaşına kadarki cinsel yaşamı" olarak özetleniyor.

lars amca bundan önceki iki filminde (antichrist, melancholia) çalıştığı charlotte gainsbourg'ten yine vazgeçmemiş. kanımca sınır tanımayan yönetmen sınır tanımayan oyuncuyu buldu ve bırakmak istemiyor.

trier filmlerinde pornografi vardır ve son dönemlerinde bu iyice sert bir hâl almıştır. fakat bu izleyicide herhangi bir cinsel çağrışım uyandırmaz, tam tersine negatif bir etki yapar ve irrite eder.
aynı şeyin bu filmde de olup olmayacağını göreceğiz, eğer izleyebilirsek tabii. *
devamını gör...
fragmanının sonundaki "coming soon" ifadesinin evrensel geçerliliği olmayan film. şahsen bu filmin türkiye'de vizyona girdiğini düşünememek konusunda birçok kişiyle hemfikirim. girecekse de +18 değil +21 falan olmalı.
devamını gör...
fragmana bakınca heyecan vericilikten oldukça uzak olduğu gözlenen film.
söyleyebileceğim tek şey mide bulandırıcı olduğu. başlatmamak lazım sanatından falan.
devamını gör...
filmin girişinde tek seferde adını doğru söyleyemediğim için içeri alınmadığım film. bende çıkışı bekleyeyim insanlar ne düşünüyorlar , değer mi diye bekleyeyim dedim. bu sırada elimde sallama demleme çayım, çocukları izliyordum. garson kıza bunlar kim diye sordum aile filmi olmadığı için içeri alınmayanlar dedi. içim burkuldu hepsine birer çitos ısmarladım adlarını sordum olga ve helga kardeşler 2 sene önce buraya gelmişler , film hakkında en ufak bir fikirleri yok ama babam bu filme gidelim deyince annem çimcik attı dedi orada biraz huylandım. 11 yaşında ki peter ise tam bir görev adamı bana filmin posterini rica etti o garson kızdan peter'in maviş gözlerine kıyamayıp kıvırıp verdi bende evde ters çevirip masa örtüsü olacak kullanacağım. demem o'dur ki efendim bu tarz filmler bize ters hem de ciddi manada ters. başlarım senin özgürlüğüne çok mutsuzsan bas git danimarka'ya izlanda'ya hem oran buran donar hem de filme doyarsın.

bu arada selametle!
devamını gör...
türkiye'de vizyona girmeyeceğine dair haberlerin "flaş, şok oldum" tarzı söylemlerle birlikte paylaşılmasına bir türlü anlam veremediğim film. ulan ne bekliyordunuz anlamıyorum ki, sanki çok mu büyük sürpriz oldu bu. zaten ayan beyan belliydi vizyona falan girmeyeceği. hele ki yeni internet yasasını kabullenmese de bir şekilde sineye çekip buna isyan edenlere ayrı bir tavım zaten. senin o bahsettiğin pornografiyi adamlar evinde bile izlemeni istemiyor (olayın özeti bu değil ama madem herkes bu kısmına odaklanıyor biz de o şekilde söyleyelim, çünkü bazı kafalara ancak bu şekilde giriyor) sen halka açık şekilde gösterime girmesinin yasaklanmasına şaşırıyorsun. çok istiyorsan torrent sitelerine düşünce indirir izlersin. yaygara koparmanın alemi yok.

bana gelince, ben de filmi internete düşünce izlemeyi en azından deneyecek olanlardan biriyim. çünkü diğer "ah laaaaarsss naptın sen laaaaaaars yine aklımızı başımızdaan aldın laaaaaaağrrss o nasssı filim öyle laaaaaağrs"çılar kadar manyağı olmasam da severim trier amcayı, sinema dili iyidir.
devamını gör...
1. bölümünü seyrettiğim lars von trier filmi. ikincisini de seyrettikten sonra daha detaylı yorumlar yaparız inşallah fakat ilk olarak söylenebilecek şeylerden biri filmi yalnızca "pornografik" olarak nitelemenin haksızlık olacağıdır muhtemelen. yani konusu itibariyle dozu zaman zaman yükselen erotik çağrışımlar ve sahneler var elbette; fakat bunun dışında diyaloglar, göndermeler ve metaforlar oldukça iyi. (ikinci bölümü bu yöndeki fikrimi değiştirebilir belki ama açıkçası ben bundan daha pornografik olan filmler görmüştüm. ) aralarda kullanılan alıntı görüntüler ise trier dilinde pek alışkın olunmamakla beraber anlatıma farklı bir hava katmış.
devamını gör...
şöyle bir göz gezdirdiğim filim. bir sahnesi dikkatimi çekti.

sahne lokantada geçiyor. masada otururlarken adam kadına kaşığı vajinana sokarsan 5 dolar mı ne veririm diyor. kadın gidip ne kadar kaşık varsa topluyor ve hepsini yerleştiriyor. gülüyorlar falan derken masadan kalkıyorlar kadın yürüdükçe kaşıklar patır patır dökülüyor.

tabi benim aklım kaşıklarda kaldı. *
devamını gör...
istanbul film festivalinde izlemek nasip olmamıştı. lars üstad (bkz: melancholia) adlı filmiyle hepimizi derinden etkilemişti. şimdi ise nymphomaniac fragmanlarından ve yaptığım okumalara bakılırsa kadın vücudu üzerinden erkeğin varlığını yerden yere vuran gümbür gümbür bir film. aslında muhafazakar kesim olarak adlandırılan bir grup insan filmi deli gibi merak etseler de pornografik olarak adlandırılarak izleyen insanların inançlarını sorgulamayı kendilerine vazife görmektedirler. düşünmek için beyinlerini bu kadar yormasınlar, gerçekçi olsunlar.
ayrıca (bkz: dücane cündioğlu) beyefendi bir yazısında demişti ki;

--- alıntı ---

— "nachdem erst der begriff 'natur' als gegenbegriff zu 'gott' erfunden war, musste 'natürlich' das wort sein für 'verwerflich'. ("doğa kavramı, tanrı'nın karşıt-kavramı olarak tayin edilince, doğa sözcüğünün şen'î anlamına gelmesi artık kaçınılmazdı.)

lars'ın filmini ilk seyredişimde hemen aklıma nietzsche'nin bu tesbiti geldi. bu cümle, filozofun 'antichrist' (deccal) adlı risalesinde yer alır. nietzsche, kendisine lânetler yağdırdığı hristiyanlığın kökeninde, doğal olana, yani gerçekliğe karşı iflâh olmaz bir nefretin yattığını iddia eder (... ihre wurzel im hass gegen das natürliche — die wirklichkeit!); ve her şeyden evvel, doğa'ya düşman bir tanrı îcad ettiği için hristiyanlığı bütün gücüyle lânetler.

doğa'ya ve hakikate, yani insana düşman bir tanrı îcad ettiği için...

* * *
bir yanında nietzsche, diğer yanında tarkovski...

lars'ın antichrist'i, doğa ile tanrı'nın kıyasıya savaştığı bir bir zeminde varoluyor; kadın cinselliği üzerinde...

doğa şeytan'ın mabedi, kadın ise şeytan'ın bedeni...

kadın cinselliği, hristiyanlık nazarında, ilk günahtan bu yana şeytan'ın varoluş zemini... doğası... kendisi...

antichrist, sözde bir tanrının sözde bir şeytanla savaşının hikâyesi...

yanlış anlaşılmasın, erkeğin kadınla savaşı değil, kadının yine kadınla savaşı... kendisiyle...

bu nedenle tam bir tragedya!

not: skandala hazır olun diyemiyorum, zira türk intelijansiyası, her zaman olduğu gibi bu sorunu da görmezlikten gelecektir; ama utancından ve korktuğundan değil, yetersizliği yüzünden...

--- alıntı ---

yazının tamamı için lütfen tıklayınız http://yenisafak.com.tr/yaz...
anlayanlar anlamayanlara anlatmasınlar, zaten anlamayacaklardır önemli olan sizin anlayabiliyor olmanızdır.
devamını gör...
2. bölümü ilk bölümün derinliğini ve bütünselliğini yakalayamayıp aynı karakterin birbirinden bağımsız hikâyelerinin anlatıldığı kısa filmlerin bir araya getirilmesi ve trier'in fantezileriyle sapkın düşüncelerinin empoze edilmesi şeklinde gerçekleşmiş olan, finalini beğenmediğim film. ikinci bölüme dair akılda kalan şeylerden biri antichrist'ın giriş sekansına yapılan göndermeydi.
devamını gör...
şöyle üstün körü bir şekilde google görsellerde aratarak hakkında gerekli fikri edinmiş olduğum film. bir mü'minin izlemesi kesinlikle haram. hadi sanatsal kaygılarla izlediniz, bari gelip burada milleti günahınıza şahit tutmayın. bu pisliği yaymayın ve normalleştirmeyin. yapılanın normal olmadığını siz benden çok daha iyi biliyorsunuz.
devamını gör...
pornografik bi film olarak pazarlanmisti...salt boyle demek haksizlik olur...bi dram da var sonucta isin icinde...ama yine de sanirim ikinci defa seyredemem...
devamını gör...
film hakkında sonradan uzunca yazacağım ama şunu söylemezsem eksik hissederim ulan charlotte gainsbourg annen öz be öz ingiliz iken nasıl böyle iğrenç bir aksanla ingilizce konuşmayı başarıyorsun. karşındaki danimarkalı aktörün ingilizcesinde tek bir falso yok.
devamını gör...
2 ya da 3 sene önce ev arkadaşımla bir cumartesi klasiği olarak film izleyecektik. mısır işi bende film seçme de ondaydı. hastalık filmleri-tıbbi filmler diye aratmış ve film önerilerinde bu film de çıkmış. diğer çıkanların pek çoğunu izlediğimiz için bunu izleyelim demiş. bir de ben her şeyi spoiler olarak gördüğümden, film izlemeden önce ne fragman izleriz ne yorum okuruz. bodoslama başladık filme. bir on-on beş dk sonra film de bodoslamaya başladı. sonra ilk yapmamız gerekeni en son yapıp kelimenin anlamına baktık ki zaten her şey açıkmış. sonra biz bildiğimiz kulvardan ayrılmayıp bir türkü filmi ile (şu kanal 7dekilerden) gecemize devam ettik.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar