oğuz atay

türkiyede modern roman örneklerinin ilkerine sahiptir özellikle tutunamayanlar(ki postmodern olarak da nitelendirilir bu roman) bunlar arasındadır.kendine has müthis bir mizah anlayışı mevcuttur,romanların da sosyolojik tespitler bolca mevcuttur insan doğasını hep sorgulamıştır.türkiyenin dostoyevskisi olarak nitelendirilir.son romani eylembilimi bitiremeden ölmüştür.en büyük dertlerinden biri türk aydınlarının nerede(!) olduğudur.
son olarak oğuz atay okumadan ölmeyiniz.
devamını gör...
hayatının son döneminde yazmaya başlamış mühendis amca. zaten yazdıkları da hastalık dönemine denk gelmiştir. iki romanı, tutunamayanlar, oyunlarda yaşayanlar; bir oyunu, oyunun sonu, günlüğü ve öyküleri vardır. bu kadar az yazdığı için hala ölümüne ağıt tuttuğum yazardır. biraz düzmantıkçıdır bazen, çocuğun adı umut, hayallerde yaşayan karakterin adı coşkundur. ama kitaplarına baktığınızda onun hayatının panoromasını görürsünüz. hele babası... başka bir dünya başka bir evren.

(bkz: okumak hala güzel)

devamını gör...
"tutunamayanlar'da oğuz atay beni yazdı" cümlesindeki "oğuz atay" ile, "tutunamayanlar"ı yazan oğuz atay aynı insanlar değildir. biri, bir "arzu"nun herhangi bir nesnesidir; diğeri (büyük harfle) arzu'nun kendisidir. roland barthes'ın "yazma arzusu" derken neyi kast ettiği anlaşılırsa, atay'ı anlamak da kolaylaşacaktır. en azından şunu demek kolaylaşacaktır: "tutunamayanlar'da oğuz atay kimseyi yazmadı." vüs'at o. bener de dahil yani.
devamını gör...
kendi içinde apayrı bir dünya yaşatmış, çoğu zaman kimselere kendini ifade edememiş, erken ölümü sebebiyle sayılı eseri bulunmasına üzüldüğüm büyük üstad.. tutunamayanlar ve tehlikeli oyunlar adında iki romanı vardır ki sizi alır bambaşka yerlere götürür..
bir de "korkuyu beklerken" adlı, içinde tekrar tekrar okunası hikayelerin bulunduğu bir hikaye kitabı vardır. özellikle "ne evet ne hayır" adlı hikayeyi şiddetle tavsiye ederim.
devamını gör...
türk edebiyatında postmodern romanın babasıdır. kitaplarının anlaşılması için sağlam bir alt yapı gereklidir..sıradan aşk, börtü böcek romanları okuyanların anlayamayacağı yazardır. üstadı anlamak için edebiyatın, felsefenin her damarından beslenmiş olmak gerekir.. tutunamayanlar dan sonraki favorim tehlikeli oyunlardır..tutunamayanların gölgesinde kalmıştır ama anlamdaki derinlik,kurgu bakımından en az tutunamayanlar kadar başarılıdır..
devamını gör...
insanı yazdıklarıyla hayretten hayranlığa uzanan bir duygu yoğunluğuna iten yazar. nasıl bir insandır, bunları nasıl düşünmüş nasıl yazmıştır şaşar kalırsınız. edebiyatımız açısından dünyayla boy ölçüşebilecek nadir yazarlardandır. kitaplarını okuduğunda, neden onunla aynı dönemde yaşayıp da tanışamadım diye hayıflanır insan. kesinlikle karşılıklı oturulup konuşulası yazar. ne yazık ki çok geçtir bunun için o da ayrı mesele..

siz de onlardansanız eğer, bu adamın kitaplarını okuduktan sonra hayata bakışınız değişecek, eskisi gibi yaşayamaz olacaksınız. asla aklınızdan çıkmayacak o kitaplar ve belki de farkında olmadan bir karakteri olacaksınız o'nun karışık dünyasının..
devamını gör...
"bir silgi gibi tükendim ben,
başkalarının yaptıklarını silmeye çalıştım:
mürekkeple yazmışlar oysa,
ben, kurşunkalem silgisiydim.
azaldığımla
kaldım"

diyen yazar.
devamını gör...
bir edebiyat öğretmeninin, edebiyat dersinden,edebiyattan, türkçe'den bir haber yaşayan "sayısal "öğrencilerinin dikkatini çekmek için "asıl mesleği mühendislik olmasına rağmen edebi yönü gelişmiş, müthiş türkçe kullanımı olan hayal gücüyle biz okuyucularını kıskandıran yazar" olarak örnek gösterdiği yazar.
devamını gör...
hakkında her yazmak isteyişimde birkaç saat ekran karşısında kalmaktan korktuğum için her zaman vazgeçtiğim, tanımlamakta güçlük çektiğim kişi. zor iş oğuz atay'ı anlatmak.

lütfen korkuyu beklerken adlı hikâye kitabındaki babama mektup hikâyesini okuyun. okuyun ve uyuyamayın sonra.
devamını gör...
yanlış hatırlamıyorsam beynindeki tümördü rahatsızlığı.

bir gün banyoya girdi, uzun süre çıkmadı. ailesi endişe edip seslendiğinde "daha ölmedim" dedi "merak etmeyin." sonra yine merak etti ailesi çıkmayınca... sanki hissetmişti. ölmüştü oğuzcum atay.

gençti. solun intelijansiyasına ve şişirme edebiyat çevrelerine mizah ve ne yazık ki (kendisi açısndan bakınca) trajik hicivleri vardı. gitti.

bazen keşke derim, oğuzcum atay, kitaplarının sonunda tutundursaydın şu kahramanlarını, sır olup gitmeselerdi...olmazdı değil mi... tutunamayanlara ters...

tutunamadığımızı kabul edersek bir gün, bil ki senin yüzünden...
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar