okul

aziz nesin şiiri.

mapus damı bana çok şey öğretti
Ama en çok sabretmeyi
Yalnızken kalabalık olmayı
Kalabalıktayken de kendimle kalmayı
Ve sürekli kavga edip
Durmadan kendimle barışmayı
Hiç göçünüp yüksünmeden
İhanetlere katlanmayı
Beş metrede beşbin metreyi yürümeyi
Ve duvarların darlığında
Dünyaları dolaşmayı
Ve hepsinden de çok
Bütün yuvarlakları yüreğimde bileyip sivriltmeyi
insan olmayı insan olmayı..
devamını gör...
7 yaşındaki çocukları alıp fabrikadan çıkmışcasına ailesine teslim eden kurum. aynı kıyafeti giyen bin kişinin arasına giren çocuk kendini nasıl hisseder siz düşünün.

he unutmadan, yarın tekrar başlıyor bu hede...
devamını gör...
sabahın bu saatinde gidip istiklal marşı okumak istediğim mekan. ekmek elden su gölden, kopya önden.. oh be hayat bana güzel olurdu. valla !
devamını gör...
14 yıldır bitmeyen ve bir iki yıl daha bitmeyecek olan işkence. her geçen yıl daha da bıkkınlık veren ve belli bir yerden sonra gerçekten faydasız olduğunu düşünmekten uzak kalamadığım 4 duvar.
devamını gör...
sanılanın aksine oku- kökünden değil ekol kelimesinden türeyen bir isimdir. ayrıca ekol kelimesi anlamı tektip olan skola dan türediğinden ötürü okullar tektipleştirme mekanı olarak adledilebilir görüşü de vardır.

(bkz: skola)
(bkz: skolastik düşünce)
devamını gör...
kendisini oluşturan harflerin, kendilerinden bir sonraki gelen harflerle oluşturduğu kelime ile ilginçlik kazanan hede.

o ---> ö
k ---> l
u ---> ü
l ---> m
devamını gör...
üniversiteyi de içine kattın mı, ortalama 15-16 sene dirsek çürütülen bir yer. ilki, ortası, lisesi, fakültesi, masteri, doktorası neyim var. diploma bakımından en prestijlisi sonuna kadar gitmek bittabã®. oysa dirsek çürüttüğüm 16 senenin sonunda, elimde sadece okuma yazma yeteneğim ve dört işlem matematik bilgim kaldı. bu bilgiler de zaten ilkokul 3. sınıfı bitiren herkesin sahip olduğu şeyler. ve ben, ilkokulda öğrendiğim bu iki şey dışında hiçbir bilgiyi hatırlamıyorum bugün! unuttuğumu da sanmıyorum. bence hiç yeni birşey öğrenmedim aslında. o halde neden bu kadar uzun süre okula gittim ben? dalga mı geçiyorsunuz lan siz!
devamını gör...
izlerken 'bildiğin türk korku filmi işte' derken kimi anlarda ufak da olsa gerildiğiniz, esasında dehşet sıkıcı olan bu film sonunda olayların hepsinin bir hikayeden ibaret olduğunu anlamanıza vesile olduğu vakit ortamdaki herkes çoktan küfrü basmıştır, izlemezseniz kaybınız olmaz.
devamını gör...
sene 1899, adamın hası bir roman yazmış. asıl kadın hapishanede, sabah oluyor. yoklama yapılacak, herkes koridorlara çıkıyor. ikili sıra olun diye bağırıyor gardiyan.. ve herkesin sağ kolunu kaldırıp öndekinin omzuna koymasını istiyor bir tanesi.
zoruma gitti ulan, zoruma gitti. her sabah andımızdan önce, kel müdür yardımcısının bize "düzgün sıra olun, sağ kolunuzu önünüzdekinin omzuna koyun. boşluk bırakın" demesi geldi aklıma. zoruma gitti. küçük aklımla bile sırada yanımdaki arkadaşımla "niye sağ kol lan? solu koysak ne olur?" dediğimizi hatırladım. zoruma gitti.
devamını gör...
içindeki öğrenciyle anlam bulan yapıdır.

okuliçindeki öğrenci evdeki çocuk gibidir.
onlar olmayınca, sesleri odaları doldurmayınca her şey bomboş ve anlamsızdır!
okul da öyle..içinde kalem oynatan, kelâm üreten kelimeler ile cümleler kuran öğrenciler olmayınca, amfilerinde, yürüme koridorlarında, kantinlerinde, kütüphanelerinde hakikatin, doğrunun, iyinin ve bilginin sesi yankılanmayınca koca hantal bir mezar!
devamını gör...
eğitim ve öğretimin tek çatıda birleştiği örgün kurumlardır.
lakin öğrenme isteği taşıyan insan için her mekan bir okuldur, dershanedir.

devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar