olgunluk

hakkındaki olumsuz eleştiriyi en azından tartmak, düşünmek; olumlu eleştiriden de dört köşe olmamaktır benim için.
devamını gör...

ı
birbirine dolanan hayaller yumağıdır hayatımız
kim karar verebilir birbirine dokunan taş ve su
hakkında, kimin kimi ayakta tuttuğuna, ve günün
aslında kumdan, tuzdan ve ışıktan oluşmadığına?

boşlukları doldurduğumuzda belirecek hayatın
anlamı, taşı ve suyu doğru yorumladığımızda, bir
yarı öbür yarıyı anlayacak: olgunluk bize yaban
meyvesi gibidir; gevşek ağızlarımıza dokunan zehir!

kim sana verdiklerimi, senden aldıklarımı çözebilir?
birbirine dolanan hayaller yumağıdır hayatımız,
hayalleri dik tutmak gerekir.

ıı
ben yumuşak tuşlarına basacağım hayatın
sen çatıyı kur.

sırları soracağım ben,
sen hayatın anlamını ara.

yazın yönünü değiştireceğim ben
sen yolculuğa çık.

ben arka bahçeyi özleyeceğim
sen inat et.

* *
devamını gör...
biraz da yaşanmışlıkla ilgisi olandır.
ama sizin başınızdan geçmesine gerek yok bazen sadece dinleyicisindir ama daha çok yaşantılarsınız dinleyerek işte.
okumak da çok önemli, analizli.
devamını gör...
elde edilmesi kolay bir şey değildir. yıllar önceden muhabbetim olmuş fakat sonradan koptuğum birine mesaj attım bugün. delidolu biriydi. fakat o halini kaybettiğini gördüm bugün. hatta beni tanımadı bile. sadece çok az hatırladı o kadar. koptuktan sonra ne yaşadığını az çok biliyordum. öyle değişmiş ki. hani insanların olgunluk dediği şey var ya, ondan olmuş işte. neredeyse her bir kelimesinden yorgunluk damlıyordu resmen. üzüldüm haline ama bir şey de gelmedi elimden. anladım ki olgunluk sert bir meyvedir. acı ağacının meyvesidir. sert rüzgarlarla döllenir. gözyaşı ile sulanır. keder üstünde yeşerir ve dert ile beslenir. ne diyelim, Allah insana kaldıramayacağı yük yüklemez. Allah yardım etsin.
devamını gör...
kamillik... kemaliyet... kamil olmak... olgunlaşmak...
çok büyük çok dolu dolu bir kelime. öyle ki bu doluluğun altından kolay kolay da kalkılmaz. bu bir şeye erişmek ve o hal üzere sabit kalabilmek meselesi. hayata bambaşka bir pencereden bakıp önceki pencereleri tuğla ile örmek gibi. çünkü o bakıştan sonra gerisi basit kalıyor, hafif kaçıyor.

sonra o bakış rahat durmuyor. insanın önce ruhuna işliyor, sonra bakışına, sonra sözlerine ve en son da ilişkilerine. insan ile ilişkisine, alem ile ilişkisine ve kendi ile ilişkisine. insan bir önceki dönemini özler mi bilmiyorum. zira bir şeyin farkına varırsanız bir öncesine inanmanın bir kandırmaca olduğunu içten içe bilirsiniz. eğer bir kere anlam yüklediyseniz daha üstün anlamlara açık olursunuz daha düşüğe değil. bu bir yandan da insanın kendini gerçekleştirmesi meselesidir. ve sanılanın aksine yaş ile değil yaşanmışlıklarla, bambaşka bakmalarla ilgilidir.
devamını gör...
çokta şey yapmayın ya o kadar aslında basit.
azcık empatiyle kaliteli ve yerinde esprilerle direk elde edeceğiniz bir makam.
en iyi ben bilirim been.
devamını gör...
ilkokulda akrabalar hocalar gazladı gazladı bizi aferin oğlum çok olgunsun hep böyle ağırbaşlı ol diye bunun yüzünden çocukluğumuzu yaşayamadık haylazlık anım beş tane falan ya var ya yok. iyi güzel hoş lâkin içindeki çocuğu da öldürmemek gerek denge her zaman önemli.
devamını gör...
modern zamanlar öncesinde yaş ile birlikte lineer şekilde artan lakin modern zamanlarda, maskelerin ardında standart sapmasının yüksek olduğu olgu.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar