ölüm korkusu

"yaşamı tümüyle anlayıp kavrayan kimse ölümden korkmaz. ölüm korkusu, gereği yerine getirilmemiş bir yaşamın sonucudur yalnızca. vefasızlığın dışavurumudur yalnızca." kafka
devamını gör...
iman zayıflığından türeyen bir korkudur.
zira müminler için bayram olması gereken ölüm, sevgiliye kavuşturacak olan ölüm, imanımızın zayıflığı dolayısıyla ezaya dönüşebiliyor. günahlarımızın sevaplarımızdan fazla olduğunu bilmek tetikliyor bu korkuyu.

ölüm güzel şey, budur perde arkasından haber.
hiç güzel olmasaydı ölür müydü peygamber?
*
devamını gör...
1955 yapımı siyah beyaz türk filmi. yönetmen mehdi özgürel, oyuncu kadrosu muzaffer tema, belgin doruk, turan seyfioğlu, neriman köksal, kenan pars, aziz basmacı, türkan altap, özkan gürol, ali seyhan bulunmaktadır.
devamını gör...
dinlerin varlık sebebi olarak gösterilir. yalan, külliyen yalan!
işbu sebep, reenkarnasyon baz alınarak iddia edilebiliyor sanırım. zira ruh göçü sayesinde olgunlaşma ve neticede en üst mertebeye ulaşma, hindu-asyatik mitolojinin bir mahsulü.
halbuki ahiret inancının olduğu dinlerde ebedilik tasavvuru çok çok başka!

öncelikle şunu belirtelim: cahiliyye döneminde insanlar ölümle baş etmenin yolunu bulmuşlardı: (bkz: hasb) ve (bkz: neseb). [(bkz: kevser suresi), hz. peygamberin oğlu kâsım vefat edince, müşriklerden âs b. vâil hz. peygamber hakkında, “bırakın şu soyu kesik adamı. ölünce
unutulup gidecek
” demişti. bunun üzerine bu sûre inmiştir.] yani insanlar ölümsüzlüğü neslin devamı üzerinden formüle etmişlerdi.

ikincisi; din, özelde islam, cennet nuru va'dettiği kadar -hatta ondan da fazla- cehennem narı ahdeder. islam'da en çok işlenen tema buydu.
mesela hristiyanlığı hatırlayın, ne diyordu mealen isa: ''devenin iğne deliğinden geçmesi, zenginin Allah'ın melekutuna (cennet) girmesinden kolaydır.''
hem (bkz: havf ve reca)
sonsuz bir azap da 'müjdeleyen' dinler nasıl insanın ölümsüzlüğüne çare olarak gösterilir, akıl sır ermez.

şimdi pascalyan kumarbazlık ve velid bin muğire stereotipi üzerinden eleştiriliyoruz ya, işte tersten sormak lazım bizi eleştirenlere. madem biz kumarbazız, siz ne oluyorsunuz peki mister! ehl-i dünya, korkunç-ötesi uhrevi azaplardan ahireti reddederek kurtulmuyor mu, bundan büyük kumarbazlık mı olur...

sözgelimi islam'ın erken dönem mücadelesi mekke ulularının müesses nizamına karşıydı. yani islam insanlara cennet vaadettiği için değil, sömürücülerden kurtardığı için taraftar kazandı.
yahudilik firavuna meydan okuyarak gün yüzüne çıktı, hristiyanlık da judeo-grek talan çetesine.

dinler sosyal nedenlerden ötürü ortaya çıkar, metafiziksel ögeler bu hususta tali bir meseledir.

hülasa... dinler, ölümsüzlük va'dettiği için değil, adalet ve özgürlük va'dettiği için var.
dinlerin ontolojisini başka şeylerde aramak saflıktır vesselam...
devamını gör...
herkesin yaşadığı korkudur. gözlerimiz yalnız şu fani dünyayı gördüğü için normal olan korkudur. gönül gözü açılıp da ebedi alemi görebilirse insan belki bu korku azalabilir, bilmiyorum. benim henüz gönül gözlerim açılmadı. bu yüzden ölüm korkusu yaşıyorum. ve gönül gözünün açılması için de bu korkuyu iyice yaşamam gerektiğini düşünüyorum. ölüm korkusu yaşamadan ölüm korkusundan kurtulmak mümkün değil anladığım kadarıyla.
"ölmeye hazırım yarabbi" dememizi bekleyecek mi azrail? ne öyle sipariş verir gibi, tabi ki beklemeyecek.
belki can vermek o kadar da zor değildir, bunu da bilmiyorum. ama azrailin ayak seslerini duymak zor. yaşı sekseni geçmiş bir baba, kalbi tekleyen bir anne olduğu için ölüm başımızdadır.
gerçi yaşamak da zor. tesellisi olur mu ervah-ı kuburun gideni ayakta karşılayıp hoşbeş edecek olması? ervah-ı kubur deyip küçümseme, benim çocukluğumdan beri koca bir nesil gitti bir bir. uğurlayacak olandan çok karşılayacak cemaatimiz var.
yine de ölüm kokusu var ortalıkta. kalp kapakçığı kadar ne de olsa can diye tutunduğumuz.
devamını gör...
bu korkuyu yenmenin en etkili yolu ölümden sonra yok olmayacağınıza inanmaktır. tam bir tahkik-i iman durumunda bunun tamamiyle ortadan kalkacağını söyleyebiliriz. ama bu sefer de ölüm ötesi korkusu geliyor. anlaşılan korkudan kaçış mümkün değil. korku türünü seçme hakkınız her zaman saklı.
devamını gör...
bunu 80-85 yaşlarında insanlar yaşamasın. çevremizde varsa böyleleri bayramlarda ya da özel günlerde ellerini öptükten sonra kulaklarına fısıldayalım.. artık gitmen gerekiyor. hadi ama çok uzatma.

kısık bir sesle, hırıltılı bir biçimde söyleyip, söyledikten hemen sonra gözlerinin içlerine bakarak göz kırpıyoruz. anlatımı pekiştirecek böyle bir hareket
devamını gör...
hep korkulur.yapılan günahlardan ötürü lakin korkunun ecele faydası yoktur edasıyla devam edilir günaha korka korka ölümden.
devamını gör...
bab'aziz filmini izleyenlerin muhakkak hatırlayacağı vurucu sözlerden biri:

anne karnında karanlıktaki bebeğe denseydi; "dışarıda aydınlık bir dünya var, yüksek dağlarla dolu, büyük denizleri olan, dalgalanan düzlükleri olan, çiçekleri açmış güzel bahçeleri olan, dereleri olan, yıldızlarla dolu gökyüzü ve alevli güneşi olan... ve sen bu mucizelerle yüzleşmek yerine karanlıkta çevrilmiş oturuyorsun." doğmamış çocuk bu mucizeler hakkında hiçbir şey bilmediği için hiçbirine inanmayacaktır. tıpkı ölümü karşılarken bizim gibi..




devamını gör...
çok yönlü bir korkudur. kimine göre yok oluştan korkmak, kime göre belirsizlikten korkmak. şahsen ölüm olayından korkmuyorum zaten kaçınılmaz olandan neden korkayım? ruh bedenden ayrılacak, her nefis ölümü tadacak. var mı kaçış? yok. ölüm anında yaşayabileceğim ihtimaller ve bu ihtimallerin ölüm sonrasına etkisi var. tamam, hiç bir belirsizlik olmasa insan korkmaz değil mi? diyeceksin; kesinlikten kesinliğe fark var, belki de işin içinde azap var. işin sonu cehennem dahi olsa yine kaçışım yok. o yüzden bundan korkmaya gerek yok. hiçim arkadaş. hüküm rahman ve rahim olan Allah' ın. diğer yandan, cennet Allah' tan gelecek bir lütuf. her anım ibadetle geçse yine layık olamayacağım aşikar. bendeki asıl korku Allah' a kulluk yapamamanın, o' nun rızasından uzak olmanın yaşattığı korku. ölüm sadece bunu hatırlatmak için bir araç.
devamını gör...
ölmekten korkmuyorum!
korktuğum şey; Allah'ın istediği bir şekilde yaşamayıp, rabbimin karşısına günahkar bir kul olarak çıkmaktır. evet. tek korkum bu dur.
devamını gör...
imam-ı şa'ranî'nin tezkire-i kurtubî'sinde okuduğum çok ilginç bir hadis-i şerifle yakından alakalı bir mevzu.

gaye insan-ufuk peygamber, buyuruyor ki: "hayvanlar ölümden sizin bildiğinizi bilmiş olsalardı, siz onlarda semiz bir yiyecek -besin- bulamazdınız."

hani hep duyarız ya, "öleceğini bilerek yaşayan tek canlı insandır" diye... işte öyle, "hayvanlar ölüm korkusuyla yiyip içip semizlenemezlerdi, siz de onlardan beslenemezdiniz."

bunun, insandaki karşılığı da, öleceği zamanı bilmek olurdu herhalde. sonuçta insan, zaman şuuruna sahip bir canlı olarak yetişiyor, öleceğini hep biliyor içten içe. onu da hayvanlardaki gibi depresyona sokan, ancak ne zaman öleceğini öğrenmesi oluyor; şahit olmuştur çoğumuz.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar